Cyberpunk atmosferde bir sokağın gece görüntüsü.

Nedir bu metaverse dedikleri?

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

⏱ Bu hafta bültenimiz 1532 kelime, okuma süresi yaklaşık 7 dakika.

Bu haftanın odağında metaverse kavramı var. İnternetin evrimi olmak isteyen bu akım ve potansiyellerine bir giriş yaptım. Önümüzdeki aylarda bu kavramı daha çok konuşacağız gibi görünüyor.

“Ne Okuyoruz” bölümünde ise Biden ile Facebook atışması, Hindistan medyasının reklam sorunu ve podcast sektöründeki yeni satın almalar gibi birçok başlığı bulabilirsiniz.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum. 

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Bir duvar önünde dizili Hindistan'da yayınlanan farklı gazeteler.
Wikimedia Commons

Bu hafta ne okuduk?

BIDEN FACEBOOK’A KARŞI

Bir yanda COVID-19 ile birlikte iyice kontrolden çıkan yanlış bilgi sorunu, diğer yanda özellikle ABD’de en önemli gündem maddelerinden birisi olan teknoloji devlerinin denetlenmesi Biden yönetimi ile Silikon Vadisi’nin karşı karşıya gelmesine neden oluyor. Burada en sık öne çıkan aktör ise Facebook.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Biden’ın aşılarla ilgili yanlış bilginin yaygınlığı konusunda “Facebook insanların ölümüne neden oluyor” demesi ve Facebook’un bu bilgilerin yayılmasında büyük payı olduğunu söylemesi ortamı kızıştırdı. Biden’ın özellikle bu konuya değinme sebebi ise yeni bir araştırmanın Facebook’ta 12 kişinin aşı karşıtı komplo teorilerinin büyük bir kısmının kaynağı olduğunu göstermesiydi.

Ama Facebook bu konuda sorumluluk almak yerine aşırı savunmacı bir tavır gösterdi ve “Dürüstlükten Sorumlu Başkan Yardımcısı” Guy Rosen tarafından imzalanan bir blog postu ile bizi günah keçisi ilan etmeye çalışmayın dedi. Rosen’ın geçmişte gençleri izinsiz gözetlediği için Facebook’un başını derde sokan Onavo VPN’in kurucusu olduğu detayını bir kenara bıraksak bile yazının çok da iyi bir savunma olduğunu söylemek mümkün değil.

Yine de burada sadece Facebook’u suçlamanın biraz kolaya kaçmak olduğunu belirtmek gerekiyor. Karşımızdaki sorun çok daha karmaşık ve her ne kadar Facebook bunu kolaylaştırıyor olsa da bunu para kazanmak için yapanlar, Fox News gibi büyük medya aktörleri ve çok daha fazlası da bu sorunda pay sahibi. O yüzden konuyu sadece Facebook ve diğer platformlarla sınırlamamak gerekiyor.

Alakalı: Teknoloji devlerinin denetimi konusunda da geçtiğimiz hafta içerisinde önemli bir gelişme oldu. Biden yönetimi, Adalet Bakanlığı’nın antitröst bölümünün başına denetim konusundaki sert tavrıyla bilinen Jonathen Kanter’i atadı. Yakın zamanda daha fazla antitröst davası ve soruşturması görmemiz mümkün.

PODCAST ALANINDA İKİ BÜYÜK SATIN ALMA

Apple’ın kendi uygulamasında abonelik gibi özellikleri getirmesinden bu yana podcast sektöründe büyük bir haber göremedik. Geçtiğimiz hafta içerisindeki iki önemli satın alma haberi ile bu durgunluktan biraz olsun kurtulduk.

İlk satın alma haberi Substack’ten. E-bülten platformu kendi içerisinde podcast yayınlama imkânı verse de bunu pek ön plana çıkarmıyordu. Fakat geçtiğimiz hafta ABD merkezli podcast stüdyosu Booksmart Studios’u satın alarak bu alanda da kendisini göstermek istediğinin işaretini verdi. E-bülten abonelikleriyle aynı altyapıyı kullanarak podcastlere de abone olunabilmesi bu stüdyonun görünürlüğü ile Substack’in podcast üreticilerinin de dikkatini çekmesini sağlayabilir.

İkinci satın alma ise bir podcast uygulaması. Uzun yıllardır piyasada olan Pocket Casts isimli uygulama, WordPress ve Tumblr’ın sahibi olan Automattic tarafından satın alındı. Daha önceki sahibi olan NPR’ın da dahil olduğu konsorsiyumun uygulamadan zarar ediyor olmasına dair haberler Pocket Casts’in geleceği konusunda şüphe yaratmıştı fakat bu satın alma, uygulamanın ömrünü uzatacaktır diye tahmin ediyorum.

HİNDİSTAN MEDYA KONTROLÜ İÇİN REKLAMLARI KULLANIYOR

Konu siyasetin medyaya müdahale çabası olduğunda dünyanın neresine giderseniz gidin taktikler değişmiyor. En sık gördüğümüz ise parayı ve gelir yollarını kullanarak buna ulaşmaya çalışmak.

Hindistan hükümeti her ne kadar basın özgürlüklerinin şahane olduğunu düşünse de Modi yönetimiyle birlikte basını kontrol etme çabaları giderek sertleşmeye başladı. En son kullanmaya başladıkları yol ise reklamlar üzerinden baskı yaratmak. Muhtemelen tanıdık gelecek bu yol ile Modi yönetimi tarafından sevilmeyen veya hedef gösterilen kurumlar devlet kurumlarının bonkör reklam harcamalarından pay alamazken, şirketler de gazetelerin reklama muhtaç oluşunu kullanarak yapılan haberleri reklamlarını çekme tehditi ile şekillendiriyor. Bu ilişkiler ağı da, reklam gelirine muhtaç gazetelerin haberleri müdahaleye fazlasıyla açık hâle geliyor.

Dünyanın her yerinde basına karşı baskının giderek artması ve benzer taktiklerin uygulanıyor olması fazlasıyla iç karartıcı. Bu durum aynı zamanda gazeteciliğin karşısındaki sorunun yerel olduğu kadar küresel de olduğunun bir işareti. Söz konusu otoriter rejimler olduğunda gazetecilerin gelir yollarını yok etme çabası bu küresel sorunun kendisini en sık gösteren yüzü.

Alakalı: Elbette gazetecilik üzerinde baskı için tek kullanılan yol ekonomi değil. Hong Kong’un mecliste tartıştığı doxxing yasası muğlaklığı ile ifade özgürlüğünü ciddi bir şekilde kısıtlama potansiyeline sahip. Birleşik Krallık’ta ise “Official Secrets Act” üzerinde yapılması planlanan değişiklikler gazetecilerin casus muamelesi görmesine neden olabilir.

HABERLERİN BİR ÖNCELİK SIRASI OLMALI MI?

Haberlerin ve etrafımızda olanlara dair bilgi edinmenin temel bir ihtiyaç olduğu konusunda hemfikir olsak da hangi haberlerin daha önemli olduğu ya da nasıl bir gazetecilik biçimine öncelik vermeli konusunda farklı görüşlere denk gelmek mümkün.

Okurların hangi habere daha öncelikli olarak ihtiyaç duyabileceği ya da bilgiye rahat bir şekilde erişip erişemedikleri gibi konularla birlikte bir bilgi hiyerarşisi tartışmasının gerekli olduğunu savunanlar var. Örneğin kimi zaman bir kriz anında okur için daha öncelikli olan bilgiler veya haberler gazetecilik perspektifinden bakıldığında arka planda kalabiliyor. Bunun bir sonucu olarak da okuru bir eyleme yönlendirebilen çözüm gazeteciliği tarzının yükselişe geçtiğini görüyoruz.

Bu elbette karmaşık ve hem toplum hem de yayının okur kitlesi seviyesinde değişiklik gösterebilecek bir konu. Fakat bir yayın politikası belirleme sürecinde hesaba katılması ve üzerine kafa yorulması gereken önemli bir nokta olduğunu düşünüyorum.

KISA KISA

🎧 Clubhouse artık herkese açık ama gerçekten katılmaya değecek bir şey olduğunu söylemek zor.

🔍 Arama motoru trafiğinizde azalma yaşıyorsanız bu yazı faydalı olabilir.

🌐 Eğer internetin temel kurallarının nasıl belirlendiğini merak ediyorsanız yeni bir taslak üzerinden yaşanan tartışmaları anlatan bu makale oldukça öğretici.

🇮🇷 İran kökenli Amerikalı gazeteci Masih Alinejad’ın New York’ta İran istihbarat çalışanı kişiler tarafından kaçırılmak istenmesi, diğer ülkelerde yaşayan İranlı gazeteciler için de endişe sebebi oldu.

📉 ABD’de birçok medya kurumunun dijital abone sayılarında tutarsızlık olduğu konuşuluyor. Bu durum takip ettiğimiz rakamların güvenilirliği konusunda büyük bir sıkıntı.

🏢 NYT’nin boş ofislerinde çalışmanın nasıl bir his olduğunu merak edenler bu yazıyı okuyabilir.

🚫 Twitter, Cumhuriyetçi meclis üyesi Greene’in hesabına Koronavirüs konusunda yanlış bilgi paylaştığı için uyarı amaçlı 12 saatlik tweet yasağı uyguladı.

🐦 Geçtiğimiz yılın temmuz ayında birçok ünlünün ve siyasetçinin Twitter hesaplarının ele geçirilmesi olayıyla ilgili 22 yaşındaki bir İngiliz tutuklandı.

📺 CNN önümüzdeki yılın başlarında yayına başlayacak olan streaming platformu CNN+ için yüzlerce yeni gazeteciyi işe alacak.

📧 Facebook’un e-bülten platformu Bulletin’e yeni yazarlar katılıyor. En dikkat çeken isim ise Malala Yousafzai.

Haftanın Odağı: Nedir bu metaverse?

Medya teknolojilerinin hızlı gelişimi bizleri birçok yeni ve farklı medya türü ve üretim biçimi ile karşı karşıya bırakıyor. Bir yanda sentetik medya üretimi giderek yaygınlaşıyor ve Bourdain’in söylemediği cümlelerini kendi sesinden duymamıza imkân vererek gerçeği dijitalin içerisinde yeniden üretmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Diğer yanda ise sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik yeni bir yükseliş dalgasına başlıyor. 

Metaverse kavramı da tam burada devreye giriyor. Kavramın kaynağı Neal Stephenson’un meşhur cyberpunk romanı ParazitSnow Crash’te geçen, tamamen şirketler tarafından kontrol edilmekte olan distopik bir sanal dünya. Bu karamsar kökeni şimdilik bir kenara bırakabiliriz ama şu anda metaverse alanının önde gelen isimlerinde bu romanın ilhamı olduğunu da aklımızın bir köşesinde tutalım.

Günümüzde metaverse, Snow Crash’tekine benzeyen ama daha günümüz teknolojilerine uyarlanmış bir yaklaşım. Fazlasıyla basit bir şekilde özetleyecek olursam, normal hayatımızın sanal ve artırılmış gerçeklik ile daha derin bir şekilde harmanlandığı ve dijital-analog ayrımının ortadan kalktığı bir durumdan bahsediliyor

Bunun işaretlerini ise günümüzde görmek mümkün. Telefonlarımız ile Pokemon Go gibi oyunlardan farklı uygulamalara kadar artırılmış gerçekliği aktif bir şekilde kullanıyoruz. Daha metaverse tecrübesine yakın bir örnek ise çevrim içi oyunlar olabilir. World of Warcraft, Destiny 2 veya Eve Online gibi MMO (Massive Multiplayer Online) oyunlar ya da Fortnite, Roblox, Minecraft gibi oyun ve farklı tecrübeleri içerisinde barındıran oyunlar metaverse kavramının tarif etmek istediğine yakın örnekler. Metaverse bunu hayatımızın daha geniş bir parçası, hatta içerisinde yaşanabilecek bir seviye, olarak tanımlıyor.

Bu konuda teknoloji geliştirenler uzun yıllardır hayaller kursa da son dönemde giderek artan bir ilgi var. Bu ilgide kısmen dijital ekonomiye dair NFT ve beraberinde gelen yeni potansiyellerin, kısmen de teknolojinin getirdiği olanakların payı var. Fortnite’ın yapımcı şirketi Epic Games’in CEO’su Tim Sweeney’nin de bu potansiyele ilgiyi çeken isimlerden olması bu etkenlerle alakalı. Kendisi Fortnite’ı bir metaverse yapmak istediğini söylüyor.

Elbette böyle bir konu açıldığında Mark Zuckerberg’in eksik kalması söz konusu olamaz. Facebook’un birçok şey olmasını istediğini söyleyen Zuckerberg, son günlerde Facebook’un bir metaverse olmasını planladığını söylemiş. Kavramın kaynağına dönecek olursak böyle bir isteği olması gayet makul.

Peki tüm bunlar internetin geleceği açısından bize neler söylüyor?

Eğer metaverse trendi daha etkili hâle gelirse bunun etkilerini internetin ve hayatımızın her alanında görmeye başlayacağız. Zaten teknolojinin giderek hayatımıza daha derin bir şekilde entegre olduğu gerçeğini kabul etmişken bu adımı da çok zorlanmadan kabullenebiliriz. Tabii bu dönüşüm medya tüketimi ve interneti kullanım şekillerimizde ciddi dönüşümleri de beraberinde getirebilir. Daha test edilebilir örneklerle karşılaştıkça bunun etkisini daha iyi anlayabileceğiz.

Bir de metaverse tartışmasının önemli bir boyutu aşırı ekonomik bir yaklaşımla ilerliyor olması. Yani metaverse kurmaktan bahseden herkes bunun gelir modelini de düşünüyor ve tasarlıyor. Bu yaklaşımın yaygınlaşması her şeyin gelirleştirildiği bir yaklaşımın yaygınlaşması anlamına da gelebilir. Elbette böyle bir durum farklı toplumlarda farklı şekillerde kendisini gösterecektir. Fakat metaverse kesinlikle para konusunda daha açık konuşan bir akım.

İnternetin ilk zamanlarında Second Life ile başlayan metaverse deneylerinin günümüzde daha fazla potansiyele sahip olduğu ortada. Tüm bunların karşımıza nasıl bir sonuç çıkaracağını kestirmek şu anın erken deneyler ortamında biraz zor. Kesin olan bir şey varsa o da metaverse kavramını ve bunun beraberinde getireceklerini, internet üzerinde bir şeyler yapan herkesin tartışmak zorunda kalacağı. Çünkü internetin her noktasına uzanmak ve internetin evrilmiş versiyonu olmak isteyen bir akım var karşımızda.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir