“Farz et ki bu bir bülten”

n okuyoruz yollarda, hem de Ahmet’siz!

Herkese merhaba, 

Geçen hafta Ahmet Londra’dan bildirmişti, bu hafta hem yazarınız hem de bültenin kaleme alındığı yerler farklı! 

“n okuyoruz”un (sanırım ilk 🤔) konuk yazarı bendeniz, Gülsin Harman. Bülten de İtalya, Fransa ve İsviçre yollarında kâh bir otobüste kâh bir trende (kesinlikle daha rahat) kaleme alındı. Bazen bilgisayarda, bazen de telefonda yazdım. Ücretsiz sürümünü kullanmakta inat ettiğim Evernote ve Google Documents’e de teşekkürlerimi iletirim. Şen şakrak okumalar!

—Gülsin Harman


“Bu iş böyle mi yapılır?”

Sizinkinden dolu olmasın, 2005’ten beri tepe tepe kullandığım bir gmail hesabım var. Nice iş, okul adresleri geldi geçti; hiçbirisi onun kadar sevilmedi. Hızlı bir arama gösterdi ki kayıt olduktan sonra eposta kutuma gelen ilk “ne okuyoruz” bülteni 17 Şubat 2019 tarihli 21 numara. Haliyle NewsLabTurkey’den Duygu, kendimi eski müdavim saymaya hakkım olduğunu düşündüğüm, hiçbir sayısını silmediğim bültenin konuk yazarı olma önerisini getirdiğinde havalara uçtum. 

Aslında bu bülten Ahmet’in her haftaki muhteşem derlemelerine pek benzemeyecek. Son bir yıldır kafamı çok kurcalayan bir soruyla ilgili yakın zamanda ilgimi çeken dört şeyi paylaşacağım. Gazetecilikte ürün odaklı düşünme yani haber tüketicisinin ihtiyaçları ve içeriği nasıl tükettiği konularına bir süredir takığım. Mesela size bu bültenin hangi gün (pazar), hangi saatte (11.00) gönderilmesinden tutun da seçilen fonta, kullanılan emojilere kadar yapılan bütün tercihler sizin bu gazetecilik ürününü nasıl okuyacağınız düşünülerek yapılmış stratejik seçimler. Habercilikte ilk adımı dahi atmadan önce kitlenin düşünülmesi; haberin biçimi, zamanlaması ve yayılması meselelerinde beynimi canlandıran gelişmelere buyrun. Kısacası, geçtiğimiz haftalarda bana “Bu iş böyle mi yapılır?” daha doğrusu “Hımm demek artık bu işler böyle de yapılabiliyor” dedirten dört şey.


BİR İŞ İLANI 

Başvurmayı aklımın ucundan bile geçirmeyeceğim işlerin ilanlarına bakmaya bayılıyorum. Kimi zaman okumakla kalmıyorum, mesleğin nereye doğru evrildiğini görmek için de bazılarını PDF olarak saklıyorum. Geçtiğimiz hafta New York Times, ürün odaklı gazetecilik camiasını heyecanlandıran bir ilan yayınladı. Aranan “Senior Product Manager, Trust”, sanırım “Güvenden Sorumlu Üst Düzey Ürün Müdürü” olarak çevrilebilir; NYT’nin “kitlesinin ulaştıkları her yerde kurumun gazeteciliğine duyduğu güveni artırma” görevini üstlenecek. NYT’nin “haber ürünlerinin kurum değerlerini aktarma ve güven inşa etmedeki” stratejik önemine vurgu yapan ilan haber kurumlarının kitleleriyle kurdukları ilişkide dinamiğin giderek duyguları kapsadığını da kanıtlıyor.

Olur da tıkladığınız zaman açılmazsa bana yazın, hemen pdf halini göndereyim!

🔗 https://nytimes.wd5.myworkdayjobs.com/en-US/NYT/job/New-York-NY/Senior-Product-Manager–Trust_REQ-012761-1

BİR GOOGLE DOC BELGESİ

Madem “Bu iş böyle mi yapılır?” dedik ve şu anda eposta kutunuzda bir bülten okuyorsunuz, o zaman daimi favorilerimden birini paylaşıyorum. Yıllardır eposta üzerinden kitleye ulaşma ve “ilişki kurma” üzerine kafa patlatan Dan Oshinsky’nin her ay sabit bir Google Document belgesine link gönderdiği “Not A Newsletter”.

🔗 https://docs.google.com/document/d/1pySiYQ_5OMsj1U4r5XXLPru0NtiVg2FVaO5INBlNffk/edit

Fran Lebowitz ve Martin Scorsese bir sahnede, ellerinde mikrofonla gülerek oturuyor. Altyazıda "Martin, seyirciler gülüyor" yazıyor.
Netflix

NETFLIX’TE BİR DENEME

Evet, biliyorum dizi yeni değil ama ben anca seyredebildim. New York hayatının kalpsiz ama nüktedan gözlemcisi Fran Lebowitz bir türlü yıllardır oturup deneme kitabı yazamıyor. Yaşayan en iyi yönetmenlerden Martin Scorsese de kafasında çok iyi bir kitap fikri olup da yazmaya takat, zaman ya da iç disiplin bulamayan her yazara böyle dost nasip olsun dedirtecek şekilde Lebowitz’i konuşturuyor. Lebowitz konuşmayı, Scorsese karşısında yarılarak gülmeyi seviyor. Ortaya 6 bölümlük, bir şehir üzerine yazılamasa da söylenmiş en güzel denemeler toparlaması çıkıyor: “Pretend It’s A City” yani “Farz Et ki Bu Bir Şehir”.

🔗 https://www.netflix.com/ch-en/title/81078137

BİR PODCAST 

“Working” podcastinin adı konusundan çok da uzağa gidememiş, meselemiz çalışmak. Dikkatlerimizin parça pinçik olduğu, her taraftan içerik bombardımanına maruz kaldığımız ahir zamanlarda “Working”, her türlü yaratıcıyla konuşuyor, kurgu dışı yaratıcılar dahil. Gazetecilikten gelen iki sunucu June Thomas ve Isaac Butler’ın söyleşi tekniklerini ve konuklarından tam istediklerini alma konusundaki başarıları büyüleyici. Bölümlerin en iyi yanı, üretim ve yaratıcı süreçlerin çilesiyle ilgili dürüstlüğü ve pratik tavsiyelere yoğunlaşması. Çok farklı alanlardan ilham almak da cabası! 

🔗 https://slate.com/podcasts/working


Bana gulsinharman@gmail.com’dan ya da Twitter üzerinden ulaşabilirsiniz.

Herkese iyi haftalar, sevgiler! 

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir