Güven sorununun durdurulamaz yükselişi

Bu haftanın anahtar kelimeleri: Edelman Trust Barometer, CNN, TikTok, kooperatifler.

CNN'in Atlanta'daki merkez binasının önündeki dev CNN logosunun karşıdan çekilmiş fotoğrafı.

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Güven sorunu hem medya hem de diğer kurumlar için giderek büyüyen bir mesele olmaya devam ediyor. Bu hafta bültenin odağında 2025 Edelman Trust Barometer raporunu ve buradan medyanın nasıl dersler alabileceğini yazdım.

“Ne Okuduk” bölümünde ise CNN’in yeni dönem planları, YZ şirketlerinin şeffaflık sorunu ve daha fazlası var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

CNN'in Atlanta'daki merkez binasının önündeki dev CNN logosunun karşıdan çekilmiş fotoğrafı.
Unsplash

Bu hafta ne okuduk?

CNN Eski Planları Canlandırıyor

CNN her ne kadar dünyanın en büyük haber televizyon kanallarından biri olsa da konu internet yayıncılığı olduğunda gerçekten başarılı olduklarını söylemek mümkün değil. 2022 yılında büyük iddialarla başlattıkları CNN Plus projesinin bir ay sonra kapatılmasından bu yana da bu alana dair pek bir şey söylemiyorlardı.

Ancak görünüşe göre CNN’in 2025 için planları büyük. New York Times’ın yayınladığı habere göre CNN ciddi bir yeniden yapılanmaya gitmeyi ve sadece televizyon gelirlerine bağlı olmaktan kurtulmayı amaçlıyor. CEO Mark Thompson’ın ekiple paylaştığı mektuba göre de bu dönüşümün bir parçası olarak yeni bir streaming platformu da kurulacak. Umarım aradan geçen üç yılda CNN Plus hatalarından ders almışlardır. 

TikTok’un Durumundan Faydalanmak İsteyenler

Geçtiğimiz hafta içerisinde ABD’de kısa süreliğine erişime kapanıp ardından Trump’ın emriyle engelleme emrinin 75 gün ertelendiği TikTok gündemden hiç düşmedi. Bu “engellendi mi açıldı mı” hâlinden kendisine pay çıkarmak isteyenler de fırsatı hiç kaçırmadı. 

Instagram, TikTok’ta aktif olan hesaplara sadece Reels’te paylaşım yapmaya başlamaları karşılığında aylık 10.000 ile 50.000 dolar arasında ödemeler teklif etmiş. Bununla da yetinmeyip TikTok’un video düzenleme uygulaması CapCut’ın bariz bir kopyası olan Edits isimli bir uygulama da duyurdular. YouTube ise hem TikTok’u hem de Shorts’u kullanan kimi içerik üreticileri Shorts’ta daha aktif olmaya çekecek özel bir davet gerçekleştirmiş.

Ancak bu durumdan faydalanmak isteyenler sadece video odaklı platformlar değil. Substack her türlü içerik üreticiye açık olan 20 milyon dolarlık bir destek fonu açacağını duyurdu. Bluesky dikey videolar için özel bir akış tasarlayıp kullanıma açtı, Tumblr ise neredeyse on yıldır geliştirme aşamasında olan Tumblr TV özelliğini yayına aldı.

Bir de bireysel olarak bu durumdan faydalanmak isteyenler vardı. TikTok’un uygulama mağazalarında erişilemediği kısa süre içerisinde içinde TikTok uygulaması olan telefonlarını eBay üzerinden satmaya kalkan birçok kişi ortaya çıktı. Telefonlar için fiyatlar 2000 ila 5000 dolar gibi uçuk bir aralıkta değişse de daha ileri gidip TikTok kurulu bir iPhone için 50.000 dolar isteyen bile olmuş.

YZ Araçlarınızın Sahibi Kim?

YZ teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte giderek daha fazla gazeteci ve medya çalışanı bu araçlardan farklı şekillerde faydalanmaya başladı. Fakat her gün yenilerini gördüğümüz bu araçların sahiplerinin kim olduğu ya da ne kadar güvenilir oldukları konusuna yeterince özen gösterilmiyor.

Sydney Martin tarafından gerçekleştirilen yeni bir araştırma, özellikle gazetecilerin de kullandığı 100 YZ şirketini detaylı bir şekilde incelemiş. Araştırmaya göre bu şirketlerin yüzde 67’sinin temel şirket bilgileri, sahiplik ve benzer konularda ciddi eksikleri var. Yani bu şirketlerin kim olduğunu, kullandığınız araçları kimin tasarladığını ve onların ne kadar güvenilir olduğunu bilme şansınız yok. Raporu baştan sona okumanızı ve YZ araçları seçerken buradan öğrendiklerinize göre hareket etmenizi tavsiye ederim.

Kooperatif Modelinin Yükselişi

2021 yılında medyada kooperatif modelinin nasıl faydalı bir yaklaşım olabileceğinden bahsettiğimde, henüz bu modeli kullanan yayın sayısı çok azdı. Fakat zaman içerisinde bu durum ciddi bir şekilde değişmeye başladı. Son iki yılda ise kooperatif veya çalışanların sahibi olduğu model giderek daha çok karşılaştığımız bir şirket yapısı olmaya başladı.

Bu da kooperatif yaklaşımına olan ilginin artmasına ve hakkında daha çok yazılmasına neden oluyor. Özellikle ABD’de Defector ve 404 Media gibi dijital yayınların veya yerel gazetelerin bu modelle başarılı olması bu popülerliğin en önemli sebeplerinden birisi. Medyanın ekonomik koşullarını ve bu modelin daha küçük ekiplerin sürdürülebilir bir yayın kurmasına imkan veren yapısı muhtemelen önümüzdeki yıllarda bu model ekseninde kurulan daha birçok yayınla karşılaşmamıza neden olacak.

Kısa Kısa

🐦 Fransa’nın en önemli gazetesi Le Monde artık X-Twitter’ı kullanmayacaklarını duyurdu.

📧 Vox, aşırı Trump’a maruz kalmak istemeyenler için Trump yönetimiyle ilgili haberleri her gün kısaca özetleyen bir e-bülten yayınlamaya başladı.

🤖 OpenAI ilk YZ ajanları Operator’ü aylık 200 dolarlık ChatGPT Pro aboneleri için kullanıma açtı.

🇪🇺 ABD’de Trump’a yaranmaya çalışan Meta ve X, Avrupa Birliğine gönüllü olarak nefret söylemiyle mücadele edeceklerine dair söz verdi.

🇬🇧 İngiliz Independent Media Group, dünyanın daha az haberleştirilen bölgelerine dair haberler yapmak için Gates Foundation’dan 700.000 dolarlık bir destek aldı.

🤝 Andrew Edgecliffe-Johnson, neden Financial Times’ı bırakıp Semafor’a geçtiğini anlatmış.

Bir parktaki taştan bankın üzerine Trust (güven) kelimesi kazınmış.
Unsplash

Haftanın Odağı: Güven Sorununun Durdurulamaz Yükselişi

Güven sorunu kolay kolay gündemimizden çıkmayan bir mesele. Özellikle de medyaya ve gazetecilere güven konusunu sık sık tartışıyoruz ama sorunu daha geniş bir bağlama oturtmakta zorlandığımız için bu tartışmalar yeterince verimli olmuyor. Geçmiş yıllarda yazdığım bir yazıda güven sorununu neden tek bir alanla sınırlamadan ele almamız ve çözüm üretmemiz gerektiğini anlatmıştım.

Görünen o ki yıllar ilerledikçe ilerleme kaydetmek bir yana, tüm dünya daha da kötüye gidiyoruz. 2001 yılından bu yana yayınlanan Edelman Trust Barometer’in 2025 raporunu incelerken bu kötüye gidişatın boyutlarını daha net bir şekilde gördüm. 28 ülkeyi kapsayan ve temel olarak insanların şirketlere, STK’lara, hükümetlere ve medyaya güvenini ölçen bu çalışma dünyanın kimlere güvenip nelerden şikâyet ettiğini görmek açısından önemli veriler sunuyor.

Raporun genelinde oldukça ilginç veriler var. Örneğin görüşülen insanların yarısından çoğu işlerini kaybetme riski olduğunu düşünüyor. Gelir seviyesi yüksek olanların Güven Endeksi puanı 61 ama düşük gelir seviyesinde olanların 48, yani gelir seviyeniz kurumlara olan güveninizi net bir şekilde etkiliyor. Zenginlerin bencilliğinin bugün yaşadığımız birçok sorunun sebebi olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 65. 

Bu verileri “değişim için düşmancıl aktivizm kabul edilebilir” diyenlerin toplamda yüzde 40, 18–34 yaş arasında yüzde 53 olduğu ve insanların yarısından fazlasının “benimle aynı politik görüşte olmayanlara yardım eden bir şey bana zarar veriyordur” diye düşündüğü verileriyle birleştirince de aslında küresel olarak ne kadar gergin bir noktada olduğumuzu görmek zor değil.

Peki bütün bunların ortasında gazetecilik ve medya nerede duruyor derseniz, maalesef en az güvenilenlerden birisi. Katılımcıların yüzde 70’i gazetecilerin insanlara yanlış veya abartılı şeyler söyleyerek onları kasıtlı olarak yanılttığını düşünüyor — bu oran hükümet liderleri için yüzde 69, iş dünyası için yüzde 68. 

Haber kurumlarının “insanların bilmesi gerekeni söylemek yerine daha fazla insanı çekmeye çalışacağını” düşünenlerin sayısı sistemden şikayeti yüksek olanlarda yüzde 75, düşük olanlarda ise yüzde 58. Haber kurumlarının “halkı bilgilendirmek yerine bir ideolojiyi destekleyeceğini” düşünenlerin sayısı ise sistemden şikayeti yüksek olanlarda yüzde 67, düşük olanlarda ise yüzde 53. 

Yani insanların sistemle ilişkisi ne olursa olsun en az yarısı medyanın yalan söyleyeceğini düşünüyor. Haber kaynakları arasında güven endeksine göre güvenilir puanı alabilen tek kaynak ise arama motorları. Bütün bunların üzerine siyasetin her kesimi için medya kolay bir hedef olarak görülürken gazetecilere olan güvenin her yıl daha da azalması kadar doğal bir şey olamaz.

Bilim insanları ve öğretmenler dışında hemen herkese güvenin sürekli düştüğü (ve bu iki kesimin de son yıllarda tıpkı medya gibi sürekli hedef alındığı) bir ortamda gazetecilerin kendilerine olan güveni iyileştirmek için birçok şeyi yeniden düşünmesi gerekiyor. Medyanın ve gazetecilerin yaptıkları işe ve topluma dair algısı güven sorununun adını bile anmadığımız ve toplumla kurumlar arasındaki ilişkinin daha sağlam görüldüğü bir dönemden kalma. 

Elbette o zamandan bugüne değişen teknolojilerin ve haber okuma alışkanlıklarının da burada etkisi var ama gazetecilerin değişen toplumsal dinamikler içerisinde nasıl bir rolü oynayabileceğini düşünmesi gerekiyor. Sadece nasıl yayın yaptığınızı değil, kimlere haber yaptığınızı ve nasıl bir toplumsal dinamiğin içerisinde çalıştığınızı da bu dönüşüm içerisinde hesaba katmanız lazım. Yoksa her yıl bu verilerin daha da kötüye gittiğini izlemeye devam edeceğiz.

Yazar hakkında

Ahmet Alphan Sabancı

Eleştirel fütürist. NewsLabTurkey Strateji Koordinatörü ve Bülten Editörü.