Gazetecilik Web3 ile karşılaşıyor

Sevgili Sarphan’ın teklifiyle daha önce T24 ve P24’te hazırladığım dijital medya merkezli yazılarıma artık NewsLabTurkey’de devam edeceğim. Hem ona hem de tüm ekibe teşekkür ederim davet için. Burada dijital medya/ gazetecilik alanında zaten güzel, yol açıcı yazılar yayınlanıyor. Umarım ben de bu zengin içeriğe katkıda bulunabilirim. Bu yazılar bazen tek bir konu üzerine olacak, bazen de çalışma alanlarımdan okuma notları/yorumları şeklinde ilerleyecek.

Bugünkü yazının ana eksenini güncel ilgi alanlarımdan biri olan Web3 ve gazetecilik ilişkisi oluşturacak. Yazıya ilham veren ise NiemanLab’da çıkan bir değerlendirme oldu (Bu arada NiemanLab’in medya ve gazetecilik alanındaki uzmanlara hazırlattığı yıl sonu değerlendirmelerini genel olarak tavsiye ederim). Daniel Eilemberg imzalı “Gazetecilik Web3’e gidiyor” başlıklı yazıda bu yıl medya kuruluşlarının Web3 teknolojileriyle olası etkileşimleri dile getiriliyor.

Bazen Web 3.0 olarak da görebileceğiniz Web3, 2020’den bu yana popülerleşen bir kavram oldu. İnternetin ilk hâli olan Web 1.0 ve sonra sosyal medya platformlarıyla özdeşleşen Web 2.0’ın aksine Web3 şu anda daha çok fikir olarak öne sürülüyor. Genel blokzincirlere (özel blokzincirler de var ama merkezi olmayan bir internet için genel, herkese açık olması gerekiyor) dayanarak merkezi olmayan bir internet modeli öneren kavram ilk defa Ethereum blokzincirinin kurucularından Gavin Wood tarafından 2014’te kullanılmış. Blokzincir’in en önemli çıktılarından olan kripto paraların değer kazanması ve kişisel veri, vb hayati konularda kötü bir sınav veren sosyal medya devlerine olan tepki ile merkezi olmayan bir internet fikri hızla popülerleşti. Tabii bu popülerleşmenin daha çok yatırımcılar ve kripto para çevrelerinde olduğunu da belirtmek gerek. Zaten aşağıda da belirteceğim üzere bu da Web3’e şimdilik ihtiyatla yaklaşmanın nedenlerinden biri oluyor.

Aslında medya kuruluşlarının blokzincir deneyimleri yeni değil. Ama ilk dalga denemelerin çoğu başarılı bir sınav veremedi. Bunlar içinde en medyatik olan Civil, 3 yılın sonunda kapanma kararı aldı. Civil, gazetecilik ilkelerine uymak noktasında epey gayret etmiş, önemli gazetecilik uzmanlarını danışma kurulunda toplamıştı. Ama beklenen token satışı gerçekleşmeyince düşüş başladı. Önerilen karmaşık sistem de yardımcı olmuyordu.

Bununla birlikte başarısızlık hikâyeleri bir alanın tamamen kapanacağı anlamına gelmiyor. Çıkarılan dersle yeni adımlar atılacak şüphesiz. Eilemberg gibi ben de yeni denemelerin olacağına inanıyorum. Özellikle gazetecilik için, çıkarılan derslerle birlikte daha ihtiyatlı bir gelişme süreci gerekiyor. Dijital gazetecilik alanında iş modelleri bile yeni yeni başarılı olmaya başlarken hızlı ve büyük başarı hikâyelerini yakın zamanda, en azından 2022 içinde görebilir miyiz emin değilim. 

Şimdi blokzincirle birlikte anılan Web3 ile yeni bir heyecan gelmiş gibi görünüyor. Fakat blokzincir daha tanımlı bir teknoloji iken Web3 daha çok bir ideal olarak sunuluyor. İnternetin şu anki tekelleşmiş ve büyük teknoloji devleri tarafından kolonize edilmiş hâline karşı desentralize bir model olarak Web3 fikri öne çıkıyor. Bunu da gerçekleştirmenin teknolojik altyapısı olarak blokzincir var.

Öncelikle şunu belirteyim ki çoğu girişimcinin desentralize (adem-i merkezi) web fikri StartUp dizisindekine benzer, pazarlama aracı olmaktan öteye gitmiyor. Önceki internet dalgalarının aksine aktivist oluşumlar henüz Web3 olasılıklarını kullanmaya başlamadılar; istisnalar tabii ki var.

Web3 savunucularının çoğunun nihai hedefi Web 2.0’ı kolonize etmiş sosyal medya devlerine karşı kendilerine alan yaratmak gibi gözüküyor. Bunun bence bir mahsuru yok ama buradan sosyal duyarlılık retoriği çıkarmak sahtekârca geliyor. Bitcoin’in çıkış manifestosundaki ekonomik statükoya karşı meydan okuma, bugün büyük ölçüde statükonun parçası olma çabalarına dönmüş durumda. Bu genel durum gözleminden sonra tabii ki bu yeni teknolojinin potansiyeline bakabiliriz. 

Bahsettiğimiz alanlarda geçen yıl medya örgütleri için en görünen gelir kaynağı NFT’lere olan ilgi oldu. Gazetelerin arşivleri, görsel olsun, köşe yazıları olsun NFT’lere dönüştürülerek yüksek miktarlarda satışa sunulabilir. Ama bunun gelip geçici bir heves olup olmadığını ve istikrarlı bir ekonomik yapıya dönüşüp dönüşmeyeceğini zaman gösterecek. Ayrıca telif hakkı nasıl düzenlenecek, nereye kadar NFT satın alan bu hakkı kullanabilecek gibi soru işaretleri var. 

Eilemberg yazısında Merkezi Olmayan Otonom Organizasyon (DAO)’ları özellikle vurgulamış. Bunlar okura pay verme ve okuru yönetime dahil etme konusunda en net yapılanma olasılıklarından birisi olarak gözüküyor.

Ne var ki, okuyucunun bu kadar dahil olduğu bir yapılanmada haber yapımının doğasına başka bir müdahale gelmiş olmayacak mı? Belki bir medya odaklı DAO tüzüğünde bu konulara kafa yorulması gerek.

Medya içeriğinin üretim süreci blokzincire gömülmüş bir yönetim kuralları bütünüyle ne kadar uyumlu olabilir? Kurallar konduktan sonra blokzincirde bunları değiştirmek çok zor bir süreç. Oysa medya alanına geldiğimizde matematiksel doğrularla bir yönetişim mümkün olabilecek mi bilemiyorum. Bunu gelecekteki girişimler gösterecek. Fırsat oldukça buradan da izleyeceğiz…

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir