Yapay zekâya söz dinletmek

Bu haftanın anahtar kelimeleri: Grok, inovasyon, Making Web, ödeme duvarı.

Bir robotla beyaz sakallı bir adam masanın başında karşılıklı satranç oynuyor.

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

xAI’ın modeli Grok’un her konuyu Güney Afrika’yla alakalı bir komplo teorisine bağladığı tuhaf kriz benim için YZ modellerinin nasıl çalıştığı ve sistem komutlarının neden önemli olduğu üzerine konuşmak için iyi bir bahane oldu. Ben de bu haftanın odağında YZ modellerine söz dinletmenin zorluğunu yazdım.

“Ne Okuduk” bölümünde ise insanların ödeme duvarlarına tepkisi, şeffaflığın gazetecilik için önemi ve daha fazlası var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Görseldeki grafik insanların ödeme duvarına takıldıklarında verdikleri tepkileri gösteriyor ve bunları dört farklı gruba ayırıyor. Bu araştırmanın detaylarını içerikte bulabilirsiniz.

Bu Hafta Ne Okuduk?

Ödeme Duvarına Verilen Tepkiler

Ödeme duvarlarını gelir modelinin bir parçası olarak kullanmak isteyen birçok yayın için en merak edilen noktalardan birisi okurların bu engelle karşılaştığında nasıl tepki vereceği. Elbette her yayının kitlesi farklı ve aynı tepkiyi vermelerini beklemek doğru olmaz ancak bu konuda geniş kapsamlı bir veri eksiğimiz olduğu da ortada.

Yeni bir araştırma bu konuda olabildiğince geniş kapsamlı bir veri sunuyor. Yaklaşık 270.000’in üzerinde ödeme duvarıyla karşılaşılan sayfa ziyaretini ve okurların buna verdiği tepkileri inceleyen araştırma, bunların yüzde 57’sinde okurların siteyi terk ettiğini, yüzde 11,5’inde ise ödeme duvarını atlattıklarını söylüyor. Bu ziyaretçilerin yüzde 5’i abonelik hesaplarına giriş yaparken, yüzde 20,5’i de sitedeki diğer ücretsiz haberlere yöneliyor.

Ödeme duvarıyla karşılaştıktan sonra abone olan oranı ise yüzde 0.21. Yani ödeme duvarı her 500 ziyaretçiden birini abone olmaya ikna edebiliyor. Bu oran, veri toplanan dönemde ödeme duvarıyla karşılaşmayan ücretsiz ziyaretçilerin abone olma oranından 50 kat daha yüksek. Elbette gidenlerin neden gittiğini veya en başta siteye neden geldiklerini bilmeden ya da abone olanların nasıl bir habere tıkladıktan sonra ödeme duvarını aşmak için para ödemeyi kabul ettiklerini bilmiyoruz. Ancak ödeme duvarı olmadan insanları aboneliğe teşvik etmek bu araştırmaya göre pek mümkün görünmüyor.

Şeffaflığın Güven İçin Önemi

Medya kurumlarına, özellikle de gazetecilere olan güvenle ilgili sorunumuzu uzun zamandır tartışıyoruz. Haber kurumlarının daha şeffaf olmasının okurda güveni artırabileceği de sıkça ortaya atılan argümanlar arasında. Ancak çoğunluk bu konuda neredeyse hiçbir şey yapmıyor, bu da gerçekten işe yarayıp yaramayacağını görmemizi zorlaştırıyor.

Reuters Institute’da yayınlanan bu yazı şeffaflığın gazeteciliğe güven üzerindeki etkisini farklı kurumlar üzerinden incelemiş ve ne kadar etkili olabildiğine bakmış. Elbette politik sebeplerle ya da başka etkenler yüzünden güven sorunu yaşayanlar üzerinde farklı şeffaflık araçlarının (bilgilendirme kutuları, topluluk iletişimi vb.) etkisi kısıtlı olsa da çoğunlukla bu tür yöntemlere başvuran kurumlara güvenin daha yüksek olduğu görülüyor. Burada ilginç bir nokta da çoğu insan için aslında bu tür bir adımın atılması ve kurumların şeffaf olmak için çaba göstermesi bile duydukları güvenin artması için yeterli. Çünkü bu araçların orada olduğunu ve gerektiğinde kullanabileceklerini bilmek okurların o yayını nasıl gördüğünü etkiliyor.

Gözden Kaçan Medya Ağları

Politik kutuplaşmanın ve sosyal medya platformlarının bir araya gelmesinin sebep olduğu en ilginç sonuçlardan birisi de tamamen bu ortamdan para ve güç kazanmaya odaklı aktörlerin kurduğu ve büyüttüğü ancak çok az kişinin farkında olduğu medya girişimleri. Algoritmaların ve iyi bir stratejinin yardımıyla bu devasa operasyonlar çoğu zaman kimse farkına bile varmadan uzun yıllar boyunca çalışabiliyor.

Hafta içerisinde bunun ABD’den bir örneği karşıma çıktı. Hakkında yıllar içerisinde sadece birkaç kez haber yazılan ve sonrasında unutulan Making Web isimli şirketin çatısı altındaki farklı dijital markalar ve yayınlar özellikle Trump destekçilerini hedefleyerek her bir markasında milyonlarca takipçiye ve ciddi bir gelir seviyesine ulaşmış durumda. Adı neredeyse hiç konuşulmayan bu şirketin kurucularının geçtiğimiz günlerde Pentagon’u bile ziyaret etmişliği var.

Çoğu zaman en görünür ve dikkat çeken isimlere odaklanırken arka planda kendisini gizleyerek büyüyen bu tür aktörleri gözden kaçırıyoruz. Bu örnek Amerika’dan olabilir ama ülkemiz de dahil her yerde bunlar gibi yüzlercesi var. Bizim de bunları nasıl araştıracağını bilen gazetecilere ve onlara bulduklarını yayınlamaları için imkan sağlayacak kurumlara ihtiyacımız var.

İnovasyon İçin Perspektif Gerekiyor

Değişen teknolojik ve toplumsal koşullarla birlikte gazetecilikte inovasyon ve yenilikçilik konusu da gündemimizde kendisine sıkça yer buluyor. Her ne kadar bu kavramları kullanmak ve böyle iddialarda bulunmak kulağa hoş gelse de çoğunluk bunun altını doldurmakta zorlanıyor.

Gabe Schneider, bunun sebebinin perspektif eksikliği olduğunu söylüyor. Haber kurumları genellikle birbirine fazlasıyla benzeyen insanların çalıştığı ve yönettiği yerler olunca yaptıkları işe ve teknolojiye bakışları da belirli bir yerde kısıtlı kalıyor. Bu benzerlerin bir arada olması hâlinin yarattığı fanus da dışarıdan gelen farklı perspektiflere, yeni fikirlere veya eleştirilere karşı savunmacı bir pozisyon almalarına sebep oluyor. Durum böyle olunca da inovasyon veya yenilik gibi şeyler de pek mümkün olmuyor. 

Bunu aşmanın yolu hem ekipleri hem de etrafınızdaki insanları çeşitlendirmekten ve farklı arka planlara sahip insanları ciddiye almaktan geçiyor. Böyle söyleyince çok kolay görünüyor ama gazeteci camiasının genel psikolojisini düşününce çoğu için bunu başarmaları bir mucize olur diye düşünmekten de kendimi alamıyorum.

Kısa Kısa

🇺🇸 Donald Trump bir Fox News çalışanını daha hükümette işe aldı. Böyle giderse yakında Fox News’de kimse kalmayacak.

🇲🇽 Meksika Google’ın Donald Trump’ı mutlu etmek için Meksika Körfezi’nin adını değiştirmesi üzerine şirkete dava açtı.

📰 New Yorker’ın yayınladığı son yazıya göre Washington Post cephesinde işler giderek daha da kaotik bir hâl alıyor.

📺 Üç yıl önceki başarısız girişimin ardından CNN streaming platformu fikrine bir şans daha veriyor.

🎙️ Politico, e-bülten merkezli Playbook yayınının altına günlük bir podcast serisi de ekleyeceğini duyurdu.

Bir robotla beyaz sakallı bir adam masanın başında karşılıklı satranç oynuyor.
Pexels

Haftanın Odağı: Yapay Zekâya Söz Dinletmek

Artık öyle bir noktaya geldik ki yapay zekâ üzerine konuşmadığımız ya da gündemde onunla alakalı bir gelişme olmadığı gün kalmadı. Gazeteciler için de durum pek farklı sayılmaz. Artık her konuda olduğu gibi YZ konusunda da tartışma iki kutup arasında —YZ kaçınılmaz vs YZ’ya her türlü karşıyız— arasında geçiyor gibi görünse de insanların gerçekten nasıl kullandıklarına baktığımızda nüansın ve açık fikirliliğin ağır bastığını görüyoruz. Sıkıntı bu kesimin genellikle sesini yükseltmemesinden kaynaklanıyor.

Ancak bu hafta odakta bu tartışmalara girmek yerine neden YZ teknolojilerini anlamak ve daha özenli bir şekilde incelemek için çaba göstermemiz gerektiğini yazmak istedim. Çünkü hafta içerisinde bunun çok ironik bir örneği ile karşı karşıya kaldık.

ABD’nin 54 beyaz Güney Afrikalının mültecilik taleplerini hızla kabul etmesinin gündem olmasıyla birlikte Güney Afrika’da beyazlara karşı bir soykırım olduğunu iddia eden komplo teorileri de X gibi platformlarda yayılmaya başladı. Kendisi de Güney Afrikalı olan Elon Musk’ın şaşırtıcı olmayan bir şekilde bu komplo teorilerini destekleyen paylaşımlar yaptı. Ancak X’in YZ modeli Grok sorulduğu zaman bu komplo teorilerini yalanlıyordu.

Fakat 14 Mayısta bir şeyler değişti ve Grok bir anda bu komplo teorisi ve onunla sıkça ilişkilendirilen bir şarkı üzerine Musk’a daha yakın cevaplar vermeye başladı. Ama bu cevapları her yerde veriyordu. Ne sorarsanız sorun konuyu bunlara getiriyor ve başka bir şeyden bahsetmiyordu. xAI bir süre sonra yaptığı açıklamayla sorunu çözdüklerini ve Grok’ta yapılan “izinsiz bir değişikliğin” buna sebep olduğunu söylediler. Değişikliği kimin yaptığı açıklanmadı ama tahminler malum bir isim üzerinde yoğunlaşıyor.

Peki bu değişiklik neydi ve nasıl böyle garip bir sonuca sebep olabildi? Kullandığımız her YZ botu bize göstermese de arka planda bir grup gizli ön-komut ile çalışıyor. Yani sizin mesajınızın öncesinde bota bazı emirler verilerek onun sizinle nasıl konuşacağı ve hangi sınırlar içerisinde hareket edeceği belirlenmeye çalışılıyor. Bunların neye benzediğini merak ediyorsanız Claude ve bu son gelişmeyle birlikte Grok’un sistem komutlarını linklerden inceleyebilirsiniz.

Ancak bu komutların gerçekten işe yaradığından emin olmanız mümkün değil. Çünkü bu sistemlerin yapısı gereği söylediklerinizi nasıl anlamlandıracaklarını ve ona nasıl karşılık vereceklerini net bir şekilde öngöremiyorsunuz. Mesela yılın başlarında araştırmacılar bir modeli güvenlik sorunu olan kodlarla eğitip onu kötü kod yazacak şekilde yönlendirmeye çalıştılar. Ancak model bununla kalmayıp insanları kandırmaya çalıştı, onlara tehlikeli tavsiyeler verdi ve hatta Nazileri övmeye başladı. Bu YZ modellerini yönlendirme çabasının nasıl kontrolden çıkabileceğinin sadece bir örneği.

Muhtemelen Grok’ta yapılan değişiklikte yazılan sistem komutlarının sadece o konuyla ilgili konuşmalarda devreye gireceği zannedildi ama aşırı geniş bir şekilde yazıldığından dolayı Grok bunu her yerde kullanmaya başladı. Bu yüzden sistem komutlarını özenli bir şekilde test edip öyle kullanmaya başlamak gerekiyor. Elbette bu komutları nasıl yazdığınıza, yazdıklarınızın nasıl yorumlanabileceğine ve nasıl yan etkileri olabileceğine de dikkat etmeniz lazım. Yoksa tam tersi şekilde ChatGPT’nin yaşadığı sorunu yaşayıp bütün kullanıcılara aşırı yalakalık yapan ve onları kontrolsüzce öven bir botla da karşı karşıya kalabilirsiniz.

Sistem komutları bu teknolojinin sadece bir boyutu ama belki de bizim günlük kullanımlarımızı etkileyen en önemli boyutlarından birisi. Eğer bu konuya hakim değilseniz ya da varlıklarından bile haberiniz yoksa YZ teknolojilerini kullanırken yaşadığınız sorunları anlamakta veya onlardan istediğiniz verimi almakta zorlanabilirsiniz. Ve eğer kullandığınız teknolojilerin tam olarak nasıl çalıştığını bilmiyorsanız onu gerçekten faydalı ve verimli bir şekilde kullanmanız da pek mümkün olmayacaktır.


Bu bülten Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla NewsLabTurkey sorumluluğu altındadır ve Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

Yazar hakkında

Ahmet Alphan Sabancı

Eleştirel fütürist. NewsLabTurkey Strateji Koordinatörü ve Bülten Editörü.