Karanlık bir odanın içerisinde yanan ring light'ın ortasında TikTok logosu görülüyor.

TikTok gerçekten bir sorun mu?

Bu haftanın anahtar kelimeleri: TikTok, LinkedIn, YouTube, intihal.

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Bu haftanın odağında gündemimizdeki TikTok tartışmalarının altının ne kadar boş olduğunu ve sorunları gerçekten çözmek yerine aynı tartışmaları farklı platformların adıyla yapmanın yoruculuğundan bahsettim.

“Ne Okuduk” bölümünde YouTube’daki intihalciler krizi, LinkedIn’in yükselişi ve daha fazlası var. 

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Hbomberguy'ın intihal üzerine yaptığı videodan alınan ekran görüntüsü, incelediği video metinlerinden birini 18 sayfa şeklinde gösteriyor ve metinde başkalarının yazılarından çalınan bölümler yanda isimleriyle aynı renk kullanılarak işaretlenmiş. Üzerinde işaret olmayan sadece bir sayfa var, tamamı işaretli sayfa sayısı ise on.
Hbomberguy/YouTube

Bu hafta ne okuduk?

YouTube’un Seri İntihalcileri

YouTube’da ve genel olarak internette yaratıcı ve yenilikçi bir içerik üretmek çoğu zaman bu içeriğin veya formatın kısa sürede bunları kopyalayarak para kazanmaya çalışan başkalarının da ortaya çıkmasına neden oluyor. Söz konusu yazdığınız içerik veya fikir olduğunda telif hakkı ihlalini kanıtlamak da zor olduğu için hemen herkes bu sorunu kabullenmiş ve normalleştirmiş durumda.

Ancak YouTube’un en büyük video makale üreticilerinden ve saatler uzunluğundaki videolarıyla bilinen Hbomberguy bu konuyu derinlemesine inceleyen bir video yayınlayarak YouTube camiasında büyük bir tartışmayı başlattı. Video neredeyse 4 saat uzunluğunda olmasına rağmen sadece beş günde 7 milyonun üzerinde izlenme sayısına ulaştı. Video detaylı örneklerle ve aşırı detaylı kıyaslamalarla bu tür içerik intihallerinin nasıl gerçekleştiğini ve bunun görmezden gelinen sonuçlarını anlatıyor. 

Video kısa sürede etkisini gösterdi. Videoya konu olanlardan birisi bütün YouTube kanalının yorumlarını kapattı. Asıl odağındaki isim olan James Somerton ise YouTube kanalından, Patreon hesabına kadar internette kendisine ait ne varsa silmiş görünüyor.

Eğer internette “içerik değirmenlerinin” nasıl işlediğini ve intihalin nasıl gerçekleştiğini yukarıdaki görsel gibi detaylı örneklerle öğrenmek istiyorsanız bu videoyu mutlaka izleyin. Ama tek seferde bitirmeye çalışmak yerine benim yaptığım gibi birkaç güne yaymanızı tavsiye ederim.

Harvard Donovan’ı Meta için mi Kovdu?

Bu yılın başlarında Harvard’ın Shorenstein Center’da direktör olarak çalışan ve özellikle dezenformasyon konusundaki çalışmalarıyla alana büyük katkıları olan Joan Donovan’ı işten çıkarması hem tepki toplamış hem de sebebi konusunda soru işaretlerine neden olmuştu.

Bu hafta Donovan’ın Massachusetts eyaletinde Harvard üniversitesine açtığı dava, işten çıkarılmasının sebebi olarak Meta’nın üniversiteyle olan ilişkilerini gösteriyor. Donovan’ın mahkemeye sunduğu 248 sayfalık dosyada Zuckerberg’lerin vakfından yapay zekâ araştırmaları için gelen 500 milyon dolarlık bağışın ardından üniversitenin kendisiyle olan ilişkisinin nasıl değiştiğini ve bunun işten çıkarılmasına kadar giden süreci başlattığını anlatıyor.

Davanın nasıl sonuçlanacağı belli değil ancak büyük şirketlerin lobicilik veya başka yollarla isteklerini gerçekleştirdiği hepimizin bildiği bir durum. O yüzden Meta’nın kendisine karşı eleştirel olan ve söyledikleri dinlenen bir akademisyenin uzaklaştırılması için doğrudan veya dolaylı olarak bir talepte bulunmuş olması da şaşırtıcı olmaz.

LinkedIn’in İlginç Yükselişi

2022’nin sonlarından itibaren sosyal medyanın, özellikle de Twitter’ın, geleceği konusundaki tartışmalar giderek farklı alternatiflere ilginin artmasına neden oldu. Ancak bunlar arasında beklenmeyen bir isim de var: LinkedIn.

Özellikle profesyonellerin LinkedIn’e daha fazla zaman ayırmaya başlaması, gazetecilerin ve medyanın da uzun zamandır göz ardı ettikleri platforma olan ilgisini artırdı. Bu ilgi aynı zamanda platformun bazı özelliklerinin de gazeteciler için ne kadar kullanışlı olabileceğini görmelerini sağladı. Bunların başında da platformun bir parçası olan bülten yayınlama imkânı geliyor. Birçok büyük haber kurumu bu özelliği aktif olarak kullanıyor.

Eğer okur kitlenizin LinkedIn kullanıcılarıyla yakın olduğunu düşünüyorsanız ya da daha profesyonel bir ağ kurmak için alternatifler arıyorsanız LinkedIn tam da aradığınız platform olabilir. 

Facebook ve Instagram Mesajları Şifreleniyor

Uçtan uca şifreleme, Signal ve onun protokolünü kullanan WhatsApp gibi uygulamalar sayesinde artık dijital iletişimde bir norm hâline geldi. Bu dönüşüm sayesinde daha güvenli bir şekilde iletişim kurabiliyoruz. Ancak en az bunlar kadar kullanılan iki büyük platformda, Facebook ve Instagram, bu özellik mevcut değildi.

Meta’nın bu hafta içinde yaptığı açıklama ile WhatsApp’ta da kullandıkları Signal protokolünü Facebook Messenger ve Instagram özel mesajlarda da kullanmaya başladıklarını duyurdu. Kısa zamanda tamamlanacak bu güncelleme ile artık bu platformlardaki mesajlaşmalarınız da uçtan uca şifrelenmiş olacak

Her ne kadar Meta’nın bu güncellemeyi duyurmasıyla uygulamaya geçmesi arasında uzun yıllar olsa da sonunda böyle önemli bir güvenlik güncellemesini hayata geçirmeleri kesinlikle iyi bir haber. 

Kısa Kısa

🗓️ Adından da anlaşılacağı üzere haftalık bir dergi olan Bloomberg Businessweek, 2024 yılı içerisinde aylık yayınlanmaya başlayacağını duyurdu.

🇰🇷 Twitch, ekonomik gerekçelerle Güney Kore’deki operasyonlarını Şubat ayında durdurmayı planlıyor.

🏆 TIME, 2023 yılının kişisi olarak Taylor Swift’i seçti.

🤖 Google, GPT4’e rakip olarak geliştirdiği Gemini büyük dil modelini yayınladı.

🚫 YouTube ne kadar denese de reklam engelleyicilerle savaşını kazanamıyor.

👽 ABD’de X/Twitter yerine alternatif arayan haber kurumlarının tercihlerinden birisi de Reddit.

✊ Washington Post gazetecileri, gazetenin tarihinde uzun bir aradan sonra ilk kez 7 Aralık günü greve çıktı.

Haftanın mezunları

29 Saniyede Gümüşhane: 29 Saniyede Gümüşhane, Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri tarafından hazırlanan çoklu bir sosyal medya platformudur. Bu Projenin kurulma amacı Gümüşhane halkına, Gümüşhane Üniversitesi’nde eğitim gören öğrencilere ve şehir dışından gelen misafirlere şehri tanıtmak.

Yılkı Atı: Yılkı Atı isimli proje ile şu anda çalışmakta olan veya gelecekte kurulacak olan maden sahalarının yıkıcı etkisini ortaya koyacak video serileri ve fotoğraflı metinler hazırlıyor. Proje, Karadeniz’deki iklim ve ekoloji mücadeleleri için bir kaynak olmayı amaçlıyor.

Kadınlar ve Kurabiyeler: Kadınlar ve Kurabiyeler, hikâyelerin iyileştirici ve birleştirici gücüne inanan kadınların mücadele hikâyelerini paylaştıkları bir podcast serisidir. Burada paylaşılan hikâyelerin öznelliği ama aynı zamanda kesişimselliği kadınları ortak mücadele duygusuyla birbirine bağlıyor ve aralarındaki dayanışmayı artırıyor.

Karanlık bir odanın içerisinde yanan ring light'ın ortasında TikTok logosu görülüyor.
Unsplash

Haftanın odağı: TikTok gerçekten bir sorun mu?

Yıllardır bültenimizde de adını çokça andığımız sosyal medya platformu TikTok, bir süredir ülke gündemindeki en önemli meselelerden birisi hâline geldi. Fakat hem gündemimizde olma sebebi hem de bu konunun tartışılma şekli oldukça anlamsız ama bir o kadar da tanıdık.

TikTok bir süredir dünyada da gündemde kendisine bolca yer bulan bir platform. Bu yılın başında yazdığım bültende bunlardan ve ABD’nin Çin’le olan politik geriliminde nasıl TikTok’u da hedef aldığından bahsetmiştim. Ama ülkemizdeki tartışmanın sebebi ne politik ne de platformun algoritması gibi dünyanın geri kalanında tartışılan konular. Bizim tartışmamızın sebebi her zaman olduğu gibi müstehcenlik, toplumsal değerler ve aile üçgeninde dönüyor.

Türkiye’de internetin ve internete dair yasal düzenlemelerin tarihine, özellikle de son 20 yıla hakim olan herkes için fazlasıyla tanıdık ve artık bayatlayan bir tartışmayla karşı karşıyayız. İki yılda bir kapsamı genişleyen 5651 nolu yasa için de bu argümanlar kullanıldı, internet trafiğimizi gözetlemek için kurulmaya çalışılan sistemlerde de, birçok platformun ve yüzbinlerce sitenin engellenmesinde de. Değişen tek şey cümleleri kimin söylediği, bir de bahsi geçen platform.

Peki neden bunca yıldır bu sorunu çözüp bu tartışmaları geride bırakmayı beceremiyoruz? Çünkü gerçekten bir çözüm bulmak veya çözüm getirecek yolları kullanmak yerine bunları yukarıda andığımız üçgenin içerisinde vasat bir politik tartışmaya dönüştürüyor, uzmanlara ve sivil topluma danışmak yerine siyasetin malzemesi hâline getiriyoruz. Böyle olunca da bir hak ve özgürlük meselesinde kimse “ahlaksız” görünmemek için ses çıkarmıyor.

Medyada ve toplum karşısında bu sorunu dile getirenlerin bu üçgenin dışına çıkmak istememelerini de bir noktada anlıyorum. Çünkü konuyu bu üçgenden çıkarttığımız anda aslında sorun olduğunu iddia ettikleri konunun ortadan kalkması için her türlü araca sahip olduğumuzu ama bunların kullan(dır)ılmadığını görüyoruz.

Mesela uzun zamandır MEB müfredatında ortaokullar için Medya Okuryazarlığı isimli bir seçmeli dersimiz var. Ancak görünürde bu ders seçilebilir olsa da bu dersi verecek yeterli öğretmen olmaması, MEB’in bunu öncelikli görüp kaynak ayırmaması, çoğu zaman farklı bahanelerle okulların başka seçmeli dersleri otomatik olarak seçip öğrencilere seçim imkânı vermemesi gibi birçok sebepten dolayı bu dersi alabilen öğrenci sayısı çok az. Ayrıca okullardaki durumu ve öğretmenlerin ellerindeki sınırlı imkânları da düşünecek olursak bu derslerin ne kadar verimli bir şekilde işlenebileceği de tartışmalı.

Çocukları bir yana bırakıp ailelere ve yetişkinlere döndüğümüzde ise durum daha kötü. Çoğu ebeveyn ellerindeki teknolojinin nasıl işlediğini, çocuklarını korumak için yapabileceklerini bilmiyor. Cihaz bazlı filtreleme, aile hesap yönetimi gibi birçok mevcut teknolojik imkândan haberleri bile yok. Bunun üzerine medyanın her köşesinde yaratılan panik ortamı eklendiğinde refleks olarak herkes devletin müdahale etmesini bekliyor. Oysa devlet elindeki kamu spotu, bilgilendirme gibi araçları kullanarak insanların bunları kullanmayı öğrenmesini sağlayabilir, ailelerin kendi çocuklarının tükettiği içeriği denetleyebileceği araçları teşvik edebilir. 

Bunlar ve buna benzer çok daha kolay ve herkesin özgürlüklerine saygı gösterebilecek birçok yol mevcut. Ama konuya gerçekten hakim insanları, bu alanda çalışan kişi ve kurumları dahil etmek yerine bu teknolojilerin tam olarak nasıl çalıştığını bile bilmeyen kişilerin aynı argümanları yirmi yıldır tekrar etmesini tercih ettikleri için de olduğumuz yerde dönüp duruyoruz. 

Eğer bu kısır döngüden kurtulup daha güncel tartışmalara geçmek istiyorsak ne yapmamız gerektiği ortada. Sadece bunu yapacak insanlara ihtiyacımız var. Gerçi televizyonda bile konuyu tartışmak için bir araya gelen altı kişiden sadece birinin TikTok hesabı varken beklentiyi bu kadar yüksek tutmak anlamlı mı bilemedim.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir