“Medya afet haberlerinde neden-sonuç ilişkisi kuramıyor”

Getting your Trinity Audio player ready...

Çağımızın en acil ve önemli sorunlarından biri olan iklim krizi konusu son zamanlarda medyada daha çok yer alıyor. Henüz yeni yeni gündemde öne çıkan ekoloji ve iklim alanı çeşitli alt başlıklar halinde okuyucuya ve izleyiciye sunuluyor.

Peki, iklim krizi meselesi medya dışında, mesela akademide ne durumda?

Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Meltem Şahin Hassan, iklim değişikliği ve bilim gazeteciliği ile ilgili çeşitli çalışmalar yürütüyor. Doç. Dr. Hassan ile iklim iletişimini, gazetecilikte yapılan çalışmaları ve bu konunun medyadaki yansımalarını konuştuk.

İklim gazeteciliği nedir?

İklim gazeteciliğinin tanımını akademik anlamda şu şekilde açıklayabiliriz: İklim krizinin nedenlerini, etkilerini araştıran; bilimsel verileri, tahminleri ve iklim senaryolarını takip ederek bunları raporlaştıran, iklim krizinin yol açtığı sonuçları gösteren, toplumdaki etkilerini aktaran, böylece iklim kriziyle ilgili kamuoyu tartışmalarına katkıda bulunan, iklim konusunda uzmanlaşılan bir gazetecilik türü.

Bir diğer tanımıyla iklim gazeteciliği “İklim krizi nedir? Ne değildir? Hayatımıza etkileri nedir? Gelecekte etkileri neler olacaktır?” gibi pek çok soruyu kamu adına soran, tartışan, bilim insanlarının görüşlerini alan ve tüm bunları kamuya anlayacağı bir dilde, anlaşılır biçimde aktaran bir gazetecilik türü. İklim gazetecileri de kamunun, iklim krizi hakkında neler olup bittiği ile ilgili en önemli bilgi kaynaklarındandır.

İklim gazeteciliğinde neden-sonuç ilişkisi

Doç. Dr. Meltem Şahin Hassan’a iklim gazeteciliği alanına nasıl yöneldiğini sorduğumda Haziran 2019’da başlayan Avustralya yangınlarının kendisini harekete geçirdiğini söylüyor ve şu sözleri ekliyor:

Doç. Dr. Meltem Şahin Hassan (Kaynak: Kişisel Arşiv)

“Bölgeden gelen görüntüler beni çok üzmüş ve ürkütmüştü. Sonra bir çalışma yaptım. ‘İklim Değişikliği ve Bilim Gazeteciliği: Avustralya Yangınları Haberlerinde Bilim İzi’ başlıklı çalışmada internet haber sitelerinde, yangınların nasıl ele alındığı ve bilimsel bilgilerle olan ilişkisini araştırdım. Haberlerin %77,52’sinde yangınların bilimsel ilişkisinin kurulmadığı; %72,87’sinde ise bilimsel kaynak kullanılmadığı ortaya çıktı. Bunların yanı sıra yangınların nedenini iklim krizi olarak gören haberlerin oranı %22,48 iken, yangınlar için hiçbir neden göstermeyen haberler %77,52 oranındaydı. Buradan yola çıkarak şu söylenebilir: Türkiye’de medya birçok afet haberinin bilimle bağını göremediği için bir neden-sonuç ilişkisi kuramıyor ve sadece sonucu sunuyor. Bu iklim haberlerinde de böyle ne yazık ki. Tüm bunlar beni iklim krizi ve bilim gazeteciliği konularında daha çok çalışmaya ve yazmaya, bu konuları daha görünür kılmaya yöneltti diyebilirim. İklim gazeteciliğini de bilim gazeteciliğinin alt alanlarından biri olarak görüyorum.”

İklim gazeteciliğinde görsel seçimi

Bilimsel kavramları ve teknik terimleri kamuoyunun anlayacağı bir dile dönüştürmenin önemine değinen Doç. Dr. Hassan, “İklim iletişimi veya iklim değişikliği iletişimi, antropojenik iklim değişikliğinin nedenleri, doğası ve etkilerine odaklanan bir çevresel iletişim ve bilim iletişimi alanı olarak tanımlanmaktadır. Özellikle bilimsel kavramları, görselleri, tabloları, grafikleri ve bilim insanlarının kullandığı teknik terimleri halkın anlayacağı bir dile dönüştürerek, onun hayatına nasıl etki ettiği ve edeceği ile ilgili bilgilendirme yapmak iklim krizinin toplumdaki karşılığının oluşmasında oldukça önemli. Örneğin; Türkiye’de yaşayan bir birey için Kuzey Kutbu’nda yer alan buzulların erimesi, kutup ayılarının neslinin tükenmesi ya da Avustralya’da kanguruların iklim krizi nedeniyle çıkan yangınlardan etkilenmesi bir anlam ifade etmeyebilir. Yani soyut kalabilir. Ancak siz Türkiye’de yaşayan bireye, Akdeniz Havzasında yer alan Türkiye’nin su kaynaklarının nasıl tükendiğini, yakınlarındaki göllerin nasıl kuruduğunu, şehrinde yaşanan sel felaketinin ve aşırı sıcakların kaynağının iklim krizi olduğunu anlatırsanız bu daha somut bir hal alacaktır. Dolayısıyla, krizin bireylerin gündelik hayatına etkilerini sunmak, onların kavrayacağı terimleri, ifadeleri kullanmak, onlara yakın gelen, daha somut görseller oluşturmak, bireylerin iklim hareketine daha çok katılımlarını sağlayacaktır,” ifadelerini kullandı.

İklim krizi iletişiminde öğrencilerin rolü

Akademi tarafında farkındalık yaratmak ve öğrencilerin iklim krizi konusunda harekete geçmeleri ve sorumluluk almaları için öğrencileri teşvik ettiklerini belirten Doç. Dr. Hassan, öğrencilerin aktif birer medya çalışanı olmalarını sağlamak istediklerinin altını çiziyor.

“Bu kapsamda iklim krizinin ne olduğunu, süreçlerini, sonuçlarını, Türkiye’nin bu meselenin neresinde olduğunu, krizin sadece sıcaklıkla ilgili olmadığını, toplumsal ve küresel bir sorun olduğunu anlatmayı, konu hakkındaki tüm kavramları öğrenmelerini ve iklim krizini tüm yönleriyle araştırabilmelerini hedefliyoruz.”

Dijitalleşmenin ve sosyal medyanın öğrencilerin hayatındaki önemine dikkat çeken Hassan, sosyal medyayı kullanarak proje ve fikir üretmenin öğrenciler açısından daha ilgi çekici olduğunu düşünüyor ve ekliyor:

“Bunun yanı sıra 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren çevre ve iklim değişikliği dersi ortaokul 6, 7 veya 8. sınıflarda, haftada 2 ders saati olmak üzere toplam 72 saat seçmeli okutulacak. Bunun gibi bir eğitim politikası çerçevesinde her eğitim seviyesinde, hatta üniversitede her fakültede tüm bölümlerde iklim krizini anlatan dersleri müfredata eklemek önemli. Çünkü bu konuda herkesin geliştireceği davranışa ve üreteceği fikre ihtiyaç var.”

İklim gazeteciliğinde bilimsel okuryazarlığın önemi

Doç. Dr. Hassan özellikle iklim habercilerinin bilim ile kamu arasında işlev gördüğünün, bol bol bilimsel okuma yapmaları gerektiğinin altını çiziyor.

“İklim habercilerinin bilim iletişimcileri olmaları da önemli. İklim habercileri bilim ile kamu arasında bir köprü işlevi görür. İklim biliminin söylemlerini, toplumun diline dönüştürür ve toplumun bunları anlamasına, kavramasına, farkına varmasına ve harekete geçmesine olanak sağlar. Ayrıca gazetecilerin, bilim insanlarının çalışmalarını takip etmeleri, okumaları gerektiğini düşünüyorum. Her bilimsel çalışma; bir sorunu ele alarak, belli kurallar çerçevesinde inceler, sorunların asıl kaynağı üzerinde tartışmalar yürütür, bir sonuca varır ve öneriler sunar. Bunun yanı sıra gazeteciler kamu adına politika yapıcılarının karar almalarında ve harekete geçmelerinde de etkindir. Yani sadece halkın bilinçlenmesi değil, politik ve ekonomik olarak da alınması gereken kararlar hakkında gazetecilerin sağlayacakları katkıya ihtiyaç var.”

İklim haberciliğinde uzmanlaşma

Tavsiyeler safhasında ise bir diğer önemli nokta konular arasındaki bağıntılar. Hassan, “Çevre gazeteciliği kapsamında iklim haberciliği de yapan çok başarılı internet haber siteleri ve gazeteciler var. Bu konuda gerçekten değerli katkılarda bulunuyorlar. Bence asıl sorunumuz ana akım medyadaki gazeteciler. İklim krizi çok yakın gelecekte Türkiye’nin göç, tarım, sağlık, ekonomi, eğitim, gıda, barınma politikalarını derinden etkileyecek bir konu. Etkileri aslında çoktan başladı. Ülkenin birçok şehrinde yaşanan sel felaketleri, hortumlar, fırtınalar, aşırı sıcaklıklar, Akdeniz Havzasında yer alan başka ülkelerden gelen insanların Karadeniz şehirlerinde ev, arazi satın almaları gibi durumların anlamlarını bulmak gerekiyor. Bu nedenle iklim krizi konusuna geniş bir perspektiften bakmak, klimatologları takip etmek, raporlarını okumak, anlayabilmek ve bağlamlarını kurmak gerekiyor. Kısacası ‘uzmanlaşmak’ oldukça önemli ve bilimsel verilerle hareket etmenin hayati önemde olduğunu düşünüyorum,” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir
Daha fazlasını oku

Uçan halı ve gazetecilik

Türkiye’den bir grup gazeteci Doğu Londra’da adres arıyoruz. Bir yerel gazeteyi ziyaret edeceğiz. Ancak navigasyon, bizi Bow semtinin…