Ekonomi gazeteciliği: Anahtar kelimeler, yaygın hatalar

Ekonomi haberleri, gazetelerin genelde en çok okunan haberleri arasında oluyor. En azından Türkiye’de durum böyle. Fakat genç muhabir ve editör arkadaşların hem jenerik hem özel ekonomi haberlerini hazırlarken zorlandıklarını, bazen de basit hatalar yaptıklarını görüyoruz. Bunun sebeplerine geleceğiz ama önce dikkat edilmesi gereken birkaç hususa değinelim.

Yatırım ile tasarruf arasındaki fark ne?

Ekonomi sayfalarında ve halk dilinde yatırım ile tasarruf çoğu zaman karıştırılır. Keynesyen makro muhabese kategorilerine göre yatırım, üretim kapasitesini artıran sermaye harcamasıdır. Yeni fabrika, restoran, atölye açmak ya da mevcut iş yerlerine yeni makine, bilgisayar, üretim bandı vb. sermaye malları almak yatırım olarak hesaplanır. Hane halkının tüketimden arta kalan parasını faiz getiren banka hesaplarına yatırması, dolar ve euro gibi daha değerli olduğunu düşündüğü bir para birimine çevirip tutması, bitcoin vb. kripto varlıklar alması, bono ve tahvil gibi devlet kâğıtlarını alması ya da borsada hisse senedi alması ise tasarruf kategorisine girer.

Sık yapılan hata ise aslında aslında “tasarruf” kategorisine giren birçok davranışın “yatırım” olarak aktarılması: “Altına yatırım yapıyorum”, “Bitcoin’e yapılan yatırımlar arttı”, “Gençler borsaya yatırım yapıyor” gibi… Altın, bitcoin ya da hisse senedi üretim kapasitesini artırmadığı için birer yatırım değil, hane halkının tasarrufları değerlendirdiği farklı finansal varlıklardır. Yani dolara yatırım yapılmaz, tasarruflar dolar olarak değerlendirilir. Bu ince farka dikkat etmek haber metnindeki kaliteyi artıracaktır. Tabii bazı muhabirler öyle bazıları böyle yazarsa okuyucuların kafası karışabilir. Bu da bir kolektif eylem problemi.

Kriptopara mı kripto varlık mı doğru?

Kriptopara mı, kripto varlık mı? Son 10 yılda hayatımıza girdiği için terminoloji henüz oturmuş değil. Tartışmalar devam ediyor ama benim gibi birçok akademisyene göre tartışılacak bir şey yok aslında. Ekonomide bir şeyin para olması için gerekli olan üç işlevi olması gerekir:

  1. Mübadele aracı olması,
  2. Hesap birimi olması,
  3. Değer biriktirme aracı olması.

Bugün kriptopara denilen hiçbir şey bu işlevleri yerine getirmiyor; kim bilir, gelecekte belki getirir ama bugün getirmiyor. İnsanlar para olarak harcamak için değil, ileride piyasa değerinin artacağı bahsine girdikleri için bitcoin alıyorlar. Bu da bitcoin ve benzerlerini bir para birimi değil finansal varlık yapar. Bu yüzden doğru kullanım “kripto varlık” olmalıdır. Bana soracak olursanız kripto varlıkların hepsi birer balondur ama orası ayrı bir konu.

Ekonomik bağlam neden önemli?

Ekonomik bağlam önemli… Cebimiz ve gönlümüz fakir olduğu için bir holding ya da bir ülke ekonomisi için aslında çok küçük olan meblağlar çok büyükmüş gibi aktarılabiliyor, zaman zaman rakamın sözde büyüklüğü manşetlere taşınıyor. Misal; 150 milyon dolar, ortalama bir birey bağlamında çok büyük bir para olabilir ama büyük bir holdingin yıllık hasılatının çok küçük bir kısmına tekabül eder, Türkiye’nin bir yıllık GSYH’sinin on binde ikisinden küçüktür. Bundan ötürü, ortalama bir bireyin 150 milyon dolar borcu varsa bu büyük bir figürdür ama kamu lojmanı yapmak için 150 milyon dolarlık bütçe devlet için çok küçük bir paradır. Ya da Rekabet Kurumu’nun Alphabet/Google’a kestiği 296 milyon liralık ceza Alphabet için bozuk paradır. Kısacası, bağlama dikkat etmeliyiz.

“Nobel Ekonomi Ödülü” karışıklığı

“Nobel Ekonomi Ödülü” her yıl sadece bir kez yapılır ve o da yanlış yapılır. Çünkü “Nobel Ekonomi Ödülü” diye bir ödül aslında yoktur. Alfred Nobel, vasiyetinde bir vakıf kurulup fizik, kimya, edebiyat, barış ve tıp alanlarında ödül verilmesini istemiştir. Nobel’in vasiyetine istinaden kurulan Nobel Vakfı, 1901 yılından beri her yıl bu beş dalda ödül vermektedir. “Nobel Ekonomi Ödülü” olduğu zannedilen ödül ise 1969 senesinde Nobel Vakfı’ndan bağımsız ve alakasız bir şekilde İsveç Merkez Bankası tarafından “Sveriges Riksbank Prize in Economic Sciences in Memoir of Alfred Nobel” ya da Türkçesiyle “Alfred Nobel Anısına Verilen İsveç Bankası Ödülü” olarak verilir. İsminde “Nobel” geçtiği için iktisat akademisi ve medyası, Nobel Vakfı’nın itibarına çöreklenmek adına, sinsi bir hareketle, bu ödülün ismini kısaltarak “Nobel Ekonomi Ödülü” diye lanse etmeye başlıyor. İlerleyen yıllarda vakfa yüklü bağışlar yapılıp ödülün, kategorik olarak ayrı olsa da, Nobel Vakfı’nın sitesinden de duyurulması sağlanıyor. Eğitimli olmayan gözlerin fark edemeyeceği bu yanlışı iktisat akademisinin müesses nizamı organize etmiş, ekonomi medyası da, başlarda bilerek sonraları bilmeyerek, bunun tetikçiliğini yapmıştır. Nobel ailesi defalarca durumdan rahatsız olduğunu dile getirse de maalesef “para konuşur.” Bundan sonraki Nobel haberlerinde ekonomi ödülünü “Nobel Ekonomi Ödülü” diye değil “Alfred Nobel Anısına Verilen İsveç Bankası Ödülü” olarak verip haber metninde de bu karışıklığa değinmenin doğru olacağını düşünüyorum.

Temel ekonomi ve istatistik bilmek neden önemli?

Eğri oturup doğru konuşalım; üniversitede başarılı olan çoğu iktisat öğrencisi bir bankanın hazine departmanında uzman yardımcısı olarak işe başlamayı ya da yurtdışında yüksek öğrenim görmeyi bir gazetede ekonomi muhabiri olmaya tercih edecektir. Çünkü hem bankalarda ücretler daha yüksektir, hem yükselme imkânları daha fazladır, hem de plaza hayatı daha cezbedicidir. Dolayısıyla ekonomi haberlerini yapan genç muhabir arkadaşların çoğu lisans seviyesinde ekonomi derslerini ortalama bir şekilde geçmiş arkadaşlar oluyor -genelde. Bu yüzden de ekonomi muhabirlerinin çoğunun temel bilgileri eksik oluyor ya da en azından taze olmuyor. Fikir gazetelerinde ise durum malum sebeplerden ötürü daha kötü olabiliyor. Bu bireysel değil sistemsel bir problem. Medya sektöründe ücretler düşük kaldığı ve Türkiye’de eğitimin ortalama kalitesi yükselmediği müddetçe bu durum böyle olmaya devam edecek, maalesef.

Ekonomi alanında çalışan gazetecilere yönelik tavsiyelerimi özetleyecek olursam:

  1. Kavramlar arasındaki farklara dikkat etmeli, bir yanlış varsa onu beslemek yerine düzeltmelisiniz.
  2. Görece yeni kavramların nasıl kullanılacağı veya yerleşeceğiyle ilgili karar vermek zor olabilir; bu noktada birden fazla uzmandan destek almaktan çekinmemelisiniz.
  3. Gazeteciliğin her alanında olduğu gibi ekonomi haberciliğinde de bağlamı bilmek ve haberlerde öne çıkarmak kritiktir; okurun bu bağlama sahip olduğu varsayımına inanmamalısınız.
  4. Köklü sayılan organizasyonlar da sorgulanmaz değildir; alanınızla ilgili her şeyi araştırmalısınız.
  5. Bir gazeteci bir iktisat mezunu kadar temel ekonomi bilgisine elbette sahip olamaz; ama bu alanda uzmanlaşmak için temel ekonomi ve istatistik bilgisi sizi öne çıkaracaktır.

Ekonomi haberlerinin ekseri çoğunluğu para politikası, enflasyon, büyüme, emek piyasası/işsizlik, maliye politikası, dış ticaret, yükselen piyasalar ve emlak piyasası başlıklarında yapılır. Bu başlıklara yönelik temek akademik okumalar yapmak ve el altında en az birkaç referans kitabı tutmakta fayda var. Genç arkadaşlar haber yaparken yeni terim, veri, istatistik ve kavramlarla karşılaştıklarında referans kitaplarının ilgili bölümlerine gidip bunların nasıl kullanıldığına bakmalılar. Ekonomi muhabirlerine önereceğim alan kitaplarından birkaçı şunlar:

  • Ömer Faruk Çolak ve Alaattin Aktaş’ın Makroekonomik Göstergelerin Yorumlanması
  • Özgür Tonus’un Temel Göstergelerle Türkiye Ekonomisi
  • Mahfi Eğilmez ve Ercan Kumcu’nun Ekonomi Politikası
  • Korkut Boratav’ın Türkiye İktisat Tarihi
  • Özgür Orhangazi’nin Türkiye Ekonomisinin Yapısı
  • İngilizce bilenler için Nicola Walton’ın How to Report Economic News kitabı.
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir