Görselin merkezinde siyah beyaz gazete efekti verilmiş bir TikTok logosu var. Görselin sol tarafında ise üzerine doğru dalgalanan bir ABD bayrağı görülüyor.

ABD TikTok’tan ne istiyor?

Bu haftanın anahtar kelimeleri: TikTok, Ghost, ActivityPub, Google Search.
Getting your Trinity Audio player ready...

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

ABD’de TikTok’un engellenmesine sebep olabilecek yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte TikTok için önemli bir geri sayım başladı. Bu haftanın odağında ABD’nin TikTok takıntısının arkasında yatan motivasyonları ve bunun doğurabileceği sonuçları yazdım.

“Ne Okuduk” bölümünde ise Ghost’un ActivityPub desteği, Google aramalarını kullanılmaz kılan ismin hikâyesi ve daha fazlası var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Ghost'un ActivityPub desteği ile birlikte nasıl çalışacağını gösteren bir ekran görüntüsü. Örnek sitedeki abonelik formunda ActivityPub ile abone olma seçeneği de sunuluyor.
Ghost

Bu hafta ne okuduk?

Ghost da Federasyona Katılıyor

Mastodon ile popülerleşen ve alışık olduğumuz sosyal medya platformlarına karşı güçlü bir alternatif olma yolunda ilerleyen ActivityPub protokolü giderek daha fazla ilgi çekmeye devam ediyor. Bunun en güncel örneğini de popüler bir CMS olan Ghost ile görüyoruz.

Tıpkı WordPress’in yaptığı ve e-bülten platformu Buttondown’ın üzerine çalıştığı gibi Ghost da sitenizin ActivityPub üzerinden rahatça takip edilmesini sağlayacak bir güncelleme üzerine çalışmaya başladıklarını duyurdu. Bu güncelleme yayınlandıktan sonra sizin bir hesap açmanıza bile gerek kalmadan Mastodon ve diğer ActivityPub kullanıcıları sitenizi takip edip yayınladığınız her şeyi görüp etkileşime girebilecekler.

ActivityPub’ı değerli kılan da tam olarak bunun gibi eklentilere imkân verebilmesi. Bu tür gelişmeler, bir başka platformun araya girmesine izin vermeden hem ürettikleriniz hem de sizi takip edenlerle kurduğunuz ilişki üzerinde daha fazla kontrol sahibi olabilmenizi mümkün kılıyor. Sosyal medya platformlarının geldiği durumu düşünecek olursak medyanın en temel ihtiyaçlarından birisi de bu.

ABD’de Üniversite Protestolarını Üniversiteliler Haberleştiriyor

Gazze’de İsrail ordusunun yaptıklarına karşı ABD’de gençler arasında büyük bir tepki vardı. Son günlerde bu tepki daha da büyüdü, üniversitelerde büyük protestoları ve işgalleri ortaya çıkardı. Ancak üniversite yönetimleri buna karşı oldukça sert bir tepki göstermeye ve hem öğrencilere şiddet göstermeye hem de bazılarını okullardan kovmaya başladı.

Bütün bu yaşananları en açık ve kapsamlı bir şekilde haberleştirenler ise üniversite gazeteleri. ABD’de gazetecilik bölümü olan üniversiteler için bir gelenek olan üniversite gazeteleri, genellikle öğrencilerin çalışarak öğrendikleri bir yer olarak görülse de Columbia Üniversitesi gibi örneklerde burada üretilen gazeteciliğin ne kadar değerli olabildiğini görüyoruz. Ortaya çıkan gazetecilik örnekleri aynı zamanda gazetecilik öğrencilerinin özgürce işlerini yaparak öğrenebildiği alanların sağlanmasının ne kadar önemli olduğunu da bize gösteriyor.

Google Aramalarını Kullanılmaz Kılan Adam

Geçtiğimiz yıldan bu yana Google’ın arama sonuçlarının giderek kötüleşmesi ve birçok insan için aradığını bulmanın giderek zorlaşması sıkça gündeme gelen bir konu. Her ne kadar Google bunu inkâr etse de herkesin benzer şeylerden şikâyet etmesi, bir şeylerin yanlış gittiğini gösteriyor.

Ed Zitron, bunun nedenini araştırıp bülteninde yazmış ve konuyu Google’da aramaların kötüye gidişinin nasıl başladığını bir kişiye indirgeyerek açıklamış. Zitron her şeyin 2019’da Google içerisinde yaşanan bir krizle başladığını söylüyor. Buna sebep olarak Başkan Yardımcısı Prabhakar Raghavan’ın arama ekibinin başındaki Ben Gomes’i devre dışı bırakıp onun yerine geçmesini gösteriyor. O dönemden itibaren Google aramalarının şirkete daha fazla para kazandırma hedefiyle geliştirilmeye başladığını belirtiyor.

Daha önce çok az insanın ismini duyduğu Raghavan’ın böyle bir etkisi olduğunu öğrenmek, üstelik Google’a gelmeden önce Yahoo’nun kötüye gidiş sürecinde de arama motoru ekibinde olduğunu öğrenmek, aslında bazı isimlerin arka planda ne kadar ciddi etkiye sahip olabildiğini bize gösteriyor. Bir de tabii ki daha fazla para kazanmak uğruna bu şirketlerin ellerindeki önemli araçları nasıl çöpe attığını.

Yerel Gazeteciliğin Durumunu Haritalamak

Başta ABD olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde yerel gazeteciliğin yaşadığı kriz ve onun eksikliğiyle ortaya çıkan sorunlar giderek daha çok konuşuluyor. Ancak bu krizin boyutunu veya nerelerde en ağır şekilde yaşandığını tespit etmek çok kolay değil.

ABD’nin Maryland eyaletinde yapılan bir çalışma bu konuda ilham verici bir örnek sunuyor. Merrill College of Journalism akademisyenleri ve eyaletteki gazeteciler tarafından yapılan ortak çalışma, eyaletteki her bir şehir ve bölgenin sahip olduğu yerel gazetecilik yayınlarının bir listesini ve haritasını çıkarmış. Bu çalışma ile ilgili medya aktörleri eyalette yerel gazeteciliğin güncel durumuyla birlikte hangi bölgelerin bu krizi en ağır şekilde yaşadığını daha net bir şekilde görebiliyorlar ve bunu kullanarak çözüm yolları üzerine çalışıyorlar.

Ülkemizde de hem ulusal hem de bölgesel çapta buna benzer bir çalışmanın gerçekleştirilmesi bizim içerisinde bulunduğumuz durumu daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Kısa Kısa

🇸🇰 Slovakya’da hükümetin basına müdahale çabaları ülkedeki gazeteciler tarafından protesto edildi.

🎙️ YouTube podcast alanına daha fazla ilgi göstermeyi ve yatırım yapmayı planlıyor.

👋 Kapalı bir platform olarak kurulan Twitter alternatifi Post.News yeterince ilgi görmediği için kapanıyor.

🤝 Kaliforniya merkezli kâr amacı gütmeyen haber kurumu CalMatters, The Markup’ı satın aldığını duyurdu.

📰 1985 yılında Lübnan’da esir alınması ve altı yıl sonra serbest bırakılmasıyla tanınan AP muhabiri Terry Anderson 76 yaşında hayatını kaybetti.

Görselin merkezinde siyah beyaz gazete efekti verilmiş bir TikTok logosu var. Görselin sol tarafında ise üzerine doğru dalgalanan bir ABD bayrağı görülüyor.

Haftanın odağı: ABD TikTok’tan ne istiyor?

Özellikle 2023 yılından itibaren ABD’nin sosyal medya platformlarıyla alakalı en büyük meselesi TikTok kullanımını bir şekilde kontrol etmekti. Bu konunun arka planını geçmiş bültenlerde ele almış ve güncellemeleri de yine sizlerle paylaşmıştım. Geçtiğimiz hafta içerisinde Biden’ın imzasıyla yürürlüğe giren yasayla birlikte TikTok için yeni bir dönem başladı.

Bu yasaya göre bu yılın sonuna kadar TikTok’un sahibi olan ByteDance’in iki seçeneği var: Ya TikTok’u ABD merkezli bir şirkete satacak ya da uygulamanın ABD içerisinde engellenmesini kabul edecek. ABD’nin amacı bu el değişimiyle birlikte Çin’in ABD’li kullanıcıların verilerine erişimini engellemek ve “casusluğun” önüne geçmek. TikTok, yasa imzalandığı gibi buna karşı mücadele edeceğini açıkladı.

Buna dair ellerinde bir kanıt olup olmadığı tartışması bir yana, ABD merkezli platformlardan toplanan kişisel verilerin herkes tarafından rahatça satın alınabildiği ortaya çıkmışken bunun vatandaşların verilerini korumakla pek de alakası olmadığı ortada. Öyle olsaydı yıllardır kişisel verileri federal seviyede koruyacak bir yasa çıkarmamak için bu kadar ısrarcı olmazlardı. O yüzden önce buradaki asıl motivasyonu incelemek gerekiyor.

Burada ABD’nin asıl motivasyonu, aslında TikTok’u Çin’le içerisinde bulundukları ekonomik soğuk savaşta bir araç olarak kullanmak. Çin’den çıkan bir sosyal medya platformunun küresel başarı elde etmesi ve ABD merkezli platformların onunla yarışmakta zorlanması onu bir ekonomik tehdit olarak görmelerine neden oluyor. TikTok algoritmasının bu kadar büyütülüp tartışılmasından tutalım da kişisel veriler konusundaki iddialara kadar her şey platformun bir fenomen olarak tartışılmasını besledi. TikTok’un Çin’deki versiyonuyla dünyanın geri kalanının kullandığı versiyonunun tamamen farklı ve bağımsız uygulamalar olması bile bu kişisel veri komplolarının tutarsızlığını bize gösteriyor.

Üstelik platformları engellemenin ne kadar etkisiz bir yöntem olduğunu da hepimiz çok yakından biliyoruz. Türkiye’de bunu sıkça tecrübe ettik ama yakın zamanda yine benzer sebeplerle TikTok dahil birçok Çin merkezli uygulamayı engelleyen Hindistan’da da sürecin nasıl sonuçlandığına bakmak bunun ne kadar etkisiz bir yöntem olduğunu anlamak için yeterli.

Burada önemli bir diğer risk de ABD’nin oluşturacağı kötü örnek. Eğer ABD kişisel verileri bahane ederek başka ülkedeki bir şirketi elindeki platformu satmaya zorlarsa bunu diğer ülkelerin taklit etmesinin önüne geçmek imkânsız olacak. Aynı şekilde birçok ülke bu yasayı birebir kopyalayıp ABD merkezli platformları hedef alırsa bunun çok ağır sonuçları olacaktır. Yani ABD kendi ekonomik çıkarlarını korumaya çalışırken kendisine ve internetin küreselliğine çok ciddi zararlar verebilecek bir akımın başlamasına sebep olabilir. Yıllardır adını andığımız splinternet bir anda gerçek olabilir.

Yasa her ne kadar Biden tarafından imzalanmış olsa da üst mahkemelerin bu kararı iptal etmesi söz konusu. Yine de atılan bu adımın yalnızca TikTok için değil, internet için çok ciddi sonuçları olabilir. Diğer yandan platformların tehditlere bu kadar açık bir noktaya gelmiş olmasının alternatif arayışların hızlanmasına neden olması da bir diğer potansiyel senaryo. Hangisinin gerçekleşeceğini ise hem zaman hem de bizim yapacağımız tercihler gösterecek.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir