Bu ayın anahtar kelimeleri: Polymarket, TMZ, FT Alphaville, Claude Mythos.
Her Şeyin Üzerine Bahis Oynayabilmek

Editörden
n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!
Kalshi ve Polymarket gibi tahmin piyasalarının popülerliği giderek artıyor ve bu platformlar özellikle gazeteciler ile ortaklıklara girerek büyümeyi hedefliyor. Her şeyin üzerine bahis oynayabildiğimiz bu platformların nasıl etkileri olabileceğini ve gazeteciliğin karşısındaki riskleri bu ayın odağına aldım.
Ayrıca her ay olduğu gibi gündemde öne çıkan ve önemli bulduğum başlıkları da bültende bulabilirsiniz.
Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.
Önümüzdeki ay görüşmek üzere!
—Ahmet Alphan Sabancı

Her Şeyin Üzerine Bahis Oynayabilmek
2026 yılına dönüp baktığımızda bu yılı tanımlayan kavramların başında “tahmin piyasaları”nın geleceğinden şüphem yok. Kalshi ve Polymarket üzerinden yürüyen ve birçok insanın ilk defa karşılaştığı bu yeni platformlar beklediğimizden çok daha büyük bir etki yaratma potansiyeli taşıyor.
Konuya yabancı olanlar için kısa bir özet geçmem gerekirse bu iki büyük platform temelde spor bahis sitelerine benzer bir mantıkla işliyor ama arada önemli bir fark var: bu platformlarda her şey üzerine bahis oynayabiliyorsunuz. Polymarket ana sayfasında şu an yer alan bahislerin bazıları şöyle: İran ve ABD ne zaman anlaşma imzalayacak, Mayıs sonunda Brent petrol fiyatı ne olacak, Küba rejimi 2026 bitmeden düşecek mi, Elon Musk bu hafta kaç tweet atacak.
Tahmin piyasaları yeni bir konsept değil ve bunların faydalı kullanıldığı örnekler de mevcut. Çünkü bu yaklaşımın temelinde “kalabalığın aklına güven” yatıyor. Yeterince büyük bir insan grubunun bir konudaki görüşlerini topladığınızda elinize geçen tahminin doğru olma ihtimali oldukça yüksek. Fakat bunu bir bahis mekanizmasıyla birleştirdiğinizde karşınıza oldukça riskli bir araç çıkıyor.
Bu risklerin başında insanların bunu hızlı kazanç için manipüle etmesi geliyor. Venezuela operasyonuna katılan bir ABD askerinin dahil olduğu gizli operasyona dair bahis oynaması, sırf bahis kazanmak için kısa süreliğine harita manipülasyonu veya bahis kazanmak için gazetecilerin haberlerini değiştirmeye zorlanması şu ana kadar yaşadığımız örneklerden bazıları. Spor bahislerinin yaygınlaşmasıyla birlikte tanık olduğumuz sorunların hayatın her alanında karşımıza çıkması kaçınılmaz hâle gelebilir.
Haberlerin üzerine bahis oynanabilecek şeylere dönüşmesi birçok etik sorunu da beraberinde getiriyor. Trajik olayların, insanların hayatını etkileyen meselelerin bahis konusuna dönüştürülmesi zaten üzerine ciddi bir şekilde düşünmemiz gereken bir konu. Ancak gazeteciler için konunun etik boyutu çok daha derin.
Örneğin borsada işlem yapanlar için “insider trading” —içeriden alınan gizli bilgiyi kullanarak işlem yapmak— bir suç ama tahmin piyasaları için böyle bir kısıtlama yok. Yani eline henüz haber olmamış bir bilgi geçen gazeteci haberini yazmadan önce bununla ilgili bir bahis oynayıp ekstra para kazanabilir. Ya da bu bahisler genellikle bir zaman sınırına sahip olduğu için haberini yayınlamadan önce bir bahisin sonuçlanmasını bekleyebilir.
Buna rağmen birçok haber kurumu ve medya şirketi Polymarket ve Kalshi ile ortaklık anlaşmaları imzalıyor ya da kimi bağımsız gazeteciler bu platformlarla ortak işler yapıyor. Her ne kadar bu haber kurumları çalışanlarına bu platformları kullanmayı yasaklasa da bu tür yasakların her zaman atlatılabileceğini hepimiz biliyoruz. Özellikle de bu tür platformlar kripto gibi kimliğinizi gizlemeyi kolaylaştıran ödeme yöntemlerini desteklediğini düşünürsek.
Diğer yandan bu platformların gazeteciler tarafından giderek daha sıkı bir şekilde takip edildiğini de görüyoruz. Özellikle son zamanlarda büyük olaylar öncesinde bahislerde yaşanan ani hareketlerin sonradan anlamlı hâle gelmesi, gazetecilerin önemli haberlerin sinyallerini yakalamak için bu platformları bir araç olarak görmesine neden oldu. Bu da kaçınılmaz olarak bu platformların popülerliğini artırıp değerli bir şey gibi görünmesine katkıda bulunuyor.
Tahmin piyasalarının ne yöne evrileceğini veya hayatımızda kalıcı bir yeri olup olmayacağını kestirmek şu anda imkansız. Ancak 2026 her şeyin üzerine bahis oynamanın mümkün hâle geldiği yıl olarak tarihe geçecek. Bunun hayatımız, toplumsal dinamikler, siyaset ve medya üzerinde nasıl etkileri olacağının işaretlerini de görmeye başladık. Bu durumun ne kadar uç noktalara gidebileceğini merak ediyorsanız bu Wikipedia makalesi iyi bir başlangıç noktası olabilir.

Nisanda Ne Okuduk?
Gazetecilik Dünyası
- Savaşlar gündemimizde her zaman yer bulsa da hangi savaşların haber olup hangilerinin görmezden gelindiği çoğu zaman savaşın “ne kadar önemli” olduğu gibi soruların cevabına göre belirleniyor. Çoğu zaman yeterince önemli bulunmayanlar da Afrika kıtasında yaşananlar oluyor.
- ABD’nin en meşhur magazin ve tabloid yayını TMZ siyasete de el atmaya karar vermiş. Washington D.C.’de çalışacak bir ekip kuran TMZ, pop kültür ve siyasetin kesişimine odaklanacağını söylüyor. ABD siyasetinin (hatta dünyanın geri kalanının da) hâlini düşünürsek çok da mantıksız bir karar sayılmaz.
- Gazetecilerin görünürlüğünün ve bireysel markanın önemi yıllardır konuşulan bir konu fakat kurulduğu günden bu yana The Economist bunun tam tersi bir yol izliyordu. Görünüşe göre onlar da ikna olmuş ve Economist Play isimli video merkezli yeni projeleri ile gazetecilerini bize göstermeye karar vermiş.
- Eğer arşivlerinizi nasıl daha iyi bir şekilde değerlendirebileceğinizi düşünüyorsanız bu yazıda yer alan fikirler ilham verici olabilir.
- Donald Trump’ın Amerikan medyası ve gazetecileri ile bir derdi olduğunu bilmeyen yok. Ancak başkanlık dönemleri boyunca medyayı kendi çıkarlarına göre şekillendirmek konusunda ciddi adımlar attı ve daha fazlasını yapmak için de her yolu deniyor.
Medya Ekonomisi
- Substack gibi platformların giderek yaygınlaşmasıyla birlikte bağımsız gazetecilik daha cazip hâle gelse de bunun ekonomik olarak ne kadar gerçekçi olduğu hâlâ büyük bir soru işareti. Bu sorunu çözmek için bazı bağımsız gazeteciler abonelik paketleri sunmaya başlamış.
- Bağımsız gazeteciler demişken, CNTI tarafından hazırlanan ve ABD’deki bağımsız gazetecilerin koşullarını inceleyen yeni bir rapor yayınlandı. Rapor genel olarak bağımsız gazetecilerin farklı profesyonellik seviyelerinde ve görev odaklı olduklarını ancak finansal olarak zor durumda olduğunu söylüyor. Rapor için görüştükleri gazeteciler arasında bir iş planı olanların oranının üçte birin altında olması bunun sebeplerinden birisi olabilir.
- Medya sektörünün yaşadığı ekonomik zorlukların etkisini Fransa’da da görmeye başladık. Aralık 2025’ten bu yana özellikle dergilerde ve bölgesel yayınlarda işten çıkarılan kişi sayısı 1000’e yaklaştı ve sektör bir çözüm bulamazsa bu sayı artmaya devam edecek gibi görünüyor.
- Financial Times birçok şeyin yanı sıra katı ve pahalı ödeme duvarıyla da bilinen bir gazete. Ancak gazetenin Alphaville isimli blogu bunun en önemli istisnalarından birisi. Ciddi ve teknik konuları daha eğlenceli ve çoğu zaman alaycı bir nerd gibi ele alan ve ücretsiz erişilebilen bu blog FT’nin en önemli güçlerinden birisi bu sayede gazeteyi keşfeden veya blogun sıkı bir takipçisi olarak başlayıp abone olmaya karar veren önemli bir kitlesi var. Bu da FT Alphaville’i stratejik anlamda incelemeye değer bir örnek yapıyor.
- İngiltere’nin köklü gazetelerinden The Times bir süredir “daha az ama daha iyi haber” stratejisini izliyor. Görünüşe göre değişim işe yaramış çünkü günlük haber üretimini %25 azaltarak okur kitlesinin istikrarlı bir şekilde büyüdüğü bir döneme girmişler.
Yasalar ve Yasaklar
- Her yıl RSF tarafından yayınlanan World Press Freedom Index 2026 güncellemesiyle karşımızda ve durum kötüye gitmeye devam ediyor. Dünya genelinde 25 yılın en düşük basın özgürlüğü skor ortalamasının yanı sıra ülkelerin yarısından fazlası “zorlu” veya “çok ciddi” kategorisinde yer alıyor. Maalesef bu gidişatın yakın zamanda değişmesi de pek mümkün görünmüyor.
- Zambia basın özgürlüğü konusunda sorunları olan bir ülke. Ancak uzun süredir planlanan ve hükümetin de destek verdiği Rightscon 2026’yı başlamasına beş gün kala yasaklayarak bu konuda yeni bir seviyeye ulaştılar. Rightscon ekibinin detaylı açıklaması bu sürpriz engellemenin Çin tarafından yapılan baskı sonucunda gerçekleştiğini söyleyerek Çin’in diğer ülkeler üzerinde artan gücünün nasıl sonuçları olabildiğini bir kez daha hatırlamamızı sağladı.
- ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı ve Körfez ülkelerinin de içine çekildiği savaş, bölgede daha fazla sansür için bir bahaneye dönüşüyor. Körfez ülkeleri zaten kısıtlı olan basın ve ifade özgürlüklerini daha da sınırlamak için savaşı bir araç olarak kullanıyor.
Medya ve Teknoloji
- Google kullanıcı düşmanı sitelerle mücadelesine devam ediyor. Haziran ayından itibaren site ziyaretçilerinin geri butonunu manipüle eden siteler arama sonuçlarında cezalandırılacak. Yani bir haberi gizlice veya galeri gibi on sayfaya bölünmüş şekilde gösteriyorsanız, tarayıcının ziyaret geçmişini manipüle ederek geri butonunun düzgün çalışmasını engelliyorsanız Google trafiğiniz ciddi bir darbe alacak.
- Nate Silver X’in link paylaşımlarını algoritmayla cezalandırması üzerine yazınca konu tekrar gündem oldu. X yönetimi bunun için insanları suçlayıp onların tarz değiştirmesi gerektiğini söylese de sosyal medyadan gelen trafiğin artık pek de bir anlamının kalmadığını kabul etmek ve EFF gibi bazı şeylere veda etmek gerekiyor. Özellikle de X, API üzerinden otomatik link paylaşımını 1900 kat daha pahalı hâle getirmişken.
- Bunun sonucunda da alternatif platform denemelerinin sayısı her geçen gün artıyor. Mastodon, Bluesky ve benzeri hesaplarınızı, sitenizi ve dahasını bir araya getirip özel akışlar yaratmanızı sağlayan Surf bunlardan birisi. Ne kadar yaygınlaşır emin değilim ama alternatif bir seçenek olarak el altında tutmak faydalı olabilir.
- Eğer Instagram’da sürekli başkalarının paylaşımlarını toplayıp tekrar paylaşan hesaplar görmekten bıktıysanız yalnız değilsiniz. Instagram yönetimi de bu hesaplardan bıkmış ve artık algoritma ile bunları olabildiğince görünmez kılmaya başlıyor.
- Ülkemizde de artık yasalaşan gençler ve çocuklar için sosyal medya yasağını hayata geçiren ilk ülkelerden birisi olan Avustralya’da yapılan bir araştırma çocukların ve gençlerin yasağı kolayca atlattığını ve hiçbir işe yaramadığını söylüyor. Bu arada yapılan yeni bir araştırma daha sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisine dair iddiaların abartılı olduğunu ve durumun aslında iddia edilenden çok daha iyi olduğunu gösteriyor. Keşke bu konularda ülkemizde de üretilen lafın onda biri kadar araştırma yapılsa da gerçek durumu görebilsek.
Yapay Zekâ
- Geride bıraktığımız ay birden çok yeni modelin yayınlandığını gördük: OpenAI GPT-5.5, DeepSeek v4 ve Claude Opus 4.7 gibi. Ancak Anthropic tarafından güvenlik riskleri sebebiyle sınırlı bir şekilde yayınlanan ve sadece kısıtlı bir grubun erişimine açılan Mythos isimli model gündemin ana maddesi oldu. Modelin teknik detaylarının yanı sıra onun için özel olarak kurulan Glasswing isimli proje ay boyunca kendisinden bolca bahsettirdi.
- Ayın son günlerinde ise YZ dünyası için kritik davalardan birisi başladı. Elon Musk’ın Sam Altman ve OpenAI’a karşı açtığı davanın nasıl ilerleyeceğini şu aşamada kestirmek zor ancak dava boyunca bolca ilginç haber ve sızıntı çıkacağından ve bunların sektör açısından beklenmedik sonuçları olacağından şüphem yok.
- YZ sektörüne dair negatif bakış açısı özellikle ABD’de giderek gündemde daha fazla yer kaplamaya başladı ve bunun bazı ekstrem sonuçlarını da görüyoruz. Bu da sektörün medya ve iletişim konusunda bir şeyler yapmaya çabalamasına neden oluyor. OpenAI’ın bu konuda aklına gelen ilk çözüm ise teknoloji camiasında bile çok bilinmeyen TBPN isimli bir medya şirketini satın almak olmuş.








