Yapay zekâ yüzünden konuşmayı unutursanız ne olur?

Getting your Trinity Audio player ready...

E-postalar ve mesajlar söz konusu olduğunda birçok insan amansız bir hastalığın pençesinde: E-posta tembelliği.

Birine e-posta yazmanız gerektiğinde günlerce ertelemeniz olasıdır. Gmail’de, Twitter’da, Instagram’da ve hatta WhatsApp’ta gelen kutuları yanıtlanmamış mesajlarla dolup taşar. Keşke biri benim yerime yanıtlasa dersiniz; mesela yapay zekâ?

ABD’li yapay zekâ firması OpenAI, devrim niteliğindeki sohbet botu ChatGPT’yi 2022’de kullanıma açtığında en dikkat çeken özelliklerinden biri aracın muntazam e-postalar yazabilmesiydi.

Artık Gmail’in başında, “Konuya nasıl girsem, nasıl hitap etsem, nasıl daha ikna edici bir metin yazsam?” diye düşünmenize gerek yok. Özellikle İngilizce e-postaları yazmak için vakit kaybetmeniz gerekmiyor. (Aslında başlayınca 2-3 dakikada yazılıyor e-postalar ama psikolojik yük işte!)

Yapay zekânın sizin yerinize e-postaları cevaplaması veya baştan e-posta yazması büyük bir yükü omuzlarınızdan kaldırabilir sanki. Fakat düşünmeden de edemiyorum: Ya konuşmayı unutursak?

“Yok artık, bu biraz abartılı olmadı mı?” diyebilirsiniz. Ama ses klonlama araçlarıyla yapay zekânın “sesimizi de çalması” ister istemez bunu düşünmeye itiyor beni.

Gelin sohbet botlarının konuşmamız için bize “yardım edeceği” gelecek günlere dair birlikte düşünelim. Tabii ki bugünkü gelişmeler ışığında…

Microsoft’un (e-posta) yazma araçları

Yapay zekâyla e-posta yazma işini ve daha pek çok fırsatı iyi okuyan Microsoft, ChatGPT’nin tanıtılmasından kısa süre sonra büyük çaplı yapay zekâ yatırımlarıyla adından söz ettirmeye başladı.

Teknoloji devinin en çok para akıttığı şirketler arasında tabii ki OpenAI vardı. Şirket ilk iş, yeni nesil arama motoru Bing‘i piyasaya sürdü. Bing, ChatGPT’yle entegre çalışıyor.

Kullanıcıların davet listesine kaydolarak kullanabildiği Bing’le yapılan ilk denemelerden biri, iş başvurusu için metin hazırlamak oldu. Insider muhabiri Huileng Tan, gazetenin sosyal medya uzmanı pozisyonu için bir başvuru yazısı hazırlattı. ChatGPT’yle benzer tarzda başvuru mektubu hazırlayan Bing’in bu alanda gayet iyi iş görebileceği söyleniyor.

Bing’in duyurulmasından yaklaşık bir ay sonra da Excel, PowerPoint ve Word kullanıcılarının işini kolaylaştırması hedeflenen Microsoft 365 Copilot kullanıma sunuldu.

Şirket yöneticilerinden Jared Spataro, “Copilot size düzenlemeniz ve üzerinde çalışmanız için ilk taslağı veriyor. Yazma, kaynak bulma ve düzenleme süresinde saatler kazanabilirsiniz. Sizi her zaman daha ileriye götürecek” dedi.

Copilot’un Outlook’ta e-postalar için yanıtlar hazırlayacağı ve uzun e-postaları özetleyeceği de vurgulandı.

Google durur mu? Yapıştırmış cevabı…

Özellikle e-posta hizmetleri, yazı ve tablo araçları alanında Microsoft’un ezeli rakibi Google, aslında uzun yıllardır yapay zekâ işinde.

Google’ın yan şirketi Deepmind, biyolojiden ilaç geliştirmeye ve yazılıma kadar pek çok alanda yapay zekâ araçları icat ediyor. Ancak ChatGPT’nin yarattığı rüzgâr, Google’ın yazı araçlarını yapay zekâyla entegre etmede geride kaldığını gösterdi.

Buna Microsoft’un hamleleri de eklenince şirket, kelimenin tam anlamıyla “kırmızı alarm” moduna geçti ve alelacele kendi sohbet botu Google Bard‘ı tanıttı. Ancak Bard, ChatGPT’yle beklendiği kadar iyi rekabet edemedi.

Google son günlerde sohbet botları ve yapay zekâlı arama motoru alanında pek çok atılıma imza atıyor. Ancak bu yazı kapsamında bizi ilgilendiren kısmı daha çok Gmail’e gelecek yenilikler.

Teknoloji devi, büyük yankı uyandıran 2023 I/O konferansında Gmail’in yapay zekâ destekli e-posta yazma özelliğini duyurdu. Şirket CEO’su Sundar Pichai, “Yazmama yardım et” özelliğini tanıtırken, dinleyiciler karşısında bazı denemelerde de bulundu.

İş insanı, etkinlik sırasında farazi bir havayolu firmasından gelen ve uçuşun iptal edildiğini söyleyen bir e-postaya yanıt yazmak için bu özelliği kullandı. Açılan pencereye, “Bu iptal edilen uçuş için geri ödeme iste” yazan CEO, dakikalar içinde havayolunun notundaki tüm detayları içeren ve geri ödeme talep eden bir e-postanın oluşturulduğunu gösterdi.

Şirket, sonuçtan memnun kalmayan kullanıcıların, yapay zekânın yazdığı e-postayı özelleştirmesi için de çareler düşünmüş. Zira bu özellik, “metni daha resmi hâle getir”, “ayrıntılandır” veya “kısalt” gibi seçeneklerin kullanılmasına da olanak tanıyor.

Bahsi geçen küçük gösteri sırasında Pichai, havayolu firmasından geri ödeme alma şansını artırmak için “ayrıntılandır” seçeneğini kullandı. Bunun sonucunda yapay zekâ aracı, yazdığı e-postaya, “Yaşadığım sorunları telafi etmenin tek adil yolunun tam bir geri ödeme olduğuna inanıyorum” gibi satırlar ekledi.

Instagram’da yapay zekâ yardımıyla mesaj yazma dönemi

Bu yazıyı kaleme almamı sağlayan son duyuru ise Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın çatı şirketi Meta’dan geldi. Zira şirketin Instagram’a ve Facebook’un mesajlaşma uygulaması Messenger’a getirmeyi planladığı yenilikler, yapay zekâlı yazışmayı e-postalardan alıp gündelik mesajlaşmalara getiriyor.

Google ve Microsoft’un yanı sıra teknoloji aleminin en büyük şirketlerinden biri olan Meta’nın da yapay zekâ alanındaki ilerlemelere kayıtsız kalması mümkün değildi. Şirket bir süredir sohbet botları ve yazı araçları üzerinde çalışsa da henüz başarılı bir ürün ortaya koyamamıştı.

Son gelen haberlere göreyse firma Messenger, Instagram ve WhatsApp için bir “yapay zekâ paketi” geliştiriyor. Üstelik Instagram’a geleceği söylenen “Yapay Zekâyla Sohbet” özelliğinin görüntüleri de sızdırıldı.

Sızıntı gazetecisi Alessandro Paluzzi‘nin paylaştığı bir görüntüde, Instagram için geliştirilen yapay zekâ aracının 30 farklı kişiliğe sahip olduğu anlaşılıyor. Özelliğin açıklamasında, “30 yapay zekâ kişiliğiyle sohbet edip en çok hangisini sevdiğinizi bulun” ifadeleri yer alıyor.

Bu yeni özellik, kullanıcıların DM kutularındaki sohbetlerinde yapay zekâdan yardım almasını da sağlayacak. Yine Paluzzi’nin paylaştığı bir görüntüye göre, kullanıcı kendi gelen kutusundaki bir mesajlaşmada sohbet kutucuğuna “@ai” komutunu yazarak yapay zekâdan yardım alarak mesaj yazabilecek.

Soru sorma ve tavsiye alma seçenekleri sunan bu özellik, aynı zamanda kullanıcıların yeni emojiler oluşturmasına ve Instagram’da paylaşacağı fotoğrafları yazılı tariflerle yapay zekâya düzenletmesine de olanak tanıyacak.

Instagram’ın bu alandaki en büyük rakibi ise Snapchat. Zira Meta’nın üzerinde çalıştığı bu özellikler, Snapchat’in “My AI” aracını anımsatıyor.

Twitter’da yapay zekâyla yorum yapma dönemi

Popüler arama motorlarından Opera’nın ChatGPT’yi sistemine entegre etmesiyle yapay zekâlı mesajlaşmalar, yapay zekâlı yorumlaşmalara dönüşüyor.

Arama motorunun sağ üst köşesindeki “Yapay Zekâ Komutları (AI Prompts)” seçeneği, herhangi bir sayfada veya platformda ChatGPT’den yararlanmayı mümkün kılıyor. Örneğin Twitter’da bir gönderiye yorum yazmak için ChatGPT’den yardım almanız mümkün.

Yukarıdaki ekran görüntüsünde NewsLabTurkey’nin mentorluk programına yorum yazmak istedim ve AI Prompts seçeneğine tıkladım. Opera’nın bana çıkardığı seçenekler arasında “Provokatif bir yorum at” ve “Grumpy Cat (her şeyden nefret ediyormuş gibi bir yüz ifadesine sahip, internette popüler olan bir kedi) tarzı bir yorum at” gibi öneriler var. Twitter’da bu tarz yorumların çok beğeni aldığı düşünülürse hayli ilginç bir özellik!

Bu ikinci görselde de ChatGPT, benim için sırasıyla provokatif ve Grumpy Cat tarzı yorumlar oluşturdu. Tabii ki bunları yayınlamayı tercih etmek size kalmış ama gündemle ilgili sinirinizi bozan tweetler için bu özelliği kullanmayı düşünenler olacaktır.

Ses klonlama araçları: “Hey Siri, telefonda benim yerime konuş”

Yapay zekâ yardımıyla mesajlaştığımız, hatta belki de yapay zekânın bizim yerimize mesajlaştığı dönemler yaklaşırken, akla bir de “konuşma” kısmı geliyor.

“En azından sesli konuşma yeteneğimiz var” diye düşünebilirsiniz. Ancak yapay zekâ onu da elinizden almaya aday.

ElevenLabs, Voice.ai gibi bir dizi girişim, kullanıcının sesini sadece birkaç dakika dinleyerek kopyalayabilen ve o sesle yeni kelimeler, cümleler üretebilen yapay zekâ araçları tasarlıyor. 

Bankalar sesli imza uygulamalarını atlatabilen bu klonlara karşı önlem almaya çalışırken, birçok kişi de akrabalarının seslerini taklit ederek para isteyen dolandırıcıların kurbanı oluyor.

Öte yandan bu uygulamanın tüketici elektroniğine getirdiği hoş bir yenilik var: Sesli asistanlar artık sizin veya sevdiğiniz birinin sesiyle konuşabilir.

Bu alandaki son adımlar, yapay zekâ yarışında geride kalmak istemeyen Apple’dan geldi. Şirket, iOS 17 ve iPadOS 17 ile bir dizi yapay zekâ tabanlı özelliği kullanıma sunmaya hazırlanıyor. Bu özelliklerden biri olan “Kişisel Ses (Personal Voice)”, kullanıcıların seslerini cihazlarına kopyalamasına ve bunu birçok amaç için kullanmasına olanak tanıyacak. 

Buna ek olarak, kullanıcıların telefon görüşmeleri ve görüntülü görüşmeler sırasında konuşmasını kolaylaştırmak için yaygın kullanılan ifadeleri cihazlarına kaydetmelerini de sağlayan “Canlı Konuşma” adlı bir araç da tanıtılacak.

Gelen son haberlere göre de şirket, ChatGPT benzeri bir yapay zekâ aracı geliştiriyor. ChatGPT ve diğer sohbet botlarının Siri’yi tarihe gömmesinden endişelenen şirket, sesli asistanını bu şekilde kurtarmayı veya yerine yenisini koymayı amaçlıyor.

Bana kalırsa, bazı jenerik konuşmalar yapacağınız kişiler telefonunuzu çaldırdığında, “Hey Siri, sana zahmet benim yerime konuşuver!” diyeceğiniz günler yakın.

İdiokrasi’ye tam gaz

Bugünlerde yapay zekâdan korkmak ve yapay zekâdan korkutmak çok moda. Algoritmaların hayatımızı hâlihazırda şekillendiren ve bize sonsuz olanaklar tanıyan dünyasına biraz da nankörlük ediyoruz.

Ancak üretken yapay zekâ araçlarına dair tüm bu gelişmelerin beni ister istemez getirdiği nokta şu: Teknolojinin insanlığa sunduğu bu olanaklara fazla kapılıp da iki lafı bir araya getirme yeteneğimizi kaybedersek ne olacak?

Gelecekte insanların sosyal yeteneklerini giderek kaybetmesi ve deyim yerindeyse “aptallaşması” söz konusu olduğunda, filmi izleyen birçok kişinin aklına muhtemelen İdiokrasi (Idiocracy / 2006) gelir.

Bu film, Amerikan ordusunun yaptığı bir deneye katılan iki kişinin uyutulması ve 500 yıl sonra uyanmasını konu ediniyor. Film, zeki insanların kariyer, inançlar vb. nedenlerle üremeyi tercih etmediği, daha az zeki olan kişilerinse bol bol üreyerek insan IQ’sunu düşürdüğü bir geleceği tasvir ediyor. 500 yıl sonra uyanan denekler, böylelikle dünyanın en zeki insanları hâline geliyor ve konuşmayı dahi beceremeyen bir nüfusla karşı karşıya kalıyor.

Bugünden bakınca, filmin epey fantastik ve yer yer de ayrımcı olduğu söylenebilir. Zira film, çocuk sahibi olma tercihini sosyo-ekonomik koşullar yerine sadece zekâya bağlayarak insanları bir nevi yaftalamış oluyor.

Ancak bunun yerine yapay zekâyı koymadan ve şu soruyu sormadan da edemiyor “insan”: Robotların bizim yerimize konuştuğu, bizim işlerimizi yaptığı bir gelecekte kendimize yeni yaratıcı alanlar ve iş kolları açmayı başaramazsak 500 yıl sonra konuşmayı dahi beceremeyen bir nüfusla karşı karşıya kalır mıyız?

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir