Merak Kabineleri: Müzelerin kapısını aralayan bir yayın

Merak Kabineleri günümüzde müzecilikle ilgili haberleri, sorunları ve tartışmaları derleyip bugünün müzecilik anlayışını anlamak ve yorumlamak amacıyla yola çıkmış bir yayın.

Bir müzeye en son ne zaman gittiniz? Hem atmosferi, hem koleksiyonu hem de konumuyla size evinizde gibi hissettiren bir müzeniz mi var yoksa? Belki de müzelerle “aranız” o kadar da iyi değildir, ayaklarınız geri geri gidiyordur…

Müzeler, yalnızca turistik gezilerde “görmek zorunda olduğumuz” için ziyaret ettiğimiz kültür alanlarından çok daha fazlası. Ancak bunun herkes tarafından anlaşılması gerekiyor. Tabii burada da iş kurumlara, müzelere ve bu alanda çalışanlara düşüyor. Zira müzeler, koleksiyonlarının yanı sıra ulaşılabilir olma ve böylece ziyaretçilerini iyi ağırlama konusunda da iddialı olmalı.

Merak Kabineleri de müzecilikle ilgili güncel haberleri, sorunları ve tartışmaları derleyip, bugünün müzecilik anlayışını anlamak ve yorumlamak amacıyla yola çıkmış bir yayın. Hem bülten hem de podcast yayınları yapıyorlar. Arkasında da müzecilik alanında çalışan iki isim var. Tarihçi ve müzeolog Emel Gülşah Akın ve sivil toplum, akademi, özel sektör ve müzede müzeciliğin farklı yönlerini çalışan Ayça Bayrak Uluğ var.

Akın ve Uluğ ile Merak Kabineleri’ni konuştuk.

Merak Kabineleri

“Düzenli ve kürasyonu yapılmış bir platformun eksikliğini hissediyorduk”

Merak Kabineleri’ni hayata geçirme sürecini anlatır mısınız biraz? Nasıl bir ihtiyaçtan, hangi amaçlarla yola çıktınız?

Merak Kabineleri’ni hayata geçirme sürecimiz, hem kişisel hem de mesleki olarak hissettiğimiz bir ihtiyaçtan doğdu. Müzecilik alanında çalışanlar, araştırmacılar veya bu alana ilgi duyanlar olarak hepimizin farklı kaynaklardan takip ettiği, dikkatimizi çeken pek çok içerik var. Ancak bu içeriklerin bir araya geldiği, düzenli ve kürasyonu yapılmış bir platformun eksikliği hissediliyordu -biz hissediyorduk en azından. Bu boşluğu doldurmak, güncel müzecilik pratiklerini hem kayda geçirmek hem de tartışmaya açmak amacıyla yola çıktık.

Amacımız, müzecilikle ilgili güncel haberleri, meseleleri ve tartışmaları derleyip, bugünün müzecilik anlayışını anlamak ve yorumlamak için bir zemin sunmaktı. Bu amaç, aynı zamanda alana dair bir tür arşiv oluşturma çabası olarak da görülebilir.

Merak Kabineleri NewsLabTurkey’in desteklediği projelerden biri. Bize NewsLabTurkey ile yollarınızın nasıl kesiştiğini ve eğitim sürecini anlatır mısınız biraz?

Emel Gülşah Akın

Gülşah: Argonotlar adlı Türkiye güncel sanat sahnesini takip eden ve yayımlayan bir websitesi var, biliyorsunuzdur muhtemelen. Argonotlar’ın kurucusu Kültigin Kaan Akbulut’un Instagram hesabında bir paylaşım görmüştüm. Paylaşımda, Kuluçka Programı’nın Argonotlar‘ın kökenini oluşturduğunu söylüyor ve bu konuyla ilgilenenlerin NewsLabTurkey’in programlarına başvurmalarının onlara çok şey katacağından bahsediyordu. Açık Radyo’daki Müzelik Sohbetler programımız bittikten sonra bir şeyler yapmayı hep düşünüp aramızda konuşmuştuk ama hayat ve günlük yaşamın ritmi nedeniyle vakit ayırıp buna yoğunlaşamamıştık bir türlü. Bu programı, yani Creative Lab’i görünce Ayça’ya haber verdim, “yapsak mı bir çılgınlık” diye. Neden olmasın diyerek yola çıktık, seçildik ve hayalimize bir adım daha yaklaştığımızı düşünerek çok mutlu olduk.

Program sürecinde bülten, podcast, YouTube yayıncılığı, haber yazımı, sosyal medya, Twitch vb. pek çok farklı medyumla ilgili hem içerik hem yöntem ile ilgili bilgi edindik ama bizim yoğunlaşmak istediğimiz alan başından beri belliydi. Dolayısıyla, ikinci aşamaya kabul edilince odaklandığımız mentorluklar podcast ve bülten alanında oldu.

Ayça: Bir süredir müzecilikle ilgili haberlerin, yazıların ve önerilerin yer aldığı bir bülten hazırlamak istiyordum. Başlangıç tarihi olarak aklımda Eylül 2024 vardı. Eylül ayından daha önce Gülşah’ın önerisiyle Creative Lab kapsamında düzenlenen eğitimlere katıldık ve böylece temmuz ayında Merak Kabineleri’nin ilk sayısı ortaya çıkmış oldu. Bir yanda bu fikirler pişerken diğer bir yanda daha nitelikli bir yayın oluşturmak için ihtiyaç duyacağımız araçlarla ilgili eğitimler aldık. Bu sürecin sonucunda bülteni ve podcasti birleştirdiğimiz bir içerik hazırlamaya karar verdik. Creative Lab süreci de bizim için ne istediğimizden emin olmamızı sağlayan itici bir güç oldu.

Çok niş bir alanda yayın yapıyorsunuz. Müzecilikle ilgili gelişmelerin takip edilmesi ve tek bir yerde toplanması sizce neden önemli?

Müzecilikle ilgili tekil haberlerin, meselelerin, güncel konuların derlenerek bir araya getirilmesiyle oluşacak arşivin günümüze ait müzecilik anlayışını “okumak” için önemli ipuçları sunabileceğine inanıyoruz. Kürasyonu yapılmış bu türden içerikler, kimi zaman birbirinden uzak, ayrık ya da alakasız görünen gelişmelerin uzun vadede ya da daha geniş bir coğrafyada birbiriyle nasıl ilişkili olabileceği üzerine düşünmeye alan açıyor. Diğer bir yandan da konuyla ilgilenenlerin haber ve ilham alacağı bir kaynağın geliştirilmesi açısından önemli.

“Müzelerdeki eylemler ‘değerli’ sanat eserleri, vandalizm ve çevre üçgenine sıkıştırılamayacak, çok tartışmalı bir konu.”

Türkiye’deki müzecilik anlayışını nasıl yorumlarsınız? Sizce müzelerin en önemli eksikliği ve atılması gereken adımlar nelerdir? Türkiye, müzelerini ve tarihi zenginliklerini duyurma ve tanıtma konusunda ne kadar başarılı?

Gülşah: Bu konuyu daha geçenlerde düşündüm, bunun doğrusu nedir, hangi müze, hangi ülke, hangi ekol örnek alınmalı acaba diye. Devlet müzelerine zaten değinmiyorum, -Troya Müzesi çok çok nadir ve harika bir örnek, keşke ülkedeki devlet müzeleri standardı o olsa- ama özel müzeler uluslararası standartları yakalamak konusunda bence istikrarlı ve standartları giderek daha da yükseliyor. Müze deyince insanlar doğrudan tarihi ve arkeolojik konuları düşünüyor. Ben turizm-müze ilişkisinin ticari kökenli olmasından dolayı bundan hiç hoşlanmıyorum.

Ayça: Gülşah’ın söylediklerine ek olarak Türkiye’de müzecilik anlayışında sıkça göz ardı edilen ancak müzelerin temel işlevlerinden biri olan araştırma ve bilgi üretimi konusuna dikkat çekmek oldukça önemli. Evet, müzeler son yıllarda özellikle sergileme ve eğitim işlevlerine odaklanıyor; ancak bu işlevlerin kalıcı bir etki yaratması ve bilimsel derinliğe sahip olması, müzelerin aynı zamanda birer araştırma merkezi olarak aktif rol oynamalarıyla mümkün olabilir. 2024 yılında koleksiyonların dijitalleştirilmesi sorununun aşılamamış olması büyük bir problem. Koleksiyonların detaylı envanterlenmesi ve bu verilerin çevrimiçi platformlarda paylaşılması, hem ulusal hem de uluslararası araştırmacılar için büyük bir kaynak olabilir. Mevcut durumda, müzelerin araştırma alanına eğilmeden yalnızca tanıtıma odaklanılmasının, müzelerin birer vitrin olarak şekillenmesine ya da fotoğraflar için “ilginç, değişik” bir fon olarak işlevlendirilmesine neden olduğunu düşünüyorum.

Müzelerde bazı protest eylemlerin yapıldığını da görüyoruz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Gülşah: Museums for Future adlı grubun bir üyesi olarak bu protestoları biraz destekliyorum, en azından iklim krizi konusunda olanları… Zira sanat, dünya oldukça devam edebilecek bir şey. Dünya yok olduktan sonra ya da insanlığın artık yaşayamayacağı bir noktaya geldiğimizde hiçbir şeyin bir anlamı kalmayacak.

Ayça: Gülşah’ın açtığı patikadan, ileriye doğru bir iki adım daha atayım. Müzelerin en eski işlevlerinden biri, değerli olduğu düşünülen eserleri korumak. En çok ses getiren eylemler de genellikle en ünlü eserleri odağına alıyor. Ancak bu konu “değerli” sanat eserleri, vandalizm ve çevre üçgenine sıkıştırılamayacak, çok tartışmalı bir konu. Ben bu eylemleri, olumlu ya da olumsuz bir yargıda bulunmak yerine, müzelerin eski eserlerin mezarlığı olmaktan çıkarak kamunun katılım sağladığı, fikirlerin tartışıldığı bir agora, bir forum olma yönünde gelişmesi gerektiğine dair fikirlerin pratikteki yansıması olarak görüyorum ve müzecilerin bu durumu çok iyi değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

“Yaşamlarımız bize izin verdiği müddetçe bültenlere ve podcaste devam etmeyi planlıyoruz”

Nasıl bir yayın politikası izliyorsunuz?

Perspektif bölümünde konuk yazarların fikirlerine de alan açıyoruz. Bunun dışında, ırkçı, cinsiyetçi, yaşçı ya da sağlamcı olmayan bir dille yazmaya ve -podcast için- kaydetmeye özen gösteriyoruz. Tespitlerimizi ya da aktarımlarımızı araştırmalara dayandırıyor, kendi akademik ve profesyonel deneyimlerimizden faydalanıyoruz. Spekülasyona yol açmayacak şekilde sorular yaratmaya çalışıyoruz.

Kaç kişilik bir ekipsiniz, nasıl bir çalışma rutininiz var?

Ana kadro biz ikimiziz, yani Ayça ve Gülşah. Haftalık toplantılar yaparak gelecek bültenler ve podcastlerle ilgili fikirler üretiyoruz. Konuk olarak davet edebileceğimiz yazarları ya da odaklanabileceğimiz konuları tartışıyoruz bu toplantılarda.

Bir sosyal medya takvimimiz var, orada üreteceğimiz içerikleri çeşitlendirmeye ve düzenli olarak paylaşmaya çalışıyoruz.

Nasıl bir gelir modeliniz var, bu konuda nasıl bir strateji belirlediniz?

Herhangi bir gelir modelimiz -şu an için- yok aslında, zira bu sürece başlamamıza “keşke olsa” dediğimiz bir yayını “bari biz yapalım” dememiz vesile olmuştu. Bu yayın üzerinden bir gelir elde etmek tabii çok hoş bir şey olurdu ama bu, öncelikli planlarımız arasında değil.

Proje nasıl devam edecek, gelecek planları nasıl?

Yaşamlarımız bize izin verdiği müddetçe bültenlere ve podcaste devam etmeyi planlıyoruz, alanda anlatılması ve konuşulması gereken çok şey var. Hazır olduğumuz bir noktada belki video içerikler de üretebiliriz diye düşündük ama henüz net bir karara varmadık bu konuda.

Bunun dışında, proje kapsamında işbirliklerinin artarak devam etmesini planlıyoruz. Şu an Scrolli ile bir işbirliği sürecindeyiz. Anadolu’dan kaçırılan arkeolojik eserler ve bu konuyla ilgili gelişen süreçlerden bahsettiğimiz, beş altı ay boyunca ayda bir yayınlanacak bir üretim yapıyoruz. İlk yazımız 24 Kasım Pazar günü yayınlandı bile! Bunun dışında, önümüzdeki ay bizi çok heyecanlandıran bir işbirliğinin duyurusunu yapacağımızı da burdan duyurmuş olalım. Eğer bu işbirliğinin kiminle olduğunu merak ettiyseniz öğrenmek için bizi takip etmeyi unutmayın!

Merak Kabineleri’ni Spotify, Instagram, LinkedIn üzerinden takip edebilirsiniz.

Yazar hakkında

Ilgaz Gökırmaklı

1994, Antalya doğumlu. Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik lisansının ardından, Marmara Üniversitesi Gazetecilik yüksek lisansını tamamladı. Galatasaray Üniversitesi’nde Medya ve İletişim bölümünde ikinci yüksek lisansına devam ediyor. 10haber.net'te kültür sanat muhabiri.