Ne Okuyoruz

Dijital basında küçülme, kötü yorumlar, sahte haberleri yazanlar

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Bu hafta “Ne Okuyoruz” bölümünde sahte veya yalan haberler sorunu ön planda. WhatsApp’ın yönlendirme sayısını kısıtlaması ve doğrulamanın medya kurumları için önemi üzerine yazılar var. Bunun yanında ABD medyasındaki küçülme dalgası ve gazeteciliğin geleceği üzerine önemli bir raporu da derlememizde okuyabilirsiniz.

“Haftanın Odağı” için sahte haberlerin üretim sürecini seçtik. Hepimizin sürekli tanık olduğu ve kurtulmaya çalıştığı bu sorunun nereden ve nasıl doğduğu üzerine yazıları ve araştırmaları derlediğimiz bu odak, soruna daha geniş bir şekilde bakmamıza yardımcı olacaktır.

Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Center for Media Engagement’ın yorumların haber sitelerinin algısına etkisini incelediği araştırmanın sonuçlarını gösteren bir grafik. (Kaynak)

Bu Hafta Ne Okuduk?

WHATSAPP MESAJ YÖNLENDİRME SINIRI GETİRİYOR: Yalan haberler konusundaki en büyük sorunlardan birisi “dark social” denilen platformlarda bu tarz içeriklerin yayılmasının önüne geçmenin zorluğu. Özellikle insanların daha fazla mahremiyet bekledikleri bir alanda yalan haberleri tespit ve müdahale, bir şekilde bu mahremiyeti ortadan kaldırmak anlamına gelebilir. Bu yüzden de bu platformları yönetenlerin daha yaratıcı çözümler bulmaları gerekiyor.

Bu çözüm denemelerinden birisi WhatsApp’tan geldi. Konuyla ilgili blog postlarında yaptıkları güncelleme ile, bundan sonra mesaj yönlendirmeyi her seferde 5 kişi veya grup ile sınırlı tutacaklarını açıklayan WhatsApp, bunun yalan haberlerin ve benzer içeriklerin yayılma hızını yavaşlatmasını umuyor. Tek seferde onlarca kişiye bir haberi göndermek gibi bir seçenek olmaması birçok anlamda faydalı olabilir. Hem bu tarz haberleri kasıtlı olarak buradan yaymaya çalışanların ciddi bir şekilde yavaşlamasını sağlayabilir hem de bir anlık reaksiyonla ulaşan bir mesajı etrafındaki herkese göndermek isteyenlerin bunu eskisi kadar kolay yapamaması o haberin gerçekten bu kadar çabaya değer olup olmadığını sorgulamalarını sağlayabilir. 

Fakat teknoloji her zaman yalan haberlerin yayılmasını durduramayabiliyor. Facebook’un doğrulama platformlarıyla başlattığı ortaklığın bir parçası olan ve normal koşullarda yalanlanmış haberleri paylaşmak isteyenleri uyarması gereken sistemin yaşadığı hatalar yüzünden uyarıları bazen vermemesi ve hatta bir Facebook sayfası üzerinden paylaşmak istediğinizde hiçbir uyarı göstermemesi bunun örneklerinden birisi. 

ABD DİJİTAL BASININDA KÜÇÜLME DALGASI: Dijital yayıncılığın ekonomik olarak zorlu bir süreçten geçtiğinin hepimiz az çok farkındayız. Henüz olgunlaşmamış bir alan olması ve özellikle internette gelir elde etmenin hâlâ kesin bir formülünün olmaması bu alandaki aktörlerin kimi zaman ciddi ekonomik sıkıntılara girmesine ve bunun sonucunda da gazetecileri işten çıkartma ve küçülme gibi adımlar atmasına sebep oluyor.

Geçtiğimiz günlerde ABD’de yaşanan küçülme dalgası ise mevcut koşullara iyimser bakmayı daha da zorlaştırdı. Buzzfeed 2018’de 300 milyon dolar kâr elde etmesine rağmen bunun istikrar anlamına gelmediğini söyleyerek 220 çalışanını (Buzzfeed’in yüzde 15’ini) işten çıkarttı. ABD’de birçok gazete ve radyonun sahibi olan Gannett Media ise parçası olan birçok kurumdan onlarca gazetecinin işine son verdi. HuffPost’un da sahibi olan Verizon ise medya bölümünden 800 kişinin işine son verdiğini açıkladı. Tüm bunlar ABD’de çok kısa bir sürede 1000’den fazla medya çalışanının işini kaybetmesi anlamına geliyor.

Bu dalganın devamı gelir mi ya da dijital medya sektöründe nasıl etkileri olur şu anda kestirmek zor. Ancak kesin olan bir şey var ki, tüm bunlar bildiğimiz gelir elde etme yollarının artık işe yaramadığının ve medya sektörünün daha istikrarlı ve başka şirketlere bağlı olmayan iş modellerini düşünmesinin artık bir mecburiyet olduğunu gösteriyor.

DOĞRULAMA EKİBİ OLMADAN ÇALIŞMAK BİR RİSK Mİ?: Gazetecilik için doğrulama ekipleri ya da doğrulama platformları çok yeni bir kavram. Eskiden bu konuda tüm sorumluluk muhabirde, bir kısmı da editörde kabul edilirdi. Birilerinin yazılan haberleri ek bir doğrulama sürecinden geçirmesi veya bunun için bir ekip kurulması bir gereklilik olarak bile görülmezdi.

Günümüzde ise doğrulama artık çok daha ciddiye alınan bir konu. Columbia Journalism Review’da yayınlanan yazı da, doğrulama desteği olmadan yayın yapmanın ne kadar tehlikeli olabileceğini bizlere gösteriyor. Özellikle uzun ve detaylı araştırmalar yapan muhabirlerin bir de doğrulama işini üstlenmeleri hata riskini artırabiliyor ya da doğrudan bu sorumluluğu üstlenen birisinin olmaması doğrulamanın önemsizleşmesine sebep olabiliyor. Bu yüzden her medya kurumunun doğrulama konusunu ciddi bir şekilde ele alması ve planlar yapması artık şart.

GAZETECİLİĞİN GELECEĞİ İLE İLGİLİ BİLMENİZ GEREKEN 5 ŞEY: Gazeteciliğin geleceği üzerine düşünmek ve stratejiler geliştirmek, içinde bulunduğumuz hızlı değişimler sürecinde bir ihtiyaç hâline gelmiş durumda. Bu da birçok farklı organizasyonun ve kişinin bu konu üzerine daha fazla düşünmesine ve öneriler üretmesine neden oluyor.

İlginizi çekebilir:  Aşırı bilgi yükü, temsil eşitliği, röportajlar

Bu önerilerden birisi de Reuters Institute’dan geldi. “More Important, But Less Robust? Five things everybody needs to know about the future of journalism” isimli rapor, adında da geçtiği gibi gazeteciliğin geleceği üzerine düşünürken dikkate alınması ve daima hesaba katılması gerektiğini düşündükleri beş temel noktayı anlatıyor. Bunlar kısaca:

  1. Artık medya kurumlarının haber gündemini belirleyen bekçiler olduğu bir dünyada değiliz, kitleye erişimi belirleyen platform şirketleri asıl bekçiler oldu.
  2. Dijital medyaya geçişin filtre balonları yarattığını söylemek yanlış olur. Aksine, otomatik karşılaşmalar ve kısmi maruz kalmalar giderek insanların daha çeşitli kaynaklardan bilgi almalarını sağlıyor.
  3. Gazetecilik genel olarak insanların ilgilerini, bazı ülkelerde de halkın güveni için verdiği mücadeleyi kaybediyor.
  4. Gazeteciliğe kaynak sağlayan iş modelleri ciddi sorunlar yaşıyor ve bu durum profesyonel gazeteciliğin güçsüzleşmesine ve haber odalarının politik ve ekonomik baskıya daha açık hâle gelmesine neden oluyor.
  5. Haberler günümüzde daha çeşitli ve gazetecilik alanında yapılan iyi işler daha önce olmadığı kadar iyi, ve en güçlü politikacılardan en büyük şirketlere kadar herkes habere konu olabiliyor.

Elbette böyle raporların bize geleceği kesin bir şekilde anlatan metinler olduğunu iddia etmemiz söz konusu değil. Ancak günümüzde alanda rol oynayan trendleri görmek ve bunların ileride nasıl etkileri olabileceğini düşünmek için önemli bir kaynak. Orta ve uzun vadeli strateji geliştirmek isteyen herkesin okumasında fayda var.

KÖTÜ YORUM SİTEDEN OKUR KAÇIRIYOR: Haber sitelerinin belki de en karanlık bölümlerinden birisi yorumlar. Çoğu haber sitesi bu alan için yeterli editör gücü ayırmadığı ya da yalnızca kelime filtreleri koyup geri kalan her şeyi yayınladığı için birçok okur artık bu bölümlerden uzak durmaya çalışıyor. Bu rahatsızlık öyle bir noktaya geldi ki, sitelerdeki yorum bölümlerini engelleyen tarayıcı eklentileri bile mevcut.

Ne var ki çoğu haber sitesi durumun ciddiyetinin farkında değil. Teksas Üniversitesi’ne bağlı Center for Media Engagement’ın son araştırması, yorumların tarzının siteyi ziyaret eden okurlar üzerindeki etkisini incelemiş. Araştırma, sitede yapılan yorumlar ne kadar saygısız ve kavgaya yönelikse (mesela sık sık hepsi büyük harflerle yazılmış yorumlar varsa) okurların haber sitesine bakışının da o kadar negatif olduğunu gösteriyor. Yani sitenize yorum yapan kişilerin kurum kimliğiniz üzerinde ciddi bir etkisi var. Eğer bunları denetlemek için yeterli insan gücüne sahip değilseniz, yorumları devre dışı bırakmak daha iyi bir seçenek olabilir.

ABD’de Meclis tarafından yürütülen bir soruşturma, yukarıdaki Facebook paylaşımının Rusya merkezli gruplar tarafından insanları etkilemek için üretildiğini ortaya çıkarmıştı. (Kaynak)

Haftanın Odağı: Sahte Haberleri Yazanlar

Sahte ya da yalan haberler gündemimizden kolay kolay çıkacak gibi görünmüyor. Konuya teorik, teknik veya etik olarak yaklaşan birçok örneği sıkça görüyoruz. Birçok gazeteci, araştırmacı ve akademisyen konu üzerine çalışıyor. Ancak söz konusu sahte haberler olduğunda en ilginç alanlardan birisi bunların nereden geldiği. Hepimiz her gün bunların örneklerini görüyoruz ama bunları kimin ürettiği ya da nasıl ve neden ürettiği sorusu çok fazla aklımızdan geçmiyor.

Elbette işin bir politik yanı var. Kimi sahte haberler tamamen politik propaganda amaçlı ortaya çıkıyor ve bir şekilde insanların belirli politik konulara bakışını etkilemeyi amaçlıyor. Ancak diğer yanda tamamen dijital reklamlarla para kazanmak için skandal tadında sahte haberler üretmeyi kendisine meslek edinen Doğu Avrupalı gençler de var. Sahte haberler üretmek için kullanılan bir ekran görüntüsü üretme sitesinin aslında bir kişinin yıllar önce iş arkadaşlarıyla eğlenmek için yazdığı basit bir program olduğu ortaya çıkabiliyor. Ya da birilerinin tamamen arkadaş arasında şaka amaçlı uydurduğu bir “komplo teorisi” bunun farkında olmayan kişilerce ciddiye alınıp kontrolden çıkabiliyor.

Sahte haberler konusunda düşünürken tüm bu ihtimalleri de hesaba katmamız gerekiyor. Hepsinin büyük bir plan olduğu ya da politik amaçlı olduğunu düşünmek bu sorunları çözmemizi zorlaştıracaktır, çünkü kaynağı yanlış tespit ettiğimizde doğru çözümü bulmak imkânsıza yakın bir ihtimal. Bu yüzden bu haftanın odağına sahte haberleri yazanları koyduk ve bu haberlerin nereden ve nasıl geldiğine dair farklı haberleri ve araştırmaları derledik.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü, yazar, gazeteci ve çevirmen. Felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu üzerine çalışıyor. Yazılarının yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Journo, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.