Seçim zamanları sağlıklı habercilik nasıl olur?

Bu haftanın anahtar kelimeleri: Patreon, Spotify, ABC, SEO.

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Bu haftanın odağında geçtiğimiz aylarda yayınladığımız araştırmalar ve geride bıraktığımız seçim süreciyle birlikte seçim gazeteciliğini ve neden değişmesi gerektiğini ele aldım.

“Ne Okuduk” bölümünde CNET’in sildiği haberleri, ABC’nin Twitter’a vedası, Spotify ve Patreon ortaklığı ve daha fazlası var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Patreon'un Spotify entegrasyonunu gösteren üç ekran görüntüsü. İlki profilinde Patreon'un nasıl göründüğünü, ikincisi özel bölüm bildirimini, üçüncü de Patreon profilinde görünümünü gösteriyor.
Patreon

Bu hafta ne okuduk?

CNET SEO Bahanesiyle Binlerce Yazıyı Sildi

İnternette arama motorlarının trafik sağlama gücü, onların çalışma şeklini belirleyen algoritmaların internet siteleri üzerinde ciddi bir etkiye sahip olmasına neden oldu. Bu algoritmaların gizliliği de yayıncıların çok ilginç taktikler denemesine neden olabiliyor.

Gizmodo tarafından yayınlanan CNET iç yazışmasına göre bu yöntemlerden birisi de sitedeki eski içerikleri silmekmiş. CNET’e göre eskiyen yazıları silmek “Google ve diğer arama motorlarına biz günceliz mesajı” veriyor. Ancak Google eski içerikleri silmenin hiçbir etkisi olmadığını, SEO uzmanları da bunun nadiren uygulanan bir son çare olabileceğini söylüyor.

Arama motorlarının gücü, SEO alanının giderek “büyücülük” seviyesinde bir gizeme sahip olmasına neden oldu. Tam da bu yüzden önümüze gelen her SEO taktiğine atlamamak ve onun için kendi yayıncılık anlayışınızı hiçe saymamak gerekiyor. Google bile bu tür numaraları engellemek için yeni yollar geliştirirken kaynaklarınızı bunun için harcamak yerine ürettiğiniz işin kalitesine odaklanmanız daha faydalı olur.

ABC Twitter’a Güle Güle Diyor

Artık bültenin bir geleneği hâline gelen “Bu hafta Twitter’da neler kötüye gidiyor?” köşemize hoş geldiniz. Bu hafta bir haberimiz ABD’den, diğeri Avustralya’dan.

Medya sektörünün Twitter’la arasına koyduğu mesafe, kimi kurumların ciddi adımlarıyla büyümeye devam ediyor. Avustralya’nın kamu yayıncısı ABC, geçtiğimiz hafta dört ana hesabı dışında Twitter’daki (yeni adıyla X’deki) bütün hesaplarını kapatıyor. Gerekçe olarak ise Twitter’ın yapılan masrafa değer bir etkileşim sağlamaması ve artan toksik etkileşim seviyesi gösterildi. Ancak Elon Musk bunun sebebinin “onların sansür-sever bir sosyal medya istemeleri” olduğunu iddia ediyor.

Bu esnada özgürlük savaşçımız Musk, ABC’nin sansür istediğini iddia ederken kendisi başkalarını susturmakla meşguldü. Platformdaki nefret söylemi ve yanlış bilgi üzerine çalışan Center for Countering Digital Hate (CCDH), kendilerine X Corp tarafından bir dava açıldığını duyurdu. Dava tehditine göre Musk, CCDH’nin rakip şirketler tarafından fonlandığını ve bu yalan araştırmaları şirketi karalamak için yayınladığını düşünüyor. Bir anlamda kendisine karşı bir komplo olduğunu iddia ediyor ve bu yüzden davalarla susturmaya çalışıyor. Tam bir ifade özgürlüğü savaşçısı, değil mi?

Blendle da Aramızdan Ayrıldı

Gazetecilik için gelir modelleri arasında ısrarla denenen ama bir türlü başarılı olamayan fikirlerin başında mikro-ödemeler geliyor. Yıllar içerisinde birçok girişim bunun işe yaraması için uğraştı ama hepsi bir noktada pes etti.

2014 yılında Hollanda’da kurulan ve 2016 yılında ABD’ye açılan Blendle isimli uygulama birçok büyük yayına okumak istediğiniz haber başına ödeme yapabildiğiniz bir sistem sunuyordu. Ancak 2017 yılında bile kayıtlı 1 milyondan fazla kullanıcının yalnızca 150.000’i mikro-ödeme ile haber satın almıştı. Arada denenen farklı modeller de işe yaramayınca şirket tamamen kapanmaya karar verdi.

Mikro-ödeme fikri çok cazip görünse de bunun işe yaraması mevcut koşullarda pek mümkün değil. Aklıma gelen gerçekten işe yarayabilecek tek senaryo ulusal veya uluslararası bir ortaklık ile insanların tek bir ödeme sistemiyle istedikleri hemen her yayına erişebilecekleri bir yapı kurmak. Yani bir platform veya uygulama yerine bunu bir ödeme sistemi ile ancak kullanışlı hâle getirebiliriz —o da bir ihtimal.

Patreon ve Spotify’dan Podcast Ortaklığı

Podcast üreticileri için dinleyicilerden gelen destek en önemli gelir kaynaklarından birisi. Ancak bu desteği aldığınız yer ile dinleyicilerinizin tercih ettiği platformlar birbirinden kopuk olunca, bu süreç özellikle destek vermek isteyenler için zorlayıcı olabiliyor.

Patreon podcast üreticileri arasında en sık tercih edilen platformlardan birisi. Bunun ana sebeplerinden biri de destekçilere özel bir podcast akışı üretebilmeniz. Ama bunu Spotify gibi bir platforma bağlayamıyorsunuz çünkü açık akıştan farklı bir yapısı var. Bu da destekçilerin özel bölümleri dinlemek için başka bir podcast uygulaması kullanmak veya tarayıcıdan dinlemek zorunda kalması demek.

İki platform bunu çözmek için özel bir entegrasyon sistemi geliştirdiler. Bu sistem ile siz “Spotify for Podcasters” hesabınızı, destekçileriniz de kişisel Spotify hesaplarını bağladıkları andan itibaren Patreon’da özel bölümlerinizin olduğu akışa doğrudan uygulama içerisinden erişebilecekler. Ayrıca Spotify içerisinde de normal podcast takipçilerinize Patreon desteği ile özel bölümlere erişebileceklerini duyurabileceksiniz

Özellikle Türkiye’de Spotify üzerinden podcast dinleme oranlarının yüksekliğini düşünecek olursak, bu yeni özellik birçok podcast üreticisine fayda sağlayabilir.

Kısa Kısa

💾 Eğer bu aralar yedek disk almayı planlıyorsanız SanDisk’ten uzak durmanızda fayda var.

🤝 Eski Vice Media yöneticisi Katie Drummond Wired’ın yeni lideri olacak.

💵 1 milyon abone sınırına yaklaşan The Atlantic, 2024 yılında kâra geçebilmeyi hedefliyor.

💬 BBC’nin önde gelen podcast serisi Newscast, dinleyicileriyle Discord üzerinden aktif bir topluluk kuruyor.

💰 New York Times geçtiğimiz üç ayda 180.000 yeni abone daha kazandı ve 46.4 milyon dolar kâr elde etti.

🤖 Yeni kullanıcı şartları ile yapay zekânın haber içeriklerini toplamayı yasaklasanız da bunun teknik olarak önüne geçmek oldukça zor.

Seçim sandığına oy atan birisinin silüeti.
Unsplash

Haftanın odağı: Seçim zamanları sağlıklı habercilik nasıl olur?

Genel seçimleri teknik olarak geride bırakmış olsak da aylar sonra yerel seçimlerin gerçekleşecek olması sebebiyle ülke olarak tam anlamıyla seçim psikolojisinden kurtulabildiğimizi söylemek pek mümkün değil. Böyle bir ortamda da ister istemez hem mevcut siyaset haberciliği hem de seçim haberciliği üzerine düşündürecek bolca örnekle karşı karşıya kalıyoruz.

Hem ülkemizde hem de dünya genelinde siyasetin giderek popülist ve kutuplaştırıcı bir hâle bürünmesi, hem seçimlerin atmosferini hem de seçim haberlerinin yapılma şeklini ciddi bir şekilde etkiliyor. Ancak bu durum sadece siyasetin yapısıyla alakalı değil, mart ayında yayınladığımız araştırmanın da gösterdiği gibi seçimlerin haberleştirilme şekli bu etkiyi güçlendiren bir faktör.

Burada özellikle anketlere ve erken sonuçlara atfedilen büyük önem ve bunlar üzerinden yapılan analizler büyük bir rol oynuyor. Burada gazeteciler ve yorumcuların çoğu zaman demokratik bir süreçten çok bir yarış yorumluyor gibi hareket ediyor olması, çoğu zaman sağlıklı bilgi sunmak yerine yoruma ve öngörülere ağırlık vermesi bu dönemde sağlıklı bilgiye ulaşmayı zorlaştırıyor. Üstelik çoğu anketin de sağlıklı bir şekilde yapılmıyor olması, haberleri ele geçiren yorumların da sorunlu bir temel üzerine inşa edildiği anlamına geliyor.

Temmuz ayında yayınladığımız ve bu araştırmanın devamı olarak da okuyabileceğiniz araştırmamız da bu “drama” hâli net bir şekilde vurgulanıyor. Siyasetin, özellikle de seçimlerin, nasıl dramatik bir şekilde haberleştirildiğini bize gösteriyor. Kimi zaman politik, kimi zaman da ekonomik gerekçelerle tercih edilen bu yayıncılık yaklaşımı da oldukça önemli bu dönemde haber kalitesini ciddi bir şekilde etkiliyor.

Bütün bunların üzerine dezenformasyon konusunun giderek siyasetin ana gündemlerinden birisi hâline gelmesini ve çoğu zaman iktidarların bunu medyayı ve bilgi akışını kontrol amacıyla kullanabilmesi için alan yaratıyor. Elbette siyasetçilerin büyük bir kısmı da ellerine geçen fırsatı değerlendirmek için her türlü yolu deniyor. Böyle bir ortamda da kaçınılmaz olarak gazetecilere çok daha büyük bir görev düşüyor.

Fakat yukarıda tarif ettiğimiz hâliyle seçim dönemlerinde gazeteciliğin bu görevini ne kadar yerine getirebildiği konusunda şüpheliyim. Sağlıklı bilgi yerine sağlıksız anketlere ve yorumlara dayanan bir habercilik, üzerine de giderek siyasetle iç içe girerek onu denetleyen bir mekanizma olmak yerine onun aktörlerinden birisine dönüşen kurumların ağırlığa sahip olduğu bir medya ekosisteminde maalesef toplumun ihtiyacı olana ulaşması çok zor. 

Bütün bunların yanına sosyal medyanın kötüye gidişi ve internetin genel olarak daha fazla çöp bilgiyle dolmaya başlaması önümüzdeki dönemde özellikle seçim dönemlerinin daha da riskli geçmesine neden olabilir. İnsanların alternatif haber ve bilgi kaynağı arayışlarının onları giderek daha tehlikeli sonuçlara yönlendiriyor olması, bütün bu dinamiklerle birleştiğinde bunun toplumsal sonuçları çok ağır olacaktır.

O yüzden gazetecilerin ve medyanın kendisini ciddi bir şekilde sorgulaması ve tam olarak görevlerinin ne olduğuna karar vermesi gerekiyor. Bunu yapmadıkça ve insanlara karşı dürüst olmadıkça kimsenin şikâyet etmeye hakkı olmadığını düşünüyorum.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir