İklim Krizi Gündemin Kalıcı Bir Parçası

Bu haftanın anahtar kelimeleri: iklim krizi, Stephen Colbert, Medium, dark traffic.

Havanın karanlık olduğu bir saatte denizden çekilen fotoğrafta sahilde birkaç ev, arka planda ise yanmakta olan ormanlar görülüyor.

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

İklim krizi gündemin arka planına düştükçe ve yeterince önemsenmedikçe komplo teorisyenlerinin ve farklı çıkar gruplarının bu konuyu kendi amaçları için manipüle edebilmeleri kolaylaşıyor. Bu sayının odağında medyanın ve gazetecilerin buna neden izin vermemesi gerektiğini ve neler yapabileceklerini anlattım.

“Ne Okuduk” bölümünde ise CBS’in Stephen Colbert’i Trump yüzünden kovması, NewsGuard’ın dezenformasyon kavramını kullanmaktan vazgeçmesi ve daha fazlası var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Bir sonraki sayıda görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Reklam sistemleri tarafından takip edilemeyen trafiği gösteren bir grafik. 2022 yılından bu yana sayı istikrarlı bir şekilde artıyor ve 1 milyarı aşmak üzere.
PressGazette

Bu Hafta Ne Okuduk?

CBS Colbert’e Veda Ediyor

Bir önceki bültenimizde CBS’in Donald Trump’la arasını iyi tutmak için açtığı dava karşılığında ödediği 16 milyon dolardan ve bunun neden hem CBS’in hem de ABD medyasının bağımsızlığı açısından büyük bir sorun olduğundan bahsetmiştim. CBS’in en ünlü isimlerinden Stephen Colbert de bu konu hakkındaki eleştirilerini 15 Temmuzda yayınlanan programında dile getirmişti.

Bu programdan üç gün sonra Stephen Colbert’in programının önümüzdeki yıl sona ereceği duyuruldu. CBS bunun finansal gerekçelerle alınan bir karar olduğunu söylüyor, Colbert de yayınladığı duyuru videosunda çok fazla detay vermiyor. Ancak hem o programdan üç gün sonra bu kararın alınması hem de Stephen Colbert’in ABD televizyonlarındaki en eleştirel isimlerden biri olması, herkesin kararın asıl sebebinin sansür olduğunu düşünmesine neden oluyor. CBS’in bu kararından dolayı büyük bir darbe alacağından şüphem yok ama Colbert’in 10 yılın ardından ne yapacağını merak ediyorum.

Medium’un İflastan Dönüş Öyküsü

2012 yılında kurulduğundan bu yana birçok macera yaşayan Medium, internette yazmayı ve üretmeyi seven herkesin bir şekilde kullandığı platformlardan birisi. Ancak 2020’lerde gelen yeni rakipler ve içine düştükleri zorlu durum eskisi kadar tercih edilmemesine neden olmuştu.

Son üç yıldır platformun başında olan Tony Stubblebine, hem Medium’un nasıl bir süreçten geçtiğini hem de özellikle ekonomik anlamda düştükleri zor durumdan çıkmayı nasıl başardıklarını anlatan bir yazı yayınladı. Ayda 2.6 milyon dolar kaybeden bir platformdan tekrar kâr edebilen bir tanesine dönüşebilmeleri gerçekten büyük başarı.

Bu yazıyı bültene almamın sebebi sadece Medium’un bir platform olarak medya sektörü için önemi değil. Yazı aynı zamanda internette bir girişim, özellikle de metin odaklı bir platform, olmanın nasıl zorlu bir iş olduğunu da çok iyi anlatıyor.

NewsGuard’da Terminoloji Değişimi

2016 yılından bu yana yanlış bilgi sorunu farklı isimler ve formatlarla medyanın gündeminde yer alan bir konu. Bir zamanlar bunu fake news sorunu olarak adlandırıyorduk ama çok kısa sürede bu kavram politik bir araca dönüşüp içi boşaltılınca yerine başka kavramlar bulmamız gerekti. Alternatifi olarak herkesin tercihi dezenformasyon oldu.

Ancak bu kavramın da fake news ile benzer bir yolda ilerlediğini hepimiz az çok gözlemliyoruz. Bu alandaki çalışmalarıyla öne çıkan aktörlerden birisi olan NewsGuard, geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir blog postuyla artık “misinformation” ve “disinformation” kavramlarını kullanmayacaklarını duyurdu. Bunun yerine açık bir şekilde ele alınan iddianın veya haberin ne olduğunu söyleme yolunu tercih edeceklerini, amaçlarının bu tür kavramlardan uzak duran ve daha açık bir dil kullanmak olduğunu söylüyorlar

Karanlık Trafiğin Yükselişi

Dijital reklamcılık sektörünün en büyük sorunu, internetteki herkesi gözetleyip verilerine erişemiyor olmaları. Bu konuda önlerine engel çıkaracak (yani insanların kişisel verilerini korumasına yardımcı olacak) her şeye büyük bir kriz gibi davranmaları bunun en açık göstergesi.

Bir adtech şirketi tarafından yayınlanan yeni bir çalışma, reklam engelleme eklentileri ve benzer gizlilik araçları yüzünden gözetleyemedikleri site ziyaretlerini karanlık trafik olarak adlandırmaya karar vermiş ve bunun her geçen yıl hızla yükseldiğini söylüyor. Çalışma ve onun haberleştirilme şekli bu yüzden panik olmanız gerektiğini düşündürse de bu veriyi giderek daha fazla insanın kişisel verilerini korumayı ve interneti kullanılmaz hâle getiren reklam teknolojilerine tepki gösterdiği şeklinde de okumak mümkün. 

Elbette bu durum programatik reklamcılığı kötü etkileyebilir. Ama insanların neye tepki gösterdiğini ve neden bunları kurtulmaları gereken bir sorun olarak gördüğünü anlamak yerine buna korkutucu bir isim vererek bu durumu değiştiremezsiniz.

Kısa Kısa

🤖 Google, YZ destekli araştırma aracı NotebookLM’in neler yapabileceğini göstermek için örnek not defterlerinden oluşan bir koleksiyon yayınladı. Örnekler içerisinde The Economist, Atlantic ve Our World in Data gibi kaynaklardan oluşturulmuş not defterleri yer alıyor.

📈 YouTube trend videoların hepsini tek bir listede yayınlamak yerine farklı kategoriler için özel trend listeleri kullanmaya karar vermiş.

💰 Substack yeni yatırım turunda yatırımcılardan 100 milyon dolar daha yatırım alarak değerini 1 milyar doların üzerine çıkardı.

💵 Ödeme duvarlarını atlatmak için en sık kullanılan araçlardan birisi olan 12ft.ioNews/Media Alliance tarafından kapattırıldı.

🇩🇿 Cezayir’in Fransız gazetecilere karşı açtığı davalar ve verdiği cezalar, iki ülke arasında krize sebep oluyor.

Havanın karanlık olduğu bir saatte denizden çekilen fotoğrafta sahilde birkaç ev, arka planda ise yanmakta olan ormanlar görülüyor.
Unsplash

Haftanın Odağı: İklim Krizi Gündemin Kalıcı Bir Parçası

Her ne kadar hem ülkemizde hem de dünyada gündem hareketliliğinden hiçbir şey kaybetmese de arka planda ilerlemeye ve hayatımızın her alanını etkilemeye devam eden büyük bir dönüşüm devam ediyor: iklim krizi. İçerisinde yaşadığımız gezegeni her açıdan etkileyen ve dönüştüren bu kriz daha acil görünen sorunlar ve haberler yüzünden arka planda kaldıkça da bunu bir fırsat olarak gören gruplar devreye giriyor.

Bunun en güncel örneklerinden birisini yakın zamanda meclisten geçen İklim Kanunu ile görme şansımız oldu. Önemli bir yasa olmasına rağmen medyanın ona hakettiği şekilde yaklaşmaması ve toplumu bilgilendirememesi komplo teorisyenlerinin ve farklı grupların yasayı bir malzeme olarak kullanmasına alan açtı. Bu sayede yasanın iyileştirilmesi için çaba göstermek gerekirken akıl almaz derecede garip komplo teorileriyle ve iklim krizini inkar edenlerle zaman kaybettik.

Dünyanın geri kalanında ise bu yeterince önemli görülmeme hâli hem iklim konusunda çalışan gazetecilerin hem de aktivistlerin düzenli olarak hedef alınmasına neden oluyor. Aktivistler ölüm tehditleri alırken, İtalya’da iklim gazetecileri onları susturmak isteyenler tarafından düzenli olarak saldırılara maruz kalıyor

Bütün bunlar bir yandan toplumun iklim krizi konusunda bilgilenmesini zorlaştırırken, diğer yandan bu krizin etkilerini en aza indirmek için atabileceğimiz adımların yavaşlamasına ve kimi zaman da harekete geçilememesine neden oluyor. İklim krizinin inkarı veya önemsizleştirilmesi tam da bu yüzden hepimiz için hayati önem taşıyan bir sorun. Bu konuda gecikmek ileride çok daha büyük krizler ve doğal afetler ile karşı karşıya kalmamız demek.

Burada medyanın ve gazetecilerin üzerine düşen görev oldukça önemli. Farklı gerekçeler, çıkarlar ve motivasyonlar ile iklim krizinin önemsizleşmesini isteyenlere karşı bu konuyu gündemde tutmaya ve insanlara anlatmaya devam etmeleri gerekiyor. Bu karmaşık ve derin sorunu insanların anlamasına yardımcı olmaları ve onların sağlıklı bilgiye ulaşmaları için yol göstermeleri lazım. 

Burada sadece iklim krizinin ciddiyetini ve sebep olabileceği sorunları anlatmak yeterli bir yaklaşım değil. Bunu daima çözüm gazeteciliği yaklaşımıyla ve iklim krizini engellemek için alınabilecek önlemlerin genel olarak hayatımızı nasıl iyileştirebileceğini de göstererek desteklemek şart. Hatta Grist gibi bunu bir adım ileri taşıyıp iklim üzerine bilimkurgu öyküler yayınlamak gibi yollara bile başvurulabilir.

Elbette iklim kriziyle ilgili habercilik sadece ileride yaşanabileceklerle alakalı değil. Orman yangınlarından sellere, hava durumundaki değişimlerden ekonomiye kadar hemen her alanda iklim krizinin sonuçlarını her gün yaşıyoruz. İnsanlara bunu anlatmak ve bu afetler karşısında kendilerini korumak için neler yapmaları gerektiğini öğretmek artık bir zorunluluk. Çünkü iklim krizinin inkarı aynı zamanda insanların bu afetlere karşı da hazırlıksız yakalanmasına sebep oluyor.

Son olarak iklim krizinin inkarı ve komplo teorilerine dair araştırmacı gazeteciliğe de ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Çoğu zaman bu komplo teorilerinin, inkarcı grupların ve iklim konusundaki düzenlemelere karşı çıkan isim ve grupların arkasında daha derin motivasyonlar olduğunu dünyada sıkça görüyoruz. Bunların arkasındaki politik veya ekonomik çıkar gruplarının topluma gösterilmesi ve aslında bu argümanların neden gündemde tutulduğunun anlatılması iklim krizini önemsizleştirmeye karşı atılabilecek etkili adımlardan birisi olabilir.

İklim krizi gezegenin geleceği açısından en önemli meselelerden birisi ve biz farkında olsak da olmasak da şu anda yaşadığımız birçok krizin ya arkasındaki gerekçelerden birisi ya da onların olduğundan daha büyük bir soruna dönüşmesine neden oluyor. Bu konuda insanların sağlıklı bilgilenmesini engelleyenler de bu krizin bir felakete dönüşmesine neden oluyor. Medya ve gazeteciler başta olmak üzere hepimizin bunun önüne geçmek için elinden geleni yapması şart.



Bu bülten Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla NewsLabTurkey sorumluluğu altındadır ve Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

Yazar hakkında

Ahmet Alphan Sabancı

Eleştirel fütürist. NewsLabTurkey Strateji Koordinatörü ve Bülten Editörü.