Ne Okuyoruz

Apple News+, yavaş gazetecilik, podcastin büyük oyuncuları

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Bu hafta “Ne Okuduk” bölümünde her başlığımız dijital gazetecilik ve onun sorunları ile ilgili gibi görünüyor. Bir yandan platformların gazetecilerin sürdürülebilir işler yapmasını engelleyen sorunlarından bahsederken, diğer yandan da dijitale fazla güvenip arşivlemenin önemini unutmamız gibi konulara değiniyorum.

“Haftanın Odağı”nda ise yavaş gazetecilik var. Dijitalin getirdiği hız ve aşırı bilgi yükünün hem gazeteciler hem de okurlar için ciddi bir soruna dönüşmeye başladığını görüyoruz. Böyle bir durumda çözüm yolu olabilecek yavaş gazeteciliği ele almanın faydalı olacağını düşündüm.

Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Podcast denilince genellikle akla gelen ilk platform Apple Podcasts’di. Ancak görünen o ki Spotify’ın bu alana yaptığı yatırımlar meyvesini veriyor. (Kaynak)

Bu hafta ne okuduk?

MEDIUM’UN BİTMEYEN KARARSIZLIĞI: İnternette kendi yazılarınızı yayınlamak ya da dijital bir yayın kurmak isterseniz kullanabileceğiniz birçok farklı platform var. Medium da bunlardan birisi. Daha doğrusu biz öyle olduğunu düşünüyoruz ama kendileri tam olarak ne olmak istedikleri konusunda emin değiller. 

Geçtiğimiz günlerde Medium’un geçen yıl iptal ettiği yayınları destekleme projesini tekrar başlattığını duyurması üzerine, Laura Hazard Owen 2012’de kurulduğu zamandan bu yana Medium’un bir platform ile yayıncı olmak arasında kaç kez gidip geldiğini ve kaç kez farklı projeler geliştirip iptal ettiğini derlemiş. 

Bu derleme yalnızca Medium’un kafa karışıklığını bizlere göstermekle kalmıyor aynı zamanda dijitalde yayın yapmak isteyenlerin kullandıkları platformlara ne kadar güvenebilecekleri sorusunu da sormamızı sağlıyor. Bu tarz şirketler kendilerini tanımlamakta zorlanırken ve anlık modalar peşinde koşarken bizlere sürdürülebilir bir şey ortaya koymak için yine başkalarına güvenmek yerine kendi platformlarımızı yönetmekten başka bir seçenek kalmıyor.

BBC TÜM PODCASTLERİNİ GOOGLE’DAN ÇEKTİ: 19 Mart’tan bu yana BBC’nin podcastlerini Android veya Google servisleri üzerinden takip edenler için ilginç bir şeyler olmaya başladı. Önce podcastler güncellenmedi, ardından bazıları kaybolmaya başladı. Bir süre sonra ise BBC’den açıklama geldi. Google’ın podcastlerini dağıtmasına bundan sonra izin vermeyecekler, çünkü onların istediği kimi şartları sağlamıyorlar.

Ne var ki podnews’in araştırması gerçeğin pek de öyle olmadığını gösteriyor. BBC, Google’ın kendi uygulamasını öncelikli göstermemesinden ve dağıtım lisansı sözleşmesi imzalamamasından şikâyet ediyor fakat haberdeki örneklerde de görüldüğü gibi durum böyle değil. Ayrıca birçok farklı podcast uygulaması üzerinden BBC’nin podcastleri dinlenebiliyor, çünkü podcastlerin dağıtımı için de kullanılan RSS bağlantıları her yerden açılabiliyor. Bu yüzden konunun sözleşme ile alakalı olduğu da pek gerçekçi değil gibi.

Elbette sebebi tam olarak bilinmiyor fakat bu durum kötü bir akımın başlamasına ve büyük kurumların podcastlerini kendilerine saklayarak podcast olmaktan çıkartmasına neden olabilir. Böyle bir akım da podcastin şu anda yaşadığı büyümenin sona ermesine neden olabilir. Umarım kimse BBC’yi taklit etmeye kalkmaz.

SPOTIFY PODCASTTE GİDEREK BÜYÜYOR: Önceki bültenlerimizde Spotify’ın podcast alanına daha fazla yatırım yapacağını konuşmuştuk. Bu alanda yatırımlarına Gimlet ve Anchor’un ardından Los Angeles merkezli podcast stüdyosu Parcast’i satın alarak devam ediyor.

Spotify’ın bu alanda yatırımlarına ne şekilde devam edeceğini kestirmek güç. Ancak muhtemelen farklı podcast ağlarını ve stüdyolarını bünyelerine katmayı ve bunu dünyanın farklı ülkelerinde yapacağı yatırımlarla genişleteceği düşünülüyor. Çünkü Spotify’ın bu yatırımları meyvelerini vermeye başlamış görünüyor. Çok kısa bir süre içerisinde Güney Amerika’nın çoğunda olmak üzere birçok farklı yerde bir numaralı podcast dinleme platformu olmuş durumda. 

Türkiye’nin de Spotify’ın lider olduğu ülkelerden biri olması şaşırtıcı değil. Hem Android kullanımının yoğun olduğu hem de podcastin yeni tanındığı bir ülke olduğumuz için, insanların bildikleri bir uygulama üzerinden bu yeni medya türünü keşfediyor olması gayet doğal. Bu yüzden eğer podcast üretiyor ya da üretmeyi planlıyorsanız Spotify önem vermeniz gereken mecraların başında geliyor.

APPLE NEWS+ NE VADEDİYOR?: Geçtiğimiz hafta içerisinde en çok beklenen haberlerden birisi Apple’ın News uygulaması içerisinde duyuracağı abonelik sistemi ve bunun nasıl bir şey olacağıydı. Her ne kadar uygulama sınırlı sayıda ülkeden erişilebiliyor ve henüz dünyaya açılmamış olsa da, Apple’ın trend belirleme gücü tüm dünyanın duyuruyu merakla beklemesini sağladı.

Apple’ın News+ adıyla duyurduğu sistemin içerisinde 300’den fazla dergi (ki içlerinde New Yorker, Wired ve National Geographic gibi büyük isimler var) ve Los Angeles Times ve Wall Street Journal gibi gazeteler bulunuyor. Oldukça başarılı ve okuma odaklı diyebileceğimiz bir tasarıma sahip olan uygulama ayda 10 dolar abonelik ücreti istiyor. Türkiye’den şu anda abone olmak ya da News uygulamasına erişmek mümkün değil. Yaptıkları duyurulara bakacak olursak da yakın tarihte erişmemiz mümkün görünmüyor.

İlginizi çekebilir:  Platformlar ve radikalizm, tasarım, haberin tarihinin önemi

Uygulamayla ilgili birçok analiz ve inceleme yazısı yayınlandı. Beklentilerin altında kaldığı ve ileride nasıl şekilleneceğinin belirsizliği en çok öne çıkan noktalar. Bir de elbette gazeteciler için gerçekten bir faydası olup olmayacağı. Konuyla ilgili sitemizde Emre Saklıca’nın yazısını okuyabilir veya Haber Ekonomisi podcastinde Emre Saklıca ve Sarphan Uzunoğlu’nun sohbetini dinleyebilirsiniz.

YAPTIĞIMIZ İŞLERİ ARŞİVLEMİYORUZ: Özellikle dijital gazetecilik ve yayıncılık ile birlikte arşiv meselesi daha önemli bir sorun hâline geldi. Bir anda kapanıp kaybolan siteler, çok eskidiği ve unutulduğu için kaybolan dosyalar ya da ölen linkler hepimizin karşılaştığı durumlar. Fakat buna rağmen gazetecilerin büyük bir kısmı yaptıkları işlerin korunması ve arşivi konusunu ciddiye almıyor.

Columbia University’de yapılan bir araştırma da bu durumun ne kadar yaygın olduğunu bizlere gösteriyor. Araştırmaya katılan 21 haber kurumundan 19’u, yaptıkları dijital işlerin korunması konusunda hiçbir önlem almıyor ya da çaba göstermiyor. Bunun altında yatan en büyük sebep ise bir şeyin dijitalde olmasının ya da Google Docs gibi bir yerde olmasının onu sonsuza dek koruyacağı yanılgısı. 

Oysa internet siteleri ölebilir ya da şirketler servisleri kapatabilir (ki Google’ın geçmişi bu konuda birçok örnekle dolu). Bu yüzden de hem gazetecilerin hem de haber kurumlarının dijital arşiv konusunda kendilerini eğitmesi ve bu alana yatırım yapması şart. Her zaman Internet Archive’a güvenemeyiz.

Yavaş gazeteciliğin öncülerinden Delayed Gratification’ın en yeni sayısının kapağı.

Haftanın odağı: Yavaş gazetecilik

Gazetecilik genel olarak hızlı olmayı ve çabuk davranabilmeyi gerektiren bir meslek. Haberi bir an önce yakalamak, yazmak ve okura yetiştirmek gerekiyor. Elbette mesleğin özünde insanların bilgiye olabildiğince hızlı ulaşması olsa da, hız her zaman iyi bir şey olmayabiliyor. Haberi bir an önce okura ulaştırmak isterken haberin detaylarına ve daha anlaşılabilir kılacak bağlamlara girmek zorlaşıyor.

Aynı sıkıntı günümüzde haberleri takip etmek isteyen okurlar için de geçerli. Özellikle internetin getirdiği hızlı bilgi akışı ile haberler birer son dakika ibaresiyle önümüzden geçiyor ve çoğu zaman konuya tepki verme fırsatı bile bulamadan başka haberleri karşımızda buluyoruz. Benzer şekilde sosyal medya ve viralleşme isteği birçok insanın haberleri derinlemesine okumak yerine hızlı bir şekilde geçip kendi yorumlarını (ya da kötü tweetlerini) yazmak istemesine neden oluyor. Aynı şekilde insanların sadece başlıkları okuyup birçok yalan habere kanması da buna eklenince bilgi kirliliği içinden çıkılmaz bir noktaya geliyor.

Yavaş gazetecilik dediğimiz pratik işte tam da bu sorunların karşısında bir çözüm üretme çabası. Gündemi ve son dakikayı takip etmek yerine sorunları derinlemesine ve daha yavaş bir şekilde ele almak prensibi üzerine kurulu bu pratik, haberi ilk veren olmak yerine en doğru ve kapsamlı şekilde veren olmayı hedeflemek anlamına geliyor. Böylece hem gazeteci ele aldığı konuda istediği kadar derinleşebiliyor hem de okur acele etmek yerine konuyu daha iyi anlamayı ön plana koyuyor.

Günümüz koşullarında bu pratiğe daha fazla ihtiyaç duyduğumuz ve duyacağımız ortada. Giderek daha fazla insan aşırı bilgiyle nasıl mücadele edebileceğine dair yollar arıyor ve yavaş gazetecilik bir çözüm olma potansiyeline sahip. Gazetecilerin bunu değerlendirebilmesi ve kaliteli yavaş gazetecilik işleri ile okura yardımcı olması gerekiyor.

Bu yüzden bu haftanın odağına yavaş gazeteciliği koyduk ve hem alanın güzel örneklerini hem de konuyla ilgili kimi önemli makaleleri derledik. 

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü, yazar, gazeteci ve çevirmen. Felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu üzerine çalışıyor. Yazılarının yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Journo, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Avrupa Parlamentosu Telif Yönetmeliği interneti ve medyayı nasıl etkileyecek?

Önceki içerik

Türkiye’de sosyal medya ve yalan haber: Sahadan notlar

Sonraki içerik