Google Ucuz Atlattı

Bu haftanın anahtar kelimeleri: Google, Semafor, TikTok, Economist.

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Google’ın arama konusunda tekel hâline geldiği ABD mahkemeleri tarafından da tescillenince buna karşı mahkemenin ne yapacağını herkes merakla bekliyordu. Sonunda gelen karar özellikle Google’ın rakipleri ve reklam sektörü için hayal kırıklığı oldu. Ben de bu haftanın odağında bu kararın sebeplerini ve sonuçlarını ele aldım.

“Ne Okuduk” bölümünde ise YZ kopyaları TikTok’ta komplo teorisi anlatan gazeteciler, NYT ve Economist’in ortak abonelik denemesi ve daha fazlası var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Bir masanın üzerinde üst üste duran Economist dergileri.
Wikimedia Commons

Bu Hafta Ne Okuduk?

Meşhur Gazetecileri YZ ile Kopyalıyorlar

Yapay zekâ teknolojilerinin hızlı gelişiminin beraberinde getirdiği en önemli sorunlardan birisi de gerçek insanların izni olmadan sahte görsellerinin ve videolarının rahatça üretilebilmesi. Bunu denetlemek fazlasıyla zor ve bunu bilen kötü niyetli aktörler de bundan faydalanmak için ellerinden geleni yapıyor.

Son dönemde daha sık karşımıza çıkan akımlardan birisi de yanlış bilgi yayma amacıyla bu yönteme başvurulması. ABD ve Latin Amerika ülkelerindeki Latin nüfusu hedef alan ve bu topluluklar arasında komplo teorilerini ve politik propaganda mesajlarını yaymak için kurulan TikTok hesapları da bu yönteme başvurmaya başlamış. Bu akımı öncekilerden ayıran ise meşhur Latin veya İspanyolca konuşan gazetecileri kullanmaları. Onların YZ ile kopyalarını üretip istedikleri mesajları söyletiyor ve ardından bunu TikTok hesaplarında kullanıyorlar.

TikTok içerik moderasyonu veya diğer tespit araçları ile bunların önüne geçmeye çalışıyor ancak platformun yapısı hem bu hesapların hızlı bir şekilde büyümesine hem de aktif kaldıkları kısa süre içerisinde para kazanabilmesine imkan veriyor. Durum böyle olunca da bu tür hesapların kolay kolay önüne geçilemiyor.

YZ Gelirini Gazeteciyle Paylaşmak

Gazetecilik sektörünün içerisinde bulunduğu ekonomik çalkantı ve YZ ile birlikte gelen dönüşüm birçok belirsizliği de beraberinde getiriyor. Bu dönüşüm esnasında ortaya çıkan yeni gelir kaynaklarından birisi YZ şirketleri ile yapılan içerik lisanslama anlaşmaları ve benzer ortaklıklar. Fakat bu anlaşmalar sonucunda elde edilen gelir genellikle şirket kasasında kalıyor ve asıl işi yapan gazetecilere ulaşmıyor.

Neyse ki Fransa’daki medya kurumları bunun tek seçenek olmadığını bize gösteren birer örnek hâline geldi. Le Monde hem OpenAI hem de Perplexity ile yaptığı anlaşmalar sonucunda elde ettiği gelirin yüzde 25’inin doğrudan gazetecilerine dağıtılacağını açıkladı. Bu anlaşmaları gerçekleştiren ilk yayın böyle bir yol izleyince ülkedeki diğer medya kurumları da bunu takip etmeye karar verdi — daha doğrusu takip etmek zorunda kaldı. Eğer bu konuda Türkiye’de de bir standart oturtmak istiyorsak Fransa bizim için iyi bir örnek olabilir.

Semafor: Tek Rakibimiz Davos

Bültenin düzenli takipçileri 2010 sonrası dijital medyadaki yeni nesil girişimler arasında Semafor’a özel bir ilgim olduğunu biliyor. Hem yaklaşımları hem de denedikleri modelin başarısı anlamında tıpkı 2010’larda BuzzFeed’in yaptığı gibi yeni bir öncü olarak kabul edilme ihtimallerini oldukça yüksek görüyorum.

Bu yüzden son günlerde Semafor tarafından gelen iki haber otomatik olarak radarıma girdi. İlk haber Semafor kurucularından ve medya alanındaki gazeteciliğiyle bilinen Ben Smith’in başını çektiği yeni bir köşeye başlıyor. Principals bülteninin parçası olacak Washington View adını verdikleri bu köşede ABD’nin başkentinde olan bitenleri Ben Smith’in ve Semafor’un tarzıyla okurlara sunmayı planlıyor. Bu da yayının genel olarak temeline koyduğu “gücün merkezlerini merkeze alma” yaklaşımıyla oldukça uyumlu bir büyüme adımı.

İkincisi ise son dönemde en büyük gelir kaynaklarından birisi olan etkinlikler konusunda gelen haberler. Semafor ekibine son olarak katılan dört isim de etkinlik alanında çalışıyor ve yayın daha büyük ve etki gücü yüksek etkinlikler yapmak istiyor. Öyle ki Ben Smith ana hedefin Davos’un yerini almak olduğunu söylüyor. Son zamanlarda Davos’un yerine göz dikenlerin sayısı artıyor, bakalım bu hedefe ulaşmak için Semafor nasıl bir yol izleyecek.

NYT ve Economist Ortaklığı

Abonelik paketleri sıkça gördüğümüz ve genellikle işe yarayan gelir modellerinden birisi. İnsanlara bir abonelik ile birden çok ürün veya servise ulaşabileceklerini söylediğinizde hem cazibesi artıyor hem de ödedikleri para gözlerine daha az görünüyor. Bu yüzden özellikle aboneliğin yeterince cazip olmadığı veya insanların ekonomik olarak çok iyi durumda olmadığı yerlerde bu modeli daha sık görüyoruz.

Fakat bu sadece oralarda kullanılabilir demek değil. Bazen de iki büyük isim kendi markalarının gücünü artırmak veya yeni bölgelere açılmak için bunu kullanabiliyor. Tıpkı New York Times ve The Economist’in yakın zamanda test etmeye başladığı paket gibi. Şu anda Birleşik Krallık’ta sınırlı bir şekilde test edilen abonelik paketi ile The Economist aboneliğinin yanında NYT aboneliği de veriyor, üstelik bunu The Economist’in normal abonelik ücretinin de altında bir fiyat ile yapıyor. Eğer bu deneme başarılı olursa yakın zamanda paketin daha geniş kitlelere de açıldığını görebiliriz.

Kısa Kısa

📱 Instagram uzun yıllar süren direnişinin ardından iPad için de uygulamasını yayınlamaya karar verdi

👋 New York Times’ın 2023’te yayına aldığı Audio uygulaması, asıl uygulamada ses ve video içeriklerinin giderek daha çok yer kaplaması nedeniyle Ekim ayının sonunda kapatılıyor.

🗺️ Bellingcat’in testine göre görsellerden konum tespiti yapma konusunda en başarılı YZ modeli Google AI Mode.

🤖 ChatGPT’nin kötüye kullanımları yüzünden baskı altında kalan OpenAI kullanıcıların sohbetlerini gözetlemeye ve polisle paylaşmaya mecbur bırakılıyor.

🇺🇸 Donald Trump ve onun politikalarını destekleyen The Free Press isimli yayınıyla ün kazanan Bari Weiss, bir süredir gündemde olan CBS News’in başına geçecek yeni isim olabilir.

Bir binanın çatısında Google'ın logosu görülüyor. Arka planda da açık bir gökyüzü var.
Unsplash

Haftanın Odağı: Google Ucuz Atlattı

Google’ın internet aramaları konusunda bir tekel hâline gelmiş olması uzun zamandır tartışılan ve müdahale edilmesi gerektiği söylenen başlıklardan birisiydi. ABD’de Adalet Bakanlığı 2020 yılında bu konuda bir adım atmış ve Google’a dava açmıştı. Ağustos 2024’te mahkeme Google’ın bir tekel olduğu kararını vermiş ve o günden beridir bununla ilgili alacağı yaptırım kararlarını beklemeye başlamıştık. 

Bahar aylarında yapılan yaptırım duruşmalarının ardından beklediğimiz karar sonunda geldi. Mahkeme, Google’dan beş yıl boyunca arama sonuçlarının rakipleri tarafından sendikasyonuna izin vermesini ve kalifiye rakiplerine özel arama verilerini bir seferlik vermesini istedi. Bu veriler sayesinde Google’ın arama tekeli olarak topladığı veriler ile sahip olduğu avantajın etkisini azaltmayı amaçlıyor. Peki birçok kişinin beklediği ve Adalet Bakanlığının da talep ettiği Chrome ve Android’in satılması ya da diğer şirketlere yaptığı ödemelerin yasaklanması gibi önlemler neden alınmadı?

Mahkemenin yargıcı olan Mehta, 230 sayfalık kararında bu önlemlerin ele alınan konuyla olan ilişkisini ve potansiyel yan etkilerini düşünerek bu yaptırımları uygulamamayı tercih ettiğini söylüyor. Google’ın internet tarayıcısı Chrome’u ve mobil işletim sistemi Android’i elden çıkarmasının arama konusundaki tekeliyle olan ilişkisini kabul eden Mehta, bunları elden çıkarmasının rakiplerine sağlayacağı avantajın kısıtlı olacağını düşünüyor. Bununla birlikte her ikisinin de bağımsız birer şirket değil de Google’ın altyapısına derinden bağlı yazılımlar olması nedeniyle bir satışın hem çok fazla teknik soruna sebep olması hem de kullanıcılar için ciddi bir kalite düşüşüne sebep olması gibi yüksek ihtimaller nedeniyle bunun faydadan çok zarara neden olabileceğini söylüyor.

Mahkeme Google’ın kurulu gelen arama motoru olmak için Apple ve Mozilla ile yaptığı anlaşmalara da dokunmadı, sadece rakiplerini engelleyecek maddeler koymasını yasakladı. Bu kararın arkasındaki gerekçe ise bu tür ödemelerin genel ekosistemdeki önemi. Belki Apple gibi büyük şirketler bu gelir kaynağını kaybetse de hayatına devam edebilir ama Mozilla’nın 2023’teki 650 milyon dolarlık gelirinin 495 milyon dolarının bu ödemelerden geldiğini düşünecek olursak, bu kararın arkasındaki mantığı görmek daha da kolay olacaktır.

Karar kaçınılmaz olarak bolca eleştirildi, özellikle aktivistler ve Google’ın rakipleri tarafından yetersiz bulundu. Bu eleştirilerde haklılık payı olsa da potansiyel çözümlerin getirdiği riskler hesaba katılınca Mehta’nın da elinde çok fazla seçenek olmadığını kabul etmemiz gerekiyor.

Bütün bunların yanı sıra davanın 2020’de başladığını ve o zamandan bu yana yapay zekânın yarattığı etkiyi de hesaba katmamız gerekiyor. Ki Mehta da karar metninde üretken yapay zekânın davanın gidişatını ciddi bir şekilde değiştirdiğini söylüyor. Google’ın sahip olduğu klasik internet aramalarındaki tekel gücü YZ modellerinin ve araçlarının giderek yaygınlaşmasıyla birlikte zayıflamaya başlıyor. Google da eski rakipleri de Perplexity gibi yeni rakipleri de bunun farkında. Durum böyle olunca da yargıcın birkaç yıl içerisinde ciddi bir sorun olmaktan çıkabilecek bir davanın sonucunda riskli ve yan etkileri yüksek kararlar almaktan kaçınması anlaşılabilir bir durum.

Açıkçası Trump’ın başkan olmasından bu yana devletin her kademesinde büyük teknoloji şirketlerini korumak için yapılanları da hesaba kattığımızda Google açısından böyle olumlu bir sonucun çıkması çok da şaşırtıcı değil. Bu karar bizler için yakın dönemde Google’ın arama alanındaki tekelinin ve bu tekel sonucunda oluşan medya ve internet ekonomisinin değişmeyeceği anlamına geliyor. Arama alanındaki rakipleri bu kısıtlı yaptırımlardan faydalanıp biraz daha pazar payı kapabilir ancak bu kararın bize gösterdiği en önemli şeylerden birisi çok büyük bir sürpriz yaşanmadıkça Google’ın tekelini yıkabilecek tek gücün YZ olduğu. 


Bu bülten Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla NewsLabTurkey sorumluluğu altındadır ve Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

Yazar hakkında

Ahmet Alphan Sabancı

Eleştirel fütürist. NewsLabTurkey Strateji Koordinatörü ve Bülten Editörü.