Önyargıyla mücadele araçlarının önyargıları

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Bu haftanın odağında birkaç senedir medya sektörünün sosyal medya sohbetlerinin vazgeçilmezi hâline gelen medya önyargı araçları ve tabloları var. Bu sorunlu araçların neden konuya hiçbir faydası dokunmadığını anlattım.

“Ne Okuduk” bölümünde ise ABD ve Avrupa arasındaki medya rekabeti, Apple’ın NSO Group’u bitirme girişimi, abone kelimesinin anlamı üzerine tartışmaları ve daha fazlasını bulabilirsiniz.

Son olarak ekipten iki duyurumuz var. Dünyanın ilk ve en geniş sosyal girişimcilik platformu olan Ashoka, bu yıl Türkiye’den fellow olarak kurucumuz Sarphan Uzunoğlu’nu seçti. Bizleri çok mutlu eden bu haber için kendisini bir kez daha tebrik ediyoruz ve başarılarının devamını diliyoruz.

İkinci duyurumuz ise yeni başlayan podcast serimiz 7 Soru 7 Cevap. Gazeteci Perihan Kaya’nın hazırladığı bu seri yedi soru etrafında Türkiye’nin unutulmuş şehirlerindeki gözden kaçmaması gereken hikâyelerin peşinde koşan gazetecilere ses vermeyi amaçlıyor. İlk üç bölümü yayınlanan serinin bölümlerine ve transkriptlerine buradan ulaşabilir, istediğiniz podcast uygulamasından abone olmak için bu linke tıklayabilirsiniz.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

BBC'nin küresel erişim ölçümlerini gösteren bir grafik. BBC News 2021 içerisinde dünya genelinde haftada 456 milyon kişiye ulaşıyor.
BBC

Bu hafta ne okuduk?

Okyanusun İki Yakası Arasındaki Rekabet

Genellikle medya ve inovasyon üzerine konuşurken, medyanın önümüzdeki süreçte nasıl bir yol izleyeceğine dair tahminlerde bulunurken ilk bakılan yer ABD medyası oluyor. Bunun haklı gerekçeleri olsa da bu gidişatın değişmeye başladığını da söylemek mümkün.

Heidi Legg, Press Gazette için kaleme aldığı yazısında işin Birleşik Krallık ayağını incelemiş ve BK’nin ABD’yi giderek geride bırakmaya başladığını savunuyor. Burada özellikle öne çıkardığı iki nokta ise kaynaklar ve öncelikler. ABD’de inovasyonun gerçekten büyük aktörlerle sınırlı kalması ve geri kalan enerjinin sadece kâr amacı gütmeyen kurumlara gelir bulmaya odaklanmasının, BK’ye kıyasla inovasyon konusunda geri kalmalarına neden olacağını düşünüyor.

Bu haklılık payı olabilecek bir tez, özellikle de Avrupa ve BK’nin giderek küresel çapta daha önemli hâle gelmesiyle buradaki medyanın dünyaya hitap etme gücü de ABD’deki rakiplerine yaklaşmaya ve geçmeye başlıyor. Bununla birlikte bu durumun BK ile sınırlı olduğunu düşünmüyorum. Avrupa’nın birçok farklı ülkesinde medya alanında ciddi hamleler ve hareketlilikler görüyoruz. Üstelik daha sağlam geleneklere ve alışkanlıklara sahip olmaları da ABD’ye kıyasla önemli bir avantaj. İşin yasal düzenlemeleri ve teknoloji regülasyonu kısmına girmiyorum bile. 

Bu yüzden önümüzdeki dönemlerde medyanın küresel gidişatı konusunda Avrupa’nın daha etkili olacağına kesin gözüyle bakıyorum. Uzun vadeli planlar için de buradan çıkan trendleri ve yaklaşımları izlemekte fayda var.

Apple NSO Group’u Bitirmek İstiyor

NSO Group ve meşhur casus yazılımı Pegasus’un nasıl kullanıldığını tüm dünya görmeye başladığından bu yana birçok farklı biçimde bu şirketi ve genel olarak casus yazılım sektörünü durdurmak için farklı çabalar gösteriliyor. Ancak bunlar arasında en etkili olabileceklerden birisi hafta içerisinde Apple’dan geldi.

Apple’ın davasının temelinde ürettikleri teknolojilerin masum insanlara zarar vermek ve kötü niyetli kullanılmak için manipüle edilmesi ve kullanıcı sözleşmesinin ihlali yatıyor (PDF linki). Amaçları ise hem NSO Group’un iPhone cihazlara erişimini kesmek hem de bu tarz teknolojilere karşı sert yaptırımlarla sonuçlanabilecek yeni davaların ve yasaların önünü açmak. Başarılı olurlarsa dava ciddi bir örnek teşkil edecektir.

Apple bununla da kalmayıp bu konuda çalışan araştırmacılara ve sivil topluma da destek olacağını duyurdu. Citizen Lab ve Amnesty Tech başta olmak üzere casus yazılımlar tarafından hedef alınan kişileri korumaya çalışan kurumlara şu anda 10 milyon dolar bağış yaptığını, bu dava sonucunda kazanacakları tüm tazminatı da aynı şekilde bağışlayacaklarını söylediler. Görünen o ki Apple bu sektörü bitirmek için elindeki tüm gücü kullanmaya hazır.

Abone Kelimesinin Anlamını Netleştirmek Lazım

Medyada aboneliğin giderek daha ön plana çıkan bir gelir modeli olması ve üzerine daha sık konuşulmaya başlaması, ciddi bir anlam karmaşasını da beraberinde getirdi. Bu karmaşanın merkezinde abonelik kelimesini hem para ödediklerimiz hem de ödemediklerimiz için kullanmamız yatıyor.

Joshua Benton bunun nasıl bir sorun hâline geldiğini yazısında açık bir şekilde anlatmış. Bu soruna sebep olanların başında kendisini övmeye fırsat arayan medya kurumları geliyor. Bu anlam karmaşasından yararlanıp hem ücretli abonelerini hem de en basitinden bir e-bültene abone olanları bir arada anıyor ve sanki o sayının hepsi ücretli aboneymiş gibi bir algı yaratıyorlar.

Bizim de Türkçede aboneliği aynı şekilde kullanıyor olmamız benzer bir soruna neden olabilir. Bu ayrımı netleştirmek için ortak bir yol belirlememiz ve aboneliği sadece bunlardan birisi için kullanmamız lazım. Yoksa ileride bu karışıklıktan biz de çok çekebiliriz.

Project Veritas ve Etiğin Gri Bölgeleri

Bazı medya kurumları yaptıkları işlerle öyle tuhaf sorunlara yol açıyor ki buna gazetecilik etiği açısından nereden bakmak gerektiğine bir türlü emin olamıyorsunuz. ABD merkezli Project Veritas da bu kurumlardan birisi.

Muhafazakâr bir yayın olan Project Veritas, isimleri ilk duyulduğu zamandan bu yana gerçekliği şüpheli ve çoğu zaman komplo teorisi bölgesinde gezinen içerikleriyle biliniyor. Ancak bunu açıkça yazdıkları için New York Times’a iftira davası açabilecek kadar da cesurlar. Üstelik PV, bu davanın parçası olarak NYT’nin elindeki belgeleri haberleştirmesini engelleyecek kararlar da aldırıyor. Fakat son yaşananlar kurum için durumu başka bir boyuta taşıdı.

Kasım başında FBI, kurucusu James O’Keefe ve iki eski çalışanının evini aradı ve bazı eşyalara el koydu. Gerekçe ise ABD Başkanı Biden’ın kızı Ashley’nin günlüğünün 2020 seçimleri öncesinde çalınmasıyla ilişkileri olması ihtimali. O’Keefe’nin telefonlarına da el konması ve içerisinde gizli bilgiler bulunması, PV’nin diğer kurumlar söz konusu olduğunda pek de önemsemediği basın özgürlüğü ve gazeteci hakları konusunda ciddi bir sorun teşkil ediyor. Bu yüzden ACLU ve CPJ gibi kurumlar da davayla ilgilenmeye başladı. 

Bütün bu gelişmelerin nasıl sonuçlanacağı şu an belirsizliğini koruyor ama gazetecilik etiği derslerinde uzunca tartışılabilecek örneklere dönüşeceği kesin.

Kısa Kısa

🤑 Eğer yabancı bir medya kurumundan kampanya ile aldığınız ucuz abonelik sona erdiğinde iptal ettirmek isterseniz, biraz pazarlıkla o ucuz fiyattan devam etmek mümkün olabiliyor.

🇺🇦 Anlamsızca kapanan Kyiv Post’un eski çalışanları Kyiv Independent adıyla geri dönüyor.

💵 80 kişilik iklim gazetecisi ekibi olsa da New York Times petrol şirketlerinin reklamlarından vazgeçemiyor.

📬 Kısa süreli e-bültenler ile nasıl başarılı olunur merak ediyorsanız Quartz’ın bunu nasıl düzenli olarak başardığını inceleyebilirsiniz.

🇺🇸 ABD’li yatırım şirketi Alden Global Capital, daha fazla yerel gazete satın alıp üstünden kâr etmek istiyor.

🎂 Geçtiğimiz haftalarda beş yılı geride bırakan Teyit, kutlamalar kapsamında eğlenceli bir billboard reklamı hazırladı

ground news uygulamasının benim twitter profilime dair analizi. kısmen konsantre bir medya diyetim olduğunu söylüyor.
Ground News

Haftanın odağı: Önyargı analizi teknolojilerinin önyargıları

Post-truth, fake news gibi kavramların popülerleşmesi, medyanın gelir kaynaklarının daha çok konuşulmasıyla birlikte bu konular medya üzerine tartışmaların merkezi hâline geldi. Elbette bu konuda yürütülen daha sektör içi ve akademik tartışmaların yanında, artık her konuda olduğu gibi veri ve teknoloji odaklı girişimler de bu sorunu çözebileceklerini düşünerek devreye girmek istedi.

Bunun sonucunda da artık her yerde görmeye başladığımız medya önyargı tabloları ve araçları türemeye başladı. Media Bias Chart ve AllSides tablosu bunların arasında en ünlü olanlar. Yakın zamanda ortaya çıkan Ground News de benzer verilerle Twitter profillerinin paylaştıkları haber kaynaklarına göre kişilerin analizini yapıyor.

Ancak bu tablo ve araçları biraz incelediğimiz zaman çok sorunlu olabilecek kabuller ve önyargılar ile karşı karşıya kalıyoruz. Sağ ve sol gibi politik tanımların yapılma şeklinden, tarafsızlık gibi kavramların uygulanma şekline kadar birçok sorun bu araçları anlamsız ve tartışmalı hâle getirebiliyor. Örneğin AllSides New York Times ve The Economist’in sol eğilimli, CNN’i de Jacobin gibi sol bir yayınla aynı kategoriye koyabiliyor. Hemen her araç ve listedeki bu temeli belirsiz tanımlar da aslında bize sadece hazırlayan kişilerin politik önyargılarını görme imkânı veriyor.

Daha ilginç bir detay da medya sahipliği konusunun kullanımı. Ground News her baktığınız profilde ilk olarak bu veriyi size sunuyor ancak bu verinin ne anlama geldiği, neden önemli olduğu gibi bir bilgi ile bunu desteklemiyor. Bu da aslında havada bırakılan verinin silahlaştırılmasına imkân tanıyor. Medyanın gelir kaynaklarının onun üretimine etkisi olabilir elbette ama bu bağlamdan koparılmış ve altı doldurulmamış bir veriye dönüştürüldüğünde tehlikeli bir şeye dönüşecektir.

Bu örnekleri medya konusunda nitelik temelli araştırmanın neden yetersiz ve anlamsız kaldığını anlamak için incelemek, bu araçların en iyi kullanımı olacaktır. Medya ve gazetecilik teorisi bilmeden, etik ve bilgi felsefesi temeline dayanmadan, kurumsal ve bölgesel bağlamları hesaba katmadan yapılan böyle çalışmalar çoğu zaman faydadan çok zarara neden oluyor. Sadece veri ile önyargıyı çözebileceğini düşünmek de genellikle bu işe girişen kişinin kendi önyargısını dayatmasıyla sonuçlanıyor.

Medya ve önyargı konusuna dair akademik ve sektör içi çalışmaları yok sayarak, kavramları keyfi bir şekilde tanımlayarak ve sadece veriye dayanarak bu sorunu çözmek hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. O yüzden bu araçlara çok fazla önem atfetmemekte fayda var.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir