Bu haftanın anahtar kelimeleri: Perplexity, MS Now, dikkat ekonomisi, YZ gazeteciler.
Zamanın Değerini Bilmek

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!
Bilginin ve tüketebileceğimiz medyanın sonsuz diyebileceğimiz bir seviyeye geldiği bu çağda dikkat ekonomisi kavramı giderek daha sık gündemimize geliyor. Bu haftanın odağında da bu kavramın medya için ne anlama geldiğine ve ileride nasıl dönüşümlere sebep olabileceğine değindim.
“Ne Okuduk” bölümünde ise Perplexity’nin yayıncılar için yeni gelir paylaşım teklifi, MSNBC’nin garip isim değişimi ve daha fazlası var.
Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.
Haftaya görüşmek üzere!
—Ahmet Alphan Sabancı

Bu Hafta Ne Okuduk?
Perplexity Yayıncılarla Daha Çok Paylaşmak İstiyor
YZ ekosistemi içerisinde arama ve araştırma odaklı bir girişim olarak kendisini öne çıkaran Perplexity, bu alanda kendisini sağlama alabilmek adına elinden geleni yapıyor. Bu çabalarının özellikle odaklandığı alanlardan birisi de yayıncılarla arasını iyi tutmak.
Yeni duyurdukları abonelik sistemi de bunu nasıl yapmayı düşündükleriyle ilgili önemli bir ipucu veriyor. Yakında herkese açık olarak yayınlayacakları YZ ajan temelli tarayıcıları Comet ile birlikte gelecek olan Comet Plus aboneliğine kullanıcıların ödeyeceği aylık 5 dolar ücretin yüzde 80’i kuracakları partnerlik programına dahil olan yayınlarla paylaşılacak. Yani Perplexity ve onun tarayıcısı Comet’i kullanan herkesin ödediği ücretin bir kısmı yayıncılara dağıtılacak.
YZ sistemlerinin arama ile gelen ziyaretçi sayısı ve reklam gelirlerini azaltmasının birçok yayıncı için nasıl paniğe sebep olduğunu düşünürsek bu programa ilginin büyük olacağını düşünüyorum. Eğer OpenAI da tarayıcı ve arama alanına girerse benzer bir programı onlardan da görmek şaşırtıcı olmaz.
MSNBC Gidiyor, MS Now Geliyor
Bazen marka değişimine gitmek iyi olabilir. Güncellenmek ve yayın olarak içeride yaşadığınız dönüşümü karşınızdakilere aktarmak açısından böyle bir değişimin faydası ve etkisi tartışılmaz. Ancak bazı marka ve isim değişimleri akla sadece tek bir kelime getirir: Neden?
Haberi ilk okuduğumdan bu yana MSNBC’nin neden ismini MS Now gibi üç ay sonra kapanacak bir uygulama ya da Microsoft’un yeni Office ürünü hissi veren bir şeyle değiştirmek istediğini çözebilmiş değilim. Eğer ismin kendisi yeterince kötü gelmediyse devamı da var: bu aslında bir kısaltma. Açılımı da “My Source, News, Opinion, World” (Benim Kaynağım, Haber, Fikir, Dünya).
İçimden bir ses HBO’nun sürekli uygulamasının ismini değiştirmesi gibi bir döngüye gireceklerini söylüyor. Çünkü uzun zamandır gördüğüm en kötü marka dönüşümlerinden birisi bu olabilir.
YZ Serbest Gazetecilere Dikkat
YZ gibi aşırı hızlı ve inandırıcı bir şekilde metin üretebildiğiniz bir teknolojinin ortaya çıkmasıyla birlikte birilerinin bunu kötüye kullanması da kaçınılmaz bir gerçek olarak hayatımıza girdi. Tamamen bu teknolojiyle üretilmiş metinlerle dolu “haber siteleri” bunun bir örneği. Ancak daha profesyonel yolları tercih edenler de var.
Margaux Blanchard isimli bir serbest gazetecinin bahar aylarında Business Insider ve Wired’da yayınlanan yazıları bir süre sonra ortadan kayboldu. Bu durumla ilgili yapılan araştırmalar Blanchard’ın yazılarının YZ ile yazılmış gerçek dışı haberler olduğunu ortaya çıkardı. Wired konuyla ilgili yayınladığı açıklamasında ilk kez çalıştıkları bir gazetecinin işini en başta doğrulamadan geçirmedikleri için böyle bir hata yaptıklarını ama sonrasında artan şüpheleri üzerine incelemeye başlayıp birkaç hafta sonra bu hatalarını düzelttiğini söylüyor. Wired’ın açıklamasından bir ek not: kullandıkları iki YZ tespit yazılımı da o haberlerin insan tarafından yazılmış olabileceğini söylemiş.
Bir yandan YZ ile gazetecilerin işini kolaylaştırmak mümkün ama diğer yandan kazanılan zaman da bu tür yeni sorunları çözmeye gidiyor. Editörlerin bu tür girişimlere karşı tetikte olmasında ve kendilerini eğitmesinde fayda var.
Gazetecilik Etiğini Yeniden Düşünmek
Gazeteciliğin etik sorunları ve bunların değişen koşullarla birlikte nasıl dönüştüğü hiç bitmeyen bir tartışma. Ancak bu tartışmanın varlığı ve canlılığı aslında gazeteciliğin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden birisi.
Columbia Journalism Review’de yayınlanan bu dosya da tam olarak bunu yapmayı amaçlıyor. 13 gazeteciye şu anda gazetecilik etiği konusunda neleri yeniden düşündüklerini veya neleri en önemli mesele olarak gördüklerini sormuşlar. Her ne kadar örnekler ve bazı başlıklar çok Amerika merkezli gibi görünse de okudukça aslında sorunların ne kadar çok ortak yönü olduğunu da göreceksiniz.
Kısa Kısa
💵 New York belediye başkanı Eric Adams’ın iki danışmanı farklı rüşvet suçlamaları ile karşı karşıya. Bunlardan birisinde yerel bir gazeteciye rüşvet boş cips paketi içerisinde verilmeye çalışılmış. (Evet, linkte fotoğrafı da mevcut.)
🎂 404 Media ikinci yaşını geçtiğimiz yıl boyunca yaptıklarını ve öne çıkan haberlerini derleyerek kutlamış.
📱 Bir zamanların en büyük sitelerinden ve Reddit’in en büyük rakiplerinden birisi olan Digg sessizce geri dönmeye çalışıyor.
🇮🇱 İsrail Gazze’deki bir hastaneye gerçekleştirdiği hava saldırısıyla beş gazeteciyi ve toplamda yirmi kişiyi daha öldürdü.
🇭🇰 Hong Kong, altı yıldır Bloomberg için orada çalışan gazeteci Rebecca Choong Wilkins’in vizesini yenilemeyi sebep göstermeden reddetti.

Haftanın Odağı: Zamanın Değerini Bilmek
Dikkat ekonomisi son yılların en popüler kavramlarından birisi ve bunun oldukça haklı sebepleri var. Dijitalleşmenin getirdiği aşırı hızlı ve yoğun bilgi akışı, hayatımızın farklı sebeplerden giderek daha meşgul hâle gelmesi ve zamanın değerinin artmasıyla birlikte dikkatimizi neye verdiğimiz ve neye vermediğimiz giderek daha büyük bir önem kazanıyor.
Bu durum kaçınılmaz olarak zamanımızı yönetmeyi ve dikkatimizi verdiğimiz şeyleri seçmenin önemini artırıyor. Her an her şeye erişebildiğimiz (ve her şeyin ve herkesin de bize erişebildiği) bir ortamda bu seçimleri doğru bir şekilde yapabilmek önemli bir yeteneğe dönüşüyor.
Diğer tarafta ise bizim bu sınırlı zamanımızdan en büyük payı almak ve dikkatimizi sürekli üzerinde tutmak üzerine kurulmuş bir ekonomi ve bilgi ekosistemi ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu konuda telefonlarımızdaki uygulamalar ve sosyal medya en sık üzerine konuşulan başlıklar olsa da hemen her yerde bunun sonuçlarını görmek mümkün. Maalesef medya ve gazetecilik sektörü de bu kötü alışkanlıklara ve yöntemlere başvurmaktan çekinmeyenler arasında.
Çoğu haber sitesinin gözlerimizi kör eden tasarımları, haber yazmak yerine onu sündürmeye çalışan metinleri ve arama motorlarından üç tık daha fazla alabilmek için sitelerini doldurdukları ıvır zıvırlar hepimizin malumu. Manşetlerden haber metinlerine, sosyal medya paylaşımlarından görsellerine kadar çoğu okuru bilgilendirmeyi değil dikkat çekmeyi ve zamanımızı tüketmeyi önemsiyor. Haberlerin önemini içerdiği bilgi veya konusu değil, ne kadar dikkat çekici olacağı belirliyor.
Durum böyleyken de insanların haberlerden kaçınmasından, haberlere ulaşmak için alternatif yollara ve formatlara başvurmasından veya yapay zekâ ile istedikleri bilgiye hızlıca ulaşmaya çalışmasından şikayet edilmesini aşırı anlamsız buluyorum. Sonuçta bu dikkat ekonomisi dediğimiz koşullar içerisinde insanların işini zorlaştıran ve ellerindeki bu sınırlı kaynağı daha verimli şekilde kullanabilmek için alternatifler aramaya zorlayan yapılan bu bilinçli tercihler. Sonuçta bu tercihlerin arkasında bazı ekonomik tercihler varsa, okurların da kendileri için daha ekonomik tercihler yapmasından daha doğal bir şey olamaz.
İnsanlar adını bilseler de bilmeseler de yaşadığımız bu dikkat ekonomisi çağında zamanlarının ne kadar değerli olduğunun ve onu kendileri için en doğru şekilde kullanmanın öneminin farkına varıyor. Bundan sonra atacağımız her adımda da bu farkındalığın etkilerini görmeye devam edeceğiz. Artık insanların dikkatlerini daha tutumlu bir şekilde kullanmaya başlayacağı bir döneme doğru ilerliyoruz.
Yapay zekâ burada dönüştürücü bir rol oynayabilir. Evet şu anda medyada sıklıkla ürettiği slop içeriklerle anılıyor ama giderek insanların bu sonsuz bilgi yığını içerisinde aradıklarını bulmalarına ve zamanlarını daha az harcamalarına yardımcı olan yönleriyle öne çıkıyor. Birçok insan bu şekilde kullanmaya başladıkça bu teknolojiyi geliştirenlerin de önceliği bu yöne doğru evrilmeye devam edecektir.
Fakat bu insanların ürettiklerinin önemsizleşeceği anlamına gelmiyor. Tam tersine bu durumun kaliteli ve özenle üretilmiş işlerin bu yığının arasından sıyrılmasını kolaylaştıracağını düşünüyorum. İnsanlar kendi zamanlarını çalmak ve dikkatlerini çekmek isteyenleri eleyebildiği için ellerinde daha fazla zaman olacak. Bunu da gerçekten hakeden şeylere harcamayı tercih edecekler.
Bu yüzden önümüzdeki dönemde medya açısından en büyük dönüşüm insanların zamanına verdikleri değer üzerinden olacağını düşünüyorum. İnsanların zamanına gerçekten onlar kadar değer veren ve buna göre kendisini tasarlayanlar yoluna güçlenerek devam ederken, onların zamanını harcamak isteyenlerin giderek işi zorlaşacak ve oyunun dışına itilecekler. Bu senaryonun hangi tarafında olacağınızı ise şu sıralar alacağınız kararlar belirleyecek.
Bu bülten Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla NewsLabTurkey sorumluluğu altındadır ve Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.








