Ne Okuyoruz

Geri tepme etkisi, Facebook ve gazetecilik, nefreti haberleştirmek

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Bu hafta “Ne Okuyoruz” bölümünde yine çok çeşitli konuları ele aldık. Yeni Zelanda’da yaşanan terör saldırısı ardından birçok gazeteci tekrar “Nefreti nasıl haber yapmalı?” konusunu tartışıyor. Yanlışları düzeltmenin geri tepme etkisi yaratacağı inancı ise yapılan bir çalışma ile yalanlandı. Ayrıca NYT’nin yeni açık kaynak kodlu veri düzenleme aracı da haftanın öne çıkanlarından.

“Haftanın Odağı”nda ise Facebook ve gazeteciler arasındaki ilişki var. Facebook’un geçtiğimiz günlerde tekrar gazetecilere ve haber medyasına iyi görünme çabalarını artırması üzerine, geçmişten bu yana bu ilişkinin nasıl ilerlediğini ve nasıl ciddi zararlara yol açtığını ele aldık.

Ayrıca geçtiğimiz hafta içi, Bahçeşehir Üniversitesi ile gerçekleştirdiğimiz işbirliği ilk ürününü verdi. BAÜ Galata Kampüsü’nde düzenlediğimiz atölyede NewsLabTurkey ekibi yeni nesil gazetecilik üzerine oldukça verimli eğitimler gerçekleştirdi. Atölyeyle ilgili daha fazla bilgiye Emre Topçu’nun yazdığı haberden ulaşabilirsiniz.

Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

New York Times’ın döküman derleme sistemi Library’nin örnek ana sayfası. (Kaynak)

Bu Hafta Ne Okuduk?

“GERİ TEPME ETKİSİ” GERÇEK Mİ?: Sahte haberler ve propagandanın internette giderek yaygınlaşması, doğrulama platformları gibi girişimlerin yanında farklı bir de yaklaşımı getirdi. “Geri tepme etkisi” adı verilen bu yaklaşımın iddiasına göre, insanlar inandıkları şeyin yanlış olduğu söylendiğinde veya aksi kanıtlar öne sürüldüğünde, fikirlerini değiştirmek yerine o inanışlarına daha sıkı bir şekilde sarılıyorlar.

Bu yaklaşım birçok kişinin doğrulama yapmaktan ya da yanlış bir şeylere inanan insanlarla yüzleşmekten kaçınmasına ve bu insanları “kendi hâline bırakmasına” neden oluyordu. Ancak yapılan yeni bir araştırma, bu etkinin gerçekte var olmadığını ve tamamen altı boş bir iddia olduğunu gösteriyor. Tamamını buradan (PDF) okuyabileceğiniz rapor, doğrulamanın insanların daha da kutuplaşmasına değil, aksine bilinçlenmesine yardımcı olduğunu gösteriyor. Eğer geri tepme etkisine inanarak insanların yanlış bildiklerini düzeltmekten kaçınıyorduysanız, artık bunu yapmanıza gerek yok. 

NEFRETİ NASIL HABERLEŞTİRMELİ?: Hemen her terör saldırısından sonra gazetecilerin kendilerine sorduğu ve aralarında tartıştığı bir konu bu, böyle bir olayı nasıl haber yapmalı? Olayı haberleştirmek şart, fakat özellikle de bu saldırıların birilerinin propaganda aracı da olduğu düşünüldüğünde, buna alet olmadan yapmak gerçekten zorlu bir görev.

Columbia Journalism Review’da yazan Mathew Ingram, Yeni Zelanda’daki saldırının ardından bu konuyu kaleme almış ve farklı gazetecilerin görüşlerini bir araya getirmiş. Artık terörist saldırıların teröristler tarafından canlı yayınlarının yapıldığı ve insanların birçok farklı gerekçeyle bunları paylaşabildiği bir dönemde, gazetecilerin böyle hassas konularda daha ciddi bir sorumluluk alması gerekiyor. Bu yüzden de böyle tartışmaları takip etmek ve dahil olmak oldukça önemli.

HABERLERDE YAPTIĞIMIZ HATAYI YAKALAMAK: Sosyal medya ve internet sayesinde, herhangi bir haber çok hızlı bir şekilde yayılma şansını yakaladı. Fakat bu, aynı zamanda yanlış bir bilginin veya haberde yaptığımız bir hatanın da aynı şekilde yayılması anlamına geliyor. İşin kötü yanı ise çoğu zaman düzeltmelerimiz haberin kendisi gibi hızlı yayılmayabiliyor.

Dan Gillmor, NiemanLab için yaptığı deneyde bir gazetecinin haberinde yaptığı hatanın yayılmasının önüne geçmek için neler yapabileceğini ve bu konuda ne kadar başarılı olabileceğini araştırmış. Sonuçlar biraz zorlamak gerektiğini fakat imkânsız olmadığını gösteriyor. Ancak yazının sonunda da belirttiği gibi, sizin kadar o haberi yayan ve paylaşanların da aynı özeni göstermesi lazım.

ABONELİK MODELİNE SOSYALİST YAKLAŞIM: Malum, dijital yayıncılığın içinde bulunduğu ekonomik sorunlar sürekli gündemimizin bir parçası ve bu konuda dünyanın farklı yerlerinden farklı çözüm yollarını hemen her hafta görüyoruz. Abonelik sistemi de herkesin denemeye çalıştığı bir yöntem, fakat bunun sosyalist yaklaşımla birleşimini ilk kez görüyor olabiliriz.

Danimarkalı sosyalist bir yayın olan Solidaritet.dk, abone olmak isteyenlerin önüne ilgi çekici bir menü çıkarıyor. Bu menüde abonelik seviyelerini değil, gelir seviyenizi seçiyorsunuz. Yani Solidaritet, ne kadar geliriniz varsa sizden o kadar destek istiyor. Bu sayede hem herkesin destek olabilmesinin önünü açmaya hem de daha fazla geliri olan okurların daha fazla yük omuzlamasını sağlamaya çalıştıklarını söylüyorlar. Sizden gelir seviyenize dair herhangi bir kanıt istemiyor olmaları ve okura güvenmeleri kimi çekinceleri beraberinde getirse de, abone kazanmak için kesinlikle ilgi çekici bir yol olduğunu söylemek lazım.

İlginizi çekebilir:  Spotify ve podcast, kaynakları korumak, reklamdan sonra

HABER ODANIZIN VERİLERİNİ NYT YARDIMIYLA ORGANİZE EDİN: Her kurumun ve haber odasının kendi içerisinde dosyalarını, kurallarını ve dikkat edilmesi gereken noktaları paylaştığı bir sisteme ihtiyaç duyar. Bunu düzenli ve ihtiyaç duyduğunuz şeyi kolayca bulabileceğiniz bir şekilde yapamazsanız işler karışabilir.

New York Times, eskiden bunun için gizli Wikiler oluşturuyormuş fakat zaman içerisinde Google Docs kullanımının artmasıyla bunlar unutulunca, kendi sistemlerini geliştirmeye karar vermişler. “Library” adını verdikleri sistem, Google Docs merkezli çalışıyor ama bir Wiki kadar kapsamlı arama ve düzenleme özelliklerine sahip. İşin daha güzel yanı ise bu sistemi tamamen açık kaynak kodlu olarak herkesin kullanımına sunmaları. Eğer ekibinizle verilerinizi toplamak için kolay ve kullanışlı bir yola ihtiyacınız varsa bu uygulamayı kesinlikle tavsiye ederim. Üstelik çok az teknik bilgiyle hızlıca kullanmaya başlayabilirsiniz. 

Facebook’un en son haber akışı algoritması değişiminden bu yana en çok etkileşim alan yayınların listesi. Listedeki isimlerin çoğunun kutuplaştırıcı tarzın gücünü kullanıyor olması, durumun ne kadar kötü olduğunu gözler önüne seriyor. (Kaynak)

Haftanın odağı: Facebook ve gazetecilik

Facebook, ortaya çıktığı zamandan bu yana yalnızca internetin şeklini ve insanların kullanma alışkanlıklarını değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda gazetecilik ve dijital medya üzerinde de ciddi bir etki yarattı. İnsanların birbirleriyle iletişim kurabilmesini ve aynı zamanda şirketlerin ve kurumların da onlara ulaşabilmesini sağlayan Facebook, başlarda özellikle gazeteciler için çok önemli bir kaynaktı. Hem insanlar buradan haberleri paylaşıyor ve okuyordu, hem de kendileri birçok bilgiyi ve olayı yazarak haberlere katkıda bulunuyordu. 

Zaman içerisinde Facebook büyüdükçe bu yardım ve etkinin şekli değişmeye başladı. Facebook’un kurallarına göre oynayan ya da onun sistemini anlayan kurumlar ve yayınlar giderek büyümeye başlarken (örneğin BuzzFeed), bunu başaramayanlar arka planda kaldı. Bir süre sonra Facebook kendisi için daha fazla gelir getirebilecek yolları gazetecilere pazarlamaya başladı. Onları videoya çekme çabası ve ardından vazgeçmesi, Mic gibi yayınların kapanmasına neden oldu.

Bunlarla birlikte 2016’da başlayan “yalan haberler” dalgasının faturasını da gazetecilere kesmeye çalışan Facebook onları ana akışta daha az göstermek gibi algoritma değişiklikleri yaptı. Bir yandan kendi algoritmasının yarattığı sorunları yine onunla çözmeye çalışırken, asıl zararı haberleri insanlara ulaştırmaya çalışan kurumlara verdi. Yalan haberlerle mücadele için doğrulama platformlarıyla birlikte çalışacaklarını söylediler, fakat sonrasında onlara hiçbir kolaylık sağlamadıkları ve işlerini zorlaştırdıkları ortaya çıktı.

Son günlerde, tekrardan gazetecilerle ve haber kurumlarıyla iyi ilişkiler kurmak istediklerini söylüyor, buna dair projelerden bahsediyorlar. Facebook şu an en büyük sosyal medya platformu ve birçok kurum için orada olmak bir zorunluluk. Fakat haber kurumlarının ve gazetecilerin Facebook’la ilişkiler konusunda çok daha dikkatli olması gerekiyor. Daha önce yaptıklarını, bundan sonra olabileceklerin işareti olarak görmeli ve Facebook’a dair her türlü stratejiyi buna göre düşünmeliyiz.

Bu yüzden bu haftanın odağını Facebook ve gazeteciler ilişkisi olarak seçtik ve geçmişten bu yana bu ilişkinin kimi önemli anlarını ve genel olarak bu ilişkiye dair yazılmış önemli metinleri derledik.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü, yazar, gazeteci ve çevirmen. Felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu üzerine çalışıyor. Yazılarının yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Journo, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.