The Guardian ofisinin girişinde sergilenen ve İngiltere istihbaratı talep ettiği için gazeteciler tarafından imha edilen hard disklerin fotoğrafı. Disklerin içerisinde Edward Snowden'ın sızdırdığı belgeler vardı.

Gazeteciler hacktivistlerle nasıl çalışıyor?

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Bu haftanın odağında tekrar yükselişe geçen hacktivizmi ve bu grupların gazetecilerle olan ilişkisini ele aldım. Potansiyel güvenlik riskleri ve kullanılabilecek kimi araçlar değindiğim konulardan bazıları.

“Ne Okuduk” bölümünde ise Condé Nast’ın dijitale kayan odağı, lüks abonelik akımı, gençlere dair kötü tavsiyeler ve daha fazlası var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum. 

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

New York Times'ın The Ransom dosyasından bir ekran görüntüsü. Arka planda Haiti'de yaşananları anlatan tarihi bir çizim var, üstünde ise haberin ilk paragrafı görülüyor.
New York Times

Bu hafta ne okuduk?

“Artık Bir Dergi Şirketi Değiliz”

Başlıktaki alıntının sahibi, dünyadaki en büyük dergi yayıncılarından birisi olan Condé Nast’ın CEO’su Roger Lynch. Kara Swisher’ın Sway podcastine verdiği röportajda dile getirdiği bu cümleler haklı olarak oldukça dikkat çekti.

Lynch’in aslında dikkat çekmek istediği nokta dijital yayıncılığın nasıl kıyaslanamaz bir önem kazandığı. Vogue, Wired ve The New Yorker gibi dergilerin sahibi olan şirketin dergi okuru sayısı aylık 70 milyon iken internet siteleri için bu sayı 300 milyon, sosyal medya hesapları için ise 450 milyon. Her ne kadar dergilerinden vazgeçmeyecek olsalar da bu gerçeği kabul etmek ve ona göre hareket etmek zorundalar.

Bu durum aslında bütün basılı medya için artık kabul edilmesi gereken bir gerçek. Basılı yayıncılık hâlâ önemli ve ihtiyaç duyulduğu noktalar var, fakat insanların medya tüketimi için önceliği dijital. Ancak bunun anlamı basılı yayıncılığı terk etmek gerektiği değil, aksine bunu bir özgürlük alanı olarak düşünüp daha yaratıcı ve niş yaklaşımlar ile değerlendirme zamanının geldiği. 

Alternatif Bir Gelir Modeli: Lüks Abonelikler

Genellikle ödeme duvarlarını ve abonelik modellerini konuşurken öncelik verilen yapı makul bir fiyat ile olabildiğince çok abone kazanmak üzerine kuruluyor. Fakat insanların giderek artan aboneliklerden dolayı daha seçici davranmaya başlaması, başka yolları da düşünmeyi gerektiriyor.

Her ne kadar çoğu yayın düşünmek istemese de, bu alternatiflerden birisi daha lüks diyebileceğimiz bir abonelik sistemi tasarlamak. Yani daha az aboneden daha fazla ücret istediğiniz ama bunun karşılığında daha yüksek kalite bir gazetecilik sunduğunuz bir yayın ve gelir modeli. Bu elbette riskli ve okur kitlesinin bir kısmından tepki alabilecek bir yöntem, fakat son zamanlarda giderek daha sık dile getirildiği de ortada.

Böyle bir modele geçmek başlangıçta kaçınılmaz olarak ciddi bir yatırım ve emeği gerektirecektir. Yine de bunun sonucunda çok daha sürdürülebilir bir ekonomik yapıya kavuşma ihtimaliniz de yüksek. Bu yüzden önümüzdeki dönemde bu yolu tercih eden yayın sayısının artması oldukça olası görünüyor.

Gazeteciler ve Tarihçilerin Sıkıntılı İlişkisi

Tarih gazetecilerin sıkça temas içerisinde olduğu alanlardan birisi. Bazen tarihi araştırmalara kaynaklık ederken, bazen de gazetecilerin haberleri ve dosyaları tarih üzerine çalışmalara denk bulgular ortaya çıkarabiliyor.

New York Times’ın Haiti’nin tarihine ve ülkenin bağımsızlık döneminden bu yana yaşadığı ekonomik ve politik sıkıntıların kökenine dair hazırladığı kapsamlı dosya da bunlardan birisi oldu. “The Ransom” adını verdikleri dosya kapsamlı ve özenli bir çalışma olmasının yanı sıra, ülkenin nasıl sömürüldüğüne dair de önemli bilgileri bir araya getiriyordu. Ayrıca bununla da yetinmeyip ek olarak dosyanın nasıl ortaya çıktığını anlatan ve kullandıkları yöntemler ve kaynakları derleyen iki ayrı yazı daha yayınladılar.

Ancak buna rağmen, dosya gazeteciler ve tarihçiler arasındaki eski bir tartışmanın tekrar canlanmasına neden oldu. Gazetecilik dilinin akademik tarih araştırmalarından uzaklığı, kaynak gösterme konusundaki sıkıntılar ve tarihçiler arasında bilinen konularda bile “Times’ın ortaya çıkardığı” gibi tanımlar kullanmaları, özellikle bu konuda emek harcamış tarihçilerin tepkisine neden oldu.

Elbette iki ayrı disiplinin birbirini memnun edecek işler yapması çok zor. Tarihçilerin araştırmaları böyle bir dosyaya dönüştüğünde topluma ulaşma imkânı artıyor ve burada gazeteciliğin tarzı maalesef bazı şeyleri ikinci plana atabiliyor ama söz konusu hakkını vererek kaynak göstermek olduğunda, gazetecilerin kendilerini geliştirmeleri gerektiği de ortada. Dijital yayıncılık bu konuda bahanelere de yer bırakmıyor artık.

Gençlere Ulaşma Konusunda Kötü Tavsiyeler

Belirli aralıklarla medyanın ve gazetecilerin ana gündemi hâline gelen konulardan birisi de genç kitleye ulaşma meselesi oluyor. Çoğu zaman arkasında basit bir büyüme kaygısını içeren bu dalga, çoğunlukla da oldukça kötü önerilerin ve yaklaşımların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Dünyanın hemen her yerinde toplumsal bir alışkanlık hâline gelen “genç nesli küçümsemek ve tepeden bakmak” maalesef söz konusu medya stratejileri olduğunda da maruz kaldığımız bir durum. Bunun güncel örneklerinden birisi geçtiğimiz hafta gerçekleşen Newsrewired konferansında ortaya atıldı. Oli Dugmore’a göre, haber metinleri “gençlerin en çok tükettiği WhatsApp mesajları gibi” yazılmalıymış.

Bu bakış açısının sıkıntısı, gençleri ciddiye almamanın da ötesine giden bir önyargı. Haberleri bu şekilde yazmayı önermek, aslında “gençler ciddi haberden anlamaz, onlar için basitleştirin” demeye denk. Ama gençleri gerçekten ciddiye alan çalışmalara veya yayınlara baktığınızda gençlerin böyle bir talebi olmadığını rahatça görebiliyorsunuz. Çünkü asıl sıkıntı kullanılan dil veya platform değil, o yaş grubunun sorunlarını gerçekten anlayıp ele alan yayınların azlığı.

Kısa Kısa

🐦 Hesap güvenliği için aldığı telefon numaralarını reklam amacıyla kullanan Twitter’a 150 milyon dolarlık ceza kesildi.

🔎 Meta (yani Facebook) araştırmacılara politik reklam hedeflemeleriyle ilgili daha fazla veri erişimi vereceğini duyurdu.

🇷🇺 Rusya meclisinden geçen yeni bir yasanın verdiği yetki ile mahkemeler Rus medyasına dost canlısı davranmayan ülkelerin medya kurumlarının Rusya ofislerini kapatma yetkisi verdi.

👻 BuzzFeed News Union’ın toplu iş sözleşmesine koyduğu tehlikeli koşullar listesinde hayaletlerin de olduğu ortaya çıktı.

🤝 SiriusXM, komedyen Conan O’Brien’ın yapım şirketi Team Coco’yu 150 milyon dolara satın aldı.

🇺🇦 Washington Post Ukrayna’da kalıcı bir ofis açmaya karar verdi.

😌 Bazı insanlar haberleri takip etmeyi azaltınca gerçekten daha mutlu oluyor.

The Guardian ofisinin girişinde sergilenen ve İngiltere istihbaratı talep ettiği için gazeteciler tarafından imha edilen hard disklerin fotoğrafı. Disklerin içerisinde Edward Snowden'ın sızdırdığı belgeler vardı.
Ahmet Alphan Sabancı

Haftanın odağı: Gazeteciler hacktivistlerle nasıl çalışıyor?

İnternetin ve bilgisayarların giderek daha fazla önemli veriyi tutan araçlar hâline gelmesi, onların aynı zamanda birçok gizli bilginin ve suçun saklandığı yerlere dönüşmesine de neden oldu. Bu da hacktivism adı verilen ve bu gizli bilgileri bulup herkese açık bir şekilde yayınlayan yeni bir tür aktivizmin doğuşunu beraberinde getirdi.

Geçtiğimiz yıllarda görece durgun bir döneme giren hacktivist sızıntıları, geçtiğimiz aylarda tekrar yükselişe geçti. ABD ve Rusya’dan gelen sızıntıların yanı sıra son olarak Çin’in Uygurlar için Xinjiang’da kurduğu kamplardan gelen büyük sızıntı ve bunun uluslararası bir gazetecilik ortaklığı ile haberleştirilmesi, hacktivistler ve gazeteciler arasındaki ilişkiyi tekrar gündeme getirdi.

Bu türde hacktivist sızıntıları çoğu zaman gazeteciler için daha önce erişmeleri imkânsız olan verilere ve dosyalara erişme şansı demek. Özellikle de günümüzde birçok devletin bu tarz gizli işleri olduğunu düşünürsek, gazeteciler için havada kalan birçok sorunun cevaplanması ve araştırmanın tamamlanması da böyle fırsatlar ile mümkün olabiliyor.

Konunun yasallığı kısmı her ülke için değişiyor ve kimi zaman bu şekilde yapılan haberlere karşı verilen tepkilerde yasaların gazetecilere verdiği hakların hiçe sayıldığı da oluyor. Ancak gazetecilik için toplumsal fayda önce geldiğinden çoğu gazeteci işin bu kısmını çok da umursamıyor.

Fakat bu süreçte gazetecilerin kendilerini korumaları gereken çok daha farklı ve teknik konular da söz konusu. Bu verilere erişen ve paylaşan insanlar genellikle teknik bir bilgi seviyesine sahip oldukları için kendilerini potansiyel birçok riske karşı koruyabiliyor. Fakat dikkatsiz davranan bir gazeteci kendisini konuya dair tek hedef hâline getirebilir. Daha kötüsü, daha farklı tehditlere de açık hâle gelebilir.

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle gazetecilere ve haber kurumlarına daha güvenli bir şekilde hareket etme imkânı tanıyan birçok araç çıktı. Örneğin SecureDrop sayesinde tamamen güvenli ve anonim bir iletişim sistemi kurmak mümkün ya da Dangerzone ile elinizdeki dökümanlardan bilgisayarınıza bulaşabilecek riskleri temizleyebilirsiniz. 

Her ne kadar gazeteciler için yeni ve büyük bir kaynak olsa da hacktivistler ile çalışmak çoğu zaman bir minimum güven ortamında çalışmak demek. Karşınızdaki insanların motivasyonunu bilmediğiniz gibi, onların da ekstra paranoyak bir yaklaşıma sahip olduğunu hesaba katmanız gerekiyor. Burada söz konusu neredeyse haber sürecine dahil olan herkesin güvenliği olabilir. Bu yüzden de böyle bir projeye girişmek çoğu zaman belirli bir teknik yatırım anlamına da geliyor.

Hakkıyla yapılan gazetecilik hiçbir zaman güvenli bir meslek olmadı. Ancak dijital dönem beraberinde çok daha ilginç ve ilk bakışta fark etmesi zor riskleri de beraberinde getiriyor. Ama gerçekten büyük bir etki yaratmak söz konusu olduğunda, gerekli araçlara ve desteğe sahip olan gazetecinin önünde hiçbir şeyin durabileceğini sanmıyorum. O yüzden bu konuları daha detaylı öğrenmek ve hazırlıklı olmakta fayda var.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir