Ne Okuyoruz

Oyun gazeteciliğinin sorunları

    0

    NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

    Bu hafta odağımızda oyun gazeteciliği ve onun büyüme sorunları var. Oyun sektörü büyüdükçe daha görünür hâle gelen ama kendi büyümesinin önündeki engellerle uğraşan bu alana hak ettiği ilgiyi göstermemiz gerekiyor.

    “Ne Okuyoruz” ise Facebook’un tekelleşme davasından The Cartel Project’e, The Correspondent’ın kapanışından kısa kısa linklerimize kadar birçok farklı konuyla dolu.

    Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum. Haftaya görüşmek üzere!

    —Ahmet A. Sabancı

    Bu hafta ne okuduk?

    FACEBOOK’U BÖLME ZAMANI GELDİ Mİ?

    Teknoloji devlerinin tekelleşmesi sorunu daha önce de bültende ele aldığım ve özellikle 2020 gündeminde daha sık görmeye başladığımız konulardan birisi. ABD’deki yasal süreç ilerledikçe de bu konuda önemli gelişmeler yaşanmaya devam ediyor.

    Geçtiğimiz çarşamba günü ABD Federal Trade Commission ve 48 eyalet tarafından açılan iki dava ile bu tekelleşme tartışmalarının ilk hedefinin Facebook olacağını öğrenmiş olduk. Davaların odağında ise Facebook’un rakiplerini sıkıştırmak için kullandığı taktikler ile Instagram ve WhatsApp’ı satın alması var. Eğer FTC bu davaları kazanırsa, önümüzdeki süreçte Facebook’un Instagram ve WhatsApp’ı elden çıkarması ve bu iki platformun tekrar bağımsız hâle gelmesi söz konusu olacak. Zuckerberg’in bu konuda basına sızan düşüncelerini de hesaba katarsak, bu hiç de düşük bir ihtimal değil.

    Bu dava aynı zamanda ABD ile başlayıp dünyanın geri kalanında da tekelleşmeyi önlemeye yönelik yasaların yeniden düşünülmesini ve güncellenmesini getirebilir. Bu da diğer devlere sıranın gelmesi demek. Google, Amazon ve Apple gibi diğer devlerin de şimdiden benzer davalara karşı kendilerini hazırlamaya başladığından şüphem yok.

    “THE CARTEL PROJECT” VE MEKSİKA’DA GAZETECİLİK

    Meksika gazeteciler için en tehlikeli ülkelerden birisi ama diğer birçok ülkeden farklı olarak asıl sebep uyuşturucu çeteleri. 2000 yılından bu yana işlerini yaptıkları için Meksika’da öldürülen gazeteci sayısı 119 ve bu çetelerin devlet ilişkileri bunun devam etmesindeki ana sebeplerden birisi.

    The Cartel Project 18 farklı ülkeden 25 medya kurumunun dahil olduğu bir proje. Amaçları ise Meksika’da öldürülen meslektaşlarının hikâyelerini anlatmak ve onların bıraktığı yerden bu konuyu araştırmaya ve yazmaya devam etmek. 6 Aralık’ta eş zamanlı olarak yayınlanmaya başlayan haberler bu çetelerin çalışma yollarından uluslararası ilişkilerine, Meksika devletinin satın aldığı gözetim teknolojilerini gazetecilere karşı kullanmasından devletin uluslararası silah alışverişine kadar birçok farklı perspektiften konuyu ele alıyor. 

    Alakalı: 2020 dünya genelinde gazeteciler için pek de iyi geçmedi. IFJ’nin yıl sonu raporu bu yıl içerisinde 42 gazetecinin işini yaparken öldürüldüğünü söylüyor. Meksika ise 13 ölüm ile birinci sırada.

    THE CORRESPONDENT KAPANIYOR

    Hollanda’nın büyük gazetecilik isimlerinden birisi olan ve İngilizce yayınını ilk duyurduğunda büyük bir heyecan yaratan De Correspondent, bu yılın sonunda İngilizce yayının kapanacağını duyurdu. Açıkçası bu haber pek de şaşkınlıkla karşılanmadı.

    Bunun en büyük sebebi ise en başından bu yana yapılan hatalar ve verilen büyük sözlerin tutulmaması. Oldukça sorunlu bir fon toplama süreci, ABD’ye geliyoruz diye kampanya yapıp ABD’de ofis açmamak ve tüm ABD’ye gelme projesini orada 5-6 kişiyi uzaktan çalışacak şekilde işe almak, yaşanan güven kaybı ve düzenli bir yayın sağlayamayınca giderek eriyen aboneler ve benzeri birçok yönetim sorunu zaten bu kapanmayı kaçınılmaz kılmıştı. 

    Geriye kalan tek şey yeni bir projeye başlayacak gazetecilerin neleri asla yapmamalıyız diye bakabileceği bir örnek oldu.

    DAHA KAÇ GAZETECİYE ABONE OLABİLİRİZ?

    Medyanın içerisinde bulunduğu ekonomik krize karşı çözüm olma ihtimali en yüksek olan yollardan birisi abonelik, bağış, ödeme duvarları gibi yöntemlerle okurların desteğini almak. Bunun yanında serbest çalışanlar ve düzenli iş bulmakta zorlanan gazeteciler de Patreon ve Substack gibi araçlarla bu yolu deniyor. Her ne kadar gazetecilik için yeni bir model olmasa da bu akımın giderek daha fazla ilgi çektiği ortada.

    E bu da bizi bir sorunla karşı karşıya bırakıyor: Bir kişinin bütçesi ne kadar aboneliği kaldırabilir? Zaten birçok dijital ihtiyacımız abonelikleri mecbur kılıyor fakat her canı sıkılan gazeteci büyük kurumlardan ayrılıp kendine özel abonelik başlatırsa bunun sürdürülebilir olma şansı var mı? Üstelik bir gazete veya dijital yayına abone olmak birçok farklı kişiyi desteklemek ve onları okumak demek ama tek tek bir sürü gazeteciyi takip etmeye kalkarsak buna bütçemizin de zamanımızın da yetmesi mümkün değil.

    Şu anda yapılacak en mantıklı hareket bu trendin pompaladığı adrenaline kapılmadan sağlıklı bir şekilde düşünmek ve herhangi bir girişime başlamadan önce bunu uzun vadeli hesaplamak. Çünkü bu Substack modasının pek de uzun ömürlü olacağını sanmıyorum.

    KISA KISA

    • Apple ve Cloudflare’in yeni DNS teknolojisi Oblivious DNS, İSS’lerin DNS’e müdahalesini imkânsız kılmak gibi birçok gizlilik sorununu çözmeyi hedefliyor.
    • DEHB odaklı yayın ADDitude Magazine, konuya dair yaptığı hizmet gazeteciliği ile herkese örnek olabilecek bir proje.
    • Polonya’da hükümete yakın bir şirketin en büyük medya kurumlarından Polska Press’i satın alması, Orban hükümetinin medyaya dair tanıdık bir taktik izlediğinin işareti.
    • Brezilya’da popülerleşen “iki tarafa da söz verme” gazeteciliği, ırkçı ve komplocu politik yaklaşımların yayılmasına katkıda bulunuyor.
    • Eleştirel internet ve teknoloji gazeteciliği yapan yayınların arasına yeni bir isim daha eklendi: The Reboot.
    • Çin’de Bloomberg için çalışan bir kişi gözaltına alındı, İran’da muhalif bir gazeteci idam edildi, Hindistan’da ise muhalifler Twitter’da sansüre maruz kalıyor.
    • Twitter’daki gömülü içerik özelliğinin sınırlarını zorlayan bir geliştirici, oyununu platform içinde oynanabilir hâle getirdi.

    En büyük oyun haber sitelerinden birisi olan Polygon'un ana sayfasında öne çıkarılan haberlerin göründüğü bir ekran görüntüsü.

    Haftanın odağı: Oyun gazeteciliğinin sorunu nerede?

    Video oyunların kültürün önemli parçalarından biri hâline gelmesi ve beraberinde dev bir sektöre dönüşmesi bu alana odaklanan gazeteciliğin ve medyanın gelişmesini ve kendi sorunlarını da beraberinde getirdi.

    2014 yılında bir grup kadın oyun geliştiricisini ve ardından oyun sektörünün ve popüler kültürün parçası olan kadınları ve diğer azınlık grupları taciz edip korkutmayı amaçlayan Gamergate, bu sorunları ilk kez büyük çaplı bir şekilde görmemizi sağladı. Bir grup erkeğin “burası bizim mekânımız” mantığıyla özetlenebilecek saldırgan tavırları özellikle oyun gazeteciliğinin daha eleştirel kesimlerini hedef alıyordu. Oyunların eleştirel bir incelemesini yapmak, hikâye ve diğer anlatım sorunlarını dile getirmek hedef hâline gelmeye yetiyordu. 

    Burada asıl sorun oyunların belirli bir kesimin kültürüne ve yaşam tarzına ait zannedilmesi ve bu yüzden toksik bir tavra bürünmesi. Uzun yıllar bu alanın kendi köşesinde kalması da oyun gazeteciliğinin bu kapalı kültürü büyük anlamda benimsemesine neden oldu. Artık daha popüler olması, oyunların bir kültür ürünü olarak görülüp eleştirel incelenmesi de bu tepkiselliğin ana kaynaklarından.

    İkinci sorun da bu büyümeyle ilişkili. Artık oyunların büyük bir sektör hâline gelmesi, sektörde büyük şirketlerin oluşması çalışan hakları başta olmak üzere birçok sorunun da ele alınmasını zorunlu kılıyor. Oyun gazeteciliği bu noktada bir sektör gazeteciliği ayağına da ihtiyaç duyuyor ve bu alanda çalışanların yaşadıkları zorlukları, “crunch” gibi hak ihlallerini ve ekonomi boyutunu da ele alması gerekiyor. 

    Oyun gazeteciliği tüm bu zorluklara rağmen büyüyen ve profesyonelleşen bir alan ve bu şekilde ele alınmalı. Ancak alanın yaşadığı bu değişimlere oyun gazeteciliğinin ayak uydurması oldukça zor. Hem bir gazetecilik alanı olarak yeterince ciddiye alınmaması hem de yukarıdaki sorunların derinliği bunu yavaşlatıyor. Üzerine ekonomik anlamda oyun sektörü büyüse de gazeteciliğinin bundan pay alamaması da ihtiyaç duyulan profesyonelleşmeyi daha da zorlaştırıyor.

    Ahmet A. Sabancı
    NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

    Yorum

    "Yorum kapalı"