Ne Okuyoruz

Clubhouse yeni büyük platform mu?

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Bu hafta bültenimiz 1136 kelime, yani 6 dakika.

Haftanın odağında konumuz Clubhouse. Şu anda hepimizin dikkatini çeken platformu kapsamlı bir şekilde ele alıp anlattım. 

“Ne Okuyoruz” bölümünde ise Mozilla’nın Internet Health Report’u, medya ekonomisinin gidişatı, Hindistan’ın Twitter ile kavgası ve dahası var. 

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum. Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Mozilla Internet Health Report içerisinden dünyada 2019 yılı boyunca internetin kesildiği günleri gösteren yoğunluk haritası. Her gün mutlaka bir kesinti yaşanmış.

Bu hafta ne okuduk?

İNTERNETİN SAĞLIĞI KÖTÜYE GİDİYOR

İnternetin genel olarak gidişatına dair birçok farklı sorun ile karşı karşıyayız: sansür, gözetim, devletlerin baskısı, şirketlerin kontrolsüz büyümesi ve dahası.

Mozilla’nın yıllık olarak yayınladığı “Internet Health Report”un 2020 yılını ele alan raporu da bu durumun ne kadar ciddi olduğunu görmemizi sağlıyor. Her ne kadar pandemi ve diğer birçok korkunç olayda bizlere yardımcı olsa da internetin sağlığı genel anlamda daha da kötüleşti. Özellikle pandeminin yarattığı şok ortamından faydalanan şirketler ve devletler bu kötüye gidişin ana sorumluları.

Mozilla bu raporda yalnızca bir durum güncellemesi yapmakla kalmıyor aynı zamanda sorunların nasıl çözülebileceğine dair farklı başlıklarda metinleri ile çözüm konusunda fikir yürütmemize yardımcı oluyor.

MEDYA EKONOMİSİ İÇİN GELECEK HÂLÂ BULANIK

Medyanın ve gazeteciliğin ekonomi tarafı bir süredir gündemin arka planında kaldı. Bunun muhtemel sebeplerinden birisi yakın zamanda gelen iç rahatlatıcı haberler. The New York Times’ın gözünü 15 milyondan fazla abone hedefine dikmesi, kişisel bültenlerin giderek büyüyen bir sektöre dönüşmesi ve benzer diğer başlıklar bir rahatlamayı da beraberinde getiriyor olabilir.

Fakat genel tabloya baktığımızda bunun çok iyimser bir yaklaşım olduğunu görebiliyoruz. Birçok yerde yerel haber odaları krizi devam ediyor. Pandeminin etkilerini üstümüzden atmak için daha çok yolumuz var. Google ve Facebook ile reklam gelirleri üzerine girilen kavgada elle tutulur bir sonuç yok. 

Tüm bunların üstüne bir de içerik balonunun patlaması ihtimali ufukta kendisini gösteriyor. Her ne kadar şu an çok rahat olsa da yakın zamanda insanların dijital içeriğe doyması ve ne tükettikleri konusunda daha seçici olmaya başlaması yüksek bir ihtimal. Bunun özellikle bizim gibi dijital medya için az para harcanan ülkelerde nasıl bir etkisi olacağı ise daha da ciddi bir soru.

TWITTER’IN SEVMEYENLERİ ARTIYOR

Uzun yıllardır sosyal medya platformlarının devletlerle ilişkisini ve moderasyon konusunda nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini tartışıyoruz. Özellikle de 2021’in ilk günlerinden itibaren dünyanın farklı yerlerinde bunun ciddiyetini daha iyi anlamamızı sağlayan örnekler karşımıza çıkıyor.

Son günlerde ise bu gelişmelerin ana aktörü Twitter. Geçtiğimiz hafta içerisinde ülkemizde de siyasetçilerin kimi paylaşımlarını kural ihlali gerekçesiyle kısıtlayan platformun başı Hindistan’da daha büyük bir dertte. Narendra Modi yönetiminin muhaliflerin hesaplarını kısıtlaması isteğine kısa bir süreliğine evet dedikten sonra bu kararı geri çekmeleri büyük bir tepkiye neden oldu. Modi iktidarı bu kararın ardından Twitter’ın Hindistan’daki çalışanlarını hapse atmakla tehdit ediyor.

Alakalı: İçerik yönetimi ve platformsuzlaştırma tartışmaları farklı biçimlerde ele alınmaya devam ediyor. Bu konuda yakın zamandaki en kapsamlı okumalardan birisi de Jillian C. York ve Francis Fukuyama arasında geçen bu diyalog. Konuya dair daha geniş bir perspektif edinmek isteyenlerin zaman ayırmasında fayda var.

OKURLARINIZLA MESAJLAŞMAK İSTER MİSİNİZ?

Gazeteciler için dijitalde okur geri bildirimi almak her zaman kolay değil. Genel olarak geri bildirim almanın zorluğu bir yana, bunun için sıklıkla sosyal medyanın tercih edilmesi de o kalabalık içerisinde faydalı olanları bulmayı zorlaştırıyor. Artık normal hâline gelen trollerden bahsetmeme gerek bile yok diye düşünüyorum.

Subtext, buna alternatif bir yolla çözüm getirmeyi amaçlayan bir girişim. Sundukları teknoloji ise abonelerinize yazarlarınız ile mesajlaşma imkânı sağlayan bir sistem. Bu sistem sayesinde sizi destekleyen okurlarınız ile karşılıklı mesajlaşabiliyor ve daha doğrudan bir ilişki kurabiliyorsunuz. En azından vaatleri bu yönde.

Bunun ne kadar etkili olabileceğini ya da giderek büyüyen bir okur kitlesinde de verimli olup olamayacağı önemli bir soru. Ama sosyal medyanın giderek kontrolsüzleşen atmosferi karşısında daha kapalı ve kontrollü sosyalleşme araçlarına geçişin bir işareti olduğu kesin.

KISA KISA

  • Signal’e artan küresel ilginin sonuçlarından birisi de İran tarafından engellenmeleri oldu. Neyse ki Signal ekibi hızlı bir karşılık verdi.
  • Financial Times, okurlarının talebi üzerine iklim konusu için özel bir bölüm oluşturdu.
  • Business Insider marka değişimine giderek yalnızca Insider olarak devam etme kararı aldı.
  • Axios, bültenlerini yazmak için kullandığı uygulamayı yakında herkesin kullanımına açacak.
  • Jeff Bezos, Amazon CEO’su olarak görevini bırakmaya ve diğer projeler ile ilgilenmeye karar verdiğini duyurdu. Bu “projelerden” birisi de 2013’te satın aldığı Washington Post.
  • Medyayı ekarte etmenin giderek daha da kolaylaştığı bir dönemden geçiyoruz.
  • Myanmar’daki darbe, kaçınılmaz olarak medyayı da vurdu.
  • NYT, çocuklar için hazırladıkları aylık bölümde meclise yapılan baskını nasıl yazdıklarını anlattı. 

Bir Clubhouse odasındaki kişilerin göründüğü bir ekran görüntüsü.

Haftanın odağı: Clubhouse Yeni Büyük Platform mu?

Eğer internette düzenli olarak zaman geçiriyorsanız, muhtemelen Clubhouse ismini birçok kez duymuşsunuzdur. Yeni viral platformumuz Clubhouse, çok basitçe tanımlamak gerekirse, sadece ses ile iletişim kurup sohbet edebildiğiniz bir uygulama. Henüz davetiye sistemiyle kullanıcı alan ve hâlâ beta sürümünde diyebileceğimiz bu araç bolca ilgi toplamayı başardı.

Her ne kadar Türkiye’de son birkaç hafta içerisinde adı daha sık anılmaya başlasa da platform bir yılı geride bırakmak üzere. Eğer öncesini takip etmediyseniz, platform başlangıçta Silikon Vadisi elitinin sohbet ortamı olarak ismini duyurdu ve hayatına bu şekilde başladı. Tabii böyle bir kullanıcı kitlesi de ilk günlerden kimi skandalları beraberinde getirdi. Şu aralar bunu toparlamaya çalışıyorlar ve daha geniş kitlelere açılmaları da bu şekilde bilinmeyi istemediklerinin bir işareti.

Platform her yeni uygulamada tanık olduğumuz kimi sınırlamalar ile birlikte geliyor. Platformun yayılma biçimi kaçınılmaz olarak erken kullanıcıların medya sektöründen ve girişimcilerden oluşmasına neden oluyor ve bu da karşınıza sık sık bu konuların konuşulduğu yayınların gelmesine neden oluyor. Ayrıca birçok uygulama gibi iOS ile başlamaları da artık hepimizin sıkıldığı işletim sistemi kavgalarını tekrar alevlendirdi. Instagram’ın bile bir zamanlar iOS’a özel bir uygulama olduğunu hatırlayacak olursak, buna takılmanın anlamsız olduğunu göreceksiniz. İçeride konuşulanlar ise gün geçtikçe çeşitleniyor ve biraz araştırmayla müzikten modaya, teknolojiden edebiyata her konuda konuşan birilerini bulmanın mümkün olduğunu görüyorsunuz.

Elbette platformun daha temel sorunları da mevcut. Hâlâ moderasyon konusunda nasıl bir yol izleyecekleri ve ne gibi önlemler alacakları konusunda cevaplanmamış sorular var. Ses, özellikle de kayıt edilmeyen ses, denetlenmesi çok daha zor bir içerik. Ayrıca her sosyal platform gibi kişi listelerini alması başta olmak üzere veri gizliliği konusunda haklı şüpheleri de beraberinde getiriyor. Bir de elbette uzun vadede platformun gelir modelinin ne olacağı meselesi var.

Kişisel olarak kullanımı benim için oldukça keyifli oluyor, bunu eklemem lazım. Belki sürekli kamera karşısında poz vererek oturmayı sevmememden, belki bir şeyleri dinlerken yerimde durmayı becerememden kaynaklı. Fakat kulaklığımı takıp bir yandan sohbetin parçası olurken diğer yandan ofisi toparlamak ya da yemek hazırlamak, benim gibi sürekli evden çalışan birisi için tam da aradığım türde bir sosyalleşme yolu oldu. Elbette bu tamamen kişisel bir tecrübe.

Şu anda pandeminin de etkisiyle daha rahat bi şekilde sosyalleşmeye ihtiyacımız olduğu gerçeğini de düşünecek olursak Clubhouse bu ihtiyacı karşılama potansiyeli olduğunu gösterdi. Gelecekte bunun ne kadar kalıcı veya büyük bir platforma dönüşeceğini kestirmek şu anda güç. Podcastler ile birlikte sese ve dinlemeye kendimizi daha fazla açtık, Clubhouse ile de bu açılmanın sınırlarını test ediyoruz.

Ahmet A. Sabancı
NewsLabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Login/Sign up