Bu haftanın anahtar kelimeleri: Sora, yapay zekâ, dergi kapakları, Google.
Sosyal Medya Televizyonlaşıyor

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!
Bir yanda veriler insanların sosyal medya kullanımının azaldığını gösteriyor, diğer yanda Meta ve OpenAI sadece YZ üretimi videolar paylaşabildiğimiz yeni platformlar açıyor. Bu haftanın odağında neden sosyal medya platformlarının televizyonlaşma evresine girdiğini ve internette sosyalleşmenin kendisine yeni mekanlar bulması gerektiğini anlattım.
“Ne Okuduk” bölümünde ise ABD’nin en ünlü dergi kapakları, YZ ile abonelik sistemlerini destekleyen haber kurumları ve daha fazlası var.
Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.
Haftaya görüşmek üzere!
—Ahmet Alphan Sabancı

Bu Hafta Ne Okuduk?
ABD’nin En Meşhur Dergi Kapakları
Basılı yayınlar için kapak en önemli şeylerden birisi. Dergiler söz konusu olduğundaysa kapak tasarımı ve tercihleri onun kimliğinin ve başarısının önemli bir parçası hâline geliyor. Bir dergi eğer iyi kapaklar tasarlayabiliyorsa bu onun genel olarak iyi bir yayın olduğunun işareti olarak görülüyor.
The New York Times Style Magazine, bu yaklaşımla ABD’de yayınlanmış en etkili ve meşhur 25 dergi kapağını seçtikleri bir derleme yayınlamış. Bazılarını ilk defa gördüm ama bazıları tüm dünyada ünlü olmuş kapaklar. Seçilenlerle birlikte jürinin aday listesini de inceleyince dergi kapağı tasarlamanın ne kadar önemli bir iş olduğunu ve geçmişte nasıl etkileyici kapak tasarımları yapıldığını tekrar hatırlama şansı buldum.
Bunları incelerken aklıma Türkiye’deki dergicilik tarihinde böyle bir seçme yapmak istesek listeye neler girerdi diye de düşünmeden edemedim. Aklıma gelen bazı kapaklar var ama sizin de seçimlerinizi duymak isterim. Eğer yeterince cevap gelirse belki bir derleme olarak yayınlarız.
YZ Destekli Abonelik Sistemleri
Bir ödeme duvarınızın veya abonelik modelinizin olması bunun işe yarayacağı anlamına gelmiyor. İnsanları abone olmaya ikna etmek veya onlara doğru zamanda doğru teklifi sunmak gibi teknikler ile bu sistemlerin başarısını desteklemeniz de şart.
Yapay zekâ teknolojilerindeki gelişim burada ihtiyaç duyulan analiz ve özelleştirme süreçlerini hızlandırma ve daha verimli hâle getirme konusunda büyük bir fayda sağlıyor. Financial Times bu YZ destekli özelleştirme yaklaşımı sayesinde okurları abonelere dönüştürme oranında %300 artış gördüklerini söylüyor.
New York Times ise bu yaklaşımın başarısını dile getirmekle kalmıyor, aynı zamanda bu sistemi nasıl tasarladıklarını da anlatıyor. Gazetenin Baş Makine Öğrenme Biliminsanı olan Rohit Supekar’ın yazdığı bu yazı ödeme duvarlarının arkasındaki algoritmik sistemin teknik detaylarını formüller ve grafikler eşliğinde anlatıyor.
YZ Şirketleriyle Anlaşmak Daha Fazla Trafik Getiriyor
Son dönemde birçok haber ve medya kurumu için YZ şirketleriyle anlaşma mı yapmalı yoksa onları tamamen engellemeli mi sorusu havada duruyor. Her pozisyonun potansiyel avantajları ve dezavantajları var. Bunlar hem doğrudan teknolojiye hem de kurumun kendisine göre değişiyor, bu yüzden de genel bir tavsiye vermek neredeyse imkansız hâle geliyor.
Bu konu üzerine yapılan araştırmalar ve ortaya çıkan veriler de karar alma sürecinizde size yardımcı olabilir. Örneğin yeni yapılan bir araştırma YZ şirketleriyle içerik lisanslama anlaşması yapan şirketlerin bu botlardan diğerlerine kıyasla yedi kat daha fazla trafik aldığını söylüyor. Tabi ki şu anda bu anlaşmalar genellikle büyük isimlerle yapılıyor ama eğer bu teknoloji beklendiği gibi yaygınlaşırsa bu seçeneğin hemen her yayıncı için bir seçenek hâline gelmesi de kaçınılmaz olacaktır.
Google AB’nin Politik Reklam Geçmişini Sildi
Dijital reklamcılık sektörünün büyümesi, bu alanın politik reklamlar ve propaganda için de kullanışlı bir araca dönüşmesini sağlamıştı. Yıllar içerisinde buranın kötüye kullanımını önlemek ve daha fazla şeffaflık sağlamak için Google ve Meta gibi şirketler bu reklamların arşivlendiği özel siteler kurmuş ve herkesin bu reklamları incelemesine ve araştırmaları için buradan veri alabilmesine izin vermişti.
Avrupa Birliği dijital politik reklamlara daha fazla şeffaflık getirmek adına Transparency and Targeting of Political Advertising (TTPA) isimli bir düzenleme yayınladı ve burada reklam platformlarına ek sorumluluklar verdi. Düzenlemenin muğlaklık ve teknik konularda eksiklik gibi sıkıntıları olsa da platformlar bunların üzerine çalışıp uymak yerine Avrupa Birliğinde politik reklamları tamamen yasaklamayı tercih etti.
Google görünüşe göre bunu bir adım daha ileri taşımış ve daha önce şeffaflık merkezinden erişilebilen bütün politik reklam arşivini de kaldırmış. İlgili sayfaya gittiğinizde AB ülkeleri listeden kaldırılmış durumda ve her ne kadar Google eski reklamları bir yıl boyunca tutacağını söylese de arama yaparak zorla bulduğunuz reklamlar da artık bu özel kategoride olmadığından dolayı birçok detay erişilmez hâle gelmiş. Yani bir kez daha bir teknoloji devi daha şeffaf olmak yerine her şeyi ortadan kaldırmayı tercih etmiş gibi görünüyor.
Kısa Kısa
🇾🇪 Yemen’de gazeteciler bir yandan İsrail’in diğer yandan da otoriter yönetimin saldırılar altında işlerini yapmaya çalışıyor.
🇺🇸 ABD’de göçmenlik polisleri ICE tarafından 100 gün boyunca keyfi bir şekilde hapsedilen Emmy ödüllü ve El Salvador asıllı gazeteci Mario Guevera 3 Ekimde sınır dışı edilmiş.
📱 Ülkemizde hâlâ erişemediğimiz Threads, X’e karşı rekabetinde yeni bir adım atarak oradakine benzer bir topluluklar özelliği eklemiş.
🤔 2005 yılında intihar ederek hayatına son veren meşhur gazeteci Hunter S. Thompson’ın eşi ölümüyle ilgili soruşturmanın tekrar açılmasını talep etmiş. Kendimi Thompson’ın bir hayranı olarak görüyorum ama daha önce ölümüyle ilgili kayda değer bir şüphe olduğunu hiç duymamıştım.
🙃 Komedyen Dave Chapelle, Suudi Arabistan’da katıldığı bir komedi festivalindeki performansında Suudi Arabistan’da ABD’den daha fazla ifade özgürlüğü olduğunu iddia etmiş.

Haftanın Odağı: Sosyal Medya Televizyonlaşıyor
Sosyal medya çatısı altında andığımız platformlar için işlerin iyi gitmediğinin bir süredir farkındayız. Genel olarak internette ve onu kullanma biçimimizde bir dönüşüm yaşanıyor ve sosyal medya platformları da bundan etkileniyor. Güncel veriler sosyal medya için zirve noktasını geride bıraktığımızı ve dünyanın hemen her yerinde kullanım oranlarında gözle görülür bir azalma olduğunu söylüyor. Özellikle gençlerde bu durumu daha net bir şekilde görüyoruz.
Bunda birçok farklı dinamiğin payı var: platformların giderek daha da katlanılmaz hâle gelmesi, toplumsal dinamiklerin bu platformlarda katlanarak kendisini göstermesi, algoritmaların etkisi, propaganda ve yanlış bilgi krizi, YZ ile üretilen içeriklerin akışları doldurması… Sonuç olarak bu platformlar açısından geri dönüş zor gibi görünüyor.
Peki yerine ne gelebilir? Kullanıcıya daha fazla kontrol imkanı veren ve merkeziyetsiz platformlar bu boşluğu doldurmak istiyor ama hâlâ yeterince iyi bir alternatif olarak kendilerini kanıtlayabilmiş değiller. Böyle bir dönüşüm herkes için iyi olabilir ama bunun gerçekleşmesi için yeterince insanı ikna etmeleri lazım.
Teknoloji devlerine baktığımızda ise karşımıza çok daha garip bir alternatif çıkıyor: yapay zekâ ile doldurulmuş akışlar ve platformlar. Önce Meta’nın tamamen kendi YZ sistemiyle üretilen içeriklerin paylaşılacağı bir akışı duyurması, ardından da OpenAI’ın yeni Sora modelini bir sosyal medya platformu gibi sunmasıyla birlikte devlerin bunu ciddi anlamda bir alternatif olarak düşündüklerini görüyoruz.
Henüz birkaç ülkede davetiyeyle kullanılabiliyor olsa da uygulama büyük bir popülerlik kazandı ve orada üretilen örneklerin internetin farklı köşelerinde paylaşıldığını görüyoruz. Genellikle bildiğimiz YZ video estetiğinde işler olsa da benim özellikle dikkatimi çeken bir detay çoğu insanın ürettiği videolar için OpenAI’ın kurucusu Sam Altman’ı başrol seçmesi oldu. Doğrudan konuyla alakalı değil ama Altman’ın böyle bir kült seviyesine ulaşmış olması da ilgi çekici bir kültürel gelişme — her ne kadar bunun sonucu Sam Altman’ın GPU çalmaya çalışırken görüldüğü videolar yapmaları olsa da.
Onlar açısından bakacak olursak bu kesinlikle makul bir seçenek. İnsanların istediklerini yazıp özgürce kendilerini ifade edebildikleri bir alan yerine sizin denetlediğiniz YZ modeliniz ile üretebildiklerini paylaştıkları bir platformu hem “daha güvenli” tutabilirsiniz hem de daha rahat bir şekilde reklamlarla doldurup bir gelir kaynağına dönüştürebilirsiniz. OpenAI şimdiden büyük markaları da ikna etme çalışmalarına girişti bile.
Böyle bir yaklaşımın şirketler tarafından cazip görülmesinin bir diğer sebebi de eskiye kıyasla bu platformları kullanma şeklimizin de değişmiş olması. Sosyal medyayı farklı kılan en önemli yanlarından birisi herkesin katılabilmesi ve üreterek bir parçası olmasıydı. Ancak zaman geçtikçe hem platformların yapısı hem de kullanım biçimleri değişti ve çoğu insan için bu platformlar aktif olarak katıldıkları bir yer olmaktan çıkıp pasif olarak izledikleri yerlere dönüştü. Teknik olarak yapısı aynı olsa da çoğu insan artık bu platformları arkadaşlarını takip etmek ya da fikirlerini paylaşmak için değil, ünlüleri takip edip boş zamanlarını doldurmak için kullanıyor. Eğer amaç sadece zaman geçirmekse içeriğin ne olduğunun da önemi azalıyor.
Bütün bu gelişmelere bakınca sosyal medyanın yaşadığı dönüşümü bir tür televizyonlaşma olarak da adlandırabiliriz. İnsanların giderek daha tüketici bir pozisyona geçtiği, ara sıra önemli şeyler çıkarsa da genellikle arka planda zamanı geçirmek için tercih edilen bir medyaya dönüşmesi gayet muhtemel bir senaryo olarak karşımızda duruyor.
Fakat bunu internette sosyalleşmenin de sona ereceği şeklinde yorumlamak büyük bir hata olur. En başından bu yana internette farklı şekillerde sosyalleştik ve bundan sonra da onu sosyalleşmek ve üretmek için kullanmaya devam edeceğiz. Şu anda platformların ardından bunu nasıl yapacağımız belirsiz ama bu tür belirsizlikler aynı zamanda yaratıcı yenilikler için ihtiyaç duyduğumuz alanı da bize açıyor. O yüzden karamsarlığa gerek yok.
Bu bülten Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla NewsLabTurkey sorumluluğu altındadır ve Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.








