Ne Okuyoruz

Felakete bağımlı hâle geldik

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

İnternet hayatımıza iyisiyle kötüsüyle birçok şey kattı. Bunların arasında birçok yeni kelime ve kelimelerin değişen kullanımları da var. Bu kelimelerin arasına yeni katılan “doomscrolling“in ne olduğunu ve neden ihtiyaç duyulduğunu “Haftanın Odağı”nda anlattım.

“Ne Okuyoruz” bölümünde ise Google, Facebook ve Spotify gündem belirleyiciler oldu. Ayrıca dün sona eren Global Fact 7 da ele aldığım başlıklardan birisi.

Bu haftalık benden bu kadar. Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Bu hafta ne okuduk?

PLATFORMLAR TAVİZ VERİYOR

Büyük sosyal medya platformları ve onların yarattığı sorunlarla ilgili bültende sıkça konuşuyoruz. Fakat geçtiğimiz hafta içerisinde yaşanan gelişmeler ile durum biraz değişmeye başladı.

Facebook gibi büyük platformlarda moderasyon eksikliğinin ve sorunlu moderasyonun getirdiği sıkıntılar Unilever gibi büyük şirketlerin 2020 boyunca sosyal medyada reklam için bütçe ayırmayacaklarını duyurmasına neden oldu. Başka şirketlerin de boykota katılmasıyla birlikte platformların bir cevap vermesi kaçınılmaz hâle geldi. Cuma günü (26 Haziran) Mark Zuckerberg moderasyon konusunda ciddi adımlar atacaklarını ve özellikle nefret söylemlerine taviz vermeyeceklerini duyurdu.

Bir diğer taviz de Google’dan gazeteler konusunda geldi. Dünyanın farklı yerlerinde Google News ve arama sonuçlarında haberlerin kullanılmasından telif isteyenlerin sayısının artması ile Google ödeme yapmaya başlayacağını söyledi. Ama bunu yeni bir platformda ve “kaliteli içeriklere” yapacaklarını da ekledi.

Her ne kadar bu iki haber de olumlu görünse de, platformların geçmişlerini göz önünde bulundurduğumuzda bunların PR amaçlı hamleler olduğunu düşünmemek zor. Bekleyip göreceğiz demek istiyorum ama açıkçası kayda değer bir değişim göreceğimizi de sanmıyorum.

SPOTIFY’DAN YENİ PODCAST TRANSFERLERİ

Spotify’ın podcast alanındaki büyük aktör olmak için attığı adımları bir süredir takip edip sizlerle paylaşıyorum. Joe Rogan transferinin ardından devamının geleceği kesin görünüyordu. Öyle de oldu.

Geçtiğimiz günlerde Spotify, Kim Kardashian West ile adalet reformu üzerine yapacağı podcast serisi için, DC ve Warner Bros. ile de orijinal kurgu podcast serileri için özel anlaşmalar gerçekleştirdi. Bu büyük adımların yanında podcastler için interaktif reklam ekleme teknolojisini de duyurmasıyla birlikte Spotify podcast alanını ciddi bir gelir kaynağı olarak gördüğünü açıkça gösterdi.

Tüm bu transferlere ve atılan adımlara nasıl bakmalı diye düşünüyorsanız geçtiğimiz bültenlerde yazdığım “Haftanın Odağı”na ve HotPod’un yayınladığı analize bakabilirsiniz.

Ek Okuma: Microsoft da dijital yayıncılıkta büyümek için şansını canlı yayın platformu Mixer ile denemiş, hatta en büyük oyun yayıncılarından Ninja’yı ciddi bir ücretle transfer etmişti. Ama geçtiğimiz hafta Mixer’in tamamen kapatılacağını ve Facebook Gaming’e yönlendirileceğini duyurdu. Bu tarz transferlerin de böyle bir riskli yanı her zaman var.

GLOBAL FACT 7 SANAL OLARAK GERÇEKLEŞTİ

Pandemi ile birlikte birçok etkinlik ve konferans ya iptal oldu ya da sanal olarak gerçekleştirilmenin bir yolunu buldu. İkinci kategoriye giren etkinliklerden birisi de IFCN tarafından düzenlenen Global Fact 7 oldu.

Doğrulama ve yanlış bilgi konusunda çalışan kişi ve kurumların katıldığı ve karşılaştıkları sorunlardan buldukları çözümlere kadar alanın hemen her yönünü ele alan panel ve konuşmalar ayrıca doğrulamanın ve yanlış bilgi sorununun güncel durumuna da ışık tuttu. Oturumların hepsini IFCN YouTube kanalında izleyebilir ya da Poynter’da günlük olarak yazılan derlemeleri okuyabilirsiniz.

KRİZ RAPORU: KORONAVİRÜS HABERLERİNİ YAZMANIN ZORLUKLARI

Koronavirüs ile birlikte yaşamaya başladığımız yeni süreç hem medya için ekonomik bir krizi hem de yabancı olduğumuz bir alanda yazmayı öğrenme zorluğunu getirdi.

Kriz iş kayıplarına ve yayınların kapanmasına sebep olmaya devam ediyor. Diğer yandan da kimi ülkelerde krizin etkisi ile yerel gazetelere olan okur ilgisinde bir artış söz konusu. Fakat bundan sonra neler olacağını kestirmek hâlâ zor.

İlginizi çekebilir:
İnternet trolü olmak, okuru tanımak, Quartz Brief'in sonu

Diğer yanda ise virüs ile ilgili yazılan haberlere ve nasıl yazıldıklarına dair tartışmalar devam ediyor. COVID-19 aşısı ve virüsün kendisi ile ilgili komplo teorilerinin virüsü küresel olarak atlatmamızı zorlaştıracağı kesin. Ve koronavirüs ile ilgili haber yapmanın zorlukları hâlâ çözülmemiş bir konu. Bu sorunların üstesinden gelmek için gazeteciler ellerinden geleni yapsa da bazen sorun onların da çözemeyeceği kadar büyük olabiliyor.

KISA KISA
  • ABD federal hükümeti, aralarında Signal ve Tor Browser gibi tanıdık isimlerin de bulunduğu açık teknoloji girişimlerine karşılıksız destek sağlayan kurum Open Technology Fund’ı işlevsiz bırakmaya çalışıyor.
  • NSO’nun meşhur casus yazılımı Pegasus bu kez de Faslı bir gazetecinin telefonunda bulundu.
  • Pandeminin ABD gazetelerindeki karikatür serilerini nasıl etkilediğini inceleyen yazı, alanın çalışma şekline dair de ilginç bilgiler içeriyor.
  • Hindistan merkezli haber derleme uygulaması Lokal daha iyi hizmet vermek için okurlarına ne istediklerini sormayı deniyor.
  • Geçen hafta bahsettiğim mikro ödeme tartışmasıyla ilgili faydalı bir yazı daha yayınlandı.
  • ABD’nin Assange’a açtığı dava giderek gazetecileri susturma yollarının temelini atma çabasına dönüşüyor.
  • The New Yorker yönetiminin çalışan sözleşmesine “yeterli bir gerekçe gösterilmeden çalışana ceza verilemez” maddesini kabul etmemekte ısrar etmesiyle New Yorker çalışanları 25 Haziran’da yarım gün iş bıraktı.
  • Biz ayırt edebilsek de okurlar çoğu zaman haber ile fikir yazısının farkını görmekte zorlanıyor.

Haftanın odağı: Doomscrolling

İnternet ve sosyal medya hayatımıza birçok farklılığın yanında bunları tanımlamak için kullandığımız yeni kelimeler ve kalıplar da kazandırdı. Bazen yeni bir formatı, bazen de yeni gelişen bir davranış biçimini anlatmak için kullandığımız bu kavramlar kısa sürede gündelik dilin de bir parçası hâline geliyor.

Bunların arasına katılmaya aday yeni bir kelime var: Doomscrolling. Türkçe bir karşılık bulması zor, belki “felaket takibi” gibi bir şey demek mümkün ama sosyal medya akışını gezmek için kullanılan “scrolling” fiiline denk bir Türkçe karşılık olmadığı için tam oturmuyor.

Özetle, bu kavram sosyal medyanın giderek negatif ve karamsar bir hâl alan paylaşım alışkanlıklarını ve bunların biz kullanıcılarda yarattığı bağımlılık hissini anlatmak için kullanılıyor. Her sabah Twitter’ı açarken “bakalım bugün nasıl felaketler oldu” diye düşünüyorsanız, her gün internette bir kötü haberin veya skandalın patlıyor olması dikkatinizi çektiyse ve tüm bunların sizi psikolojik olarak kötü etkilediğini bilmenize rağmen bu haberleri ve tartışmaları takip etmek için çok fazla vakit harcıyorsanız, yaptığınız şeyin adı doomscrolling.

Kelimenin büyüyüp yaygınlaşması mümkün. Tüm dünya ile giderek daha bağlı bir hâle gelmemiz ve çok daha geniş bir perspektif ile olanları takip edebilmemiz bizde daha fazla öğrenme isteği yaratıyor. Ayrıca kötü haberler genellikle paniğe sebep olduklarından kendimizi korumak için daha fazlasını öğrenmeye yöneliyoruz. Bir de elbette sosyal medya platformlarının bizi tutmak için algoritmaları ile oynayıp bu tarz içerikleri —siz takip etmeseniz bile— önünüze çıkartmaktan hâlâ vazgeçmiyor olması da buna katkı sağlıyor.

Doomscrolling alışkanlığının psikolojinizi kötü bir şekilde etkilemesi kaçınılmaz. Ama medya alanında çalışanlar ve gazeteciler için de sosyal medyayı takip etmek bir zorunluluk gibi yansıtıldığı için bundan kaçmanın da mümkün olmadığını düşünebilirsiniz. Yine de kendinize belirli filtreler koyarak, olabildiğince az doomscrolling yapmanıza yardımcı olacak araçlara başvurarak ve “dijital minimalizm” gibi yöntemleri inceleyerek zihinsel sağlığınızı korumayı araştırabilirsiniz.

Her ne kadar sosyal medya önemli bir araç olsa da, onun zararlı yönlerine ve beraberinde getirdiği doomscrolling gibi kötü alışkanlıklara katlanmak zorunda değiliz. Ne olursa olsun bunu aklınızda tutmaya çalışın.

Not: Doomscrolling için Türkçe çeviri önerileriniz varsa [email protected] adresine gönderebilirsiniz.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Türkiye’de podcast ekonomisi mümkün mü?

Önceki içerik

Hava tahminlerini sunmak bir bilim mi?

Sonraki içerik