Köşe yazarlığı dijitalleşmeden nasıl etkilendi?

Getting your Trinity Audio player ready...

Köşe yazarlığı gazetecilik için tartışmalı bir konu. Köşe yazarlığını gazetecilik içinde bir alan ya da alt dal olarak görenler olduğu gibi gazetecilikten bağımsız olarak değerlendirenler de var. Köşe yazarlığı, diğer gazetecilik pratiklerinden farklı olsa da hiç kuşkusuz medya sektöründe önemli bir yere sahip.

Ben de köşe yazarlığının bugünkü konumunu ve dijitalleşmenin etkisini Karar Gazetesi köşe yazarı Semra Alkan, Dicle Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fahrünnisa Kazan, gazeteci-yazar Nursun Erel ve bianet yazarı Evrim Kepenek ile konuşmak istedim.

Bilginin yorumlanmasına duyulan ihtiyaca cevap olarak köşe yazısı

Amerika’da köşe yazılarının başyazılardan mı okuyucu mektuplarından mı türediği konusunda tartışmalar bulunuyor. Ancak Amerika’da köşe yazılarının geçmişinin 1800’lere kadar uzandığı ve bu yazıların başyazılardan türediği görüşü daha ağırlıkta. Avrupa’da ise köşe yazılarının geçmişinin daha eskiye dayandığı tahmin ediliyor. M. Nuri İnuğur Basın ve Yayın Tarihi kitabında Avrupa’da güncel-siyasi gelişmeler hakkında düzenli yazı yazma geleneğinin İngiltere’de Daniel Defoe ile başladığını yazmaktadır. Defoe, 1704 yılında yayımlamaya başladığı The Review adlı gazetesinde siyasi konulara dair görüşlerini kaleme almıştır. Türkiye’de ise Osmanlı döneminde ilk özel gazetelerle birlikte gazetelerde başyazarlara ve diğer yorum yazarlarına rastlandığı biliniyor.

Prof. Dr. Oya Tokgöz, gazetelerde yoruma duyulan ihtiyacın I. Dünya Savaşı döneminde arttığını belirtmiştir. Artan enformasyonun yoruma duyulan ihtiyacı da beraberinde getirdiğini ve bu ihtiyacı da yine başyazarlarla birlikte köşe yazarlarının karşıladığını ifade eden Tokgöz, savaşın çıkış nedenlerinin ve taraflarının halka anlatılmasında objektif haber aktarımının yetersiz kaldığına dikkat çekmiştir. Tokgöz, olayların yorumlanmasına ihtiyaç duyulduğuna ve bu ihtiyacın neticesinde de başyazarların yerini köşe yazarlarının aldığına vurgu yapmıştır.

Sinem Birol, “1980 sonrası Türk medyasında sermaye yapısının el değiştirmesinin basında köşe yazarlığına etkileri” adlı doktora tezinde köşe yazarı sayısının ve köşe yazılarının çeşitliliğinin artması ile köşe yazılarının/yazarlarının sınıflandırılması gerekliliğinin de beraberinde geldiğine değinerek, bu sınıflandırmada dört temel unsurun öne çıktığından bahsetmiştir:

  1. Köşe yazarlarına göre
  2. Köşe yazılarının yer aldığı kitle iletişim araçlarına göre
  3. Köşe yazılarının içeriğine göre
  4. Köşe yazılarının işlevine göre

“Köşe yazılarının yalın, anlaşılır bir dille yazılması önemli”

Karar Gazetesi köşe yazarı Semra Alkan, köşe yazarlığını gazeteciliğin önemli bir alanı olarak değerlendiriyor. Yazılarda üslubun, konunun anlaşılmasında büyük bir etken olduğunu söyleyen Alkan gazete ve dergi gibi kitle iletişim araçlarında yayınlanan köşe yazılarını ülke gündemine ilişkin herhangi bir görüş kapsamında yazarın yorumlarını içeren metinler olarak tanımlıyor. Siyaset, ekonomi, teknoloji ve daha birçok konuya dair yazılan köşe yazılarının bilgilendirici ve kamuyu sorgulamaya sevk edici olmasının önemine dikkat çekiyor.

Öte yandan detaylı analizlerin belirtildiği köşe yazılarının daha çok dikkat çektiğini ve bu sebeple köşe yazarının, köşesinde argüman üreterek okuyucuyu herhangi bir konuda ikna etmeyi amaçladığını belirtiyor. Alkan’a göre “köşe yazısında ele alınan konuların birçok kesimi ilgilendirmesi ve bunların yalın, anlaşılır bir dille anlatılması önemli. Ayrıca herhangi bir yazıda belirtilen bilgilerin farklı kaynaklardan kontrol edilmesi güvenilirlik açısından gerekli.”

“Köşe yazarlarının etki alanı dijitalleşmeyle birlikte arttı”

“Toplumdaki sorunlara mercek tutan köşe yazıları demokratik ortamın inşasında kritik bir değere sahiptir” diyen Alkan, dijitalleşmeyle birlikte ortaya çıkan etkileşime dikkat çekiyor. İçinden geçtiğimiz kutuplaşma döneminde köşe yazarlarının etki alanının daha yüksek olduğunu belirten Alkan, “Köşe yazarlarının özgürce argüman üretmeleri de bir o kadar kıymetli,” diyor. Dijitalleşmenin çok daha görünür kıldığı köşe yazarlarının yazdığı herhangi bir yazı günümüzde birden binler, milyonlar tarafından fark edilebiliyor. “Bu noktada, iletişim de çift yönlü hâle geldi,” diyen Alkan sözlerine şöyle devam ediyor: “Artık sosyal medyadan herhangi bir köşe yazısına birçok yorum yapılabiliyor. Hatta okuyucular kendi arasında tartışabiliyor. Dolayısıyla tek yönlü iletişim dönemi geride kaldı.”

Ne var ki bu olumlu etkinin yanı sıra “dijitalleşmeyle birlikte içerikler çok çabuk eskiyor, bir anlamda içerikler çok hızlı tüketiliyor.”

“Köşe yazarı donanımlı olmalı”

Dicle Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fahrünnisa Kazan ise köşe yazarlığını haberciliğin ötesinde değerlendiriyor. Yazarın öznel yargılar üzerinden hareket ettiğini dile getiren Kazan köşe yazarlarının toplumsal farkındalık yaratma ve kamuoyu oluşturma açısından önemli bir role sahip olduğunu düşünüyor. Habercilikte bir meseleyi duyurma işlevi daha ön planda iken; köşe yazarlığı buna ilaveten bir meseleyi tartışmaya açma, düşündürme, beğendirme, özendirme, uzaklaştırma veya yakınlaştırma gibi öznel yargılar üzerinden projeksiyon sunduğunu belirten Kazan aynı zamanda köşe yazarlarının kişisel bakış açılarını tartışmaya açma cesareti gösterdiklerini de ekliyor.

Kazan’a göre “eleştirme becerisi kadar, eleştirilmeyi de göze alabilmesi gereken köşe yazarının nitelikli, kültürlü ve vicdani açıdan olgunlaşmış olması gerekmekte.”

“Köşe yazılarında toplumu birleştirici, bütünleştirici ortak bir dil yaratma önemli”

Kazan, dijitalleşmenin, köşe yazarlığı da dahil olmak üzere gazetecilik pratiklerini baştan yazdığını ve artık bir gazete veya dergi veya içerik sağlayan herhangi bir platformda yazar olmanın daha kolay olduğunu belirtiyor. Dr. Kazan’a göre “bir duraktan başka bir durağa gidecek sürede akıllı telefonların notlar kısmına alınan notlar pekâlâ yeni nesil yazarların köşelerinden servis edilebiliyor olsa da nitelik açısından üzerinde düşünülen, tartışılan, araştırılan, zaman içerisinde muhakeme edilen, bilişsel kavrayışta demlendirilen bir fikir yazısının lezzeti ve etkileyiciliğini bulmak mümkün olmuyor.” Bugünkü köşe yazılarının pek çoğunda bu alelacele ve birbirini tekrar eden tavrı görmenin mümkün olduğuna dikkat çeken Kazan, bir köşe yazısında üzerinde düşünülmeden toplumun bir kesimine karşı kırıcı, üzücü veya kutuplaştırıcı bir öznel yargıya yer verilebildiğini vurguluyor.

“Üzerinde muhakeme edilen yazı sadece edebi bir ürün niteliği taşımaz, aynı zamanda toplumu birleştirici, bütünleştirici ortak bir dil yaratma konusunda da önemli bir hassasiyet taşır. Ancak son zamanlarda yazılan yazılarda ‘bu benim fikrim, benim doğrum’ yaklaşımı ile ayrıştırıcı bir dilin popüler hâle geldiğini gözlemleyebiliyoruz. Köşe yazarının özgül ve özgün değeri, düşüncelerini sert ve kaba bir dil ile aktarmak yerine, tabir-i caizse, zülfüyâre dokunmadan, başkalarını incitmeden aktarabilmesinde saklıdır.”

“Zamanla yarışmak niteliği düşürüyor”

Anadolu Ajansı, Tercüman, Cumhuriyet, Milliyet gazeteleri, Nokta Dergisi, The New Anatolian gazetesi̇, Kanal D ve Show TV’de çalışan, meslekte de 40. yılını dolduran Nursun Erel, dış politika başta olmak üzere farklı konularda ulusal birçok gazetede köşe yazarlığı yaptı. TRT radyolarında düzenli yorumları da yayınlanan Erel’in yayımlanmış kitapları da bulunuyor. Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi olan Erel şu anda muhalif.com.tr ve yurtseverlik.com internet gazetelerinde düzenli yazıyor. Erel köşe yazarlığını haberciliğin tamamlayıcı unsuru olarak görüyor.

Köşe yazarlığının ülkemizde “sürekli ve süreli yazmak” ile benimsendiğini söyleyen Erel, “Okurların ‘bakalım bugün ne yazmış?’ diye özel önem atfettiği ve vazgeçemediği yazarlar var. Bu durum, köşe yazarının yazı yazdığı gazeteye, dijital mecralara özel ve önemli bir katkıda bulunuyor. Yılmaz Özdil örneğindeki gibi” diyerek sözlerine devam ediyor. Ancak bu durum Erel’e göre aynı zamanda son derece yıpratıcı ve tüketici bir sorumluluk da getiriyor:

“Yazarın, ‘aman, yarın yazı günüm, mutlaka bir yazı kaleme almalıyım,’ diyerek klavyeye oturması bence yaratıcılığını, araştırma-inceleme kapasitesini, hatta editörlüğünü bile olumsuz etkiliyor. Zamanla yarışmak çok yıpratıcı olabiliyor. Editörlük ve otokontrol açısından da bu durumun sakıncaları var. ABD’de bir yazarın (columnist) çok sayıda editoryal desteği olduğunu anımsatmak isterim.”

“Dijital ortamda yazılanlar çok çabuk tüketilip buharlaştırılabiliyor”

Teknolojik gelişmelerin köşe yazarlığını hem olumlu hem de olumsuz etkilediği konusunda Kazan ile hemfikir olan Erel günümüz ile geçmişi şöyle kıyaslıyor, “Eskiden bir yazı, gazetede veya yayında güncelliğini neredeyse tamamlamış olarak yerini alıyordu. Diyelim ki bir gelişme üzerine yazılmıştı, ama o olay çoktan güncelliğini yitirmiş, gündemden çıkmış, hatta söz konusu olan eğer bir sorun ise, o sorun çoktan çözülmüş olabiliyordu.” Bu sebeple bu yazının aslında güncelliğini yitirmişken günlük gazetede ya da yayında yer alabildiğini söyleyen Erel bir düzeltme gereği varsa bu düzeltmenin en erken ertesi gün yapılabildiğini hatırlatıyor. Bununla birlikte o dönemde yazılan kimi yazıların daha kalıcı olabildiğini de söyleyen Erel, “hatta okur tarafından kesilerek saklanıyor, çeşitli ortamlarda dosyadan çıkarılıp tekrar tekrar okunabiliyordu,” diyor.

Erel’e göre bununla ilgili “önemli bir örnek Çetin Altan’ın yazılarıdır. Şimdilerde dijital olanaklar yazarın güncel yazabilmesi, yazdıklarını güncelleyip düzeltebilmesi gibi çeşitli fırsatları tanıyor. Ancak bu durum kimi zaman dezavantaj da sayılabilir, çünkü yazılanlar çok çabuk tüketilip buharlaştırılabiliyor da.”

140 karakterde köşe yazarlığı moda oldu

Sektörde yaklaşık 20 yıldır görev yapan Evrim Kepenek ise bianet’in kadın ve LGBTİ+haberleri editörü. Hak odaklı gazetecilik yapan ve barış gazeteciliğine inanan Kepenek, köşe yazılarına daha fazla emek verildiğini belirtiyor ve teorik anlamda gazetecilik ile köşe yazarlığı arasında farklılıklar olduğunu söylüyor. “Biliyorsunuz gündeme dair de kimi zaman söz söylemek istiyoruz. Kimi zaman biz gazeteciler olarak, köşe yazarlığını da haberlerle kanıtladığımız verilerle güçlendirdiğimiz bir yerden yapmak isteyebiliyoruz. Çünkü haberde yorum katamıyorsunuz,” diyen Kepenek sözlerine şöyle devam ediyor:

“Seçtiğiniz haber, o haberi seçme ve yapma hâliniz de bir söz söyleme refleksi fakat köşenizde daha serbest bir dille, daha özgün bir şekilde yazabiliyorsunuz. Benim için köşe yazmak yorumlarımı kattığım, kendimce sözümü söylediğim bir imkân. Bir kere köşe yazarken daha fazla emek vermeniz gerekiyor. Araştırmanızı yapmanız, verileri doğru yerde kullanmanız ve bunu en sade hâliyle yapmanız gerekiyor. Köşemde bir yazım tarzı geliştirmek de isterdim fakat bunu çok başarabilmiş değilim. Avantajı, daha özgün bir alan olması.”

İnternet ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte köşe yazarlığının önemli bir değişim sürecine girdiğini de aktaran Kepenek herkesin kendisini köşe yazarı ilan ettiği bir çağda olduğumuzu düşünüyor ve dijitalleşme ile her muhabir, gazeteci ve hatta sıradan vatandaşın köşe yazmaya başladığını aktarıyor. İçeriklerin artması ile nicel ve nitel olarak işleri kıyaslama şansımız olduğunu belirten Kepenek, “bir gazetenin beyni haber merkezleridir” diyor ve ekliyor: “Haber merkezleri olmadan, muhabirler olmadan o gazeteler çıkmaz. Köşe yazarlığı daha farklı bir kulvardadır bu yönüyle.”

Dijitalleşme ile daha önce başlayan sürecin nihayete erdiğini söyleyen Kepenek sözlerini şöyle tamamlıyor: “Herkes köşe yazarı oldu ya da olma derdine düştü. Yazıların güçlü birer metin olma durumu ortadan kalktı, neredeyse 140 karakterde köşe yazarlığı moda oldu. Abartı gibi gelmesin; bazı yazılara bakın, başkalarının tweetlerinin biraz değiştirilmiş olduğu, kimi zaman da hiç değiştirilmeden makaleye alındığı metinler görüyoruz. Yazı kişinin kendisiyle özdeştir.”

Her ne kadar daha çok “öznel yargılara” dayansa da köşe yazarlığı modern anlamda ilk gazetelerden itibaren medya endüstrisi içinde büyük bir etkiye sahip. Özellikle iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte farklı alanlardan birçok kişinin belirli konularda yazması alana bir katkı sağlıyor. Ancak “yetkin yazar” ve “nitelikli yazı” hususu göz ardı edilmemeli. Ayrıca küreselleşmeyle birlikte yerel yazı ve yazarların da büyük bir etkiye sahip olduğu aşikâr.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir