Bu haftanın anahtar kelimeleri: podcast, Kara Swisher, The Onion, Telegraph.
Podcastiniz nereden dinleniyor?

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!
Podcast ekosistemi büyüdükçe dinleyicilerin tercih ettikleri platformların önemi artmaya başladı. Bu hafta odak konusu olarak podcast yayın platformlarının farklı kitlelerinden ve bunun neden önemli bir veri olduğundan bahsettim.
“Ne Okuduk” bölümünde ise olmayan kitapları tavsiye eden gazeteler, yabancı ülkelerin gazete satın alma hakkı ve daha fazlası var.
Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.
Haftaya görüşmek üzere!
—Ahmet Alphan Sabancı

Bu Hafta Ne Okuduk?
Uydurma Kitaplar Listesi
Yapay zekâ ile haber ve diğer içerikleri üretmek artık giderek normalleşmeye başladı. Fakat bu teknolojinin ürettiği içeriğin doğruluğunu kontrol etmeden yayınlamak ya da bu konuda okurları uyarmamak birçok yayının içeriğin konusu ne olursa olsun almak istemediği türden bir risk, çünkü halüsinasyon sorunu hâlâ devam ediyor.
Buna rağmen YZ modellerine aşırı güvenerek kendisini komik duruma düşüren yayınlar görmeye devam ediyoruz. ABD’de iki farklı şehirde yayın yapan Chicago Sun-Times ve Philadelphia Inquirer gazeteleri tarafından yayınlanan yaz özel ekinde yer alan yaz için kitap tavsiyeleri listesinde yer alan birçok kitabın gerçek olmadığı fark edildi. 404 Media yazının sahibine ulaştığında, yazar araştırma amacıyla YZ kullandığını ama bu sefer kontrol etmeyi unutup bu uydurma bilgileri paylaştığı için çok utandığını söylemiş.
İnsanlar YZ’yı kullanmaya ve onunla bir şeyler üretmeye devam edecek. Ama hem bunu yapanların hem de bu üretilenlerle çalışacak olan editörlerin ve yayıncıların daha dikkatli ve özenli olması gerekiyor. Yoksa kendinizi benzer şekilde internetin alay konusuna dönüşmüş olarak bulmanız an meselesi.
Kara Swisher’ın Yeni Dönemi
Teknoloji gazeteciliğinde, özellikle de konu söyleşilerse, akla gelen ilk isimlerden birisi Kara Swisher. 1990’larda Washington Post’ta başlayan kariyeri boyunca teknoloji dünyasının en büyük isimlerini karşısına alıp onları zor durumda bırakmayı başardı ve bunu yaparken kendi markasını da büyüttü.
Günümüzde hem ekonomik koşullar hem de medya sektörünün hâlinden dolayı gazetecilerin bağımsız çalışması ve kendi markaları üzerinden büyümeye odaklanması artık normal seçeneklerden birisi olarak görülüyor. Eğer kendinize böyle bir rota çizmek istiyorsanız Kara Swisher bu yolda örnek alabileceğiniz isimlerin başında geliyor. Swisher’ın podcastlerini yayınlayan Vox Media ile yaptığı yeni anlaşma ve geleceğe dönük planları bunun en iyi örneği.
The Onion Büyümeye Devam Ediyor
Geçtiğimiz Ağustos ayında yazdığım bir bültende ABD’nin en büyük mizahi haber yayını The Onion’ın nasıl son anda ölümden döndüğünü ve yeni bir maceraya başladığını anlatmıştım. Aradan geçen yaklaşık bir yıl içerisinde The Onion büyümeye ve kendisini geliştirmeye devam etti.
Vanity Fair’in CEO Ben Collins ile yaptığı söyleşi bunu nasıl başardıklarına dair birçok ipucu içeriyor. Collins’in başına geçtiği yayını tanıması ve onun nasıl kendisini en iyi şekilde gösterebileceğine odaklanması bu başarıdaki kilit noktalardan birisi. Bir sonraki adım olarak The Onion’ı özel kılan tarzı bir yaratıcı ajans olarak da insanların hizmetine sunma fikri de bu yaklaşımı ne kadar içselleştirdiklerini gösteriyor.
Yabancı Ülkeler Gazete Alabilmeli mi?
Doğrudan ülkelerin kontrolünde olan yatırım fonlarının dünyanın farklı yerlerindeki şirketlere yatırım yapması veya onları satın alması yabancı olmadığımız bir durum. Özellikle de teknoloji sektöründeki girişimlerde bu tür yatırımları sıkça görüyoruz.
Ancak konu gazetecilik olduğunda durum daha karmaşık bir hâl alıyor. İngiltere’deki Telegraph gazetesinin satış sürecinin merkezindeki tartışma da tam olarak bunun üzerine. Gazeteyi almak isteyen RedBird Capital’in teklifinde ortaklardan birinin Birleşik Arap Emirlikleri’nin şeyhlerinden biri tarafından fonlanan bir yatırım şirketinden geliyor olması önce satışın engellenmesine neden olmuştu. Ancak hükümetin başka devletlerin özel gazetelerde yüzde 15’e kadar hisse sahibi olmasına izin vermeyi planlaması bu satışın gerçekleşmesine yetebilir. Bu kararın öncesinde BAE delegasyonunun başbakanlık ofisini ziyaret ettiğinin ortaya çıkması da konuyu iyice tartışmalı bir hâle getirdi.
Devletlerin kendi medya kurumları olması ve bunların küresel yayınlar yapması gayet bilindik ve normal karşıladığımız bir şey. Fakat özel gazeteleri veya haber kurumlarını satın almak veya onlarda hisse sahibi olmak medyanın bağımsızlığı tartışmasını başka bir boyuta taşıyor. Eğer BAE’nin bu hamlesi başarılı olursa, benzer örnekleri daha sık görmeye başlayacağımızdan şüphem yok.
Kısa Kısa
🇺🇸 CBS News’in başkanı şirket yönetimiyle anlaşamadıkları için görevinden ayrıldığını duyurdu. Detaylar açıklanmasa da muhtemelen Donald Trump’ın CBS’e açtığı davanın sebep olduğu düşünülüyor.
🎁 The Times, okurların abonelik paylaşmasını ve aile aboneliği alabilmesini sağlayan bir sistemi uygulamaya aldı.
📱 En eski daha-sonra-oku uygulamalarından birisi olan Pocket yakında kapanıyor. Eğer alternatif arıyorsanız uzun zamandır severek kullandığım Readwise Reader’ı tavsiye ederim.
🤖 Google I/O 2025’te bol miktarda yapay zekâ uygulaması ve güncellemesi duyurdu.
📰 Dergilerin geri dönüşü dalgası peşinden sürpriz isimleri de sürüklüyor. Microsoft, iş dünyası liderlerine yönelik Signal isimli bir dergi yayınlamaya başlamış.

Haftanın Odağı: Podcastiniz Nereden Dinleniyor?
Podcastin popülerleşmeye ve büyümeye başladığı ilk günlerde dinlemek isteyenler için seçenekler az çok belliydi. Kullandığınız telefona göre ya Apple’ın ya da Google’ın podcast uygulamasını kullanırdınız ya da teknolojiye daha hakim birisi olarak bağımsız geliştiricilerden birisinin uygulamasını tercih ederdiniz. Ancak podcast ekonomisi ve ekosistemi büyüdükçe farklı aktörler bu alana girdi ve dengeler değişti.
Önce Spotify Apple’ın hakimiyetine meydan okumaya karar verdi ve müzik dinleyicilerinden gelen hazır kullanıcı kitlesi sayesinde podcast için de en çok tercih edilen platformlardan birisine dönüştü. Özellikle büyük podcast üreticilerine ve stüdyolarına yaptığı yatırımlarla da burada kendisine sağlam bir yer edindi.
Fakat videocastin artan popülerliği ve her ikisini birden üretenlerin artmasıyla birlikte hiç beklenmedik bir aktör daha oyuna dahil oldu. Bir anda YouTube her iki isim için de büyük bir tehdide dönüştü. Bu noktada Google’ın hem YouTube Music ile platformu önceden genişletmiş olması hem de Google Podcasts gibi kolayca entegre edebileceği bir sisteme sahip olması YouTube’un hızlı girişini kolaylaştırdı.
Bir anda podcastlere erişebileceğimiz platform sayısının artması ve her birinin farklı arka planlara sahip olması ekosistem içerisindeki dinamikleri de değiştirdi. Çok yakın bir döneme kadar bu değişime dair analizleri ve yorumları çok kısıtlı verilerle ve sektör içerisinden gelen yorumlarla yapabiliyorduk ama yakın zamanda hem Spotify’ın dinlenme sayılarını göstermeye başlaması hem de YouTube’un podcast dinlenme listeleri yayınlamaya başlamasıyla birlikte elimize daha sağlıklı veriler geçmeye başladı.
Sektörden birçok ismin tahmin ettiği ama bu verilerle birlikte daha net bir şekilde gördüğü dönüşümlerden birisi artık podcastlerin nereden dinlendiğinin çok daha anlamlı bir veri hâline geldiği. Her ne kadar her platformu kullanan çok çeşitli insanlar olsa da her platformun aynı zamanda bir kemik kitlesi ya da diğerlerinden ayırt eden tercihleri söz konusu. Üç platformda da ilk onda olan podcastleri kıyasladığınızda bunu açık bir şekilde görebiliyorsunuz. Joe Rogan, Spotify ve YouTube’da birinci sıradayken Apple Podcasts’te ancak beşinci sıraya gelebiliyor. Bazılarında ilk ona giren podcastler diğerlerinde ilk yüze bile zor girebiliyor ya da giremiyor.
Burada elbette en önemli faktör bu platformların geçmişten bu yana gelen kitleleri. Apple Podcasts ilk podcast platformu ve Apple ekosisteminin bire parçası olması nedeniyle uzun süredir podcast dinleyen, teknolojiyle arası daha iyi ve sosyoekonomik olarak biraz daha orta ve üst sınıf bir kitleye sahip gibi görülüyor. Spotify’ın küresel çapta yaygınlığı ve özellikle Joe Rogan ve büyük podcast stüdyolarına yaptığı yatırım ile bu alanın Netflix’i konumunda diyebiliriz: Ara sıra üst segment işler çıkarsa da amacı olabilecek en geniş kitleye hitap etmek. YouTube ise hem videocast alanında öne çıkması hem de onyıllardır sahip olduğu kitlenin getirisiyle eğlence ve oyun dünyasının da öne çıkabildiği ama ciddi konuların da kendisine yer bulabildiği bir alan gibi duruyor.
Bu dönüşüm artık podcast üreticileri için nereden dinlendiklerinin de strateji belirleme sürecinde önemli bir veri hâline gelmesine neden olacak. Hem en çok dinlendiğiniz platformların özelliklerine daha fazla yatırım yapmak hem de oradaki kitleyi analiz edip güçlü olduğunuz yanlarınızı öne çıkarmak için bu veriyi dikkatli bir şekilde okumanız lazım. Aynı zamanda bu listeleri kıyaslayarak ekosistemdeki farklı trendleri ve gözünüzden kaçabilecek yeni üreticileri de keşfedebilirsiniz.
Podcastler, tıpkı e-bültenler gibi, kitle verisi konusunda görece daha kısıtlı alanlardan birisi. Yayın platformları arasında böyle bir dinamiğin oluşması ve buradan anlamlı bir bilgi edinme şansının doğması kesinlikle önemli bir avantaj. Bu tür verileri akıllıca kullananların uzun vadede işlerini daha da başarılı bir noktaya taşıyacağından şüpheniz olmasın.
Bu bülten Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla NewsLabTurkey sorumluluğu altındadır ve Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.









