Ne Okuyoruz

Dijital haberciliği bekleyen dönüşüm

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Bu hafta tüm dünyada gazeteciler tarafından “Digital News Report” haftası olarak kutlandı. Herkesin beklediği Reuters Gazetecilik Enstitüsü’nün yıllık raporu yayınlandı ve okumaya koyulduk. Ben de odak bölümünde rapordan dikkatimi çeken detayları sizlerle paylaştım.

“Ne Okuduk” bölümünde ise Filipinler’de Maria Ressa’nın şaka gibi bir dava ile tutuklanması, mikro ödemeler meselesi ve Quartz’ın düşüş hikâyesi öne çıkan başlıklar.

Bu haftalık benden bu kadar. Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Bu hafta ne okuduk?

GAZETECİ RESSA’YA ZORLA HAPİS CEZASI

Söz konusu gazetecileri cezalandırmaya ve susturmaya çalışmak olduğunda, devletlerin ve mahkemelerin yaratıcı yollara başvurabildiğini biliyoruz ama geçtiğimiz hafta Filipinler’de sonuçlanan dava bu yaratıcılığı başka bir boyuta taşıdı.

Filipinler devlet başkanı Duerte’nin susturmaya çalıştığı gazetecilerden biri olarak ve yaptığı haberlerle bilinen Maria Ressa, 2012 yılında yaptığı bir haberde iş insanı Wilfredo Keng’in uyuşturucu ticareti ve insan kaçakçılığı ilişkilerini yazmıştı. Haberin yayınlanmasından dört ay sonra Filipinler’de çıkan bir yasa, bu tarz haberlerin iftira iddiasıyla dava edilmesine izin verse de haber yasadan önce yayınlandığı için kapsam dışıydı.

Ressa’nın giderek hedef hâline gelmesi ile bu yasayı bir şekilde kullanmaya karar verdiler. 2014 yılında haberi yayınlayan Rappler bir yazım hatasını fark edip düzelttiği için bunu tekrar yayınlama kabul edip haberi yasa kapsamına aldılar ve dava açtılar. Geçtiğimiz hafta sonuçlanan davada Ressa ve eski meslektaşı Reynaldo Santos “siber iftira” suçlaması ile 6 yıl hapis cezası aldı. Bu zorlama ve sorunlu karara uluslararası tepkiler geldi ve avukatları da itiraz edeceklerini söylediler.

FACEBOOK’UN HABERLERE İHTİYACI YOKMUŞ

Facebook ve Google’ın haberler ve gazetecilik ile ilişkisi her geçen hafta daha da ilginç hâllere bürünüyor. Bir yandan yıllar içerisinde platformlarındaki haber içerikleri üzerine farklı girişimlerde bulunmaları, diğer yandan farklı yollarla gazetecilere fon sağlamaları gazeteciliğe değer verdiklerini düşünmemize neden oluyor.

Fakat bazen de bunun tam tersini iddia edebiliyorlar. Avustralya’da devlet ve medya kurumları bir araya gelerek Facebook ve Google’ın kullandıkları (yani aramalarda, trendlerde ve paylaşımlarda görünen) haberler için haber sahibi kurumlara ödeme yapması konusunda baskı yaptı. Bunun üzerine Avustralya’da Facebook, ilginç bir adım atarak doğrudan “Platformda hiç haber olmasa bile bunun bize etkisi önemsiz olur,” dedi. Google da Avustralya’da benzer şekilde haberlerin platform için çok da değerli olmadığını söyledi.

Tüm bunlar aslında bu devlere ne kadar kontrolsüz bir güç verdiğimizin işareti. İnterneti giderek daha rahat bir şekilde kontrol edebilmeleri ile birlikte artık hiç çekinmeden “bizim için o kadar da değerli değilsiniz” diyebiliyorlar. Bu da bağımsız modeller için girişimde bulunmak dışında başka bir seçeneğimiz kalmadığının bir kanıtı.

MİKRO ÖDEMELER GAZETECİLİĞE TERS Mİ?

Dijital yayıncılıkta gelir modellerinden bahsederken sıkça karşımıza çıkan ve özetle insanların okudukları haber/yazı başına ödeme yapmasını sağlayacak bir sistem olarak tanımlayabileceğimiz mikro ödemeler; her ne kadar cazip görünse de henüz verimli bir şekilde kullanıldığı bir örneğini görmedik.

James Ball, bunu mikro ödeme sisteminin gazetecilikle uyumsuz olmasıyla açıklıyor. Bir gazete veya dergi alırken ya da bir haber sitesini okurken genellikle onu bir bütün olarak düşünürüz. Bu da aslında haberleri ve diğer içerikleri bağımsız görmediğimiz anlamına geliyor. Tek bir haber için ödeme yapmak bu bakış açısı ile uyuşmadığı için de yeterli ivmeyi yakalayamıyor.

Mikro ödemelerin genellikle ne aldığını bildiğin sistemlerde verimli olması da gazetecilik ile uyumsuz olmasının bir diğer sebebi. Abone olmadığımız bir sitede tek bir yazı için ödeme yapıp sonra pişman olma ihtimalimiz, bir bilgisayar oyununda yeni bir kostüm veya ek özellik alıp da pişman olma ihtimalimizden çok daha yüksek. Çünkü ikincisinde o parayı neden verdiğimizi bilirken, ilkinde bir risk alıyoruz.

İlginizi çekebilir:
Kamusal platformlar, burnout, Greenwald vs. Bolsonaro
QUARTZ’IN ACI HİKÂYESİ

Quartz dijitalde doğan medya kurumları arasında BuzzFeed ve Vice ile birlikte öncülerden birisiydi. Yenilikçi yaklaşımları ve The Economist ve Financial Times gibi yayınların tekelinde olan bir alana yeni bir soluk getirmeleri, hızlı bir şekilde büyümelerini sağladı. Fakat şu anda durumları oldukça karanlık.

Digiday’de yayınlanan bu yazı Quartz’ın yükseliş ve düşüş öyküsünü çok güzel bir şekilde özetliyor. Bu öykü aynı zamanda dijital medyanın geçirdiği süreçleri ve günümüzde dijital odaklı yayıncılığın durumunu da anlamamıza yardımcı olabilir. Bu yüzden günümüz koşulları üzerine düşünen herkesin okumasında fayda var.

KISA KISA
  • Hamilton Nolan, Jeff Bezos’un Washington Post’taki gelir adaletsizliğini kolayca çözebileceği hâlde çözmediğini söylüyor.
  • Teyit, önemli bir büyüme adımı atarak Azerbaycan’da yayına başlıyor.
  • CJR ve Tow, ABD’de özellikle yerel basının içinde bulunduğu krize odaklanan The Journalism Crisis Project isimli bir projeyi hayata geçirdi.
  • Kitle fonlama platformu fongogo, Patreon benzeri aylık destek sistemi Kumbara’yı hayata geçirdi.
  • Twitter ses kaydı şeklinde tweet gönderme özelliği getiriyor.
  • CityLab, Bloomberg çatısı altındaki yeni yayın hayatına başladı.
  • Axios da haber podcasti alanına giriş yapıyor.

Haftanın odağı: Reuters Gazetecilik Enstitüsü 2020 Dijital Haber Raporu

Bir kez daha yılın en güzel döneminde birlikteyiz. Reuters Gazetecilik Enstitüsü tarafından her yıl yayınlanan ve dijital habercilik dünyasının başucu kaynağı olan Dijital Haber Raporu 2020 edisyonu ile karşımızda.

Ülkelere özel detaylı raporlar henüz gelmedi fakat raporla ilgili Türkiye odaklı gözlem ve yorumları okumak isterseniz Sarphan Uzunoğlu’nun yazısı ve Teyit’te Kansu Ekin Tanca’nın yazısını tavsiye edebilirim.

Bu haftanın odağında raporun küresel olarak bize neler söylediğini ve önümüzdeki dönemde karşımıza çıkabilecek trendlere dair gözlemlerimi paylaşacağım.

Raporda görmeyi beklediğim değişimlerden birisi televizyonun pandemi ile birlikte yükselişe geçmesiydi. Pandemi ile birlikte gelen panik ve evde kalma mecburiyeti bu yükselişi kaçınılmaz kıldı. Fakat görebildiğim kadarıyla dünyada televizyon haberciliği bunu değerlendirmeye ve kendilerini geliştirmeye yönelik adımlar atmadı. Bu yüzden de bu yükselişin kalıcı olmasını beklemiyorum.

Rapordan öne çıkartılan iki başlık, dijital habere para verenlerin az da olsa artması ve e-posta ile haber almaya olan ilgi; aslında sosyal medyaya karşı artan şüphecilik sorununa verilen cevaplar. Bu sorunun küresel olduğu ve insanların her ne kadar sosyal medyadan haber almaya devam etseler de şüpheci oldukları ve yanlış bilgi konusundan yakındıkları, raporda da görülüyor.

Sosyal medyaya karşı şüpheciliğin insanları dijital haber sitelerine abone olmaya veya e-bültenler ile haberleri güvenebilecekleri bir kaynaktan almaya itmesi doğal. Bu davranışın önümüzdeki süreçte de yükseleceğini düşünüyorum. Bu yüzden de bu iki alanda daha girişimci ve cesur olmakta fayda var.

Abonelik ve e-bültenlerin yanına podcast de eklenebilirdi ama podcast konusundaki veriler, hâlâ daha kısıtlı bir kesime hitap ettiğini gösteriyor. Eğer hedef kitleniz daha genç okurlarsa podcasti de listeye alabilirsiniz ama diğer gruplarda öncelikli değil.

Son olarak, raporun iklim krizi ve medyanın rolünü ele alan bir özetle beraber gelmesi oldukça önemli. Her ne kadar 2020 bizi birçok büyük sorun ve önemli gündemle meşgul etse de iklim krizi, tehlikesinden hiçbir şey kaybetmeyen bir sorun olarak varolmaya devam ediyor. Özet ve rapordaki ilgili kısımlar, medya kurumlarının bu konuda nelere dikkat etmesi gerektiğini açık bir şekilde gösteriyor.

Rapor kapsamlı ve her detayı ele almak zor. Genel olarak dijital habercilik için ciddi sorunların (yerel haberler, gelir, Koronavirüs) yanı sıra yeni imkânların da (bültenler, podcast ve abonelik potansiyeli) ortaya çıktığı bir dönemdeyiz. Her ne kadar şu anda belirsizlik hâkim görünse de rapor, ileriye dönük dönüşüm planları yapmaya başlamamız gerektiğini söylüyor ve buna nereden başlayabileceğiniz konusunda yardımcı olabilecek verileri de içeriyor.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Reuters Gazetecilik Enstitüsü’nün 2020 raporunda neler var?

Önceki içerik

Türkiye’de podcast ekonomisi mümkün mü?

Sonraki içerik