TikTok vs. gazetecilik

Gazetecilerin TikTok aracılığıyla nasıl haber üretip kitlelere ulaştırabileceklerini, bunun neden önemli ve bir süre sonra elzem hâle gelebileceğini burada uzun uzun konuşmuştuk.

Bilindiği üzere dünyanın en hızlı büyüyen platformlarından biri olan TikTok, Black Lives Matter, Covid-19 salgını ve Ukrayna’daki savaş gibi pek çok konuda haberlerin ve daha da önemlisi insan hikâyelerinin ve fikirlerinin yayılmasına vesile oldu. Birçok köklü kurum ve bağımsız gazeteci, platformun bu gücüne ikna olmuş durumda, adapte olmaya çalışıyor. 1846’da kurulan ve haberleri radyo dalgalarıyla ilettiği 1940’lardan çok önce tekne, at ve telgrafla haber satan Associated Press (AP), bu durumun en güncel ve doğru örneklerinden biri.

AP örneği başta olmak üzere pek çok kurum ve gazetecinin TikTok’ta şansını denemesi, bize haber medyasında var olmak isteyen herkesin çağın koşullarına, alıcıların istek ve yönelimlerine uyum sağlamak zorunda olduğunu bir kere daha gösteriyor. Öte yandan TikTok’un gazeteciler için önemli bir güç kaynağı olabileceğini fark etsek de etik kaygıları, doğrulama ve teyidi önceliklendirmenin de ne denli önemli olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.

Sosyal medya uygulamalarının habercilik trendlerini belirlediği, gazetecilerin kurumlarından bağımsız olarak kişisel hesaplarında varlıklarını sürdürdükleri bu medya ortamında TikTok’a da yer açmanın vaktinin geldiğini görüyoruz. Reuters Enstitüsü 2022 Dijital Haber Raporu da bu fikri destekliyor.

Raporun öne çıkan bulgularını paylaşmadan önce kısa bir özet geçelim. Evet, TikTok mizahı ve ilgi çekici sunumuyla sevilmesine ve öne çıkmasına rağmen bilgilerin güvenilirliği ve yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon potansiyeli hakkında endişeler de mevcut. Açık konuşmak gerekirse bu endişeler sevindirici. Zira söz konusu bu güven eksikliği bize yanlış bilgi ve gazetecilik etiği konusunda aslında ne kadar hassas olduğumuzu gösteriyor.

Reuters Enstitüsü 2022 Dijital Haber Raporu’nda TikTok

Reuters Enstitüsü 2022 Dijital Haber Raporu’na dönecek olursak. Yayıncılar ve bazı bağımsız haber yaratıcıları tarafından TikTok için içerik üretimine odaklanan araştırma, 40’tan fazla ülkedeki yayıncı faaliyetlerini takip etmenin yanı sıra Washington Post, Sky News ve Le Monde gibi en başarılı haber kuruluşlarından bazılarıyla motivasyonları ve temel öğrenmeleri hakkında röportajları da içeriyor. Reuters, raporu yayınlarken platformun baş döndürücü hızını gerekçe göstererek verileri kapsamlı bir araştırma olarak görmek yerine, haber kuruluşları, düzenleyiciler ve araştırmacılar için yararlı olacak bilgiler içerdiğini umduğumuz anlık bir kesit olarak ele alınması gerektiği notunu düşüyor.

Rapordan öne çıkan bulgular şöyle:

  • 44 pazarı kapsayan 2022 Dijital Haber Raporu’ndan alınan listelere göre, önde gelen haber yayıncılarının yaklaşık yarısı (%49) artık düzenli olarak TikTok’ta içerik yayınlıyor. Yayıncıların büyük bir kısmı platformda yeni sayılır, birçoğu TikTok’a geçen yıl katılmış.
  • Haber kuruluşları, hızla büyüyen izleyici kitlesi ve daha genç nüfusun ilgi gösterdiği platformun büyüsüne kapılıyor ancak aynı zamanda, platformda yaygın yanlış bilgilendirme korkusu arasında güvenilir haberler sağlama arzusunu da koruyorlar. 
  • Ve elbette TikTok’un benimsenmesi dünyanın her yerinde eşit oranda gerçekleşmemiş. Endonezyalı (%90), Avustralyalı (%89), İspanyol (%86), Fransız (%86), Birleşik Krallıklı (%81) ve ABD’li (%77) yayıncıların büyük çoğunluğu, TikTok’ta aktif hesaplar kullanırken; Japonya (%31), İtalya (%29), Danimarka (%27) ve Bulgaristan’daki (%7) haber kuruluşları platforma geçişte daha yavaş ilerlemişler.
  • Elbette TikTok ile arasındaki mesafeyi olabildiğince uzak tutmaya çalışanlar da var. Bazı kurum ve kişiler, platformun Çin merkezli olmasından ve ifade özgürlüğü için olası sonuçlardan endişe duyuyor. Ayrıca, ”haberlerin TikToklaştırılmasının” önemli hikâyeleri önemsizleştirme ve sosyal ağlardan gelen yönlendirme trafiğine bağlı iş modellerini baltalama riskinden korkanlar da var.
  • TikTok’ta “doğrulanmış” statüsü alma süreci de çok sağlıklı bir süreç değil. Araştırma özellikle ABD ve Batı Avrupa dışında, hata teyit etme de dahil olmak üzere güvenilir içerik konusunda güçlü bir sicile sahip birçok yayıncının henüz mavi tik sahibi olmadığını gösteriyor.
  • Son olarak araştırmaya katılan görüşmeciler, TikTok’un daha fazla öne çıkma, daha fazla şeffaflık, daha iyi para kazanma fırsatları ve daha ayrıntılı demografik verilere erişim sunmasını istediğini belirtiyor. Birçoğu, meşru haber sağlayıcılara farklı davranılması gerektiğini savunarak TikTok’un bazen hesaplarından sert haberlere erişimi kaldırmasından veya bunlara erişimi kısıtlamasından memnun değil.

TikTok geçici bir heves olabilir mi?

Sorunun olası cevaplarına geçmeden önce yine araştırmanın dikkat çekici verilerinden birine değinelim. Gerek gazeteciler gerek de farklı gruplardaki TikTok içerik üreticileri için başarının tek bir sırrı ya da tarifi bulunmuyor. Ancak düzenli içerik üretme, doğru müzik ve görsel kullanımı TikTok’ta başarıya ulaşmak isteyenlerin olmazsa olmazı. Yayıncılar için de farklı stratejiler bulunuyor. Rapor, bazı yayıncıların platforma ve benzersiz diline aşina olan genç içerik oluşturuculara dayalı bir strateji kullanırken; bazılarının mevcut üslup veya içerikte minimum değişiklik yaparak haber odasının genelinin yeteneklerini sergilediğini gösteriyor.

Başarının uzun vadede de sonuçları ve etkilerini görmek için biraz daha zamanımız var. Öte yandan başlıktaki soruya kesin bir cevap vermek de zor. Ancak diğer sosyal medya uygulamaları ve kullanım geçmişlerimiz üzerinden bazı tahminler yürütebiliriz.

O hâlde NiemanLab’in 2023 yılı gazetecilik tahminlerine çevirelim rotamızı. Sosyal medya muhabiri Francesco Zaffarano, herhangi bir yeni haber veya gelişmede gündeme gelen “sosyal medya bitiyor” tartışmaları üzerine düşünerek, “Sosyal medyanın sonu gelmiyor” başlıklı bir yazıyla, sosyal medya uygulamalarının geleceğini yorumluyor.

Zaffarano, 2018’de sonu geldiği düşünülen ve çaptan düşen Tumblr’ın 2022’de yeniden yükselişe geçtiğini hatırlattığı yazısında, bu dönüşün TikTok’un da kullanıcı kitlesini oluşturan Z kuşağı sayesinde olduğunu söylüyor. Ayrıca Zaffarano’nun “sosyal medyanın sonu mu geliyor?” tartışmalarının neden ortaya çıktığına dair ilginç bir fikri var. Ona göre bu tartışmaların ardında aslında sosyal medya uygulamalarının sonunun gelmesini istememiz yatıyor: 

“Sosyal platformların sonunun geleceği hakkında tahminlerde bulunmak, nasıl kullanacağımızı asla tam olarak öğrenemeyeceğimizden korktuğumuz için sonlarının gelmesine yönelik gizli bir arzunun nihai ifadesi.”

Serinin bir başka makalesini kaleme alan Mauricio Cabrera ise yaratıcı ve üreticilerin izleyiciler üzerindeki artan etkisine dikkat çekiyor. Cabrera yazısında ayrıca sadık bir takipçi kitlesine sahip olmanın önemini de vurguluyor. Biz de sormadan edemiyoruz: Sadık bir TikTok kitlesini kim istemez ki?

Gazeteciler ve yayıncılar için haberler, dijital araçlar ve ipuçları paylaşan journalism.co ise Vice News muhabiri ve TikTok gazetecisi (450.000 TikTok takipçisi bulunuyor) Sophia Smith Galer’e özellikle TikTok özelindeki tahminlerini sormuş.

Galer’e göre platformun büyüyen gücüne kimse kayıtsız kalamayacak ve haber yaratıcıları dikey video çekerken üretim değerlerini artırmak zorunda kalacaklar.

Galer ayrıca içerik oluşturucuların, TikTok’larının görünümünü önemli ölçüde değiştirmek yerine daha uzun süre araştırmak ve senaryo yazmak zorunda olduklarını fark edebileceklerini de ekliyor. Gazetecilerin ve kurumların kendilerini geliştirmelerini hatırlatan bir diğer tahmini ise şöyle:

“TikTok’ta üretim değeri beklentisindeki artış, içeriğin oluşturulmasının daha uzun sürmesi ve daha pahalı olması, daha fazla beceri ve sabır gerektirmesi anlamına gelecektir. Başlangıçta durum böyle değildi elbette. Aralarında benim de olduğum bir grup insan TikTok’a içerik üretmeyi tam zamanlı bir iş ve sosyal yaşamın yanına bir şekilde sıkıştırabilirdi. Ancak bundan sonra haber üreticilerinin bu zorluğun üstesinden gelmek için kaynaklara ve eğitime ihtiyacı olacak.”

Bu tahminlerin ne kadarı isabetli ne kadarı aslında hiç de tahmin edemeyeceğimiz durumlar nedeniyle geçerliliğini yitirecek, kesin bir şey söylemek elbette mümkün değil. Facebook’un dev bir “mezarlığa”, Twitter’ın kontrolünü kaybetmiş bir “kaptana”, Instagram’ın ise kimi kopyalayacağını şaşırdığı bir “kopyacıya” dönüştüğü bir sosyal medya düzenindeyiz.

TikTok’tan sıkılacak mıyız ya da platformun ömrü ne kadar olacak soruları da benzer şekilde cevapsız. Yine de şu an rüzgârın TikTok’tan yana olduğunu söylemek yanlış olmayacak. Gazeteciler olarak biz de, bizi ileriye taşıyacak ve şimdilik yanlış yöne sapmayan bir rüzgâr gördüğümüzde onu arkamıza alarak güçlenebiliriz.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir