Alet Çantası

Haberciler için hikâye anlatımında yeni görsel formatlar

0

İçinde bulunduğumuz yeni medya ekosistemi enformasyon bolluğundan muzdarip ve daha kötüsü insanlar (Instagram hikâyeleri vb.) kalıcı olmayan (uçucu) içeriklerin de artması ile iyice hızlanan ve âna sıkışan bir içerik okyanusu içerisinde odaklarını korumaya çalışıyorlar (veya çalışmıyorlar). Bu ekosistem genellikle “ilgi ekonomisi” kavramı ile açıklanıyor. Bu sistem içerisinde kısıtlı olan şey içerik, erişim, cihaz, hız vs. değil; tek kısıt kullanıcıların ilgi ve zamanı. Bu sebepten mecralar ve içerik üreticileri de kullanıcının, okur/izler kitlenin ilgisi ve zamanı için birbirileri ile mücadele etmek zorunda. Bunun bir sonucu da, içeriklerin daha dikkat çekici ve daha az zamanda daha fazla şey anlatabiliyor olması için görsele kayması, bir nevi İnternet’in yeni-nesil televizyona dönüşmesi

Haberciler için birçok fırsat sunan bu yeni ekosistem, aynı zamanda yukarıda bahsettiğimiz ilgi ve zaman kısıtını da beraberinde getiriyor ve habercilerin de bu kısıtlar içerisinde kitlelerine ulaşabilmek için bir yandan Instagram hikâyeleri gibi görece yaygın formatları aktif olarak kullanırken, bir yandan da inovatif metodlar ve araçlardan faydalanmaları gerekiyor.

Fotoğraf, neredeyse iki yüzyıllık bir teknoloji, bu anlamda inovatif demek mümkün değil ancak hem mevcut fotoğraf formatlarının inovatif şekillerde kullanılması hem de yepyeni fotoğraf formatları ile inovatif yaklaşımlar mümkün.

Fotoğraf, videodan farklı bir öz-yapıya sahip. Video, imgelerden oluşur, temel yapı taşı fotoğraftır, yani videoyu durdurduğumuzda elimizde hareketsiz bir imge kalır ama fotoğrafı durduramazsınız, o zaten durur hâldedir, bir anlamda ‘ölüdür’. Ancak bu ölü olma hâli, kendi içinde bir çarpıcılık barındırır ve hatta videonun akışı süresince fark edilemeyen birçok çarpıcı imge, pause tuşuna basmak suretiyle fark edilebilir.

İlginç bir örnek olarak, Musta Kemal Atatürk’ün cenaze töreni videosunu ele alalım. Videonun geneli çarpıcı ve kendi içinde dramatik bir etkiye sahip ancak belli kareleri videoyu durdurarak sabitlediğimizde daha da dramatik etki yaratan sonuçlarla karşılaşıyoruz.

Atatürk’ün cenaze töreninde ağlayan bir kadın

Fotoğrafı kıyaslayabileceğimiz bir diğer format ise ses. Ses, temelde imgeden farklıdır. Video durdurulduğunda geriye imge kalır, imge ise zaten durağandır. Oysa ses, yapısı itibarı ile kinetik enerjidir, konuşma durduğu anda sadece sessizlik kalır. Özetle imge tek başına, durağan halde de derdini anlatabilen bir format olması bakımından önemli bir avantaja sahiptir. Video ve/ya sese karşı dezavantajı ise akıcı olmaması, pasif bir etkileşime izin vermemesidir. Fotoğraf alıp götürmez, siz ona bakmazken ilerlemez, sadece olduğu yerde durur. Fotoğraf, aktif bir bakış gerektirir.

Metin ile kıyasladığımızda ise fotoğraf, daha çok bilgi barındırır ve dramatik etkisi yüksektir.

IŞİD’e karşı yapılan savaş nedeniyle evini terk etmek zorunda kalan Iraklı yaşlı bir kadın (Kaynak: Reuters)

Bu vakayı metin ile anlatmaya çalıştığımızda, paragraflar, belki de sayfalarca yazı gerekirken, imge anlatmak istediğini tek karede aktarabiliyor.

Tüm bu avantaj ve dezavantajları ile birlikte bir bütün olarak ele alındığında fotoğraf, haberciler için olmazsa olmaz bir format olarak görülmeli, ki sadece haberciler değil, ortalama bir akıllı telefon kullanıcısı da bunun farkında, zira 2018 yılında 13 trilyon fotoğrafın çekilmesi bekleniyor!

İlginizi çekebilir:  Akıllı telefon fotoğrafçılığının temelleri

Bu kadar çok fotoğrafın olduğu bir ekosistemde, kullanıcıların enformasyon bolluğunun içinde kısıtlı zaman ve kısıtlı ilgilerinin olduğu bilinci ile habercilerin fotoğraflarını olabildiğince çarpıcı şekilde kitlelere ulaştırması gerekiyor. Bu çarpıcı formatlardan bazıları cinemagraph, boomerang, super slow motion, oneshot ve GIF.

Cinemagraph

Video içerisinde fotoğraf olarak tanımlanabilecek bu formatta, bir obje veya kişi sabit dururken geri kalan her şey hareketli. Veya tam tersi, yani tek obje veya kişi hariç her şey sabit. Cinemagraph, bu özellikleri nedeniyle, bakanın odağını tek bir noktaya çekmek ve sabitlemek için veya durağan imgeye dikkat çekici bir hareket ögesi eklemek için birebir.

Yukarıdaki örnekte görseldeki her şey sabit, sadece tek bir öge hareketli. Odak, harekette. (Kaynak: Flixel)

Bu örnekte ise imgenin odağındaki kişi sabit, ancak görselin durağanlığı arka planın hareketi ile kırılmış. (Kaynak: Flixel)

Boomerang

Instagram’ın standart bir özellik olarak sunduğu boomerang, haberciler ve hikâye anlatıcıları için anlamlı artılar sunuyor. İmgeye, hareketli bir döngü katmanı ekleyen boomerang, bazı yönleriyle cinemagraph’a benzese de, döngü özelliği ve cinemagraph’a göre daha kolay üretilebilmesi onu farklı kılıyor. Özellikle hareketin kendisinin, imgenin durağan halinden daha önemli olduğu durumlarda ve hikâyeye eğlenceli bir ton katmak istendiğinde kullanılabilir.

Super slow motion

Ağır çekim, eski bir teknoloji ancak bunun uç bir örneği olarak görülebilecek bu yeni format, hikâye anlatımında detaylara vurgu vasfı ile anlatıcı için önemli bir değer sunuyor. Normal hızda iken normal etkisi olan video süper yavaşlatılınca hiç fark edilmeyen detaylar yakalanabiliyor.

Örnekte, Donald Trump’ın 2016 seçim kampanyasında yaptığı bir konuşmaya ait videonun super slow motion tekniği ile marjinal şekilde yavaşlatıldığını, bu sayede de bakana, birçok detaya, ortamdaki kişilere ve ortamın kendisine daha önce mümkün olmayan bir detaycılıkla bakma imkânı sunuyor.

OneShot

Tek imge ile orta uzunlukta bir hikâye anlatmak şeklinde özetlenebilecek OneShot formatı, foto muhabirleri ve özel dosya haberler hazırlayan gazeteciler için oldukça faydalı olabilir.

İmge üzerinde hareket eden bir kamera ile, görselin odak noktası sürekli değiştiriliyor ve bir yandan da ses veya metin ile hikâye anlatılıyor. Normalde bir saniye bakılıp geçilecek iken, imge didik didik ediliyor, sindiriliyor. Sosyal medyanın kaosu içerisinde odağını ve ilgisini yitirmiş kitlelerin dikkatini hikâyenize çekmek için birebir.

Yukarıdaki örnekte, Alamo ABD’de silah taşıma haklarının genişletilmesi için yapılan bir eylemde çekilen tek kare üzerinden silahlanma meselesi üzerine dönen tartışma kısa bir şekilde özetleniyor.

GIF

Gif mi cif mi şeklinde okunduğu hususunda mutabakat olmasa da (yaratıcısı ‘cif’ diyor), hemen herkesin aşina olduğu bu format, oldukça eski olmakla birlikte yeterince hakkı verilerek kullanılmıyor. Özellikle ekonomi gibi karışık bir mesele, uzun metinlerden veya basit bir görseldense, gif ile çok daha rahat anlatılabilir.

ABD’de servet dağılımının yıllara göre değişimi (Kaynak: VOX)

Hibrit Formatlar

Son olarak da, foto ve videonun karma ancak çok verimli bir şekilde kullanıldığı işlere bir örnek olarak verilebilecek Fransesco Zizola’nın mültecilerin deniz yolculuğunu anlattığı In The Same Boat, inovatif formatlarla ne gibi yaratıcı işler yapılabileceğine dair oldukça orijinal bir örnek.

Orhan Şener
Orhan Şener, 1984 yılında Bulgaristan’da doğdu. Lisans eğitimini iktisat alanında tamamladıktan sonra, İngiltere’de City University London’da Enformasyon, İletişim ve Toplum bölümünde yüksek lisansına başladı ve “Üniversite Öğrencilerinin Online Mecralarda Politik Katılımı” başlıklı tezi ile mezun oldu. 2014 yılından bu yana, Galatasaray Üniversitesi Medya ve İletişim Çalışmaları Doktora Programı’nda “Enformasyona Erişim ve Filtreleme Pratikleri: Türkiyeli Gazeteciler Üzerine Çalışma” başlıklı tezini yazmaktadır.