Siyasal kampanyalarda yapay zekâ kullanımı

Getting your Trinity Audio player ready...

Yapay zekâ (YZ) teknolojilerinin kullanım alanlarının genişlemesi, dikkat çekici uygulamaları ve etik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bu tartışmalara sahne olan bir alan da son yıllarda yapay zekânın kullanıldığı önemli alanlardan biri olan siyasal kampanyalar. Geride bıraktığımız seçim sürecinde Cumhuriyet Halk Partisi, aday belirleme ve kampanya süreçlerinde ileri teknolojiden yararlandıklarını ifade ederken YZ uygulamalarından söz etmekteydi. YZ’nin seçim kampanyalarında kullanımına ilişkin örnekler ABD, Hindistan, Pakistan ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu pek çok ülkede karşımıza çıkmıştı.

ABD’de siyasal kampanyalarda YZ teknolojilerinin 2010’ların ortalarından bu yana kullanıldığını biliyoruz. 2015 yılında ABD’de ön seçimlerde aday olan Ted Cruz, 2016’da başkan adayı Donald Trump ve 2020 başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti adayı Joe Biden seçim kampanyalarında YZ teknolojilerinden yararlandılar. Türkiye’de ise siyasal kampanyalarda YZ kullanımı ilk kez 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde açıkça dile getirildi. Peki siyasal kampanyalarda YZ kullanımı nasıl gerçekleştiriliyor; YZ adaylara ve partilere ne gibi avantajlar sağlıyor; bu konudaki etik tartışmalar hangi noktalara dikkat çekiyor?

YZ, insanların ortaya çıkardığı süreçlerin makineler, özellikle bilgisayar sistemleri tarafından simule edilmesi olarak anlaşılabilir. YZ, insanlar gibi düşünmeye programlanmış algoritmalar tarafından desteklenir ve bu algoritmalar aracılığıyla öğrenme, planlama ve sonuç çıkarma gibi yeteneklere sahiptir.

YZ teknolojileri öncelikle bazı verileri filtreleme, çarpıcı verileri ayrıştırma ve veriler arasında ilişki kurma gibi yönleriyle büyük verilerle çalışılmasını oldukça kolaylaştırıyor. Ayrıca bu verilerden hareketle ürettiği çeşitli algoritma ve modeller aracılığıyla gelecekteki durumlar hakkında tahminler yaparak sonraki adımların öngörülebilmesine yardımcı oluyor. Aynı zamanda üretken yapay zekâ araçları, YZ’nin verilerle öğrenme yoluyla ortaya çıkardığı tahminleri kullanarak “gerçekçi metinler, resimler, müzik ve diğer medyaları oluşturabilir.”

Büyük verilerin hızlı analiziyle birlikte benzerlik ve farklılıkların, tekrarlanan durumların ve verilerin hatasıza yakın tespiti, pazarlama temelli yaklaşımlar açısından önemli avantajlar sağlıyor. Bu veriler, siyasal pazarlamada seçmenlerin eğilimleri doğrultusunda adayların belirlenmesi ve kampanya sürecinde hangi konuların ön plana çıkartılması gerektiği gibi noktalarda oldukça tatmin edici öngörülerin ortaya konulmasına aracılık ediyor. Denilebilir ki YZ destekli tahmine dayalı analizler giderek günümüz seçim kampanyası stratejilerinin temel kaynağı hâline geliyor.

Son yıllarda seçmen eğilim ve davranışlarının öngörülmesine ilişkin çalışmalar, pazarlama stratejileri ve teknolojilerindeki gelişmelere paralel biçimde büyük bir gelişim içinde. Sosyal medya algoritmaları kullanıcıların ilgi ve beğenilerinin tespiti ve çıkarımları üzerine kuruluyor. YZ sistemleri bu pazarlama stratejilerine önemli bir avantaj kazandırarak kullanıcıların (seçmenin) yalnızca demografik özellikleri ile değil psikografik özellikleri ile de değerlendirme yapma imkânı sunuyor.

Psikografik pazarlama ve siyasal kampanyalar

Psikografik pazarlama, bir insanda psikolojik olarak algılanabilen özellikleri ortaya koyma, organize etme ve anlama yöntemi şeklinde tanımlanabilir. Psikografik pazarlama birden çok hedef kitleyle, her birinde en büyük etkiyi yaratacak şekilde etkileşim kurmayı hedefler. Aslında 1970’li yıllarda ortaya çıktığını bildiğimiz psikografik pazarlama kavram ve stratejileri, son yıllarda sosyal medyanın sunduğu olanaklar ile daha etkili hâle gelmişti. YZ sistemleri ise çok daha geniş kitlelerin psikografik özelliklerini analiz etmemize olanak sağlayarak siyasal kampanyalara yeni bir boyut kazandırdı. Yapay zekâ sistemleri aracılığıyla ulaşılan psikografik veriler seçmenin eğilimlerini ve tutumlarını öngörebilmek adına doğruluk payı oldukça yüksek çıkarımlara ulaşmamızı sağlıyor.

Geleneksel siyaset pazarlamasında yaş, cinsiyet, yaşanılan bölge, eğitim ve gelir düzeyi gibi demografik faktörler seçmen davranışı ve tercihi konusunda en önemli değişkenler olarak görülürken YZ sistemleri bunun ötesine geçerek duygu, tutum ve davranışları da öngörebilecek analizleri mümkün kılıyor. Psikografik pazarlama ile doğrudan hedef kitlenize ulaşmanın yanı sıra onların beğeneceği ya da onaylayacağı içerikleri de oluşturabilecek verilere sahip oluyorsunuz. Psikografik özellikler, demografik özelliklerin etkisiyle biçimlenmekle birlikte ayrıca hedef kitlenizin yaşam tarzını, günlük rutinlerini ve alışkanlıklarını, fiziksel özelliklerini ve ihtiyaçlarını anlamaya yönelik verileri ifade ediyor.

Yapay zekâ ve pazarlamanın ötesi

Yapay zekâ teknolojileri, siyasal kampanyalara seçmen davranışı ve tercihini doğru tahmin etmenin ötesinde başka bir boyut kazandırmış görünüyor. YZ, adayların holografik görüntülerinin miting alanlarında kullanılmasından adayın sesi ve görüntüsü kullanılarak farklı içerikler oluşturulması gibi etik açıdan tartışmaya açık olan uygulamalara da kapı açıyor. YZ, siyasetçilerin potansiyel seçmenlerine ulaşmasını kolaylaştırmak için yalnızca seçmeni analiz etmekle kalmıyor, aynı zamanda dijital ortamda sürekli olarak onlardan gelen mesajlara erişmemizi ve bunlara maruz kalmamızı da sağlayabiliyor.

Öte yandan çevrimiçi etkileşimler üzerinden seçmen tercihinin analiz edilmesi, hem kullanıcıların verilerinin politik amaçlarla kullanılması hem de “algoritmik önyargı” veya “algoritmik yanlış yorumlama potansiyeli” açısından eleştirilere de maruz kalıyor. 2018 yılında gündeme gelen Facebook-Cambridge Analytica skandalı, sosyal medya kullanıcılarının verilerinin izinsiz olarak seçim kampanyaları sürecinde kullanılmasının en bilinen örneği. Eski bir Cambridge Analytica çalışanı, şirketin seçimleri etkilemek amacıyla kullanıcıların verilerini usulsüz olarak kullandığını itiraf etmişti. Şirket, ABD’de milyonlarca seçmenin Facebook profillerini toplayarak bunları seçmenlerin eğilimlerini tahmin etmek ve onlara uygun kampanya içerikleri oluşturmak amacıyla kullandı. Cambridge Analytica, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği üyeliğinden ayrılma kararının çıktığı seçimde ayrılma lehine yürütülen kampanya için de veri sağlamıştı.

Facebook-Cambridge Analytica skandalı, YZ uygulamalarının yarattığı bir etik ihlalden çok veri güvenliğine ilişkin bir ihlal olarak da değerlendirilebilir. Ancak bu teknolojinin çok büyük verileri analiz edebilmesi ve sosyal medya profillerimiz üzerinden seçmen (ya da tüketici) hakkında çok fazla bilgiye ulaşılabilmesinin verilerimizin ve sosyal medya hesaplarımızın güvenliği konusundaki endişeleri artırdığı bir gerçek.

Deepfake ve seçim kampanyalarında YZ’nin etik kullanımı

Siyasal iletişimde YZ kullanımının akla getirdiği ve etik olarak tartışmalı bir başka alan da deepfake uygulamaları. Deepfake, mevcut bir görüntü, video ya da ses kaydı üzerinden yeni içerikler oluşturulmasına imkân veriyor. Kişisel Verileri Koruma Kurumu deepfake teknolojisini “insanların yüz, hareket ve sesini gerçeğe uygun olacak şekilde taklit etmek veya değiştirmek için yapay zekâ teknikleri aracılığıyla fotoğrafların, videoların veya seslerin kullanılması” olarak tanımlıyor. Bu yolla sahte konuşma ve görüntüler üretilerek siyasal kampanyalarda rakip parti ya da adaylara yönelik kara propaganda yürütülmesinin örneklerine ya da bu yöndeki tartışmalara tanıdık olduk.

Bundan sonra seçim kampanyanlarının önemli tartışmalarından birinin deepfake uygulamaları olacağını söylemek zor değil. Adayların deepfake görüntüler ile seçmenleri sandığa gitmemeye ya da bir protestoya katılmaya çağırmaları ya da skandallara karıştırılmaları mümkün. Hatta 2017 Fransa seçimlerinde aşırı sol parti adayı Jean-Luc Mélenchon’ın yaptığı gibi adayın holografik projeksiyonu yoluyla aynı anda birden çok yerde miting yapabilmesi de söz konusu. Mélenchon 2017 seçimlerinde aynı anda 12 farklı yerde miting gerçekleştirmişti.

Aslında holografik görüntü yoluyla seçmene ulaşma yöntemi daha önce Hindistan genel seçimlerinde Başbakan Narendra Modi’nin kampanyasında kullanılmıştı. Modi, ülkenin coğrafi olarak ulaşılması zor bölgelerine bu yolla ulaşmış ve kırsaldaki seçmen üzerinde oldukça etkileyici bir izlenim bırakmıştı. YZ teknolojileri her seçim döneminde buna benzer ve daha önce görülmemiş uygulamaları karşımıza çıkarma potansiyeline sahip.

YZ teknolojilerinin 2024 seçimleri dahil olmak üzere Türkiye’de henüz seçmen tercihlerinin analizi ve aday belirleme sürecinde kullanılmamış olsa da hızla yaygınlaşacağını öngörebiliriz. Bu nedenle hemen her alanda olduğu gibi siyasal kampanyalarda YZ teknolojilerinin etik kullanımına ilişkin düzenlemelere ihtiyaç olduğu da görülüyor. Örneğin İsviçre’de Ekim 2023 tarihinde gerçekleşen seçimler öncesinde ülkedeki beş siyasi parti YZ teknolojilerinin sınırlı ve etik kullanımı konusunda anlaşmaya vardı. Türkiye’de bu konuda yaşanacak gelişmeleri hep birlikte göreceğiz.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir