Habere güven ve güvensizlik: Reuters’ın araştırması üzerinden bir değerlendirme

Reuters Enstitüsü tarafından yürütülen ve Facebook Gazetecilik Projesi tarafından desteklenen “Habere Güven” başlıklı araştırma projesi Nisan 2020’den beri devam ediyor. Niteliksel ve niceliksel veri toplama tekniklerine aynı anda yaslanan; haber kullanıcıları, haber üreticileri ve çeşitli paydaşlar üzerinden sorulara yanıt arayan araştırmanın amaçları arasında farklı bağlamlarda değişen güven olgusunu anlamak ve yayıncılar ve platformlar için kanıt temelli öneriler geliştirmek yer alıyor. Projenin eğildiği ülkeler Brezilya, Hindistan, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri. Medya ekosistemleri arasındaki farklılıklar kadar bazı benzerliklerle de tanımlanabilecek olan bu ülkelerde karşılaştırmalı bir araştırma yürütmek toplamda bir milyarı aşan internet kullanıcısı üzerinden habere güven etrafındaki çeşitli sorulara yanıt aramak anlamına geliyor. Bu anlamda oldukça kapsamlı, literatürde güçlü iz bırakacak bir projeden söz ediyoruz.

Habere güvenmeyen okur haberi nasıl anlamlandırıyor?

Benjamin Toff’un liderliğinde yürütülen bu araştırma kapsamında yayınlanan raporlara geçtiğimiz günlerde bir yenisi eklendi. Daha önceki dört rapordan farklı olarak bu rapor kendi ekosistemlerindeki haber organizasyonlarına güveni düşük olan haber kullanıcılarına odaklanıyor. Dört ülkede toplamda yüz kişiyle yapılan derinlemesine görüşmelerden yola çıkarak yanıt aranan soru şu: Haber kurumlarına güvensizlik belirten kullanıcılar sosyal medyayı, mesajlaşma uygulamalarını ve arama motorlarını kullanırken karşılaştıkları haberleri nasıl anlamlandırıyorlar? Araştırma ekibi bu soruya Facebook, WhatsApp ve Google kullanımı üzerinden cevap ararken özel bir mülakat tekniği kullanmış. Katılımcı öznelerden mülakat esnasında gerçek zamanlı olarak bu mecraları kullanmaları istenmiş. Amaç katılımcıların gündelik hayat akışındaki olağan medya kullanımına mümkün olduğu kadar yakın bir fotoğraf çekebilmek.

Habere güven haberin konusuna göre mi oluşuyor?

Araştırma sonuçlarına göre habere güvensiz bu kesim dijital platformları habere erişim amacıyla kullanmıyor. Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve arama motorları bu kişiler için habere erişim dışında farklı anlamlar taşıyor. Dijital ortamda var olmak yakınlarla iletişim kurmak, eğlenceli zaman geçirmek gibi başka amaçlara hizmet ediyor. Diğer yandan, habere güven haberin konusuna göre şekillenen bir fenomen. Kullanıcılar haber türüne ve kurumlarına genel bir güvensizlikten söz ediyor olsalar da konu siyaset ya da politikleşmiş başlıklara gelince bu güvensizliğin kalibresi, yoğunluğu artmakta. Bu tespit İstanbul’da Mart 2019’daki yerel seçimlerin hemen öncesinde Çiğdem Bozdağ ile gerçekleştirdiğimiz niteliksel araştırmanın bulgularıyla paralel. Görüşmecilerimizin çoğu siyasi konulu haberlere gerek güven duyma gerekse bu haberlerle yorum yaparak ya da paylaşarak etkileşime girme konusunda imtina ettiklerini ifade etmişlerdi (Koçer & Bozdağ, 2020). Popülist siyasi retoriğin, kutuplaşmanın ve otoriterlik eğilimlerinin baskın olduğu bağlamlarda dijital ortamlarda siyasi haberlerden kaçınılması habere duyulan güvensizlikle de paralel bir sonuç

Hızlı yargıda bulunan okur neye göre etkileşime giriyor?

Reuters ekibinin bulguları arasında en ilgi çekici olan ise kullanıcıların haberle karşılaştıklarında ne yaptıkları. Habere güvensizlik belirten ve sosyal ağları haber için kullanmayan bu kesim başka amaçlarla bulundukları bu ağlarda haberle karşılaştıklarında tıklamadan, fazla temas etmeden hangi yollarla haberi değerlendiriyor? Bu karşılaşma anındaki algılarını hangi faktörler şekillendiriyor? Reuters ekibi karşılaşma anında ellerindeki sınırlı veriye dayanarak ne yapacağına karar veren kullanıcıların değerlendirme mekanizmalarını çabuk ve düşünmeden verilen karar/hüküm anlamında “snap judgement” olarak adlandırmış ve altı farklı mekanizma tespit etmiş. Bu mekanizmalar kaynağın tanıdık olması, başlığın tonu, haberi paylaşan kişi, reklam ve sponsorluk bağlantıları, haberde kullanılan görsellerin yanı sıra platform sağlarlığına dayalı ipuçlarını da içeriyor. Örneğin Facebook’ta karşılaşılan bir haberin aldığı beğeni ya da WhatsApp’ta paylaşılan haberin paylaşıldığı grup gibi ipuçları pek çok kullanıcı için söz konusu haberle etkileşme kararını verirken önemli. 

Reuters Enstitüsü

Karşılaştığınız bilginin yanlış olduğunu nasıl anlarsınız?

Türkiye’de sosyal medyada yanlış bilginin yayılımı hakkında yürüttüğümüz İnfodemiLab projesi kapsamında habere güveni belirleyen faktörleri araştırmıştık. Reuters çalışmasından farklı olarak örneklemimiz habere güveni düşük kesimle sınırlı değildi. Yine de bazı bulgularımız Reuters ekibinin Brezilya, Hindistan, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nde vardığı sonuçlarla örtüşüyor.

Türkiyeli sosyal medya kullanıcılarının enformasyon ve haberle temaslarını çerçeveleyen mekanizmaları anlamak üzere uyguladığımız Türkiye temsili ankette açık uçlu şöyle bir soru sormuştuk: “Karşılaştığınız bilginin yanlış olduğunu nasıl anlarsınız?” Bu soruyu sessizce çerçeveleyen konu elbette habere güveni belirleyen faktörler. Aldığımız yanıtları analiz ettiğimizde ağlarda karşılaşılan bilgiyle ilgili hüküm verirken kullanılan dört temel mekanizma ortaya çıktı. Kullanıcılar ilk olarak haberin metinsel özelliklerine bakarak güven hükmünde bulunduklarını belirtiyorlar. Örneğin haber başlığı ve içeriği örtüşmüyorsa, kullanılan görsel haberle uyumsuzsa veya haber metninde bilimsel verilerden ziyade yargılar bulunuyorsa kullanıcılar o habere ve/ya haberi hazırlayan kuruma güvensizlik duyduklarını ifade ediyorlar. Metinsel özellikleri haber kaynağına olan sosyal mesafe/yakınlık kriteri takip ediyor. Aile ve arkadaşlardan gelen ya da takip edilen haber organizasyonlarından erişilen haberlere duyulan güven daha yüksek. Zira diğer anket sorularıyla da tespit ettiğimiz gibi pandemi sürecinde en çok güvenilen haber ve bilgi kaynakları yaşananlara tanık olduğunu belirten kişiler ile aile ve arkadaşlar gibi yakın sosyal çevre. Salgınla beraber gerek sosyal medyada gerekse konvansiyonel medyada görülen bilgi kirliliği, bilgi kaynağının yaşananlara tanık olması (daha spesifik olarak sağlık çalışanı olması) ve sosyal çevreden (doğrudan tanınan biri) olmasının araştırma katılımcılarımızın gözünden bilginin otantikleştirilmesi açısından merkezi bir yer edinmesine neden olmuş. Üçüncü işleme mekanizması olarak karşımıza politik ipuçları çıkıyor. Örneğin, katılımcının baktığı yere göre haber “yandaş” medyadan ya da kişinin kendi düşüncesine uymayan “muhalif” kaynaklardan geliyorsa rahatlıkla yanlış bilgi hükmü verilebiliyor. Son mekanizma ise bizim ethos olarak adlandırdığımız kaynağın kendinden menkul bir kredibiliteye sahip olduğu varsayımından şekilleniyor. Örneğin, “Sağlık Bakanlığı açıkladıysa doğrudur” ya da “TTB’nin verilerine güvenirim” ifadelerindeki hüküm gibi. Elbette herhangi bir kredibilite atfı Türkiye gibi bir ortamda siyasi kutuplaşmadan bağımsız şekilde yapılamıyor. 

Habere güven fenomeni: Bir altyapı meselesi mi?

Güven; habere erişim, haber tüketimi ve paylaşım gibi pek çok pratiği şekillendiren bir fenomen. Dolayısıyla farklı bağlamlar üzerinden, karşılaştırmalı olarak ele alınması önemli. Diğer yandan habere güvenden tam olarak neyi kastediyoruz, güveni operasyonel olarak nasıl tanımlayabiliriz sorularına vereceğimiz cevaplar ampirik araştırmaların öncülü olmalı. Bu doğrultuda yakın zamanda yayınlanan birkaç çalışmaya başka yazılarda tekrar değinmek üzere atıfta bulunarak bu yazıyı sonlandıralım.

Kozinets vd. (2020) post-truth yani hakikat sonrası çağda güvenin yurttaşların kamusal alanla ilişki kurmasındaki rolünün zayıfladığını vurguluyor ve çağımızın aslında post-trust yani güven sonrası bir çağ olduğunu belirtiyor. Yurttaşların siyasi elitleri ya da haber kaynaklarını değerlendirmesinde güvenin ağırlığını kaybetmesine İnfodemiLab çalışmasında da sıklıkla şahit olduk. Örneğin, Eylül 2020’de Sağlık Bakanlığı’nın hasta ve vaka sayıları arasında yarattığı muğlaklık sonucunda AKP seçmeni olduğunu belirten katılımcıların Fahrettin Koca’ya duydukları yüksek güvende kayıp yaşadığını ancak bu kesimin yine de Koca’nın, hükümetin ve devletin iradesini ve uygulamalarını çeşitli şekillerde meşrulaştırarak kendi güvensizliğini tamir ettiğini niteliksel verilerle tespit ettik. Tam da Kozinets vd.’nin güven sonrası çağ olarak nitelediği ortamı betimleyen bir örnek.

Diğer yandan, güven ve güvensizliği birbirine karşıt iki fenomen olarak düşünmek zaten oldukça verimsiz. Rice ve Taylor (2020) siyasi elitlere duyulan güveni güvensizlikle bir karşıtlık hâlinde tanımlamaktansa iletişimsel ve ilişkisel bağlamlara içkin dinamik ve pratikte anlam kazanan nosyonlar olarak ele almanın önemini vurguluyor. Böyle bir ele alış farklı bağlamlarda farklı güven tanımları yapmamıza da imkân veriyor.

Habere güven konusuna gelince, Moran & Nechushtai’nin (2022) çok yakın zamanda yayınlanan makalesi oldukça zihin açıcı. Moran & Nechushtai habere güveni sadece haber kullanıcıları üzerinden tanımlamanın sınırlayıcı olduğunu vurguluyor ve habere güveni bir altyapı (infrastructure) meselesi olarak masaya yatırıyor. Buna göre, habere güven haber türünü mümkün kılan sosyoteknik ve fiziksel altyapıya içkin bir nosyon. Yani finansmanı, üretimi, dolaşımı ve kullanımı çerçeveleyen bu altyapıyı bütünsel olarak ele almadan sadece kullanıcı ya da sadece politik ekonomi üzerinden habere güveni ele almak yanıltıcı olabilir. Bu yaklaşım da haber kullanımı literatüründe ihtiyacını duyduğumuz bağlamsal ve karşılaştırmalı çalışmalara ön açacak nüveleri barındırdığı için önemli. 


Yararlanılan kaynaklar

  • Koçer, S., & Bozdağ, Ç. (2020). News-Sharing Repertoires on Social Media in the Context of Networked Authoritarianism: The Case of Turkey. International Journal of Communication, 14(0), 19.
  • Kozinets, R. V., Gershoff, A. D., & White, T. B. (2020). Introduction to Special Issue: Trust in Doubt: Consuming in a Post-Truth World. Journal of the Association for Consumer Research, 5(2), 130-136.
  • Moran, R. E., & Nechushtai, E. (2022). Before reception: Trust in the news as infrastructure. Journalism, 2022(0), 146488492110489. https://doi.org/10.1177/14648849211048961
  • Rice, C., & Taylor, M. (2020). ‘What they say peters down’: How non-profit leaders assess the trustworthiness of government – Elite discourse and distrust in post-conflict Northern Ireland. Public Relations Inquiry, 9(3), 237–256. https://doi.org/10.1177/2046147X20920808
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir