Gazeteciden gazeteciye: Podcast yaparken neler öğrendim?

Getting your Trinity Audio player ready...

Geçtiğimiz yıl NewsLabTurkey’in düzenlediği Podcast Kuluçka Programına katıldım. 2022 Podcast Kuluçka mezunları olarak, yayına devam eden programlarımızdan hareketle, geride kalan yıl boyunca podcast yayıncılığına dair neler öğrendik merak ettim. Çiçeği burnunda podcasterlar olarak, “Podcast tanıtmak neden bu kadar zor, en etkili tanıtım araçları neler, podcastler neden bu kadar az dinleniyor? Podcast yaparken neler öğrendim?” sorularının cevaplarını bulmaya çalıştığımız bu yazı, NLTR podcast mezunlarının “biz bu podcast işini nasıl yapacağız” tadında “mutfaktan yükselen” bir sohbet aslında.

Özlem Kahveci, Futboldan hiç anlamayanlar ya da temel bilgilerini tazelemek isteyenler için naif bir 101 podcasti diyerek tanımladığı “Futboldan Hiç Anlamam” adlı programı hayata geçirirken; Özgür Can Yolcu, alanında uzman gazeteci ve akademisyenleri konuk eden, yeni nesil gazeteciliği ve haber türlerinde yapılan etik ihlallerin neler olduğunu, nasıl doğru haber yazılabileceğini aktaran Haber Atölyesi | Podcast’ini hazırlayıp sunuyor. Bu yazının yazarı -yani ben- da gazeteci Seda Karatabanoğlu ile kimi zaman haddinden fazla yüceltme yanılgısına düştüğümüz her şeye “Acaba abartmasak mı?” bakışı atarak, kutsallarımızı sorgulayan Kutsal Geyiğin Ölümü’nü hazırlayıp sunuyorum.

Öğrendiklerimizi, hatalarımızı ve planlarımızı 5 başlık altında topladık: ses kalitesi ve teknik konular; bir yayın rutini belirlemek; konuk ağırlamak; tanıtım ve sosyal medya; gelir elde etme yolları.

Ses kalitesi ve teknik konular

Podcast’e başlamak isteyenlerin en büyük çekincelerinden biri teknik konular ve programın kurgusu oluyor genelde. Öncelikle bunun haklı bir korku olduğunu kabullenmekte fayda var, zira bir podcast yayınında ses kalitesi ve ilgi çekici bir kurgu, programın dinlenilebilirliği üzerinde güçlü bir etkiye sahip.

Özlem, sinema-TV mezunu olarak kurgu konusunda tecrübeli. Hatta ses kurgusunu biraz da “hor gördüğünü” itiraf ediyor. Ancak özellikle kurgusuyla öne çıkmaya gayret eden bir podcast hazırladığı için göründüğünden çok daha karmaşık, zorlayıcı ve el oyalayıcı bir iş olduğunu söylüyor. Buradaki el oyalayıcı vurgusuna dikkat çekmekte fayda var. Aldığımız eğitimlerde de bize aktarıldığı üzere bölüm kurgusunun yayın sahipleri tarafından yapılması daima avantaj. Kurgu yapmaya alıştıktan bir süre sonra bu “matematiğin” kafamızda daha net oturduğu da paylaşılanlar arasında.

Özgür Can ise podcastlerin ses merkezli olduğunu vurgulayarak, “konu çok özgün ve özel olsa bile ses kalitesi düşük ise dinleyicileri program içinde tutmak çok zor olabiliyor” diyor. Bir diğer dikkat çektiği nokta ise program sürelerini dinleyicileri sıkmayacak şekilde planlamak. Ayrıca, “Dinleyiciyi, enformasyon bombardımanına tutmamaya özen gösteriyoruz” diyor. 

“Kurguyu yapacak vaktim olmuyor, o işle bir başkası ilgileniyor diyorsanız” (Kutsal Geyiğin Ölümü’nde işleyiş böyle, bölüm kurgularını Serdar Varol üstleniyor) “en azından” acil durumlarda kendinizi kurtaracak kadar temel seviyede kurgu programlarına hakim olmanızı önerebiliriz. Podcast kuluçka eğitiminde temel seviyede kurgu eğitimi alıyor ve pratik yapıyorsunuz. Ancak bunu geliştirmenin ve hızlanmanın en iyi çözümü, kurgunuzu da üstlenmek oluyormuş. Sık sık kendime tekrarladığım gibi, “Kendi kurgunu kendin yapmayı öğrenmelisin ya da bunun için zaman yaratmalısın” notunu da ekleyeyim. 

Ses kalitesi de sıkı podcast takipçileri başta olmak üzere dinleyiciler için önemli bir başlık. Sadece kulağa hitap eden bir mecrada, sesin temiz, anlaşılır ve sorunsuz olması dinleyicilere sağlamamız beklenen az sayıda koşuldan belki de en temeli. Ancak ses kalitesi ve iyi ekipmanlara sahip olmak podcastinizin iyi olacağı veya çok dinleneceği anlamına gelmiyor.

“Teknik ekipmanım yok ya da iyi bir mikrofonum olmadan podcaste başlayamam” diyenlere NLTR podcast yayıncılığı eğitmenlerinden Tansel Erdem Yılmaz’ın söylediklerini hatırlatalım: “Açıkçası üst kalite örnekleri dışarıda bırakacak olursak her mikrofon podcast ses kalitesinde iyileşme sağlamıyor, hatta birçok mikrofonun ulaşabileceğiniz en iyi ses kalitesinden sizi uzaklaştırma riski var.”

Kısacası, bir mikrofonunuzun olmaması sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, telefonunuza ve akıllı cihazlarınıza güvenmenizi öneriyoruz. Bir de şu yazıyı okumanızı. “Olsun, ben mikrofonsuz yapamam” diyorsanız, sizi de şöyle alabiliriz.

Bir yayın rutini belirlemek

Birçoğumuz rutini seviyoruz. En azından sevdiğimiz bir programı ya da izleyeceğimiz bir diziye ne zaman kavuşacağımızı bilmek istiyoruz. Bir yayın rutini belirlemek, sadık bir dinleyici kitlesi oluşturmanın da en önemli koşullarından biri.

Kendi adımıza Kutsal Geyiğin Ölümü için bu konuda daha özenli olmamız gerektiğini itiraf edip sözü bir yayın rutini oluşturmuş, 18 Şubat 2023’te birinci yılını tamamlayacak Haber Atölyesi |Podcast’ten Özgür Can Yolcu’ya bırakayım:

“Podcast mecrasının kitlesi bence çok bilinçli, programın sürdürülebilir olup olmadığına çok dikkat ediyor. Eğer istikrarınız devam etmez ise veya 2-3 hafta podcast bölümü yüklemezseniz sizi takip etmeyi bırakabilir. Bu nedenle Haber Atölyesi | Podcast programının bölümlerini aynı gün ve saatte paylaşıyoruz. Bölümleri zamanında paylaşmaya çok özen gösteriyoruz. Bu durumun podcast mecrasında iyi bir konuma gelmek dinleyici kitlesini büyütmek için çok önemli bir hamle.”

Konuk ağırlamak

Hem dinleyici, hem bir podcast yapımcısı, hem de podcast programlarına konuk olan biri olarak konuklu bölümleri çok daha ilgiliyle dinlediğimi fark ettim. Biraz değişiklik, biraz yeni sesler ve fikirler… Tabii hâlihazırda ünlü ya da alanında uzman, sohbeti keyifli birini ağırlıyorsanız dinleyici kitlenizi genişletme ihtimali de oldukça cezbedici.

Ancak konuk ağırlamak keyifli olduğu kadar dikkatle takip edilmesi gerekilen bir dizi kuralı da beraberinde getiriyor. Ve evet, bu durum podcastinizin “eğlenceli ve rahat” olmasıyla da değişmiyor. Konuk alacağınız kişi podcast yayıncılığına hakim olsa da -hatta kendisi podcast yayıncısı olsa da- dikkat edilmesi gerekilen bazı noktalar var(mış).

Kendi adıma, ilk kez bir podcast programına konuk olacak bir ismi ağırlıyorsak, onu rahatlatmanın ilk ve en önemli görevimiz olduğunu fark ettim. Burada biraz kişisel iletişim becerilerimiz de devreye giriyor. Programın gidişatını ana hatlarıyla konuk kişiye anlatmak, herhangi bir dil sürçmesi ya da konuşma hatasında gerekli tüm düzenlemelerin yapılabileceğini söylemek herkesi rahatlatıyor. Ayrıca kaydı başlattıktan sonra biraz sohbet edip hem konuğu hem kendinizi sohbete “ısındırmak” da işe yarayan bir yöntem. Bölüm kurgusunda gerekli kırpma ve editleri yaparak sadece ihtiyacınız olan kısmı kullanabilirsiniz.

Konuklarınızla bölümü kaydedip yayına hazırladıktan sonra sosyal medya hesaplarından duyuru konusunda destek istemek de podcastinizin sizin ağınızda olmayan dinleyicilere ulaşması konusunda yardımcı olacaktır. Özgür Can da programında benzer bir yöntem izlediğini, “Konuklarımızdan etiketlendiği postları hikâyelerinde paylaşmalarını Twitter’da retweet yapmalarını rica ediyoruz” diyerek açıklıyor.

Podcastimi nasıl tanıtacağım?

Podcast yayınlarına başlamış birinin en çok düşündüğü soruların belki de ilki, programın nasıl tanıtılacağı. (Kurgu ve tanıtım en çok kafa yorduğumuz iki başlık). Programınızı tanıtmalı geniş kitlelere ulaşmalı ve zincirin son halkası olarak bu gücününüzü gelire dönüştürmelisiniz (En azından böyle olmasını umuyoruz hepimiz).

Birçok yayıncı için Twitter ve Instagram bölüm tanıtımlarının yapılması için birincil kaynak oluyor. Programa ait sosyal medya hesaplarını olabildiğince aktif tutmak, takipçilerinizle aranızdaki bağı güçlendirecek bir yöntem olarak kabul ediliyor. Kutsal Geyiğin Ölümü’nün sosyal medya hesaplarını bu şekilde tasarladık. Bölüm öncesi sorular, anketler ya da testlerle dinleyicileri bölüme hazırlıyor, bölüm sonrasında da benzer yöntemlerle “Bölümü kaydettik ama sizi de duymak istiyoruz,” demeye devam ediyoruz. Bu yöntemin işe yaradığını yayınlanan bölümün hemen ardından bize DM’den ulaşan ya da programla ilgili fikirlerini kendi sosyal medya hesaplarında paylaşan dinleyicileri gördükçe anlıyoruz. 

Podcasterlar olarak tanıtım yapıp ulaşabildiğimiz ilk grup genelde kendi çevremiz oluyor. Özlem de “Ancak arkadaşlarımın arkadaşlarına, yakın çevreye ulaşabiliyorum. Görülmez sosyal sınırlar var onların ötesine geçilemiyor” diyerek kendi deneyimini anlatıyor.

Özgür Can da podcast tanıtımı yapmanın zorluğunu, “Ses odaklı bir mecra olduğu için kitlelere tanıtım yapmak podcast bölümü kaydetmekten daha zor olduğunu söyleyebilirim” diyerek anlatıyor.

Peki sosyal medya hesaplarımızda tanıtım yapmak ve bu sayede kişisel sosyal çevrelerimizden daha fazlasına ulaşmak için neler deniyoruz?

Özgür Can, bölümler için #birsorudasensor konseptiyle dinleyicilerini de bu sürecin içine dahil ettiklerini, bölümün hangi gün ve saat kaçta, nerede yayınlacağının bilgisini veren post paylaştıklarını ve bölüm yayınladığında bölüm içinde bir dakikalık bir bölümü alıp video post şekilde bölüm linkiyle beraber dinleyicileriyle paylaştıklarını anlatıyor. Bu arada Haber Atölyesi | Podcast’in ilham verebilecek bir diğer tanıtım stratejisini daha ekleyelim. Program, bir basın bülteni hazırlayıp Türkiye’nin farklı şehirlerinde gazetecilik alanında eğitim veren akademisyenlere ulaştırıyor. Bültenin içeriğinde bölümün kısa bir özeti, link bağlantısı ve iletişim için sosyal medya hesapları yer alıyor.

Özlem’e göre eğer hâlihazırda ünlü biri değilseniz, hâlâ alternatif sayılabilecek bu mecrada tutunmak ve “tutmak” çok da kolay değil. Zaten ünlü ve çok takipçili biriyseniz podcast yaparak hem geniş kitlelere ulaşabilir hem de bir gelir modeli oluşturabilirsiniz. Bu koşullara sahip değilseniz yine Özlem’den gelen bir öneriyi iletelim: “Çok büyük bir disiplinle düzenli yayın yapmak. Hatta en ideali haftada bir bölüm yayınlamak. Bu emeği sarf edecek zamana sahip değilseniz bir podcasti algoritmanın içinde tutundurmak çok zor oluyor.”

