Milyarderler ve bağımsız gazetecilik

Bu haftanın anahtar kelimeleri: Washington Post, LA Times, Financial Times, The Verge.

Bezos'un Washington Post'un başkan adayı desteğini engelleyince gazetenin karikatüristi, gazetenin sloganı olan "democracy dies in darkness" adını verdiği ve tamamen siyah mürekkep ile boyanmış bir kareyi yeni karikatürü olarak gazetede yayınladı. Burada da o sayfanın ekran görüntüsü var.

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

ABD’de iki milyarderin sahibi olduğu the LA Times ve the Washington Post’un, yıllardır sürdürdükleri geleneği uygulamayıp bir başkan adayına destek açıklaması yapmayı reddetmesi, gazeteciliğin bağımsızlığı ve para arasındaki ilişkiyi tekrar gündeme taşıdı. Bu haftanın odağında yaşananları ve takip eden tartışmaları ele aldım.

“Ne Okuduk” bölümünde ise Financial Times’ın ülke bütçesi hazırlama oyunu, The Verge’den editoryal duruş dersi ve daha fazlası var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Dağınık bir ofis masası çiziminin üzerinde beyaz bir kutu içerisinde İngilizce olarak "BK ekonomisini yönetebilir misin?" yazıyor ve oyunu başlatma butonuyla birlikte ek açıklamalar var.
Financial Times

Bu hafta ne okuduk?

Birleşik Krallık Bütçesini Yapabilir misiniz?

Son zamanlarda gazetecilik ve oyunlar dediğimizde akla Wordle ve NYT geliyor. Ama bir gazetecilik formatı olarak oyunları kullanmak söz konusu olduğunda Financial Times, ne kadar başarılı olduğunu daha önce de göstermişti.

Bu sefer oyunlaştırmak için kendilerine çok daha zor bir konuyu seçmişler: Birleşik Krallık bütçesi. Ekonomi, özellikle de ülke bütçesi gibi belli başlıklar gündem olsa da bütününü okura anlatabilmenin zor olduğu bir başlık. Oyun bir yandan ülke bütçesinin her aşamasını belirlemenizi istiyor, diğer yandan attığınız adımlara göre farklı danışmanlardan geri bildirim alıyorsunuz. En sonda ise bütçenizin nasıl etkileri olacağı ve bunun gerçek verilerle ne anlama geldiği anlatılıyor.

Oyunları bu tür eğitici ve bilgilendirici bir amaçla tasarlarken aşırı didaktik ve sıkıcı olma riski her zaman var. Ama konu ekonomi olduğunda bile bu hataya düşmeden nasıl eğlenceli ve bilgilendirici bir iş ortaya koyabileceğinizi görmek istiyorsanız FT’nin oyununa mutlaka bir şans verin.

Her Yayının İçeriğine Karışılmaz

Medyada birçok yayının siyasetçiler ve şirket yöneticileri için bağımsızlıklarını ve meslek etiklerini hiçe sayması sadece toplumun onlara güvenini sarsmakla kalmıyor, aynı zamanda bu kesimlerin gazetecilerle olan ilişkisini de şekillendiriyor. Öyle ki bu kesimden çoğu insan her gazetecinin kendilerine aynı şekilde davranacağını zannediyor.

Ama söz konusu The Verge ve genel yayın yönetmenleri Nilay Patel olunca, bunu düşünmek yapabileceğiniz en büyük hatalardan birisi. Mailchimp ve TurboTax gibi şirketlerin sahibi olan Intuit’in CEO’su Sasan Goodarzi, Patel’in Decoder isimli podcastına konuk oldu ve kayıt esnasında kendisini çok da iyi göstermeyecek bazı şeyler söyledi. Bunun üzerine Intuit’in iletişim müdürü Patel’e bu kötü görünen kısımla ilgili eleştirel bir email gönderip o kısmı kaldırmasını istemiş. Nilay Patel’in buna cevabı ise bölümün başında bütün bunları anlatıp, ardından da silinmesi istenen kısmı en başta vermek ve sonrasında söyleşinin geri kalanına geçmek.

The Verge ve Patel’in bu cevabı “editoryal bağımsızlık nedir ve gerektiğinde nasıl kullanılır” sorusunun en güzel yanıtlarından birisi olabilir. Böylece hem kendi şeffaf duruşlarını okura göstermiş oldular hem de kendileriyle konuşacak olan herkese nasıl bir yayın olduklarını hatırlattılar. Umarım daha çok yayının ve haber kurumunun benzer şekilde davrandığını görebiliriz.

Gazetecinin Politik Duruşunu En Uca Taşımak

Gazetecinin tarafsızlığı ve objektifliği belki de mesleğin kendisi kadar eski ve kesin bir çözüme ulaştırması imkânsız sorunlardan birisi. Gazetecilik mesleği var olduğu zamandan bu yana bu işi politik bir motivasyonla yapanlar oldu ve olmaya da devam edecek.

Politik amaçlı gazeteciliğin dünyadaki en meşhur isimlerinden birisi de Claud Cockburn. 1920’li yıllarda başlayan kariyerinde ABD’ye gidip Al Capone ile röportaj yapmaktan İspanya İç Savaşı’nda bir yandan haber yazarken diğer yandan komünistlerle birlikte hareket etmeye kadar giden oldukça ilginç bir kariyeri olan Cockburn, birçok kişi için “gerilla gazetecilik” denilen türü de icat eden isim.

Kendisinin tekrar gündeme gelmesinin en büyük sebebi ise çocuklarından birisi tarafından yazılan yeni biyorgrafisi. İngiliz istihbaratından alınan belgeleri de içeren bu biyografi, hem gazetecilik tarihi meraklıları hem de gazetecilik ve objektiflik tartışmasına farklı bir çerçeveden bakmak isteyenler için faydalı bir okuma olabilir.

Bir Performans Olarak Haber

Bir önceki maddeyle de alakalı bir başka kitaptan sizlere bahsetmek istiyorum. Elia Powers’ın yazdığı Performing the News: Identity, Authority, and the Myth of Neutrality isimli kitap, gazetecilerin kendilerini ve yaptıkları işi sunma şekline ve bunun nasıl oluştuğuna odaklanıyor.

Kitap, özellikle gazetecilerin ve haberlerin okura sunulması esnasında —yazılı, sesli veya görsel olarak— devreye giren ön kabulleri, okura dair belirlenen kalıpları ve bunun haberin üretimini ve sunumunu nasıl etkilediğini inceliyor. Konuya ABD perspektifinden bakıldığı için spesifik örneklerin hepsinin bizim koşullarımızda dengi olmasa da genel yaklaşımın ve önyargının sebep olduğu sorunlar bizim de sıkça tanık olduğumuz şeyler. Haber üreten veya haber merkezi yöneten herkesin okumasında fayda var.

Kısa Kısa

🔐 WhatsApp, arka planda yaptığı yeni bir güncelleme ile artık kişi listelerimizi de şifrelemeye başlıyor. Bu da tıpkı mesajlar ve görüşmelerde olduğu gibi Meta’nın bu veriye de artık erişemeyeceği anlamına geliyor.

🌍 Eğer websitenizin ne kadar karbon harcadığını merak ediyorsanız bu araç ile test edebilirsiniz.

🎙️ Oxford Road ve Veritone One isimli iki podcast odaklı reklam ajansı birleşerek bu alanda dünyanın en büyüğü hâline geliyor.

📬 Bloomberg, eski Quartz genel yayın yönetmeni Katherine Bell ile Bloomberg Weekend Edition isimli yeni bir yayın başlatıyor.

👋 Websitelerin giderek kötüleşen tasarımları okurların neden bir siteyi okumayı bıraktıklarını yazmasına neden olabiliyor.

💻 The Guardian’ın bir yıl önce başlattığı Avrupa edisyonu, şu anda toplam trafiklerinin yüzde 15’ini getiriyor.

😢 Internet Archive’a yönelik gerçekleştirilen saldırı, aradan geçen zamana rağmen sitenin hâlâ tam olarak geri dönememesine sebep olacak kadar ağırdı. Neyse ki WordPress ve daha birçok büyük kurum, kendilerine destek olmaya çalışıyor.

🤖 Dünyanın en büyük yayınevlerinden Penguin Random House, bundan sonra kitaplarına YZ eğitimi için kullanılamaz uyarısı da ekleyecek

🤖 Diğer yandan News Corp, The Wall Street Journal ve New York Post’un işlerini izinsiz kullandığı için Perplexity’e dava açıyor

🤖 Microsoft ve OpenAI, haber kurumlarına YZ modellerini kullanması için toplamda 10 milyon dolar verecek. Meta da Reuters ile YZ modellerini kullanım ortaklığı anlaşması imzaladı.

Bezos'un Washington Post'un başkan adayı desteğini engelleyince gazetenin karikatüristi, gazetenin sloganı olan "democracy dies in darkness" adını verdiği ve tamamen siyah mürekkep ile boyanmış bir kareyi yeni karikatürü olarak gazetede yayınladı. Burada da o sayfanın ekran görüntüsü var.
Washington Post

Haftanın odağı: Milyarderler ve bağımsız gazetecilik

ABD’de her seçim döneminde medya için önemli geleneklerden birisi, yayının hangi adayı desteklediğini açıklaması. Çoğu zaman gazetenin yayın politikasına göre bu karar bariz olsa da bu gelenek birçok okur için oldukça önemli bir şey. Bu yüzden hafta içerisinde iki gazeteden gelen haberler büyük bir olaya dönüştü.

İlk olarak Los Angeles Times‘ın bu seçimde bir adayı desteklemeyeceğini duyurması ve editör ekibi Harris’i desteklemeye hazırlanırken gazetenin sahibi olan milyarder iş insanı Patrick Soon-Shiong’un bunu engellediğinin ortaya çıkması krize sebep oldu. Gazetenin birçok editörü istifa ederken birçok okur da aboneliklerini iptal etmeye başladı.

LA Times’da yaşananlar tartışılmaya devam ederken bir diğer destek açıklamama kararı da The Washington Post’tan geldi. Gazetenin başındaki Will Lewis bunu tarafsızlık kılıfıyla açıklamaya çalışırken gazetenin muhabirleri, yaptıkları haberde editörler Harris’e destek yazısı hazırlarken gazetenin sahibi olan Jeff Bezos’un bunu bizzat engellediğini yazdı. Bu haberle birlikte gazetenin baş editörü Robert Kagan istifa ederken okurlar da abonelik iptali kampanyası başlattı.

WaPo örneğini LA Times’dan ayıran en önemli fark ise gazetenin birçok yazarının oldukça sert bir şekilde bu kararı eleştiren köşelerinin gazetede yayınlanmış olması. Her ne kadar asıl patron buna karşı çıksa da gazetenin editörleri buna karşı tavrını net bir şekilde gazetenin sayfalarında gösterebildi.

Bütün bunlar, gazeteciliğin ekonomik anlamda bağımsızlığının neden önemli olduğunu açık bir şekilde gösteren örnekler oldu. Bizim hem kendimizden hem de diğer örneklerden oldukça aşina olduğumuz patronlar ve siyaset ilişkisini Amerikalılar da son yıllarda yakından tecrübe etmeye başlamıştı. Bu iki örnek de ülkedeki siyasi atmosferle birleşince verilen tepkinin şiddeti yükseldi.

Peki aşırı zenginlerin ve siyasetin gazetecilik üzerinde böyle bir kontrol gücüne sahip olmasının önüne nasıl geçilebilir? Bunun tek çözümü, haber kurumlarının ekonomik anlamda bağımsız olması ve bu tür finansal ele geçirme ve baskı yöntemlerine dayanabilmesi. Gazeteler ancak bu sayede birileri tarafından satın alınmalara da ilan kurumu gibi kurumların dayatmalarına da direnebilir.

Bu bağımsızlığı sağlamak için uygulanabilecek yöntem çok ama en büyük sorumluluk, bu haberleri tüketenlere düşüyor. Her ne kadar bu tür baskılar karşısında okurlar haklı olarak tepki veriyor olsa da haber kurumlarının bu duruma düşmemesi için tepkiden daha fazlasını da göstermek gerekiyor.

Yazar hakkında

Ahmet Alphan Sabancı

Eleştirel fütürist. NewsLabTurkey Strateji Koordinatörü ve Bülten Editörü.