Sosyal Ağ ve Kitle

Clubhouse gazeteciler ve yayıncılar için ne vadediyor?

1

Geçtiğimiz haftalarda sosyal medyada birçok kişinin saatlerini harcadığı, ünlüsünden siyasetçisine kadar herkesin odalarda bir araya geldiği ve içlerinden sponsor alanlarını bile gördüğümüz Clubhouse uygulaması, kısaca bas-konuş bir sohbet uygulaması. Aldığınız davetiyeyle bir sohbet odasına giriyorsunuz ve en fazla 5 bin kişiyle bir konu hakkında sohbet etme imkânı buluyorsunuz.

Geçen mayıs ayında daha kurucuları dışında çalışanı yokken milyonlarca dolarlık yatırım alan ve 2020’nin son günlerinden beri gitgide popülerleşen uygulamanın sohbet odalarından birine Elon Musk bile girdi. Girişimcilik dünyasında birden “hype” (yükselme) olma olarak özetlenebilecek bu durum karşısında Google istatistiklerine baktığımızda ise uygulamanın belli bir kitlenin dışında aslında çok da konuşulmadığını görüyoruz.

Uygulamanın teknolojik olarak nasıl bir sosyalleşmeyi mümkün kıldığı, eksiklikleri ve sadece ses odaklı bir uygulama olmasına rağmen nasıl bu kadar kısa zamanda ivme kazandığı bambaşka bir merakın konusu. Çoğu mecrada konuyla ilgili analizler de çoktan yerini aldı. Bu yüzden bu yazı kapsamında yeni popüler uygulamanın sadece gazeteciliğe potansiyel etkilerini ele almaya çalıştım.

Sosyal medya platformları hayatımızın vazgeçilmezi olduğundan beri dünyanın her yerinde toplumsal eylemlerde de başat rol oynuyor. Türkiye’de de daha popülerleştiği ilk saniyelerde bir eylemliliğe eşlik eden Clubhouse haber yapma pratikleri açısından irdelenmeye değer. Her yeni mecra gazetecilerin haber yapma şekillerini biçimlendiriyor, hatta çoğu zaman kolaylaştırıyor. Eskiden bilgi almak için telefonlar eden, e-postalarına cevap bekleyen, bir süredir de DM’lerini sık sık kontrol eden gazeteciler artık bir linke tek tıkla bir sohbet odasından hızlı bir biçimde bilgiye erişebiliyor.

Clubhouse gazeteciler için bilgiye erişimi hızlandırdı

1 Şubat’ta Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemleri Clubhouse üzerinden takip eden gazeteci Gonca Tokyol bu kolaylıkla ilgili “Hem Boğaziçili olduğum için bana ulaşmaya çalışan diğer gazetecilere daha düzgün bilgi verebilmek hem de vatandaş olarak olanları takip etmek için farklı yollar kullandım,” diyor.

Tek bir odadan şimdiye kadar anında ulaşamadığınız kadar insandan aynı anda bilgi alıp olan biteni saniyesinde, alandan sesleri dinleyerek iletmek bir gazeteci için oldukça “çekici” denebilir. Tokyol’un da uygulamaya girişi benzer bir biçimde olmuş. Anında ses alma olanağını Gonca Tokyol, “Çok ön yargıyla yaklaştığım bir sosyal medya aracı o anda benim için inanılmaz bir bilgi kaynağına dönüştü. Devasa bir ‘polis telsizi’ gibiydi. O anda hem öğrencilerin, hem mezunların, hem hocaların hem de konuyla ilgilenen diğer insanların bildirdikleri sıcak gelişmeleri, izlenimleri, yorumları duyabiliyordum. Bence bu bir gazeteci için çalıştığı konuya dair geniş kapsamlı bilgi ve izlenim edinebilmek için inanılmaz bir kaynak” diyerek özetliyor.

Daha önce yurttaş gazeteciliği geçmişi olan, şimdi de sosyal inovasyon platformu imece’nin içerikler direktörü olarak çalışan Can Pürüzsüz ise uygulamanın alanda olan biteni herhangi bir formata bağlı kalmadan aktarma özelliğinin yayıncılar için çok iyi bir içgörü alanına zemin hazırladığını söylüyor. Pürüzsüz, Clubhouse’un bu yönüne ilişkin “Gazeteciler, Twitter ve Instagram’dan DM ile kendilerine ya da tanıklara ulaşılması yönündeki çağrılarıyla diğer mecraları da üretim sürecine dahil ediyor, konuya dair video vb. materyalleri ediniyor. Geleneksel gazeteciler, belki uzun zamandır olmadığı kadar kitlelerle erişime geçiyor. Fiziksel alandaki forum kültürü, eski medya düzenindeki katılımcılı televizyon tartışma programlarına benzer bir alan açan Clubhouse, yayıncılık için yeni potansiyelleri beraberinde getiriyor” yorumunu yapıyor.

Gazeteci olarak özellikle kutuplaşmanın bel kemiğini oluşturan olaylarda uzmanlardan, kişi ve kurumlardan doğru bilgiye erişmek çoğu durumda neredeyse imkânsız. Gazeteci Gonca Tokyol da aynı hisleri paylaşıyor ve ekliyor, “Haberle ilgili ulaşmaya çalıştığımız insanlardan olumsuz cevap almamız ihtimalinin bazı sebeplerle çok yüksek olduğu Türkiye’de, insanların isimlerini ve soy isimlerini vererek, kendi istekleriyle bir haber aktarım ağının parçası olması da ilginç bir deneyimdi. Aynı zamanda gazeteciler olarak sıcak haberlerde çoğu zaman konunun öznesi olan birkaç kişiyi döne döne aradığımız oluyor. Bu zamanlarda hepimiz aynı insanları tekrar tekrar arayıp aynı cevabı alıyormuşuz gibi hissediyorum. Clubhouse bu açıdan da emniyetteki avukatlarla da, konuyla ilgili siyasi partilerin temsilcileriyle de butik basın toplantıları yapmamızı mümkün kıldı.”

Mynet’in sohbet odalarına ve eski internet forumlarına benzediği izlenimini pek çok kişi paylaştı. İnternetin hayatımızın vazgeçilmezi olduğu yılların başında internete erişim de belirli bir kitlenin elinde görece daha sınırlıyken (bilgisayar, ADSL bağlantısı gibi araçların ücretlerinin geçmişte daha yüksek olduğu göz önünde bulundurulursa) forumlar insanların uzmanlık alanlarını paylaştığı, bilgiye erişimi önceliklendirdiği sosyalleşme alanları yaratıyordu. Clubhouse’un emekleme döneminde de kullanıcılarda oluşturduğu hissiyatın aynı olduğunu gözlemliyoruz.

Clubhouse yankı odalarını aşmada yardımcı olabilir mi?

Fakat Clubhouse doğası gereği aynı zamanda demokratikleşen bilgi ortamını sağlamaya bir yandan da kapalı. Sadece bağlantımızın bağlantısı sayesinde erişebildiğimiz odalar, bizimle benzer fikirde olan kişilerin girdiği odalara girmemize sebep olabilir. Gonca Tokyol da Boğaziçi Üniversitesi’nde olanları haberleştirirken “Resist #Boğaziçi” odasından edindiği yorum ve izlenimlerin belli bir konumlanma süzgecinden geçtiği bilgisini de göz önünde bulundurduğunu ifade ediyor.

Teyit’in kurucusu Mehmet Atakan Foça ise Clubhouse’un yankı odalarını tetikleyip tetiklemediği yorumunu yapmakta daha erken aşamalarda olduğumuzu belirtiyor. Foça uygulamada açılan odaların belli bir kişi ya da grubu hedef göstermesi gibi bir amaca hizmet etmediği sürece demokratikleştirici bir ortama zemin hazırladığını söylüyor ve ekliyor, “Yalnızca takip ettiğimiz fanuslar değil, onların arkadaşlarına ulaşmak, birinin profiline girip onu kimin davet ettiğine bakmak, yeni ağlar kurmaya yardımcı olabilir, bunun kendisinin de yankı fanusları arasında dolaşmaya fırsat veren bir tarafı var.”

GZT yayın yönetmeni Doğukan Gezer ise ClubHouse’u FM’ler arasında dolaşabildiğiniz ve metinle katılımın sınırlı olduğu geleneksel radyo yayınlarının sosyal medyayla birleşmiş haline benzetiyor. Doğukan Gezer, dijital medya yayıncılarının sıkıştığı “mecra tekeli”ne karşı uygulamanın yenilikler sunduğunu söylüyor. Gezer, “Youtube, Twitter, Instagram gibi ana mecralar yayıncı için keskin bir üçgen oluşturmuş ve burada öne çıkmak da zorlaşmıştı. Bu mecralara takipçi tarafından duyulan ‘sarsılmaz’ ilgi de bu uygulama ile dağıldı,” diyor. Clubhouse’un bir gazetecilik platformu için potansiyellerini sıralarken de hedef kitlenin nerede olduğunun farkında olmanın önemli olduğunu belirten Gezer, “GZT’de ‘telefon kullanan herkesi’ hedef kitlemiz sayıyoruz. Bu anlayışla hedef kitlemizin bulunduğu her yerde yayıncı olarak pozisyon alma gayretindeyiz. Giriş yaptığımız her platformda, ortamın dili ile hareket ediyor ve yayın akışlarımızı her biri için ayrı ayrı oluşturuyoruz. Clubhouse da burada bizim için panoda yeni bir sütun açmış oldu,” diye ekliyor.

Uygulama toplulukla daha fazla etkileşime kapı açıyor

Clubhouse tüm bunların yanında yeni içerik tiplerine de kapı açıyor. Uygulamanın GZT’nin içerik stratejilerine etkisini sorduğumda Doğukan Gezer, “İlk gün uygulamada bir tecrübe aktarımı etkinliği düzenledik ve İdlib’den dönen seyahat editörümüzle gözlemlerini konuştuk. Bunun dışında bize dair merak edilenleri yanıtlayabileceğimiz soru-cevap toplantıları planladık. Ayrıca şeffaf toplantı metodunda bir odamız da oldu; burada içerik üretim süreçlerimizi ve proje tartışma aşamalarımızı paylaştık. Bu ay içinde haber merkezimizden özel yayınlar, sahadan direkt bağlantılar kurgulayacağız,” diyor.

Mehmet Atakan Foça da “Yayıncıları okuyucularıyla daha şeffaf süreçler yönetmeye itecektir. Bir süredir ekip içinde yürüttüğümüz tartışmaları Serbest Kürsü adı altında yayınlıyorduk. Şimdi birkaç gündür Clubhouse’da Pürmerak Kulübü kurduk ve Teyit’in irdelediği, dokunduğu konuları okuyucularımızla orada paylaşıyoruz,” diyor. Teyit, bu günlerde editörleriyle her akşam saat 18:00’da doğru bilginin hayatımızdaki etkisini toplumsal olaylar ve kriz anları etkisinde tartışmaya açıyor ve takipçilerinin Teyit’e yönelik eleştirilerini aktif bir şekilde dinliyor.

Foça okuru dinleme noktasında çok önemli bir noktaya değiniyor: “Özellikle linç kültürü sosyal medyada yaygınlaşmışken, insanlar takip ettiği bir mecradan aldığı bir cevaba öfkeli yanıtlar verebiliyorken, Clubhouse’da insanlar cümlelerine ‘yaptığınız işi takdir ediyorum ama…’ diye başlıyor. Ardından ne denirse densin söze yaptığımız işi takdir ederek başlamaları herkesin uygulamada bir saygı çerçevesinde hareket etmeye özen gösterdiğinin bir göstergesi. Clubhouse insanların daha fazla empati kurmalarına yardımcı olabilir.”

Clubhouse bizi “öfkeli kalabalıklardan” uzaklaştırıyor

Clubhouse odalarındaki moderasyona yöneltilen eleştiriler için Foça, bir haber hakkında sesli argüman üretmenin yazılı fikir beyanında bulunmaktan daha fazla zaman aldığını, haliyle insanların argümanlar üretirken düşünsel birikimlerini daha fazla kullandıklarını belirtiyor. 

Clubhouse bir haber hakkında yorumda bulunurken durup bir daha düşünmeniz gereken bir mecra izlenimi veriyor. Gazeteciler, hazırladıkları bir haber üzerine sosyal medyada DM’den kişisel hakaretlerde bulunan kişilerle telefonda konuştuklarında bu kişilerin bir adım geri atarak sözlerinin tonlarını yumuşattıklarına şahit olmuştur. Foça’nın da değindiği gibi sese dayalı platformlar birbirinin ruh halinden daha iyi anlamayı kolaylaştıracak fırsatlar verebilir.

Foça bunun da uygulamadaki topluluk kurallarının işlemesiyle daha hızlanacağını söylüyor. Clubhouse’daki odalara katılmadan önce bir topluluk kuralları listesini kabul etmiş oluyorsunuz. Belli ihlaller yaptığınızda sistem sizi uygulamadan atabiliyor. Bazı oda oluşturma seçeneklerinde ise odayı kuranlar bu kuralları belirleyebiliyor. Bu da haber peşinde gazetecilerin uygulamada söylediklerinde daha dikkatli olmaları gerektiği sonucunu doğurabilir.

Gazeteciler Clubhouse’dan aldıkları bilgileri nasıl kullanmalı?

Gonca Tokyol, “Gazeteciler olarak odaları kullanarak edindiğimiz bilgileri aktarırken bunun etik çerçevesini nasıl çizeceğimiz konusunda da konuşmamız lazım,” diyor. Tokyol çözümü bulunduğu odalarda kendini tanıtarak gazeteci olduğunu belirtmede bulmuş. Ayrıca “Bir gazetecinin kimliğini ve amacını belli etmeksizin böyle bir yerden edindiği bilgileri haberleştirmesinin etik sıkıntılar doğurabileceğini düşünüyorum. Kendimi tanıtmama rağmen de kamusal figür olmayan konuşmacıların kimliklerini başka mecralarda ya da bir haberde kullanacağım zaman bu kişilerden onay alma yoluna gidiyorum,” diye ekliyor. 

Gazetecilik açısından üzerinde durulması gereken noktalardan biri de doğru bilgiye erişim ve kaynaklara güvenme tehlikesi. Clubhouse şimdilik teyit pratiklerine kapalı. Son günlerde Clubhouse’dan alınan ekran kayıtlarının ve başka bir araçla alınan ses kayıtlarının Twitter’da dolaşıma sokulduğuna şahit oluyoruz. Uygulamanın teyit pratiklerini işler kılma açısından WhatsApp’a benzediği söylenebilir.

Diğer bir yandan da uygulama söz uçar yazı kalır mantığıyla işlediğinden gazeteciliğin en temel gayelerinden kayıt tutma ve olabildiğince geniş kitlelere yaygınlaştırma faaliyetlerine izin vermiyor. Bu haliyle Clubhouse’dan alınan konuşmaların “bağlamından koparılarak” servis edilmesi çok olası. Kaldı ki geçen gün Clubhouse’daki konuşmaları sebebiyle dört kişi göz altına alındı. First Draft News, yeni platformlarda haber yapan gazetecilerin akılda tutması gereken önemli noktaları sıralayan bir liste yayınlamıştı.

Uygulama, podcastler gibi sese dayalı araçlara yatırımların arttığı bir dönemde ortaya çıktı. Bir süredir ben de ilgilendiğim konularda paylaşımlar yapan kapalı toplulukların Discord serverlarına katılıyorum. Ses kanallarında aynı konulardan tartışmalar yürütebildiğim kişilerle bir araya gelmek iyi hissettiriyor. Özellikle pandemi döneminde Zoom gibi görsele dayalı iletişim araçlarının psikolojimizi pek de iyi etkilemediği de aşikâr. Bu sebeple konuştuğum tüm yayıncılar ve gazeteciler yukarıda saydığım risklere de değinerek Clubhouse’un zamanın ruhunu iyi kokladığını düşünüyordu.

Önceki hatalardan ders alınır mı?

Son aylarda girişimcilik dünyasından hemen her gün yeni bir sosyal ağın doğuşunun haberini alıyoruz. Atakan Foça yeni kurulan bu mecraların bir kuşak önceki mecralardan edinilen kötü tecrübelerin yenilerini şekillendirmede büyük rol oynayacağını belirtiyor.

Clubhouse uygulamasının geleceğini öngörmek pek de mümkün değil. Çünkü normal hayat düzenimizin içerisine değil herkesin evde olduğu bir pandemi çağında parladı. Bu da pandemi sonrası her şey normale döndüğünde uygulamada kimlerin oda açacağı sorusunu beraberinde  Bunu zaman içerisinde hep birlikte göreceğiz.

Alican Acanerler
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okudu. Gazeteciliğe Berlin’de yerel bir dergide stajyer muhabir olarak başladı. Teyit.org'da teyitçi olarak çalıştı. Haber uygulaması Bundle'da Dijital İçerikler Editörü olarak çalıştı. Çeşitli mecralarda yazıları yayınlandı. Halen Bağımsız Gazetecilik Platformu P24'ün bir projesi için Ankara temsilciliği görevini yürütmekte.
    Subscribe
    Bildir
    guest
    1 Yorum
    Oldest
    Newest Most Voted
    Inline Feedbacks
    View all comments
    Umut Can Yürekli
    16 gün önce

    Her sabah girip bağımlısı olduğum bir platform.

    Login/Sign up