Goncharov’u izlediniz mi?

Getting your Trinity Audio player ready...

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Bu haftanın odağında internette insanların bir araya gelerek ortaya çıkardığı iki fenomen ve bunların neden internete dair iyi işaretler olduğu var.

“Ne Okuduk” bölümünde ise FTX’in desteklediği medya kurumları, Katar’da olan bitenler, Mediapart’a uygulanan sansür ve daha fazlası mevcut.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum. 

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Press Gazette tarafından Semafor'un ülkelere göre haberler verisini görselleştiren bir dünya haritası. En çok haber yapılan ülke mor, sonra kırmızı, turuncu ve sarı şeklinde ilerliyor. Hiç haber olmayan ülkeler gri renkte.
Press Gazette

Bu hafta ne okuduk?

FTX’in İflasıyla Ortaya Dökülenler

Dünyanın en büyük kripto borsalarından birisi olan FTX, kurucusunun ve ekibin rahatlığı olarak özetlenebilecek sorunlar yüzünden batınca olayın etkisi birçok farklı sektörde kendisini hissettirdi. Ancak konuyu yakından takip etmeyenler için en şaşırtıcısı bu iflasın medya sektörünü de etkilemesi oldu.

FTX ve Alameda Research kurucusu Sam Bankman-Fried kurdukları vakıf ve diğer yapılarla birçok girişime, STK’ya ve medya kurumuna destek sağlıyor ve yatırım yapıyordu. İşin medya tarafında desteklenen ProPublica, Vox’un Future Perfect yayını gibi isimlerin yanı sıra Bankman-Fried yeni kurulan Semafor’un da yatırımcısıydı. Kendisi aynı zamanda bir Substack rakibi kurmak için de çalışıyordu. Ancak iflas ve devamında gelen skandallar ile bu desteklerin devamının gelmeyeceği artık kesin.

Yaşananları daha ağır hale getiren ise Bankman-Fried’ın insanları bu yardımsever ve etik duruş ile kandırdığını da açıkça itiraf etmesi. Kripto dünyasının etik yıldızı olarak lanse edilen ve “etkili altruizm” adı verilen yeni Silikon Vadisi modasını popülerleştiren Bankman-Fried, en son röportajında bunların hepsinin bir oyun olduğunu da itiraf etti. Kimileri için hiç şaşırtıcı olmayan bu itiraf, bu bağışlardan faydalanan ya da hakkında eleştiriye yanaşmadan haber yazanlar için umarım bir ders olur.

Dünya Kupası Katar’da Yapılırsa

Belirlendiği günden itibaren başta işçi ölümleri olmak üzere birçok sorun ile gündemden düşmeyen 2022 Dünya Kupasının Katar’da başlamasıyla birlikte birçok tartışma ve sorun da beraberinde geldi. Stadlarda biranın yasaklanması, gökkuşağı kol bandı takmak isteyen takım kaptanlarına tehdit ve İran takımının sessiz protestosu ilk günlerin öne çıkan konuları oldu.

Kupadan haber yapmak için oraya giden gazeteciler için de zorlu ve sıkıntılı bir süreç söz konusu. Daha kupa başlamadan bir grup İranlı gazetecinin son dakikada reddedilmesi ve bir Danimarkalı gazetecinin sokakta çekim yaptığı için tehdit edilmesi, kupa boyunca Katar’ın ülkeden yapılacak haberleri sıkı bir şekilde kontrol edeceğinin kanıtları.

Bütün bunlar ve daha fazlası gazeteciler için etik olarak sıkıntılı bir ortama neden oluyor. Muhtemelen bu sorunlara ve gazetecilerin bu durumda yaptıklarına dair tartışmalara turnuva boyunca denk geleceğiz. Ancak ABD’li televizyon kanalı Fox büyük ihtimalle bütün bunların dışında kalmak isteyecektir. Çünkü Dünya Kupası yayınlarının en büyük sponsorlarından birisi bizzat Katar.

Mediapart’a Sansür

Fransa’nın en önemli bağımsız gazetelerinden birisi olan Mediapart, geçtiğimiz hafta mahkemenin henüz yayınlanmamış bir haber için verdiği sansür kararı ile karşı karşıya kaldı.

Mediapart, eylül ayında Saint-Etienne Belediye Başkanı Gaël Perdriau ve ekibi hakkında ciddi bir yolsuzluk dosyası yayınlamıştı. Sansüre uğrayan haber ise video kayıtla şantaj gibi olayları da içeren bu dosyaya dair yeni detayları anlatıyor. 

Mediapart’ın karara itirazı 25 Kasım günü ele alınacak ve şimdiden birçok kurumdan Mediapart için destek açıklamaları geldi. Bu olay aynı zamanda Avrupa’da ve Fransa’da giderek zayıflayan basın özgürlüğünü de gözler önüne seriyor. Avrupa Birliği’nin üyesi olan birçok ülkede giderek buna benzer örneklerin artıyor olması da birliğin European Media Freedom Act gibi bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duymasının ana sebeplerinden birisi.

Semafor Ne Kadar Global?

Büyük iddialar ile kurulan ve yayın hayatına başlayan Semafor, neredeyse bir ayı geride bıraktı. Yayının geleceğine dair herkesin aklında birçok soru var ancak, en merak edilenlerden birisi iddia ettikleri kadar global bir yayın yapıp yapmadıkları.

Press Gazette de bunu merak etmiş ve geçtiğimiz bir ay boyunca yaptıkları bütün haberleri ülke bazında listelemiş. Ortaya çıkan listeye göre ABD ve Çin ciddi bir şekilde önde olsa da toplam 47 ülke hakkında haber yapılmış, neredeyse dünyanın çeyreği kadar. O kadar iddialı bir başlangıçtan daha fazlasını beklerdim ama yine de kötü bir başlangıç sayılmaz.

Verilerde özellikle dikkatimi çeken detay ise Türkiye. Press Gazette verilerine göre şu ana kadar Semafor’da hiç Türkiye haberi yayınlanmamış. Buna rağmen okur verilerine bakıldığında Türkiye en çok okura sahip oldukları 13. ülke. Bakalım bu veri sonrasında bir değişiklik olacak mı?

Kısa Kısa

🐦 Twitter nereye gidiyor diye merak ediyorsanız, bu site tüm gelişmeleri takip etmek için yeterli olacaktır.

🇸🇴 Somali’de tutuklanan gazeteciler sıkı serbest bırakılma şartları ile haber yapamaz hale getiriliyor.

🍄 Twitter’la başlattığı projesi Elon Musk tarafından iptal edilen Eric Holthaus, Project Mushroom isimli yeni bir projeye girişti.

🇺🇸 ABD’deki seçimler öncesinde ülkede suç artıyor haberlerini gündemden düşürmeyen Fox News, seçimler bittikten sonra bu haberleri yarı yarıya azaltmış.

👋 Politico’nun teknoloji versiyonu olarak başlayan Protocol, yayın hayatını sonlandırıyor. Politico da Avrupa ve ABD ayaklarını birleştiriyor.

🇷🇺 Yandex yeniden yapılanmaya gitmek için Putin’in izin vermesini bekliyor.

Tumblr kullanıcısının Goncharov filmi için tasarladığı afiş. 1970'ler tarzındaki afişte arka planda Rusya ve İtalya manzaraları, önde oyuncular, onların önünde de yanan bir araba var.
Beelz@Tumblr

Haftanın odağı: Goncharov’u izlediniz mi?

Sosyal medya platformlarına ve kullanıcılara dair genellikle sorunları ve kötü gelişmeleri konuşup tartışıyoruz. Elbette bunun haklı sebepleri var ama bu durum bazen internetin ne kadar eğlenceli olabileceğini ve insanların bir araya gelince ne kadar yaratıcı olabileceğini unutmamıza neden olabiliyor. Bu yüzden bu hafta farklı bir yerden yaklaşıp internetin yarattığı iki güzel olaydan bahsetmek istedim.

Bunlardan ilki Tumblr’da ortaya çıkan kayıp Martin Scorsese filmi Goncharov (1973). Bundan birkaç yıl önce bir Tumblr kullanıcısının internetten aldığı botların üzerindeki sahte etiketin geçtiğimiz günlerde hatırlanması ve bir diğer kullanıcısının film için afiş tasarlamasıyla birlikte bir anda herkes filmle ilgili konuşmaya başladı.

Böyle bir film hiç yapılmamış olmasına rağmen insanlar karakterler ve senaryo üzerine analiz yapıyor, fan art üretiyor, filmle ilgili teoriler yazıyor. Eğer bu bülteni veya Goncharov’u açıklayan başka bir yazıyı okumamış olsanız, büyük ihtimalle herkesin gerçek bir filmden bahsettiğini düşünebilirsiniz. Hatta Goncharov’u izlemediğinizi söylerseniz aşağılanma ihtimaliniz bile var.

Bahsetmek istediğim diğer internet fenomeni ise TikTok ile ortaya çıkan dabloon ekonomisi. 16. yüzyıl İspanyol parası doubloon isminden ilham alan bu sahte para birimi TikTok üzerinden oynanan bir rol yapma oyununa dönüştü. İsteyen herkes birilerine dabloon hediye eden veya dabloon karşılığı eşya satan videolar çekip internete koyabiliyor, hatta sizi soymayı bile deneyebiliyor. Oyuna dahil olmak için tek yapmanız gereken hesabınızı iyi tutmak ve alışverişe dahil olmak.

Uzun zamandır internet kullananlar için bu tarz internet fenomenleri ve oyunları yabancı bir konsept değil. The Game bunun en eski ve yaygın örneklerinden birisi olabilir (evet, oyun hâlâ devam ediyor ve şu anda kaybettiniz). Bir grup internet kullanıcısının bağımsız bir şekilde bir araya gelmesi ve hiçbir kurala veya anlaşmaya ihtiyaç duymadan organize olabilmesi, günümüz internet kültürünün temelindeki dinamiklerden birisi.

Ancak internetin evrimiyle birlikte bu doğal dinamiklerin yerini algoritmalara göre optimizasyon, viral olma ve platformların içerik kontrolüne takılmama çabaları almaya başladı. Bu da gün geçtikçe bu yaratıcı ve eğlenceli fenomenlerin yerini sosyal medya fenomenlerinin almasına neden oldu. Diğer yandan devletlerin giderek internette daha fazla kontrolü dayatması da insanların kendilerini özgürce ifade edebilmesini zorlaştırdı.

Her ne kadar internetin giderek yaygınlaşması ve ticarileşmesi bu tarz dinamiklere yer kalmadığı hissine sebep olsa da Goncharov ve dabloon bunun aksini kanıtlıyor. İnternetin özel ve yaratıcı bir ortam olmasını sağlayan şey tam olarak böyle doğaçlama fenomenlerin ve esprilerin ortaya çıkmasına imkân vermesi. O yüzden insanların sosyal medya platformları yüzünden internete dair karamsarlaştığı bir dönemde bu iki örneğin birden ortaya çıkmasını da kesinlikle iyi yönde bir işaret olarak görmek lazım. 

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir