Kum saati tekniği: Ters piramit tekniğine alternatif olabilir mi?

Getting your Trinity Audio player ready...

Gazeteciler çeşitli haber yazma teknikleri arasından kendilerine en uygun olanını seçmeye çalışıyorlar. Okurlar belki çoğu zaman okudukları metinlerdeki teknikler hakkında çok fazla bilgiye sahip değiller ancak, haberin yazım tekniği metinle kurduğumuz ilişkiyi etkileyen önemli faktörlerden biri.

Gazeteciler arasında da yaygın olan ve çok sık rastladığımız ters piramit tekniği günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyor. Ancak gazetecilerin denediği, kurumların da teşvik ettiği başka teknikler de var. Daha önce habere konu olan olayları hikâyeleştirmeyi temel alan Freytag Piramidi’ni ele almıştık. Ahmet A. Sabancı’nın geçtiğimiz haftalardaki bültenlerde bahsettiği kum saati modeli ise yapısı gereği tartışmalara açık olsa da son zamanlarda adını daha sık duymaya başladığımız bir başka teknik.

Kum saati tekniği nedir?

Kum saati tekniğinde yazılmış haberler, ters piramit tekniğine benzer bir yapıda şekilleniyor diyebiliriz. Ancak iki model arasındaki en önemli fark, kum saati tekniği ile yazılmış haber metinlerinde olaya dair detayların daha fazla olması.

Kum saati tekniği daha kapsamlı bir belge oluşturmak için temel ve önemli bilgileri derinleştiriyor. Çünkü bir noktadan sonra okurun tüm içeriğe ulaşması için abone olması beklenecek. Bir başka deyişle, muhabirin ve editörün okuru haberi okumaya devam ettirmek için elinden geleni yapması gerekiyor.

Tekniğin geçmişi, Roy Peter Clark’ın 1983 yılında sabah gazetesini okurken yeni bir şey fark etmesine uzanıyor. Clark, kaleme aldığı bir makalede, ters çevrilmiş piramit ve anlatıyı bir araya getiren bu formu tanımlayarak isimlendirdiği bu modeli, “Geleneksel haber değerlerine saygı duyan, okuyucunun ihtiyaçlarını dikkate alan, anlatıdan yararlanan ve yazarı yeni habercilik düzeylerine teşvik eden bir alternatif” diyerek anlatıyor.

Yine Clark’tan hareketle kum saati tekniğinde yazılmış haber metinlerinin üç temel bölümü olduğunu söyleyebiliriz. Hikâyeyi en kısa haliyle aktarmanız gereken, en öncelikli soruları yanıtlayan ve önemli bilgileri içeren başlangıç/üst bölümü (the top); kronolojik olay anlatımının başladığı ve detay ve kişi görüşlerinin haber metnine dahil olduğu dönüşüm bölümü (the turn) ve aslında olayı haber ve/veya hikâyeye dönüştüren anlatı bölümü (the narrative).

Unsplash

Kum saati tekniği neden yükselişte?

Günümüzde kum saati modelinin bu kadar gündemde olması ve olmaya da devam edecek olmasının en temel nedeni yükselen ödeme duvarları. Sizi daha ilk cümleden yakalayan bir hikâye anlatımı ve olay okuduğunuzu düşünün. Tıpkı bir filmin en heyecanlı ve kritik sahnelerini izliyor gibi. Tam da o an filmin kapandığını, yani hikâyenin yarıda kaldığını hayal edin. Hikâyeyi/haberi çok merak ettiyseniz yapmanız gereken şey basit. Ödeme duvarını aşmak, yani abone olmak.

Özellikle dijital platformlarda habere ücretsiz ulaşmanın yaygın olduğu günümüzde okuru, haberi okumaya devam etmek ve bunun için ödeme yapmaya ikna etmek üzerine kafa yoruluyor. Kum saati modeli de bu mottoyu temel aldığı için yazım tekniğinde bu amaca hizmet eden bir düzen görüyoruz. Haber başlığının ilgi çekici bir soru şeklinde yazılıp; okuyuculara asla ödeme duvarından önce yanıtların verilmemesi gibi.

Hal böyleyken gazeteci Adam Tinworth de haklı bir soruyu gündeme alıyor. “Ters piramit, daha kârlı kum saatinin yerini almasıyla, ödeme duvarları çağında geçerliliğini yitirebilir mi?”

Bu yöntemin geçerliliğini kabul etmekle birlikte kendi nedenlerini sıralıyor Tinworth ve yazısında kum saati modelinin gözardı edilmemesi gerekilen “tehlikeli” yönüne işaret ediyor. Bu yöntemin gazetecilikten, yani kamu yararını öncüllediği ön bilgisiyle okurlardan çok yayıncılara fayda sağlamasına dikkat çekiyor. Bu durumun ters tepebileceğini; ihtiyaç duydukları bilgileri ima eden ancak bir aboneliğin arkasına kilitleyen makaleler arasında tökezleyen okuyucuları yabancılaştırma ve rahatsız etme riski olduğunu vurguluyor.

Bu arada Tinworth, en eski ve temel haber yazım tekniklerinden ters piramide de sahip çıkıyor. Günümüzde her ne kadar haberi anlatmanın binbir yolunu bulma hevesinde olsak da Tinworth, “Ters piramit, bilgiyi etkili bir şekilde ileten harika, verimli bir format olduğu için hayatta kalacak” diyor.

Ahmet A. Sabancı’nın işaret ettiği gibi, haberlerin esas amacının kamu yararını önceliklendirecek bilgi verme amacı, bu modelin haberin doğasına aykırı olduğunu akla getiriyor. Ancak bir yandan da zaten masraflı olan haber üretiminin özellikle dijital platformlarda nasıl bir ekonomik modelle sürdürülebileceği geliyor akıllara.

Gazeteciler kum saati modelini nasıl kullanabilir?

Gazeteci Eric Le Braz ise kum saati tekniği uygulayan gazete ve haber sitelerinin yaptığı bariz hataları sıralıyor. Örneğin, başlıkta ve alt başlıkta haberin temelini oluşturan 5N1K sorularının tamamına cevap vermek ve bu konuda çok fazla bilgi sunmak. Bu durum haberi okumaya devam etme isteğimizi azaltıyor zira merak edeceğimiz -neredeyse- hiçbir şey kalmadı.

Bir diğer hata ise hikâyeyi anlatmayı kestiğimiz, yani ödeme duvarına takıldığımız yerin metindeki konumu. Çok erken olursa olayın içine girip merak etmeme riskimiz var. Tam tersi, geç kalmış bir yerleştirme ise habere doyduğumuz için devamını merak etmeme ihtimalini ortaya çıkarıyor.

Kaynak: the Audiencers

Ayrıca kum saati modelinin yapısı gereği SEO kriterini de karşıladığını ifade ederek, “Başlık anahtar sözcükleri içeriyorsa bir kullanıcının Google’da arama yaparken sorduğu soru da buna denk düşecek ve bu nedenle, özellikle URL, arama için çok etkili olacaktır” diyor.

Le Braz, biraz önceki ters piramitin geçerliliğini koruyacağı fikrine katılmıyor. Kısa haberler için her zaman işe yarayacağını kabul ediyor ancak yayıncılar açısından bakarak, bu içeriklerin yayıncılara hiçbir zaman abone kazandırmayacağını söylüyor. Ters piramit yazım tekniğinin, günümüz teknoloji ve haber tüketme koşullarında çok uzun süreli hayatta kalmayacağını savunuyor. Hatta biraz da ileri gidip Nokia 3310’un kaderini yaşayacağını yani unutulmaya mahkum olduğunu söylüyor.

Ve birkaç önemli soru daha: Tık savaşlarının ortasında kaldığımız Türkiye dijital medyasında ödeme yapmaya “değer” içerikleri gerçekten destekliyor muyuz? Bağımsız medya kuruluşlarından teyitli ve güvenilir bilgi talep ederken bir yandan da bunun karşılığında ödeme yapmanın “öcüleştirilmesi” ne zaman son bulacak ya da bulacak mı?

Günümüzde bilginin kamuya bu kadar açık ve ulaşılabilir olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, sadık bir okur kitlesine ulaşmak daha da zorlaşıyor. Kurumun bağımsızlığı, çizgisi ve güvenilirliği kadar haberin konusu ve nasıl anlatıldığı da önemli kriterler haline geliyor. Hal böyleyken -elbette gazeteciliğin temel görevini unutmadan- yayıncılar ve bağımsız gazeteciler için de sürdürülebilir gelir kaynakları yaratmanın konuşulması, yeni tekniklerin desteklenmesi gerekmiyor mu?

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir
Daha fazlasını oku

Mühendis aklıyla gazetecilik

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekâ hayatın her alanına girmeye başladı. Özellikle son dönemlerde en çok tartışılan konulardan biri…