Süper kahraman gazeteci aranıyor

Getting your Trinity Audio player ready...

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Bu hafta bültenimiz 1345 kelime ve okuma süresi yaklaşık 7,5 dakika.

Geçtiğimiz hafta NewsLabTurkey için hareketli bir hafta oldu. O yüzden bültene geçmeden önce birkaç duyurum var.

İlk duyurum bültenimizle ilgili. Bu haftadan itibaren NLTR Ne Okuyor’u Aposto! platformu üzerinden de okuyabilecek ve abone olabileceksiniz. Bu ortaklığımız için oldukça heyecanlıyım. Şu aşamada Mailchimp ve Aposto!’da eş zamanlı olarak yayına devam edeceğiz. İlerleyen zamanlarda bu konuda olabilecek değişikliklerden sizi haberdar edeceğim.

İkinci duyurumuz geçtiğimiz yıl NLTR Akademi adı altında yürüttüğümüz bu sene Kulukça Programı olarak adlandırdığımız programımız hakkında. Kuluçka Programı için başvuruları 8 Mart Pazartesi günü açacağız. Sitemizden ve sosyal medya hesaplarımızdan detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Üçüncü duyurumuz ise aynı zamanda bu haftanın odağı. 2021 başından itibaren çalışmalarına başlayan NLTR Research Hub, ülkemizdeki habercilik sektöründe işe alma ve istihdam koşullarına dair ilk araştırma raporunu yayınladı. Daha fazlasını odağımızda bulabilirsiniz.

“Ne Okuyoruz” bölümünde ise Google’ın yeni çerez politikası, Substack draması, gazetecilere karşı hayati tehditler ve daha fazlasını okuyabilirsiniz.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

David Brooks'un Facebook için yazdığı blog postunun ekran görüntüsü.

Bu hafta ne okuduk?

EK İŞLERİNİZ KONUSUNDA DÜRÜST OLUN

Gazeteciler için asıl işlerinin dışında ek projeler yürütmeleri veya başka yerlerde de çalışmaları oldukça doğal bir durum. Bazen ekonomik bazen de yaratıcı sebeplerden dolayı bu yola başvuruluyor. Fakat bu konuda dürüst olmadığınız zaman büyük sıkıntılar ortaya çıkabilir.

New York Times köşe yazarı David Brooks ikinci işini ve bu işe dair detayları sakladığı için geçtiğimiz hafta gündem oldu. BuzzFeed News’in yayınladığı haberler, Brooks’un yönetim kurulunda olduğu Weave Project üzerinden kazandığı gelir ve projenin Facebook ile ilişkisinin boyutlarını ortaya çıkardı. Proje 2018 yılı sonunda Facebook’tan 250 bin dolar hibe almış. Brooks Weave Project ile birlikte sıkça projeden ve Facebook’tan bahseden köşeler yazarken bu konuda bir bilgilendirme notu eklenmediği gibi bu detayların önemli bir kısmından NYT’nin de haberi yok.

İşin daha kötü kısmı ise 23 Şubat’ta Brooks’un Facebook gruplarının ne kadar iyi ve faydalı olduğunu anlatan bir yazı yazması ve bunun Facebook’un kurumsal blogunda yayınlanması. NYT’deki editörlerini de bu çalışmalarından haberdar etmemesi, çıkar ilişkileri konusunda gazetecilerin neden şeffaf olması gerektiğinin en iyi örneği. Eğer bir gazeteci güvenilir olmak istiyorsa özellikle maddi konulardaki şeffaflığından asla vazgeçmemeli.

GOOGLE BİZİ TAKİP ETMEYİ BIRAKMIŞ GİBİ YAPIYOR

İnternette özelleştirilmiş reklamlar ve gelişmiş çerezlere dayanan gelir modelinin giderek zayıfladığından sıklıkla bahsediyorum. Geçtiğimiz hafta Google’ın açıkladığı yeni hamle de bu akımı güçlendirecek gibi görünüyor. Tabii dikkatli olmamız gereken bazı detaylar var.

Google üçüncü-parti çerezleri sona erdirecek ve bu şekilde internette takip edilmemizi önleyecek adımlarını açıklarken fazlasıyla iyimser ve “gizlilik dostu” bir profil çiziyor. Fakat bu hamle genel olarak çerezlerle takibi sona erdirse de Google’ın geri kalan tüm takip ve veri toplama yollarının olduğu gibi kalması anlamına da geliyor. Yani Google bir takip yolunu kaldırdığı için geri kalan tüm veri toplama yollarını unutmamızı bekliyor.

Üstelik bu konudaki hamleleri şirket olarak gizliliğe çok önem verdikleri için de yapmıyorlar. Apple ve Firefox başta olmak üzere geçtiğimiz dönemlerde giderek bu konuda daha sert hamleler yapan ve bu yüzden övgü alan şirketlerin artması ile birlikte Google bunu yapmaya mecbur kaldı. O yüzden bu pazarlama taktiğine düşmeden hareket etmekte fayda var.

SUBSTACK VE GAZETECİLİĞİN SARSILMAYA ÇALIŞILAN TEMELLERİ

Bu hafta Brooks olayı ile birlikte gazeteciliğe dair bir tartışma da Substack ve yarattığı ekosisteme gelen eleştiriler yüzünden yaşandı. Özellikle de Twitter’daki bu eleştirilere gelen cevaplar ağırlıkla trollük, taciz ve küçümseme temelli olunca kısa sürede tartışma kontrolden çıktı.

Özet olarak Sarah T. Roberts’ın zincirleri Substack ve benzeri yerlerde gelişen “rockstar gazeteci” formatına dair oldukça bilindik eleştirilerdi. Editoryal bir ekibi olmadan, gazetecilikleri ile ünlenip ardından bireysel olarak fikir yazıları yazmalarının “yeni nesil gazetecilik” olarak lanse edilmesinin bu yapıya bir tehdit oluşturduğunu söylüyor. Ayrıca Substack’in kimleri transfer ettiği ve özel ücretler teklif ettiği konularının da platformun konumunu anlamak için şart olduğunu ekledi.

Bu eleştiriler ve özellikle Substack bağlamında yaşananlar, sektörün bir şekilde içinde olanlar tarafından bilinen ve kabul edilen noktalar. Bir yanda gazeteciliği yeniden tanımlamak isteyen platformlar ve kendilerini rahatsız eden gazeteciliğe karşı bir şeyler yapmak isteyen Silikon Vadisi yatırımcıları var. Bunların gerçekleştirdiği hamlelerin gazeteciliğe zarar vermesi mümkün. Ancak diğer yandan da kurumsal gazeteciliğe dair bu kadar iyimser bir tablo çizmek de yanıltıcı. Bu riskleri tartışırken geleneksel gazeteciliğe dair fazla romantik bir tablo çizme hatasına düşmemek lazım. Ancak internet giderek eleştirilere karşı diyalog yerine agresif cevaplar vermeyi normalleştirdiği için bu sorunları derinlemesine tartışmak yerine kamplarımıza sıkıca sarılmayı tercih ediyoruz.

HAYATLARI İÇİN SAVAŞAN GAZETECİLER

Silikon Vadisi zenginleri ve ABD’li medya akademisyenleri şirketler ve gelir modelleri üzerine tartışadursun, diğer yanda gazetecilik ve gazeteciler için çok daha hayati tehditler ortaya çıkmaya devam ediyor.

ABD istihbaratının yayınladığı rapor Kaşıkçı cinayetinde Suudi prensinin rolünü açıkça dile getirdi ama buna rağmen siyasi ilişkiler gerekçesiyle ciddiye alınacak bir sonuç doğurmadı. Afganistan’da ise 3 kadın medya çalışanı kimliği bilinmeyen kişiler tarafından öldürüldü. Press Emblem Campaign’in takip çalışması ise COVID-19 sebebiyle tüm dünyada en az 840, Türkiye’de ise 21 gazetecinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bu haberler aslında gazetecilik için koşulların nasıl giderek daha da sertleştiğini gösteriyor. Birçok anlamda güvencesizlik, artan tehditler ve dahası ile her geçen gün gazeteci olmak daha da zorlaşıyor. Daha köklü değişimler artık mecburiyet hâline geliyor ama içeride de bunu görmemek için ısrar edenlerin çokluğu maalesef yeterince hızlı olunamamasına sebep oluyor.

KISA KISA

  • Yapılan yeni bir araştırma Facebook’ta yanlış bilginin ancak sağcılara hitap ettiğinde ilgi çektiğini iddia ediyor.
  • Imagined Audiences kitabının yazarı Jacob L. Nelson, gazetecileri okurla daha fazla etkileşime zorlamanın onları tacize daha açık hâle getirme riski olduğunu söylüyor.
  • Geçtiğimiz 9 yılda abonelik ekonomisi yüzde 435 büyüdü ve bir süre daha böyle devam etmesi bekleniyor.
  • OpenNews, kendisini geliştirmek isteyen gazetecilere eğitim, atölye, panel gibi etkinliklere katılmak için kullanabilecekleri 250 dolarlık mikro fonlar vermeye başladı.
  • Eğer yanlış bilgiye kaynak göstermek istiyor ama bunu yayınlayanlara katkıda bulunmak istemiyorsanız buradaki metodu kullanabilirsiniz.
  • Yalan ve yanlış bilgi giderek daha fazla kabul görüyor ve normalleşiyor.
  • YouTube’un nefret söylemi algoritması bir satranç röportajını canlı yayının ortasında kesmişti. Araştırmacıların nedeniyle ilgili iyi bir tahmini var.

Araştırma raporunun katılımcısı kurumların son dönemde ilan verdikleri pozisyonların grafiği. İlk sırada editör var.

Haftanın odağı: Türkiye’de gazeteci istihdamı 

2021 yılı ile başlayan yeni yayın dönemimizde NewsLabTurkey çatısı altında yeni bir oluşum da hayata geçti: Research Hub. Bu çatı altında özellikle Türkiye’de haber endüstrisine dair araştırmalar ve akademik çalışmalar gerçekleştirilecek ve Research Hub bu çalışmaların sonuçlarıyla sektörün problemlerini çözmesine ve gelişmesine katkıda bulunmayı amaçlıyor. 

Proje kapsamında gerçekleştirilen ilk araştırmanın sonuç raporu da geçtiğimiz hafta içerisinde yayınlandı. “Türkiye’de Gazeteci İstihdami: Gazeteler Süper Kahraman Mı Arıyor?” isimli rapor Türkiye’deki haber kurumlarındaki işe alma koşullarını, süreçleri ve bunların nasıl ihtiyaçlara ve sorunlara işaret ettiğini ortaya çıkarmayı hedefliyor. Oldukça derinlikli bu raporu ister okuyabilir, isterseniz dinleyebilirsiniz.

Rapora dair benim burada değinmek istediğim nokta ise daha çok küresel koşullarla bir kıyaslama yapmak ve ülkemizdeki durumu bu bağlam içerisinde görmeye çalışmak. Bu noktada ilk gözüme çarpan nokta ise kurumsal yapının farkı. Özellikle Avrupa ve ABD ülkelerinde görece küçük olarak adlandırılan yayınların bile daha geniş bir kurumsal yapıya sahip olması ve bizim bu noktada henüz o büyüklük seviyesine gelememiş olmamız raporda öne çıkan süper kahramanlık sorunundaki ana faktör gibi görünüyor.

Elbette bu noktada da sektörün ekonomik durumu büyük rol oynuyor. Çoğu kurum için bu büyümeyi sağlayacak ekonomik imkânlar söz konusu değil. Bu da az kişiyle çok iş gerçekleştirme zorunluluğu yaratıyor. Bu durum yine dışarıya kıyasla kurumların bir çalışanla uzun zaman birlikte yürümesinin burada zorlaşmasına katkıda bulunuyor. Çünkü uzun zaman tek bir kurumda çalışabilmek genellikle belirli bir uzmanlık odaklı çalışanlar için mümkün oluyor. Bu alanı yaratmak için de büyümek şart.

Akademinin hâli ve dışarıdan eğitim programları birbirini destekleyen iki madde. Bu noktada yurtdışı örneklerle benzeşsek de bunun arkasındaki sebep farklı. Bizde sorunun kaynağı eğitimin kalitesi, dışarıda ise insanların üniversiteye parasının yetmemesi. Bu noktada bir avantaj elde etmemiz mümkün ama bu ancak akademi değişirse olabilir.

Yine de sonuç olarak tablo çok da iç karartıcı değil. Çok daha iyi bir duruma gelmemiz mümkün görünüyor; bunun için sektörün ekonomik yapısını ve yaklaşımını elden geçirmesi yeterli gibi görünüyor. İşin ekonomisini yürütecek alandaki insan eksiğinin çözülmesi ve bu alanda adımlar atılmaya başlanmasıyla birlikte diğer birçok soruna dair de çözümler üretmek mümkün.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir