Haber Odası

Yıldız Tar: Güçlendirici gündelik hayat deneyimleri çok okunuyor

0

Gün geçmiyor ki yaygın medyada ayrımcı, şiddeti körükleyen, besleyen ve meşrulaştıran dile rastlanmasın. Editörlerin yaygın kanılarla haber yazdığı, her nevi içerikte çıplak olana zoomlandığı, nefret dilinin güle oynaya başlığa taşındığı bir medya hâlinden bahsediyoruz.

Karşı mahalle olan LGBTİ+ yayınlarda durum ne? LGBTİ+ habercilik, medyadaki hâkim ayrımcı dile ve toplumsal ezberlere karşı nasıl bir yol izliyor? Heteroseksist dilin, LGBT+ yazılı medyasına sirayet ettiği oluyor mu? Kaos GL dergisi ve internet gazetesi içerik oluşturucularının kendi okuyucuları dışındaki insanlara ulaşma gibi bir dertleri var mı?

kaosGL.org’un editörü ve aynı zamanda (kendi tabiriyle “ne kadar uzun sıfat ayol” dediği) medya ve iletişim program koordinatörü Yıldız Tar anlattı.

Kaos GL dergisinin okurla buluşması nasıl oldu? Tarih en eski nereye gidiyor?

Kaos GL dergisinin ilk sayısı 1994 yılında yayınlansa da, dergiyi çıkartanlar 90’ların başında Güvenpark’ta, evlerde bir araya gelmeye başladılar. Dergi 94 yılından beri okurla buluşuyor. Yayıncılığın yanı sıra Kaos GL, 90’lar ve 2000’lerde örgütlenerek medya, eğitim, çalışma hayatı, akademi, kültür-sanat gibi alanlarda çalışmalarını sürdürdü. 2001 yılında Ankara’da 1 Mayıs’a katıldı, 2003 yılında “Lezbiyen ve Geylerin Sorunları ve Toplumsal Barış İçin Çözüm Arayışları Sempozyumu” ile ilk büyük kamusal etkinliğini düzenlemiş oldu. 2005 yılında resmi olarak dernekleşti ve dernekleşen ilk LGBTİ+ örgütü oldu. 2007 yılında yayın hayatına başlayan kaosGL.org internet gazetesi ile yayıncılığını dijital ortama da taşıdı.

LGBTİ+ yayıncılığın sıkıntıları neler desem ilk aklına gelenler neler?

Birçok sıkıntıdan bahsedebiliriz ama ilk aklıma gelenler: ana akım ve alternatif medyada LGBTİ+’ların hem haber öznesi hem de medyanın eşit bir parçası olarak yer almaması, sansür, alanda yayıncılık yapan yeteri kadar mecranın olmaması, hak ihlallerinin çok yoğun yaşandığı bir alanda habercilik ve yayıncılık yapmaya çalışmak, literatürün diğer alanlara göre yeteri kadar gelişkin olmaması ve belki de en büyük sorun olarak görebileceğimiz, LGBTİ+ yayıncılığını genel anlamda yayıncılık ve haberciliğin bir parçası olarak görmeme, “özel bir alan” olarak tanımlama yaklaşımı…

Az sayıdaki kaynaktan birisiniz, yaşananları siz paylaşmak zorundasınız

LGBTİ+ yayıncılığını genel anlamda yayıncılık ve haberciliğin bir parçası olarak görmeme eleştirin nelere yol açtı sizler açısından?

Kaos GL dergisi ilk günden itibaren medyadaki ayrımcı dil ve sansürü değiştirmeye çalıştı. Bunun yöntemlerini geliştirirken de “kendi hikâyeni anlatmak” gibi bir yaklaşımdan yola çıkıldı. Bu bir tercihten ziyade zorunluluktu. Çünkü LGBTİ+’ların hikâyelerini biz anlatmazsak kimse anlatmıyor. İş başa düşüyor bir bakıma. Bunun sebepleri arasında sansür olduğu kadar, bu meseleyi gündemleştirmek için irade göstermemek, LGBTİ+’ların yaşadıklarının anlatmaya değer olmadığı gibi bir algı da var.

Yine hak ihlallerinin bu kadar yoğun yaşandığı bir alanda, LGBTİ+ hakları alanında yayın yapmak sizi bir süre sonra ister istemez insan hakları ihlallerinin çetelesini tutar bir hâle getiriyor. Bu elbette çok kıymetli bir çalışma ama hikâyenin sadece küçük bir kısmı. Ayrımcılık ve hak ihlallerinin ötesinde deneyimlerimiz de var ancak bazen kaosGL.org ard arda hak ihlalleri haberleri ile dolmak durumunda kalıyor.

Diğer birçok alanda kaynak olarak alabileceğiniz yayınlar var. Ancak kaosGL.org için bir diğer zorluk bu kaynak eksikliği oluyor. Alandaki az sayıdaki kaynaktan birisiniz ve aslında bütün hikâyeleri ve yaşananları siz açığa çıkarmak, paylaşmak zorundasınız.

Kendimizi “muhalif” ya da “alternatif” olarak görmüyoruz

Peki muhalif ya da alternatif mecra içinde kendinizi gördüğünüz yer neresi? Başta, “Ana akım ve alternatif medyada LGBTİ+’ların hem haber öznesi hem de medyanın eşit bir parçası olarak yer almaması” gibi bir eleştirinden bahsettin…

Evet… Biz aslında kendimizi “muhalif” ya da “alternatif” olarak görmüyoruz. O biraz da dışarıdan bize takılan isimlerden bazıları. Kendimizi gördüğümüz yer: LGBTİ+ habercilik ve yayıncılığı. Ve bunu da illa daha geniş bir bağlama oturtacaksak; hak haberciliği ya da hak temelli habercilik denilen yaklaşımın bir parçası olmaya çalışıyoruz.

Bunun yanı sıra kaosGL.org’un ilk sorunda bahsettiğim sebeplerden dolayı biraz da ajans gibi çalışma zorunluluğu doğuyor. Nasıl ki haber ajansları gazetelerin haber kaynakları ise; LGBTİ+ alanında da kaosGL.org gazetelerin ve haber sitelerinin haber kaynağına dönüşüyor.

Çoğu zaman bir kelime üzerine günlerce tartışabiliyoruz

Ters etkiyle… Hetero dilin seksist yaklaşımının dilinize sirayet ettiği oluyor mu?

Dil bana kalırsa hem büyülü hem de çok tehlikeli bir şey. Kuracağınız bir cümle ile okuyan kişiyi güçlendirebilir ya da kudretini elinden alabilirsiniz. Nefret söylemini ve ayrımcılığı kuvvetli kılan da biraz bu belki de. Hâliyle kullandığımız kavramlar, cümle kurulumu bizim için çok önemli bir yerde duruyor. Çoğu zaman bir kelime üzerine günlerce tartışabiliyoruz. “Böyle mi ifade etmeliydik?” diye… Böyle ifade ettiğimizde neye yol açıyoruz? Bu sorular çoğalarak günün sonunda heteroseksist dilin bize sirayet etmemesi için direniş noktalarına dönüşüyor. Bu kadar yoğun ayrımcılığın olduğu bir sistemde dil her daim direniş alanı. Sorgulamayı bıraktığınız anda ister istemez o yaklaşım size de sirayet eder, edecektir.

Kendi okur kitleniz dışındaki insanlara ulaşma gibi bir derdiniz var mı? Ne yapıyorsunuz bunun için?

Sosyal medya çok ciddi bir araç. LGBTİ+ etkinliklerinin hâlâ yasak olduğu Ankara merkezli bir yayın organı olarak sosyal medya bizim için çok daha önemli hâle geliyor. Google, Facebook ve Twitter reklamlarını da belli dönemlerde tercih edebiliyoruz. Yayıncılığın geldiği yer itibariyle artık okur birçok siteyi sosyal medyadan buluyor ve takip ediyor. İlk temas gerçekleştikten sonra arzumuz ve hedefimiz sitenin geri kalanını da inceleme isteği uyandırmak. Yani iletişimi sosyal medyadan kurmak ancak orayla sınırlı kalmaması için uğraşmak…

Öne çıkan eleştiri mutsuz içerikler üretmemiz ve salt haberciliğe odaklanmamızdı

Kendi okuyucunuzdan aldığınız eleştiriler oluyor mu?

İlginizi çekebilir:  Türkiye’de araştırmacı gazetecilik: “Başıma bir şey gelmesin”

Site ilk kurulduğunda, 2007 yılında muhabir ağı eğitimi olarak başlayan; yaklaşık 5 yıldır Medya Okulu olarak devam eden bir atölyeler dizimiz var. Bu atölyelerde temel haber yazımı, yaratıcı yazarlık, video aktivizmi, görsel üretimi, dijital güvenlik gibi birçok alanda eğitimler planlıyoruz. Bunların yanı sıra atölyeye başvuru aşamasında aynı zamanda okurumuz da olan kişilerden siteyi değerlendirmelerini, eksik gördükleri yerleri bizlerle paylaşmalarını istiyoruz. Birkaç yıldır öne çıkan eleştiri: mutsuz içerikler üretmemiz ve salt haberciliğe odaklanmamız. Bu eleştirilerin ardından harekete geçtik ve geleneksel anlamda habercilik dışındaki içerik üretimini teşvik etmek için çalışmaya başladık. Bu seneki medya okulumuzun teması da o yüzden “hikâye anlatıcılığı” idi. Başta bahsettiğim hak ihlallerini görünür kılmak bizi klasik bir haberciliğe zorlarken; bunu aşmak için hikâyeyi anlatmanın diğer yollarını da geliştirmeye çalışıyoruz. Bu bir görsel olur, GIF olur, video olur, öykü olur… Birçok dijital araç var önümüzde ve ilerleyen günlerde bu dijital araçlarla başka başka hikâyeleri anlatabilmeyi umuyoruz. Bu, elbette haberciliğin ve haberciliğin temel ilkelerinin rafa kaldırılması anlamına gelmiyor. Ama Gökkuşağı Forumu gibi bölümleri güçlendirmek, habere sığmayan yaşantıları görünür kılabilmek de görevimiz.

Çeyrek asra yelken açma şerefine bir sözlü tarih projesine başladık

Video, podcast gibi alanlarda LGBTİ topluluk medyalarının bir atılım yapması mümkün mü? Böyle bir beklentiye girebilir miyiz?

Aslına bakılırsa bu alanlarda çok güzel işler üretildi. Bloglar döneminde LGBTİ+ kişilerin blogları benim zevkle takip ettiğim alanlardı. Ancak kurumsal bağlamda bu alanlarda eksik olduğumuzu tespit etmek gerekiyor. Bu eksiği şimdiye kadar bana kalırsa İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın çağrı videoları gibi muhteşem işler kapattı. Şimdilerde ise Pembe Hayat’ın YouTube kanalını tavsiye ederim. Çok eğlenceli, Youtube’un ruhuna uygun içerikler üretiyorlar. Bizse bu yıl Kaos GL’nin artık çeyrek asra yelken açması şerefine bir sözlü tarih projesine başladık. Onun çıktılarını Renkli Ekran başlığı altında YouTube’da yayınlıyoruz. Bunlar atılım olacak mı olmayacak mı zaman gösterecek ama internetin bana kalırsa sağladığı en önemli güç, bir kuruma bağlı kalmadan yayın yapabilmek. O yüzden LGBTİ+ kişilerin YouTube hesapları, sosyal medya sayfaları beni inanılmaz heyecanlandırıyor.

Güçlendirici gündelik hayat deneyimleri dediğim içerikler çok okunuyor

Tanju Tar’iz benzeri mizahi karakterlerin yazıları reel yazarlardan çok okunup reaksiyon alıyor mu? En çok hangi kategorilerdeki içerikleriniz okunuyor?

Aman Tanju duymasın bu dediğini. Hemen yapıştırır cevabı: “Sensin mizahi, full reel’im ben, reel’ciyim!” Şaka bir yana Tanju Tar’iz aslında rahmetli Gözüm Abla’dan devraldı bayrağı. Gözüm Abla’nın ardından biraz da kaosjel’in sıkıcılığına cevap vermek için bize yazmaya başladı. Mutlu muyuz bu durumdan bilmiyorum. Özellikle benimle uğraşmasına şimdiye kadar sessiz kaldım ama ileride kaosjel’de sansür başlıklı paylaşımlarla karşılaşabilirsiniz. Sayesinde yürüyüşlerde insanlar beni gördüklerinde, “Aaaa Tanju’nun yazılarındaki Yıldız değil misin?” diye soruyorlar. Bu durum da pek hoşuma gitmiyor hâliyle. Hasetlik kanımda var sanırım. Bu dediklerimden Tanju’nun ne kadar okunduğunu da anlamışsınızdır.

Senelerdir kaosGL.org’ta en çok okunan genelde iki kategorideki haber ve yazılar oluyor. İlki nefret suçları ve ayrımcılıkla ilgili haberler. Bunun sebepleri ortada. İçinde yaşadığımız baskı ortamı ve LGBTİ+’ları hedef alan ayrımcılığın dahi görünmez olması. İkincisi ise bazı medya organlarının “sabun köpüğü” dediği içerikler. Ben onlara, “güçlendirici gündelik hayat deneyimleri” demeyi tercih ediyorum. Bu içerikler sanırım okuyucuda bir duygudaşlık yarattığı ve günün sonunda kendisini mutlu hissettirdiği için çok ilgi çekiyor. Mutlu olmaya hepimizin ihtiyacı var.

kaosGL.org için emek veren kaç kişi var? Nasıl bir görev dağılımı var? Mutfakta bir hiyerarşi var mı?

Üç editörüz. Ben aynı zamanda medya ve iletişim program koordinatörü (ay ne kadar uzun sıfat ayol) sıfatıyla kaosGL.org için yayın koordinatörlüğü de yapıyorum. Yarı zamanlı olarak İngilizce çeviri yapan bir kişi, medya ve sosyal medya izlemesi yapan, bunları raporlaştıran iki kişi, yazılarımıza hukuki danışmanlık veren bir avukatla birlikte aslında haber odamız oluşuyor. Ancak bunun dışında hem derneğin genel koordinatörü hem de diğer programlardaki kişiler yeri geldiğinde sitenin danışmanı, muhabiri ve yazarı oluyor. Onlarla birlikte ilerleyerek sitedeki haber başlıklarımızın yayın politikalarını oluşturuyoruz. En önemli şansımız ise dergi. Dijital yayıncılık ve basılı yayın ayrı yürüse de; birbirimizi beslemeye gayret gösteriyoruz. Klasik anlamda bir yayıncılık hiyerarşisinin oluşmamasına gayret gösteriyoruz. Özellikle editörler arasında uzmanlık alanları belirleyip bu alanda inisiyatifimizi güçlendirerek ilerliyoruz.

KaosGL.org uzun yıllardır web sitesinin görüşünü yenilemedi. Bu tür bir çalışmanız var mı?

Madiliiiiiik! (Lubunca bilmeyen okurlarınız için altyazı geçmeye çalışayım dedim, olmadı. Google’a sorun!) Çok haklısın. Eski bir yayın organı olmanın avantajı deneyimse; dezavantajı çağın gerektirdiklerine geç adapte olmak. Ama umuyoruz ki daha kullanıcı dostu bir görünüş ile geleceğiz.

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri sıfat değildir

Son soru. Sol, alternatif -ya da nasıl tanımlıyorsan- gazete, haber sitelerinde fark edilmeyen, kötü niyetli de olmayan ama öz olarak ayrımcı bir dile rast geldiğin oldu mu?

Alternatif ya da ana akım diye tanımlanan yayınlarda görüp, müstehzi bir gülümsemeyle geçtiğim bazı hatalar var ki evlerden ırak. En basiti bir kişiyi tanımlarken LGBTİ+ bireyi X.Y. diye yazmak. LGBTİ+ bir kısaltma. Lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks ve + çatısı altında toplanan birçok cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği… Hâliyle bir kişiyi tanımlarken kullanıldığında trajikomik oluyor. Bu da bizim ezberlerimizle alakalı biraz da. Ve yine cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri sıfat değil. Haberimize konu olan kişiyle konuşmalı ve onun kendisini nasıl tariflediğini, nasıl anılmak istediğini sormamız gerekiyor. Hazır reçetelerle ilerlemek yerine aslında gazeteciliğin gerektirdiği dile hâkim olmayı, LGBTİ+ hakları alanındaki literatürle birleştirmek gerekli.

Filiz Gazi
Cumhuriyet Üniversitesi Antropoloji Bölümü mezunu. Marmara Üniversitesi Radyo-TV Sinema’da yüksek lisans yaptı. “Olmasa” belgesel filminin yönetmeni. Radikal, Sendika.org, Bianet, Birgün gazetesi, Karınca, Edebiyat Haber’e izlenim, haber ve röportajlar yazdı. Halen Hafıza Merkezi için dava takip ediyor. Gazete Duvar’da muhabir.