Gündelik bir sorunu birine ricacı olmadan hızla çözebilmek, artık işimiz düştüğünde aramadığımız dostlarımızla ilişkilerimizi nasıl etkiler? Belki de yapay zekâ bizi; sözleşmenin, birlikte plan yapmanın ve yardım istediği için mahcup hissetmenin angaryasından kurtaracak bir asistandır. Ya da belki de birinden yardım istemek o insanla bağ kurmanın yollarından biridir.
Apple marka eski bilgisayarımı bir online ikinci el pazarlarında satmak istiyorum. Satışı yapmadan önce bilgisayarın içindeki verilerin yedeklenmesi ve bana ait bilgilerin tamamının bilgisayardan silinmesi gerekiyor. Alıcı bulup satış günü geldiğinde bu işlemlerin kolaylıkla yapılabilecek işlemler olduğunu sanarak bilgisayarın başına oturuyorum. Birkaç Google araması yaptıktan ve nasıl yapılır videosu izledikten sonra uygulamam gereken adımların oldukça karmaşık olduğunu fark edip panikliyorum. Satışı yapacağım kişiyi arayıp yedekleme işlemini başaramadığımı, bunu yapabilecek bir arkadaşımdan yardım isteyip kendisine dönüş yapacağımı sinir krizinin eşiğinde bildiriyorum. Ardından bahsi geçen arkadaşımı arıyorum. Kendisi zamanında Apple mağazasında çalışmış bir mühendis. Kendimi kötü hissetmememi, yapılacak işlemlerin gerçekten karmaşık olduğunu ve bana yardımcı olacağını söylüyor. Ancak buluşmak için belirli bir tarih vermiyor. Oldukça rahatlamış olsam da tarihi netleştirmiyor oluşumuz tadımı kaçırıyor. Birkaç hafta bekledikten ve kararlaştırmamıza rağmen iki kez buluşamadıktan sonra arkadaşlığımızın geçmişten kalma tüm stresiyle kavga edip bir süre görüşmeme kararı alıyoruz. İnsan ilişkilerinin karmaşıklığından duyduğum yorgunlukla hedeflediğim işi gerçekleştirememiş olmanın verdiği mutsuzluk birbirine karışıyor. Arkadaş çevremi yeniden gözden geçiriyorum fakat nafile. Küstüğüm mühendisten başka bu işi yapacak biri aklıma gelmiyor.
Derken aniden bir aydınlanma yaşıyorum. Google aramalarının ve nasıl yapılır videolarının bana derli toplu şekilde veremediği bilgiyi neden sohbet robotundan istemeyeyim? “Mac 2013 Mid bilgisayarım var. Satmak istiyorum ama bilgisayarı nasıl tüm verilerimden arındırıp fabrika ayarlarına getireceğim bilmiyorum. Bana adım adım yazar mısın?” diye soruyorum. ChatGPT cevabını bir çırpıda veriyor. Ricacı olmak yok, armağanlaşmanın sosyal bağlayıcılığı yok, iyiliğin karşılığını verme kaygısı yok. Daha önceden sosyal sermayeyle çözülen bir sorunun insan-yapay zekâ ilişkisiyle hallolduğu yeni bir bilme pratiğine geçiş var.
Peki sohbet robotlarıyla kurduğumuz bağın güçlendiği bu dönemde bu minik hikâye bize yakın geleceğimiz hakkında neler söylüyor? Bilginin toplumsal ilişkilerle yeniden üretildiği bir çağdan işlerimizi dijital asistanlara yaptırdığımız başka bir çağa geçiş, gündelik hayatımızı çoraklaştıracak ve yaşama pratiklerimizi zayıflatacak mı yoksa çıkar ilişkilerimizi minimize ederek gerçek birlikteliklere alan mı tanıyacak? Ya birbirinin sorunlarını çözerek dayanışan bireylerden yapay zekâyla suni bir birliktelik kuran bireylere dönüşürsek, ne olacak?
Bu soruların cevabını aramak için biraz geriye gidip Facebook’la ilgili tartışmaların süregittiği döneme bakmakta fayda var. Ekaterina Netchitailova; Facebook kullanıcılarını anlamak adına “empatik işçi” kavramını kullanır. Netchitailova’ya göre, kullanıcıların hem etkinlikleri ve hem de duyguları Facebook tarafından sömürülür; ancak bu, kullanıcının doğrudan sömürüldüğü anlamına gelmez. Yazara göre Facebook kullanıcısı empatik işçidir. Kullanıcılar Facebook’ta zamanlarını harcarlarken resim yükleyip yorum yaparak, konuşarak, eğlenerek üzüntülü anlarını ve yalnızlıklarını, yaşamlarının özel anlarını arkadaşlarıyla paylaşırlar. Yani Facebook, kullanıcıların yaşamlarının duygusal yönlerini yakalar ve bunu kâr için kullanır.
Ancak platformun dijital emekçisi olan bu kullanıcılar, diğer yandan empatiktir çünkü ağın kendisi kullanıcılarına yeni his ve duyguları deneyimleme olanağı sağlar. Bu görüş, kullanıcıyı yalnızca ürettiği veriyle sosyal ağlara artı değer sağlayan bir işçi olarak tanımlamaz. Ayrıca kullanıcı, Facebook’un sağladığı ortamda kendi benlik sunumu üzerine düşünerek toplumsal ilişkileri yeniden sahneleyen bir icracıdır. Sonuç olarak empatik işçi, ürettiği veriyle sistemi bir yandan beslerken diğer yandan gündelik pratiklerini sosyal ağa taşıyarak bu ağın kullanımını dönüştürür.

Facebook’un gelişimini hatırlatır şekilde yapay zekâ destekli sohbet robotları da kullanıcıların verilerini toplayarak onların duygusal yönlerini yakalar. Bizim örneğimizde mühendis ve onun yardım isteyen arkadaşı bir araya gelebilmek adına çaba sarf ediyor ancak gündelik hayatın ve ilişkilerin karmaşıklığı nedeniyle bunu başaramıyordu. Sohbet robotuyla ilişkide böyle bir duygusal yük yok. Fakat bahsi geçen karmaşıklık, eğer sorunlar çözüme kavuşturulursa, eskisinden daha güçlü bağların inşa edilmesine olanak tanıyabilir. İnsan ilişkileri biraz da bu değil midir? Önce çatışma, ardından öncesine göre daha da kuvvetlenmiş bağlar. Peki her işi yapay zekâya yaptırmak bu bağ kurma pratiğini zedeler mi? Yanıt sandığımızdan biraz daha çetrefilli gibi görünüyor.
ChatGPT4o, “Cevaplarını verirken kullanıcı verilerini kullanıyor musun?” sorusuna, “Hayır, cevaplarımı verirken kullanıcı verilerini kullanmıyorum. Sorularınıza en doğru ve kapsamlı yanıtları verebilmek için eğitim verilerimden ve genel bilgi birikimimden yararlanıyorum. Eğer kişisel bir bilgi veya belirli bir bağlam sağlarsanız, bu bilgileri sadece o anki konuşmada daha iyi yanıt vermek için kullanırım. Verilerinizi kaydetmem veya üçüncü taraflarla paylaşmam söz konusu değil.” şeklinde karşılık verse de bu konu tartışmalı.
Yeni bağlar kurmak adına gündelik hayatın kurucu sistemlerinden olan armağan ekonomisi ve yardım isteme pratikleri ChatGPT’nin de dediği gibi eğer “dengeli bir yaklaşım” benimsenirse yapay zekâ tarafından tehdit edilmez. Aksine, kullanıcıların yapay zekâyı bir asistan olarak kullanıp bilme biçimlerine yeni yöntemler ekledikleri henüz denenmemiş kullanımlar yaratabilir.
Yapay zekâ teknolojilerini gündelik hayata karşı bir tehdit olarak gören tekno kötümser bakış açısı yerine bu araçlara empatiyle bakan, ancak veri işçisi olduğunun farkında bir yaklaşım yerinde olacaktır. Öte yandan gündelik ilişkilerin karmaşıklığından kaçarak sığındığımız sohbet robotu dostlarımız, yakın ilişkilerimizin angarya gibi gözüken dolambaçlı yapısından kurtulmak için fırsatlar sunar. Ama belki de bu dolambaçlı patikalar bizleri bir araya getiren ve yapay olandan ayıran insani özelliklerin ta kendisidir.