(Evet, konu dönüp dolaşıp yine bir yayın rutini belirlemeye geliyor… Bunun yanı sıra başka önerilere ihtiyacınız varsa, bu yazı size iyi bir rehber olabilir.)

Sosyal medya ve özellikle Instagram özelinde birkaç öneri daha. Podcast her ne kadar ses merkezli bir mecra olsa da dinleyicilerinizin sizi görmesi ya da en azından kayıt anlarına dair bazı “içeriden” anları görmesi ilgi çekici olabiliyor. İster kayıt anından videolar, isterseniz programdaki dil sürçmesi ve tekrarlarına dair eğlenceli videolar, isterseniz de program sonrası paylaşmak üzere hazırlanan sosyal medya görselleriyle, dinleyicileri mutfağınıza davet edebilirseniz. Reels ve TikTok ile aranız iyiyse, zaten hiç durmayın!

Podcast yayınımızdan para kazanabilecek miyiz?

Gelecek zamanı işaret eden bu başlıktan da anlayabileceğiniz gibi şu an için bu sohbetteki üç podcaster da programları için sürdürülebilir bir gelir planlamasına sahip değil. NLTR hibe ve ekipman desteğiyle hayata geçen bu programlardan gelir elde etmeyi elbette istiyoruz. Özgür Can, hibe programlarına başvuru yaparak daha sistemli bir podcast kanalı olmayı hedeflediklerini söylüyor. Özlem ise belki bir podcast ağına bağlı olup reklam anlaşmaları yapacak profesyonellerle birlikte olmayı deneyebileceğini söylüyor.

Podcast yayıncılığından para kazanmak imkânsız değil. Hatta bir podcast programını reklam ve hibeler dışında iyi bir gelir kaynağına dönüştürmenin birçok farklı yolu var. Ancak genel olarak ilk şartın geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmak olduğunu söyleyerek başlayalım. Sponsorlar, reklam işbirlikleri, kitle fonları ya da bağışlarla gelir elde etmek bunlardan bazıları… 

Ve son: Podcast yapmaya başladıktan sonra ne öğrendik?

Özlem Kahveci: “Podcast yapmaya başlamadan önce aslında bu kadar zevk alacağımı düşünmemiştim. İnsanın kendini ifade edebileceği, kendine ait bir mecrası olması çok güzel bir duyguymuş. Tabii ki bazen otosansür yaptığım anlar oluyor ama bu sınırları keşfetmek bile beni mutlu ediyor. İnsanlarla bu kadar yakın bir bağ kurabileceğimi düşünmemiştim ama yorumları gördükçe çok mutlu oluyor insan.”

Özgür Can Yolcu: “Türkiye’de podcast yayıncılığını ve podcast ekosistemini dünya ölçeğiyle karşılaştırdığımız zaman çok yeni bir alan. Haber Atölyesi | Podcast alanında uzman gazeteci ve akademisyenleri konuk eden, yeni nesil gazeteciliği ve haber türlerinde yapılan etik ihlallerin neler olduğu, nasıl doğru haber yazılabileceğini aktaran bir program. Bu nedenle konuşulacak konuya dair doğru uzman kişileri ağırlamanın önemini çok iyi öğrendim. Bölümleri zamanında paylaşmaya çok özen gösteriyoruz. Bu durumun podcast mecrasında iyi bir konuma gelmek dinleyici kitlesini büyütmek için çok önemli bir hamle olduğunu öğrendim. Bir de dinleyiciyi, enformasyon bombardımanına tutmamak çok önemliymiş…”

Ilgaz Gökırmaklı: “Epey sevdim podcast yapmayı. Kendimi daima yazarak ifade edecek biri olarak sınırlarken podcast bana başka bir kapı açtı. Süreklilik çok önemli, daha çok üzerine kafa yormalıyız kendi programımım adına bunu söyleyebilirim. Üzülerek podcastten para kazanmanın şimdilik önceliğim olmayacağını da kabullendim. Ama bu hedeflerim arasında yer almadığı anlamına gelmiyor. Sadece şu an beni yayın yapmaktan alıkoymuyor diyeyim… Teknik konular, ekipman elbette önemli ancak hiçbiri bir şekilde hallolmayacak şeyler değil. Bu işin sırrı ne derseniz, bir podcaster olarak değil ama iyi bir dinleyici olarak cevap verebilirim: ‘Podcast’ın konusuna ve tarzına bağlı olarak samimi olmak. Bir de kitleniz ile iyi bir iletişim oluşturmak.’”

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir