Ne Okuyoruz

Ünlü gazeteciler de hesap verebilir olmalı

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Gazetecilerin yaptıkları işleri, özellikle de büyük araştırmaları, ciddi bir özenle ve her adımda kesin bir şekilde sunması çok önemli. Bunu ister kişisel ününüz, ister kitlelerin memnuniyeti (bazen ikisi için birden) göz ardı ettiğiniz zaman büyük bir tartışmanın merkezinde kendinizi bulabilirsiniz. Bu hafta Ronan Farrow kendisini tam olarak böyle bir durumda buldu ve medya camiasının gündemi hâline geldi. Ben de bu konuyu “Haftanın Odağı”nda sizler için özetledim.

“Ne Okuduk” bölümünde ise Spotify’ın son podcast hamlesinin yaratabileceği etkileri, “viral” kavramından uzaklaşmamızı ve medya gündeminin diğer önemli başlıklarını derledim. Kriz Raporu da bu bölümün mini serisi olarak devam ediyor.

Bu haftalık benden bu kadar. Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Ben Mericli/Merriam-Webster.

Bu hafta ne okuduk?

SPOTIFY PODCAST’İ KONTROL YOLUNDA

Spotify’ın podcast alanında giderek daha büyük bir rol oynamak istediğinden ve bu konuda yaptığı hamlelerden bültende daha önce de bahsetmiştim. Bu hafta ise olabilecek en büyük adımlardan birisini attı ve bu adım podcast sektörü için yeni bir dönemin başlamasına sebep olabilir.

ABD’de podcastin en büyük isimlerinden birisi olan Joe Rogan’ın tüm podcast ve video arşivini Spotify’a taşıyacağını ve bu taşınmanın aynı zamanda diğer tüm platformlardan da çekilmesi anlamına geldiğini öğrendik. Bunun podcast alanındaki en büyük transferlerden birisi olmasını ve Spotify’ın video içeriğe de kapı açıyor olmasını bir kenara koyacak olursak, bu gelişmenin podcast sektörü için birçok tehlikeli gelişmeyi de beraberinde getirmesi muhtemel.

Platforma özel podcastlerin normalleşmesi ve özellikle büyük isimlere büyük para yatırılması alanın tekelleşmeye, platformlara hapsolmaya ve sektördeki paranın büyük isimlerde kalıp daha küçük aktörlerin gelir bulma zorluğu yaşamasına sebep olabilir. Her ne kadar “transfer” ve “100 milyon dolar” gibi kelimeleri ilk bakışta sektör büyüdü şeklinde okumak mümkün olsa da, bu dalga yakın zamanda büyümeden duraklamaya geçişe de sebep olabilir.

FARKLI HABERLER YAPMAK İSTERKEN DİKKATLİ OLMALI

Pandemi ile birlikte gündemimizin önemli bir kısmını tek bir konu kaplamış durumda. Bu da kaçınılmaz olarak yapılabilecek haberlerin çerçevesini de daraltıyor. Bu noktada konuya daha farklı yaklaşabilen veya ön planda olmayan noktaları ele alabilen gazeteciler daha avantajlı bir konuma geliyor.

Fakat bu farklılaşma çabası beraberinde kimi riskleri de taşıyor. Bunun başında da kimi sorunlu ya da yanlış bilgileri gündem hâline getirmek ya da olduğundan daha büyük bir şeye dönüştürmek. Bu da genellikle birilerinin ortaya attığı en asılsız iddiaları bile anında haberleştirmek veya sırf farklı olduğu için kimi konuları gündeme dönüştürmek şeklinde karşımıza çıkıyor. Bu noktada gazetecilerin sorumluluğu büyük. Farklı perspektifleri gündeme getirmek önemli ama bunu yaparken tehlikeli veya asılsız konuları eleyebilmek lazım.

“VİRAL” DEMEKTEN VAZGEÇSEK Mİ?

Sosyal medyayla birlikte dilimize giren kavramlardan birisiydi “viral”. Viral olmak bir hedef, viral içerik internette başarının anahtarı olarak görüyorduk. Ne var ki, bir anda kelimenin gerçek anlamıyla viral olan SARS-cov-2 hayatlarımızı alt üst edince bu kavramı kullanmaktan yavaş yavaş kaçınmaya başladık.

MIT Technology Review’da yayınlanan bir yazı, bunu bir fırsat olarak değerlendirip kelimeyi tamamen sözlüğümüzden çıkarmamızı öneriyor. Kavrama ve kullanımına getirdikleri eleştiriler üzerine biraz düşündüğünüzde oldukça makul. Özellikle de viral içeriğin genellikle manipülasyonu ve özellikle bu amaçla tasarlanmayı beraberinde getirdiğini düşündüğümüzde yalnızca bu kavramı değil o yaklaşımla içerik üretme güdüsünü de tamamen hayatımızdan çıkarmak hepimiz için iyi bir gelişme olabilir.

KRİZ RAPORU: KAPANAN GELİR KAPILARI, ARTAN KARAMSARLIK

Krizin etkisini tam güç hissetmeye devam ettiğimiz bir hafta daha geride kaldı. Her ne kadar ileriye dönük stratejiler üzerine düşünülse de, genel olarak kaçınılmaz bir karamsarlığın hâkim olduğu açık.

Bu karamsarlığın kaçınılmaz olmasının temel sebebi ise giderek daralan gelir modeli seçenekleri. Reklamların ne kadar kötü durumda olduğunu biliyoruz, abonelik de hâlâ herkes için bir çözüm değil. Bunun üzerine bir de pandemi ile birlikte fiziksel etkinlik ve video gibi içerik ve gelir modellerinin tamamen masadan kalkması gazeteciler ve medya sektörü için durumu daha da zorlaştırıyor. Abonelik sayısı artsa bile bu etkiler yüzünden küçülmek zorunda kalan The Atlantic bunun örneklerinden birisi.

İlginizi çekebilir:
Troller, Excel dosyaları, emoji eşitliği ve güven sorunu

Bu dönemden sonra medyanın gelir modelleri konusunda kökten bir dönüşüm yaşaması artık kaçınılmaz. Fakat bu dönüşümün nasıl olacağını şu anda söylemek mümkün değil. Her türlü ihtimale açık bir sürece giriyoruz, orası kesin.

KISA KISA
  • Facebook, GIF platformu GIPHY’yi satın aldı ve Instagram’ın çatısı altına koydu. Bunun da yan etkileri olabilir.
  • Microsoft, Office ürünlerine getireceği Fluid teknolojisi ile tek bir dosyanın içerisinde Office ürünlerinin hepsini bloklar hâlinde kullanabilmenizi sağlayacak.
  • İngiltere, haber tüketimindeki artışın ardından insanların haberden kaçmaya başladığı döneme girdi.
  • Memberkit 1.0, abonelik sisteminizi kurarken elinizdeki analytics verilerini daha verimli kullanmanıza yardımcı olacak yeni bir araç.
  • New York Times bu yılın sonunda sitesinde aracılar ile reklam verisi toplamayı tamamen durduruyor.
  • Koronavirüs odaklı dolandırıcılık reklamları artışta. Sitenize reklam alıyorsanız dikkatli olun.
  • Koronavirüs ve onu anlayışımızın aylar içerisinde nasıl değiştiğine dair keyifli bir okuma.
  • Uzaktan çalışmaya sıcak bakanların sayısı giderek artıyor ama yine de akıntıya kapılmadan önce soğukkanlı düşünmek gerek.

Mike Pont / Getty Images

Haftanın odağı: Gazetecilik, ün ve hesap verebilir olmak

Gazetecilik tanımlanırken en sık kullanılan kalıplardan bir tanesi, gazetecinin görevlerinden birisinin kişilerin ve kurumların hesap verebilir olmasını sağlamak olduğudur. Bu yüzden gazeteciler toplum için önemlidir ve onların ürettikleri ile etrafımızda olan bitenleri daha şeffaf bir şekilde görebiliriz.

Fakat yakın zamanda yaşanan birçok değişim hem bu tanımın sorgulanmasına hem de gazetecilerin kendisinin şeffaflığı ve hesap verebilir olması gerekliliğine dikkatimizi çekiyor. Geçtiğimiz hafta ABD’de gazeteciliğin ünlü isimlerinin merkezinde olduğu bir tartışma da bize bunu bir kez daha hatırlattı.

Ben Smith, geçtiğimiz yıllarda ABD’nin en ünlü gazetecilerinden birisi olan Ronan Farrow’un yaptığı haberleri ve yazdıklarını detaylı bir şekilde incelediği yazısı ile önemli bir tartışmanın iki farklı boyutunu birden gündeme taşıdı. “Ünlü gazeteciler” ve belirli bir kesime hitap eden gazetecilik işleri söz konusu olduğunda şeffaflık ve hesap verebilirlik nereye kayboluyor?

Yazının ardından tartışma giderek büyüdü. Kimileri Smith’in yazısını tam isabet olarak değerlendirirken, bir kesim de Farrow’a haksızlık yapıldığını düşünüyor. Haksızlık ya da değil, Smith’in yazısı genel olarak gazeteciliğin güncel durumuna dair kimi önemli sorunları hatırlamak için önemli bir fırsat.

Bunların başında “ünlü gazeteci” meselesi geliyor. Gazetecilerin yaptıkları işleri ile bilinir hâle gelmesi ve bir okur kitlesi yaratabilmesi güzel, fakat bu durum rockstar seviyesine vardığı noktada işler sorunlu bir hâle gelebilir. Bu sorunların başında da ünlü bir gazetecinin yaptığı işin sorgulanmaması ve fanların o gazeteciye dair hiçbir eleştiriyi kabul etmeyip saldırganlaşması geliyor —Farrow’un tweetinin altındaki cevaplar buna bir örnek.

İkincisi ise belirli bir kesime veya hedefe hitap eden gazeteciliğin dokunulmazlığı sorunu. Eğer yapılan gazetecilik bizim görüşlerimiz ile uyuşuyor ya da sonunda ulaştığı nokta bize doğru geliyorsa birçok şeye göz yummaya hazır oluyoruz. Smith’in yazısında adlandırdığı “resistance journalism” tam olarak böyle bir şey. Ama bu yaklaşımın ileride daha büyük sorunları getirmesi kaçınılmaz. Bu yüzden de her ne kadar şahane bir gazetecilik anlatısı kursanız da, sonuçta doğru bir yere varsanız da doğrulamadan ve kaynak peşinde koşmaktan taviz vermemek gerekiyor.

Elbette tarafsız gazetecilik gibi sorunlu bir tanımı tekrar ısıtıp önünüze koymayacağım. Ya da gazeteciler arka planda kalıp ünlü olmasınlar diyecek hâlim yok. Bunlar artık gazeteciliğin normalleri. Ama bu normaller gazeteciliği önemli kılan kimi etik kurallardan da vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Bu dengenin bir şekilde kurulması şart.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Kadın Yazılım Tasarım Kooperatifi: “Rekabet için değil dayanışma için bir aradayız”

Önceki içerik

Doğu Eroğlu: Gazetecilikteki güç kaybını kırmanın yollarından bir tanesi ihtisaslaşarak pazarlık gücünü artırmak

Sonraki içerik