Bir insan ve toplum problemi olarak yanlış bilgi

Erkan Saka’nın NewsLabTurkey için kaleme aldığı yazıları ilgiyle takip ediyorum. Son yazısında InfodemiLab’e yaptığı atfı bir düet daveti olarak kabul edip klavye başına geçtim. 2020 yılında Türkiye’de Covid-19 hakkındaki yanlış bilgi yayılımını medya kullanıcılarının gözünden anlama gayesiyle bir araştırma girişimi olarak kurduğumuz InfodemiLab’den edindiğim deneyim ve yakın zamanda daha kapsamlı bir projeye evrilen karma yöntemli araştırmamıza dair kısa notları NewsLabTurkey aracılığıyla aktarmak için böylece bir fırsat yakaladım. Erkan Saka’nın yazısında dezenformasyonun sosyal hayatına yaptığı vurgu önemli. InfodemiLab üzerinden örneklendirmek isterim. 

Malum, Dünya Sağlık Örgütü şubat ayında yeni koronavirüs salgınına infodeminin eşlik ettiğini açıkladığında yanlış bilginin sosyal medya platformları ve mesajlaşma uygulamaları aracılığıyla yayılım mekanizmasının virüsün yayılım şekline paralellik gösterdiğini yeni yeni konuşuyorduk. Doğal afetler, salgın hastalıklar, siyasi çalkantılar ve terör olayları gibi kriz ve belirsizlik yaratan durumlarda yanlış bilgi sorununun yoğunlaşması elbette yeni bir tespit değil. Fakat küresel bir halk sağlığı tehdidi olan Covid-19 özelinde yanlış bilgi sorunu acil olarak ele alınması gereken bir konu hâline gelmişti. Öyle ki, pek çok araştırma kurumu ve akademisyenin konuyla ilgili uyarılarına paralel olarak, bazı hükümetler ve sosyal medya platformları salgın ile ilgili yanlış bilginin yayılımını önlemek üzere önlemler almaya ve olası tedbirleri tartışmaya başlamıştı.

Örneğin Twitter, sağlık otoritelerinin kamu ile paylaştığı bilgilerin etkisini azaltan yanlış bilgileri tespit etmek üzere Nisan 2020’de bir takım yeni kurallar devreye soktu. Yine, küresel olarak iki milyar kullanıcısı olan mesajlaşma uygulaması WhatsApp salgınla ilgili yanlış bilgilerin önüne geçmek için gönderi yapılabilecek grup sayısını sınırlandırmak gibi yeni özellikler tanımladı. Birleşik Krallık hükümeti koronavirüs salgını ile ilgili yanlış içerikleri tespit etmek ve internetten kaldırmak üzere bir ekip oluşturdu.

İşte, InfodemiLab projesi bu ve benzeri önlemlerin yaygın etkisini artırmak için bireylerin enformasyon işleme süreçlerini yerel, sosyokültürel bağlamları içerisinde anlamak ve önlemleri böylece sağlam zeminlere oturtmak ihtiyacından doğdu.

Yine, yanlış bilgi sorununu sadece sosyal medyada üreyen ve yayılan bir sorun olarak görmek de tartışmaları eksik bırakıyordu. Mesela Türkiye gibi televizyondan enformasyona erişimin sosyal medyadan enformasyona erişimin ötesinde olduğu ülkelerde yanlış bilginin tek kanalını sosyal medya olarak tanımlamak ne kadar doğru olabilir? Saka’nın dezenformasyonun sosyal hayatı olarak işaret ettiği, yanlış bilgiyi çerçeveleyen sosyokültürel ve ilişkisel süreçleri anlamadan bu sorunu medya kullanıcılarının gözünden anlamak ve önleyici faaliyet önerileri geliştirmek de mümkün olmayacaktı. InfodemiLab tam da buradan yola çıktı. 

Dezenformasyon/mezenformasyon, ya da Türkçe kullanımdaki yaygın karşılığıyla yanlış bilgi, küresel bir mesele. Dolayısıyla, yanlış bilgiye karşı dayanıklılık ve direnç küresel olarak örgütlenmeli. Ancak konu yerelden bağımsız ele alındıkça ve önleyici faaliyetler yerel semantiği kapsayarak üretilmedikçe sorun büyüyerek devam edecek. Burada yereli kapsamak, medya kullanıcılarını toplumsal aktörler olarak merkeze alıp yanlış bilginin onların gündelik yaşantılarındaki hem çevrimiçi hem çevrimdışı rolünü anlamakla mümkün olur. Covid-19 öncesi dünyadan literatüre geçmiş örnekler verelim.

Brezilya’nın Zika salgını sırasında yanlış bilgi ile mücadelesi

2016 yılında Brezilya’da baş gösteren Zika salgını sırasında sosyal medyada yayılan yanlış bilgi karşısında resmi makamların aldığı önlemler ve düzeltici çalışmalar istenen faydayı getirmedi. Üstelik araştırmalar resmi kurumların yürüttüğü bu çalışmaların doğru bilgileri de gölgelediğini tespit ediyor (Carey vd., 2020). Elbette bu sonucu Brezilya’ya özgü politik ve sosyokültürel dinamikler ekseninde derinlemesine tartışmak gerek. Önlemler nasıl işleyebilirdi sorusuna yanıt ararken başlangıç noktası yine Brezilyalı medya kullanıcılarının anlam dünyaları olmalı.

İsrail’in kızamık salgını sırasında yanlış bilgi ile mücadelesi

Bir başka örnek İsrail’de kızamık salgını sırasında yapılan bir çalışmadan. Resmi kurumların önleyici ve düzeltici faaliyetlerinde biçimsel özelliklerin önemini vurgulayan çalışma sağlık örgütlerinin yanlış bilgiyle mücadeleyi “mitlerle mücadele” şeklinde çerçevelemesinin İsrail kamuoyu tarafından yukarıdan bakma şeklinde algılandığını ortaya koyuyor (Gesser-Edelsburg vd. 2018).

Sosyal medyada yanlış bilgiyi botlar değil insanlar üretiyor

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) Vosoughi ve arkadaşlarının 2018’de Science dergisinde yayınladığı çarpıcı araştırma konuya farklı bir yönden pencere açıyor. Bu araştırmaya daha önce NewsLabTurkey için yazdığım başka bir yazıda değinmiştim. 2006-2016 yılları arasında toplam 126.000 haberin Twitter’daki yayılımını inceleyen araştırma ekibi, doğru olmayan içeriklerin sosyal medyada paylaşılma ihtimalinin doğru olanlara göre yüzde 70 daha fazla olduğu belirlemiş. Araştırma kapsamında yayılımı incelenen haberlerin doğruluğu ve yanlışlığı da altı farklı doğrulama platformu ile kontrol edilmiş. MIT araştırmasının en dikkat çekici yanlarından biri yanlış bilginin yayılımını bu kadar geniş kapsamlı bir veri seti ile ele alırken botları dışarıda bırakmış olması. Yani, yanlış bilgi sosyal medyada botlar tarafından değil kanlı canlı insanlar tarafından yayılıyor.

Dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon

Yanlış bilgi özünde bir insan ve toplum problemi. Dolayısıyla kavramın kendisini bütünsel bir yaklaşımla yeniden ele almamız ve insan davranışlarını belirleyen teknolojik ve toplumsal sistemleri bir arada düşünmemiz gerekiyor. Wardle ve Derakhshan’ın ünlü kategorizasyonunu hatırlayalım. Wardle ve Derakhshan (2017) yanlış bilgiyi üç kategoriye ayırır. Dezenformasyon, kasıtlı olarak bir kişiye, kuruma, toplumsal kesime ya da ülkeye zarar vermek amacıyla üretilmiş ve yayılmış enformasyondur. Mezenformasyon zarar verme niyeti olmadan üretilen ve yayılan enformasyon demektir. Sıradan sosyal medya kullanıcılarının yanlış olduğunu bilerek ya da bilmeyerek ancak zarar verme niyeti olmadan kendi ekosistemlerinde yaydıkları enformasyon bu kategoride değerlendirilebilir. Üçüncü kategoride ise malenformasyon vardır. Malenformasyon gerçeğe dayanan enformasyondur ancak bir bireye, kuruma ya da ülkeye zarar vermek için dolaşıma sokulur.

Wardle ve Derakhshan’ın dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon ayrımı önemli olsa da niyetin kategorik olarak yanlış bilgiyi tanımlayacak özcü bir öge olarak kabul edilmesi oldukça problemli. Yanlış bilgi sorununu daha geniş perspektiften görmek ve bütünsel olarak ele almak için bu kavramsallaştırmanın yeniden masaya yatırılması gerekiyor.

Problematik enformasyon nedir?

Medya tarihçisi ve kuramcısı Caroline Jack (2017) yanlış bilginin çok çeşitli yüzleri olduğunu vurgulayarak mezenformasyon ve dezenformasyon kavramlarını kapsayan “problematik enformasyon” (problematic information) ifadesini gündeme getiriyor. Problematik enformasyon, halkla ilişkiler faaliyetlerini, propagandayı, kültürel eleştiri ve mizahı kapsayan, üretim ve yayılımda zarar verme kastını bir referans noktası olmaktan çıkaran geniş bir kavram. Enformasyonu aktarma türleri çeşitli toplumsal yapılarda ve siyasal formasyonlarda farklı şekillenip deneyimlenebiliyor.

İnfodemiLab’in bulgularından biri Türkiye genelinde medya kullanıcılarının yanlış bilgiyi metinsel ögeler üzerinden tanımlamasıydı. Çoğu kullanıcı doğru bilgiyi kanıt, bilimsellik, tutarlılık gibi ifadelerle özdeşleştiriyordu. Bu bulgunun üzerini kazıdığımızda ise bilimselliğin ya da tutarlılığın toplumsal kutuplaşma bağlamında çok farklı şekillerde ve politikleşerek algılanıyor olması karşımıza çıktı. Bu, kullanıcıların doğru-yanlış arasındaki çizgiyi nereye çizdiğini ve bunu belirleyen sosyopolitik arka planı anlamanın önemini vurgulayan bir anekdot.

Yanlış bilginin bireyler üzerindeki etkilerinin önemi

Yanlış bilgi türleri arasında zarar verme kastını merkeze alarak yapılacak analitik ayrımlar her toplumsal bağlam ve her tarihsel konjonktürde anlamlı olmayabilir. Marwick (2018) yanlış bilgi çalışmalarında odak noktalarının yeniden kurulması gerektiği işaret ettiği çalışmasında Jack’in problematik enformasyon kavramını kullanıyor. Marwick’e göre, esas olan yanlış bilgi türleri arasındaki ayrım, hatta yanlış ve doğru bilgi arasındaki çizgi değil, yanlış bilginin bireyler üzerindeki etkileri.

Bu etkiler kadar bireylerin sosyal hayat içinde yanlış bilgiyle ne yaptığı, hangi sosyal hedeflerle hareket ettiği de çok önemli. Bu doğrultuda yanlış bilginin sosyokültürel aktörler tarafından günlük yaşamda kullanımından yola çıkarak teknolojiyi de kesen ama teknoloji dışı odak noktaları belirlememiz gerekiyor. Sadece botlar, platform mimarileri, algoritmalar ya da merkezileşmiş manipülasyon kampanyalarına odaklanmak sıradan sosyal medya kullanıcılarının yanlış bilgi yayılımındaki rolünü perdeliyor ve önleyici faaliyetleri zayıflatıyor.


Yararlanılan kaynaklar:

  • Carey, J. M., Chi, V., Flynn, D. J., Nyhan, B., & Zeitzoff, T. (2020). The effects of corrective information about disease epidemics and outbreaks: Evidence from Zika and yellow fever in Brazil. Science Advances, 6(5). https://doi.org/10.1126/sciadv.aaw7449
  • Gesser-Edelsburg, A., Diamant, A., Hijazi, R., & Mesch, G. S. (2018). Correcting misinformation by health organizations during measles outbreaks: A controlled experiment. PLoS ONE, 13(12), 1–24. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0209505
  • Jack, C. (2017). Lexicon of Lies : Terms for Problematic Information. Data & Society Research Institute, 1–20. https://datasociety.net/output/lexicon-of-lies/ 
  • Marwick, A. E. (2018). Why do people share fake news? A sociotechnical model of media effects. Georgetown Law Technology Review https://doi.org/10.1177/1464884917730217 
  • Vosoughi, S. ( 1 ), Roy, D. ( 1 ), & Aral, S. ( 2 ). (2018). The spread of true and false news online. Science, 359(6380), 1146–1151. https://doi.org/10.1126/science.aap9559
  • Wardle, C., & Derakhshan, H. (2017). Information Disorder: Toward an interdisciplinary framework for research and policy making. Report to the Council of Europe, 108. https://rm.coe.int/information-disorder-toward-an-interdisciplinary-framework-for-researc/168076277c
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir