Medya ve girişimcilik

Getting your Trinity Audio player ready...

Yeni yeni kullanmaya başladığımız medya girişimciliği tamlaması, aslında adı üstünde iki tanıdık kavramın kesişim kümesi: Medya ve girişimcilik. Medya alanına hakim birinin girişimcilik vizyonu edinerek yeni nesil işler üretebilmesi mümkün olduğu gibi aksi de olası; herhangi bir medya şirketinde herhangi bir iş tecrübesi olmayan bir girişimci medya alanında bir boşluk, bir fırsat görür ve harekete geçerse “piyasaya” hızlı bir şekilde girebilir. Biz bu yazıda ilki üzerinde duracağız.

Girişimler, piyasadaki ihtiyaçları gidermek için yola çıkar; bu ihtiyaçları değerli kabul edilebilen ürün ve/veya hizmet vasıtasıyla cevaplar. Bu ihtiyaçlar her zaman çok belirli değildir, hatta bazen ihtiyaç da yaratılabilir; girişimciyi başarılı kılan da tam olarak bu belirsizlikte hareket edebilmesi, doğru tespitleri yapabilmesi. Gerçek ihtiyaçlara doğru cevaplar bulunabiliyorsa, geriye pazarın risklerini alarak uygulamaya geçmek kalıyor; yani girişmek.

Medya sektörünün temel amaçları hemen her çeşit bilgiyi insanlara ulaştırmak, onların bilgi edinmelerini sağlamak, eğitmek ve eğlendirmek olarak sıralanabilir. Medya sektörü dendiğinde çalışılabilecek alanlar olarak akla ilk başta metin yazarlığı, editörlük, grafik tasarım gibi alanlar gelir. Bunların ortak noktası mesajın üretimi ve girişimlerin çoğu da bu alandan çıkıyor. Medya sektöründe mesajın yayılmasından ölçümlenmesine teknoloji üretilebilecek pek çok fırsat da var, girişimcinin gören gözleri için.

İhtiyacın büyüklüğü ve sürekli artması göz önüne alındığında girişimlerin çoğunun içerik üretimine dair olması gayet normal. Bu yüzden evet, “bir internet sitesi açmak” bir girişim olabilir; zira medya girişimi olmanın temeli “medya pazarına” bağımsız bir ses olmak, bu sesi üretebilmek ve tabii ki “mülkiyet.” Ancak temel şartları sağlamak başarılı olup hayatta kalmak için yeterli değil. Farklılaşmak, değişen şartlara uyum göstermek, yenilikleri rakiplerden önce öğrenip rakiplerden hızlı uygulayabilmek mecburi. Aksi takdirde aynı şablonun içine aynı ajanslardan gelen haberlerin kelimelerini değiştirerek sonsuzluk içinde ümitsiz bir rekabete girme tehlikesi var.

Başarılı medya girişimlerinin hikâyelerine bakmak, kendi fikrinizi geliştirmek için en doğru adımlardan biri. Bu, çok katmanlı geniş projeler için olduğu kadar kolay ve hızlı uygulanabilir projeler için de geçerli. Bir haber sitesi yapmak veya içerik platformu hazırlamak istiyorsanız, en güzel örneklerden biri egirişim. Bugün ekonomi sayfalarında, iş platformlarında çok fazla alan kaplayan startup ekosistemi, egirişim gibi yayınlar öncesinde neredeyse hiçbir yerde kendini ifade edemiyordu. “Birkaç üniversiteli çocuğun” kot pantolonları ve t-shirtleriyle verdikleri gülümseyen pozlar, takımları çekmiş anlı şanlı CEO’ların kolları bağlı ciddi pozlarının yanına “yakışmıyordu.” Ama işte bir yandan gelecek de buradaydı; Facebook’u yapan “çocuk” da böyleydi ve bu insanların seslerini duyurmaları, yaptıklarını kitlelere anlatabilmeleri lazımdı. Egirişim işte bunlara cevap verdi; yeni yeni oluşmakta olan topluluğun bir parçası oldu, onların sesi oldu ve onlarla birlikte büyüdü. Geçen yıl kitle fonlama yöntemi ile yatırım turuna çıkan egirişim, 24 saat içinde 1200’den fazla yatırımcıdan 3 milyon TL üzerinde talep aldı; şirket paylarının % 6.6’sı için 2 milyon 250 bin TL finansmana erişti. Çoğu gazetecilik hibesinin çok üzerinde olan bu sayı, ne yazık ki çoğu gazetecinin gözünden kaçtı. Egirişim’in başarısı, bir topluluğun sesi olmanın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir örnek.

İçerik üretimine dair bir girişim niyetiniz varsa, ihtiyaçları hızlı tespit edebilmenin en kolay yollarından biri de trendleri takip etmek. BuzzFeed’in arkasından gelen Onedio ile Morning Brew’in yolunun yolcusu Aposto! aralarındaki çok ciddi farklara rağmen benzer şekilde başarılı oldular. Onedio’nun kurulduğu zamanlarda internette ne kadar az içerik olduğunu düşünün; nitelikten ziyade niceliğin önemli olduğu yıllardı bunlar. Yıllar içinde çok fazla içerik yağmuruna tutulunca kaliteli içerik aramaya başladık, bu kez de nicelik yerine nitelik vadeden yayınların yükselişini gördük. Kullanıcıların boş vakitlerini geçirmeleri için hızlı tüketime yönelik hızlı içerikler hazırlayan Onedio, çok tıklanıp çok tüketildiği için mecrasına aldığı reklamlardan para kazanırken; okuyucularını gürültüden uzaklaşmaya davet eden Aposto! muhtemelen çok daha az kişiye hitap ettiği gibi, gittikçe daha da az kişiye yönelik çıkan niş yayınlarıyla yine mecrasına aldığı reklamlardan para kazanıyor. Stratejileri farklı olmasına rağmen her ikisi de yatırım ve reklam almasıyla ticari başarı elde eden, aynı zamanda kitlesini de memnun eden girişimler. Ortak noktaları, zamanın ruhunu yakalamak, kullanıcıya istediklerini vermek oldu. Onedio’nun kurulduğu yıllarda benzer sermayeye sahip, benzer bir ekiple yola çıkan ama kaliteden ödün vermeyeceğiz diyerek yola çıkan yayınlardan bugün kaç tanesi hayatta, meçhul.

Mecraların ömürlerinin çok kısa olduğu bir dünyada 10 yıllık bir süreyi deviren Onedio’nun önemli bir başarısı da pazardaki yeniliklere karşı ayakta kalması, yenilikler üretebilmesi. Hızlı üretilebilir ve tüketilebilir içerikler sunan Onedio’nun ChatGPT’nin olduğu bir dünyada hayatta kalması imkânsız gibi bir şey. Peki bunu nasıl başarıyor? Her şeyden önce pazarı iyi takip ederek ve doğru karşılıkları vererek. ChatGPT’ye bir günde gelmedik; sektör SEO metinleri gibi basit metinleri hazırlayabilen yapay zekâ ürünlerinin adım adım geliştiğini görüyordu. Onedio da muhtemelen tehlikenin farkındaydı ve bugün yıllar evvel ilk karşımıza çıkan onedio artık yapay zekâ projeleri geliştiriyor. İşin kendisine odaklanmak güzel, ancak işin geleceğinin nereye gideceğini öngörememek işin kendisini kaybetme riski doğurabilir. Bu yüzden sektörün yönünü bilebilmek, sürekli hatta kalmak önemli. ChapGPT’yi sosyal medyada dolaşırken görmek yerine ChatGPT’nin bir yerlerde birileri tarafından yapılıyor ve yakında piyasaya sunulabilecek hâle yaklaştığını tahmin edebilmek gerek. (NewsLabTurkey’in bültenine tam olarak da bu yüzden bayılıyorum. Eline sağlık Ahmet, üstümden büyük yük alıyorsun.)

Teknoloji, medya sektörünün olmazsa olmazı. Yola iyi bir teknoloji kullanıcısı olan girişimler bile yeterince büyüdükten sonra, bir noktada teknoloji yatırımları yapmak zorunda kalıyor. Zira değişen teknolojinin en hızlı dönüştürdüğü sektör belki de medya. Bugün basılı gazetelerin tirajlarını kimsenin merak etmediği, okuyucunun dijitalde olduğu bir medya ekosistemindeyiz ve bunu başlı başına internet başardı. Dün baskı makinesi üreten fabrikaların, matbaaların kazandığı paraları bugün yazılım firmaları kazanıyor. Her ikisinin de medya sektörüyle ilişkisi benzer. Medya alanında bir girişim fırsatı arıyorsanız, işinizde en çok ihtiyaç duyduğunuz ürün ve hizmetleri düşünerek işe başlayabilirsiniz. Yine haber sitesi açma örneğine dönecek olursanız, siz bir kere haber sitesi şablonu aldınız ama size o şablonu satan firma sizin rakiplerinize de aynısını çok az ekstra maliyetlerle satarak sürekli kazanıyor. Bunun gibi birçok araç mevcut işinizde gözünüze çarpıyor olabilir. Aynı işi yaparken dün hangi aracı kullanıyordunuz, bugün hangi aracı kullanıyorsunuz? Bu gözlem size bir süre sonra sektörünüzün nereye gideceğini ve mevcut araçların yerine hangilerinin gelmesinin olası olduğunu gösterecek ipuçları sunabilir. 

Günün sonunda bir medya girişimi kurmak, evet, bir kripto para borsası kurmak kadar bereketli bir iş değil ama medya girişimleri de illa birer ümitsiz vaka değil. Hatta hemen her sektörün medya olmadan iş yapamadığı bir dünyada en çok ihtiyaç duyulan ve hep en göz önünde olan sektör. Belki de bu yüzden önemli değişiklikler yapmak bu kadar zor ama tam olarak da bu yüzden yapılan değişiklikler çok güçlü ve dönüştürücü oluyor. Medya sektöründe profesyonel geçmişi olan biri, sektörün içinden olmasının sağladığı deneyim ve network sayesinde yarışa bir adım önde başlayabilir. Yeter ki ilk adım atılsın.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir
Daha fazlasını oku

Dijital reklamlar kime neden lazım?

Bir haber siteniz varsa ve henüz dijital reklam dünyasına girmediyseniz sürdürülebilirlik adına çok şey kaybediyor olmanız mümkün. Peki nedir bu dijital reklam ve reklamverenler için nasıl avantajlar sağlar? Neden websitenizdeki pek de hoş görünmeyen banner'lar kullanıcıya ulaşmak için güzel bir yol?