Medyanın Sosyal Video Yaklaşımları

Bu haftanın anahtar kelimeleri: TikTok, YouTube, Jimmy Kimmel, Techmeme.

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Kısa video formatı internetin en popüler içerik türlerinden birisine dönüştü, bu da özellikle gazeteciler için buraya nasıl girebiliriz sorusunun aciliyetini artırdı. Bu haftanın odağında sıkça tercih edilen iki yaklaşımı ve hangi durumda hangisini seçmeniz gerektiğini yazdım.

“Ne Okuduk” kısmında ise YouTube’a gelecek yeni özellikler, ABD’de medya üzerinde artan baskı ve daha fazlası var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

YouTube Studio'ya gelecek yeni özelliklerden birisi olan YZ asistanının nasıl çalıştığını gösteren bir ekran görüntüsü.

YouTube

Bu Hafta Ne Okuduk?

YouTube Canlı Yayınlara Odaklanıyor

Bu sene yirminci yaşını kutlayan YouTube, artık geleneksel hâle gelen Made on YouTube etkinliğiyle birlikte hem geride bıraktıkları yirmi yılı kutladı hem de önümüzdeki dönemde özellikle video üreticileri için yaptıkları ve yapacakları güncellemeleri duyurdu.

Bu güncellemelerin arasında yapay zekâ elbette yer alıyordu ancak bunlar daha çok Youtuberlara destek olması için tasarlanmış özellikler. Studio sayfasında kanalınızla alakalı sorularınızı cevaplayabilecek bir bot veya size video fikirleri konusunda ilham verebilecek bir sayfa gibi. Ayrıca YouTube partneri olan YZ ile sizin kopyanızı üreterek video yükleyenleri otomatik tespit edebilecek bir sistemi de devreye alıyor.

Son dönemde YouTube özellikle canlı yayın kısmındaki avantajını daha da artırmaya karar vermişti ve yeni duyurulan bazı özellikler de bunun bir sonucu gibi görünüyor. Önümüzdeki aylarda gelecek bir özellik ile yaptığınız canlı yayını eş zamanlı olarak hem yatay hem de dikey ekranlar için ayarlayabileceksiniz, böylece aynı yayın iki ekranda da daha doğal görünecek. Ayrıca canlı yayınlarınızdan YZ desteğiyle seçilen özel anları hızlıca Shorts hâline getirip kanalınızda yayınlamak da yakın zamanda gelecek özelliklerden birisi.

Son olarak önümüzdeki yıl başında test edilmeye başlayacak bir diğer özellik de YouTube’daki canlı yayınlara tepki yayınlarını daha rahat bir şekilde yapmanızı sağlamayı amaçlıyor. Böylece (eğer uygunsa) önemli bir haberin canlı yayınına veya Apple gibi şirketlerin yeni ürünleri duyurdukları yayınlara eş zamanlı olarak tepki verdiğiniz yayınları daha kolay bir şekilde yapabileceksiniz. 

Future of Media Technology’den Notlar

Her yıl İngiltere’de gerçekleşen Future of Media Technology konferansı, özellikle Birleşik Krallık merkezli medyanın teknolojik anlamda neler yaptığını ve ileriye dönük planlarını görmek için önemli bir etkinlik. Bu yüzden her yıl Adam Tinworth’ün etkinlikteki panellerde aldığı notları mutlaka okumaya çalışıyorum.

Bu yıl doğal olarak yapay zeka, ödeme duvarları ve okura dair veriler ön planda olan başlıklar arasındaydı. Fakat benim özellikle ilgimi çeken The Economist’in başkanı Luke Bradley-Jones’un konuşması oldu. The Economist diğer büyük yayınlara kıyasla kendisini daha farklı bir yerde konumlandırıyor. Örneğin hiçbir YZ şirketiyle içerik anlaşması yapmadılar ve botları engelliyorlar ama Notebook LLM ile ortak bir proje yaptılar. Nadiren kendi platformları dışında yayın yapmalarına rağmen Substack’te özel bir bülten başlattılar. 

Bradley-Jones bu tür kararların arkasında taviz vermeden keşfedilme alanını artırmak olduğunu söylüyor. Yukarıdaki her iki örnekte de sınırlar çok net ve The Economist için amaç bu tür ortaklıklarla daha fazla okurun kendilerine gelmesini sağlamak. Birçok yayının teknoloji platformların kurallarına göre oynamak zorunda olduğunu düşündüğü bu dönemde The Economist gibi başka bir yolun mümkün olduğunu gösteren örnekler görmek güzel.

ABD’den Tanıdık Manzaralar

Bir önceki bültende ABD’de gerçekleşen Charlie Kirk suikasti sonrasında Trump ve destekçilerinin bunu bir sansür aracı olarak kullanma çabasından bahsetmiştim. O günden bu yana durum daha da kötüye gitmeye devam ediyor.

Geride kalan bir hafta içerisinde yaşananlardan bazıları: Washington Post köşe yazarı Karen Attiah gazeteden kovuldu, çizgi roman yazarı Gretchen Felker-Martin DC için yazdığı seriden kovuldu, Elon Musk Microsoft çalışanlarını hedef gösterdi, kendileri için ifade özgürlüğü isteyen kimi siyasetçiler devletin Charlie Kirk hakkında kötü konuşan herkesi sansürlemesini talep etti. Ayrıca sadece Trump destekçilerinin Kirk’ün ölümü üzerinden prim yapmaya çalıştığını söylediği için ünlü komedyen Jimmy Kimmel’ın programı hükümetten gelen baskı sonrasında kanalı tarafından süresiz olarak askıya alındı.

Bütün bunların yanına bir de Donald Trump’ın benim adımı karaladılar gerekçesiyle New York Times’a 15 milyar dolarlık tazminat talebiyle dava açmasını eklersek ABD’nin geldiği noktayı anlamak daha da kolaylaşacaktır. New York Times bu baskı çabasına karşı mücadele edeceğini söylese de diğer birçok medya kurumunun en ufak tehdit ile taviz vermesi, Amerikalıların sürekli övündükleri ifade özgürlüğünün nasıl hızlıca ortadan kaldırılabileceğinin de bir işareti. Gerçekten bu özgürlüklerini savunabilecekler mi yoksa tanıdık bir senaryoyu izlemeye devam mı edeceklerini de zaman gösterecek.

Techmeme 20 Yaşında

Yıllar içerisinde internetin nasıl değiştiğine hep birlikte tanık olduk. Platformlar geldi ve gitti, internetin olmazsa olmazı dediğimiz Flash gibi teknolojilere veda ettik. Bu değişimlerin sebebi kimi zaman teknolojinin gelişmesi, kimi zaman ihtiyaçların değişmesi, kimi zaman da tasarım algımızın evrilmesi oluyor.

Bütün bunlara rağmen uzun yıllardır internette olduğu gibi kalmaya devam eden ve aynı şekilde kullanılmaya devam eden siteler de mevcut. Bunlardan birisi de yakın zamanda yirminci yaşını kutlayan Techmeme. Özünde Google News gibi bir haber toplayıcısı olan site teknoloji sektörü odağı, kaynak seçimi ve kullanışlılığa önem veren tasarımıyla yirmi yıldır teknoloji dünyasının ve onu takip edenlerin gündemi yakalamak için tercih ettiği ilk sitelerden birisi

Aynı temelin üzerine medya sektörü odaklı tasarladıkları Mediagazer ile birlikte uzun yıllardır kullanan birisi olarak bu pragmatik ve basit tasarım anlayışı ile bu kadar uzun ömürlü olmalarına hiç şaşırmıyorum. Eğer daha önce Techmeme veya benzer bir haber toplayıcı siteyi kullanmadıysanız şu anda size çok eski ve garip gelebilir. Ama sitede biraz zaman geçirince yirmi yıldır yaşanan bütün dönüşümlere rağmen neden bu yaklaşımdan vazgeçmediklerini anlayacaksınız.

Kısa Kısa

🦣 Mastodon’da yapılan yeni güncelleme ile post alıntılamak artık mümkün. İşin güzel yanı ise ister hesap genelinde ister post başına kimlerin alıntılayabileceğini seçebiliyorsunuz.

💻 Google Keşfet artık gündem başlıklarıyla ilgili kaynakları yalnızca haber siteleriyle sınırlamayıp sosyal medya paylaşımlarını da gösterecek.

🤖 Really Simple Licensing, internette ürettiğiniz içeriği YZ geliştiricilere kolayca lisanslamanızı sağlamak istiyor.

📱 ABD’deki TikTok krizi sonunda çözülecek gibi görünüyor. Eğer bir değişiklik olmazsa tıpkı Çin gibi ABD’de de TikTok’un ülkeye özel bir versiyonu olacak ve ana şirketin ürettiği algoritmayı lisans ücreti vererek kullanacaklar.

🗞 The European Correspondent, tamamen gençlerin cesaretiyle bütün kıtayı kapsayan ilginç bir medya girişimi. Şu sıralar en büyük sorunları ise nasıl ayakta kalacaklarını bulmak.

Renkli arka plan üzerinde tutulan bir telefon ekranında TikTok logosu görülüyor.
Unsplash

Haftanın Odağı: Medyanın Sosyal Video Yaklaşımları

Sosyal medyada artık videonun diğer içerik türlerine kıyasla hakim format hâline geldiğini hepimiz biliyoruz. Özellikle de TikTok, YouTube Shorts ve Instagram Reels ile birlikte kısa video formatı da bu hakimiyetle yükselişe geçen ve herkesin bir şekilde parçası olmaya çalıştığı bir alan hâline geldi. 

Durum böyle olunca gazeteciler için de burayı nasıl değerlendirebiliriz ve haberleri buradan insanlara ulaştırabiliriz sorusunun önemi arttı. Herkes farklı yollar ve yaklaşımlar deniyor ve biraz da bu platformların algoritmaları sebebiyle birbirine benzeme riskini taşıyan içerikler üretiyor. Ancak özellikle büyük medya kurumlarını incelediğimizde gazeteciliğin bu formata yaklaşımının iki ana gruba ayrıldığını görüyoruz.

Bunlardan birincisi, formatın özellikle daha genç bir kitleye hitap ettiğini kabul eden ve bu yüzden de bu işin başına daha genç birinin geçmesini tercih edenler. Washington Post, artık ekibinde olmayan editörüyle uyguladığı bu yaklaşım sayesinde özellikle TikTok’ta büyük bir başarı yakalamıştı. Şimdilerde de kurum tarihinde ilk kez sosyal video muhabiri ünvanıyla 26 yaşındaki Tristan Werkmeister’ı işe alan Reuters da bu yaklaşımı deneyenler arasına katıldı.

İkinci yaklaşım ise bu platformlara kendi tarzlarını ve yaklaşımlarını olabildiğince taviz vermeden getirmeyi ve bu format ile kendi gazetecilik perspektiflerini daha doğrudan birleştirmeyi tercih edenler. Financial Times bunun iyi örneklerinden birisi. Martin Wolf ve Gideon Rachman gibi usta gazetecileriyle ve kadrodaki isimlerle onların tarzını sosyal video formatında sunuyorlar ve bununla da insanlara ulaşmanın mümkün olduğunu gösteriyorlar.

Neden bazı yayınlar ilkini seçerken diğerleri ikinci yolu tercih ediyor diye düşündüğümde özellikle gözüme çarpan detay bu yayınların kimliği ve geçmişi oldu. Hem Reuters hem de Washington Post, görece sade ve kendilerine özgü bir kimlikleri olmayan yayınlar. Bu da kaçınılmaz olarak üretecekleri video içeriklerin de aynı şekilde sade kalmasına ve büyük ihtimalle hem algoritma hem de kullanıcılar tarafından gözardı edilmesine neden olacak. Bu yüzden kendilerini öne çıkarabilmek için platformu anlamaya ve oradaki kitleye göre içeriklerini yeniden tasarlamaya ihtiyaçları var.

Diğer yandan Financial Times kendisine özgü bir kimliği ve tarzı olan bir yayın. Bu da ürettikleri her şeyin doğal olarak kendine özgü bir havası olmasını sağlıyor. Ayrıca gazetedeki birçok isim de belirli bir bilinirliğe ve tarza sahip, bu da kişisel olarak öne çıkmalarını kolaylaştırıyor. Ellerinde böyle bir avantaj varken, Financial Times için yeni bir platforma girmek veya yeni formatlar üretmek çok daha kolay olabiliyor.

Eğer bu yeni format ve bunu sunan platformlarda nasıl başarılı olabilirim diye düşünüyorsanız içerik stratejinizi bu eksende belirlemeniz işinizi kolaylaştıracaktır. Eğer kendinize özgü bir tarzınız ve yayınızın bilinir bir kimliği varsa bunu bir avantaja çevirin. Eğer o noktada zayıfsanız platformun kitlesini ve algoritmalarını inceleyip yaptığınız işi bu formatla nasıl harmanlayabileceğinize bakın. Çünkü bu format öncekilere kıyasla daha acımasız ve sadece bir parmak hareketiyle videolarınız platformun derinliklerinde kaybolabilir.


Bu bülten Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla NewsLabTurkey sorumluluğu altındadır ve Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

Yazar hakkında

Ahmet Alphan Sabancı

Eleştirel fütürist. NewsLabTurkey Strateji Koordinatörü ve Bülten Editörü.