Gazetecilik uzun süredir Türkiye’deki en tartışmalı mesleklerden biri. Ama tartışmalar çoğunlukla ya birkaç büyük şehirdeki gazetecinin ya da çok okunan kimi köşe yazarlarının şahsı etrafında gerçekleşiyor.

7 Soru 7 Cevap #podcast serisi ekseriyetle büyük şehirlere ve ulusal medya eksenine sıkışmış gazetecilik tartışmasını, gazetecilik pratiğinin şevk ve tutkuyla sürdüğü yerel medya alanına taşıyor.

Bu seride, basılı gazetelerin ilk sayfalarında kendine yer bulamayan, adli bir haber olmadıkça televizyonlardaki ana haber bültenlerine giremeyen illerin medya kuruluşlarında çalışan yerel ve bölgesel gazetecilerle hem kendi deneyimlerini hem de günümüzdeki gazeteciliğe ilişkin düşüncelerini konuştuk.

Gazeteci Perihan Kaya’nın hazırladığı bu seri yedi soru etrafında Türkiye’nin unutulmuş şehirlerindeki gözden kaçmaması gereken hikâyelerin peşinde koşan gazetecilere ses vermeyi amaçlıyor.

Bu bölümde konuğumuz Siirt’te faaliyet gösteren Ne Haber Ajansı’nın yayın yönetmeni gazeteci Yusuf Eren.

Umarız siz de dinlemekten bizim kadar keyif alırsınız.

İyi dinlemeler!

Yorum ve önerilerinizi iletisim@newslabturkey.org adresine bekliyoruz.

Transkript

Perihan Kaya: 7 Soru 7 Cevap programından merhabalar! NewsLabTurkey olarak yerel gazetecilerle mesleki sohbetler etmek için yola çıktık.

Bugün Siirt’ten gazeteci arkadaşımız Yusuf Eren ile beraberiz.

Yusuf Eren, 25 Ağustos 1994 yılında Siirt’in Pervari ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Siirt’te tamamladı. 2007 yılından bu yana çeşitli yerel ve ulusal kuruluşlarda gazetecilik faaliyetlerini yürüttü. Şu an memleketi Siirt’te gazetecilik ve dijital medya alanında çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Genel yayın yönetmenliğini yaptığı, merkezi Siirt’te bulunan Ne Haber Ajansı’nda yaklaşık 15 yıllık gazetecilik deneyimiyle mesleğini devam ettirmeye çalışıyor.

Yusuf, hoş geldin programımıza. 

Yusuf Eren: Hoşbulduk, merhabalar, nasılsınız?

Perihan Kaya: Teşekkürler, seni sormalı.

Yusuf Eren: Çok teşekkür ederim, sağolun, kolaylıklar diliyorum.

Perihan Kaya: Yeni medya teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte gazetecilik tanımının sınırları aşındı. Bizim için bir gazetecilik tanımı yapar mısın?

Yusuf Eren: Elbette, şöyle ki, bizler dijitalleşmeyle beraber geleneksel medyadan koptuk. Artık çağın gerektirdiklerini gazeteciliğe uyarlamak zorunda kaldık. Bunu şöyle tanımlayabiliriz: Eskiden biz haberi verirdik, kitle okurdu, okuyucu sadece mesajı alırdı. Şimdiyse interaktif bir gazetecilik mevcut. Artık yeni medyada gazetecilik, alıcının da aynı zamanda verici olabileceği bir konuma geçti. Yani karşılıklı haber alışverişinin olabileceği imkânlar gelişti. Bir nevi gazetecilik yerelde veya bölgede yapılmaz hale geldi çünkü küreselleşme ve internet çağı gazeteciliği farklı bir boyuta taşıdı. Ben böyle düşünüyorum. Artık yeni medya okuyucunun da işin içine girdiği bir medya haline geldi.

Perihan Kaya: Gazeteci olduğunuz için pişmanlık duyduğunuz, meslek değiştirmek istediğiniz veya zorunda kaldığınız bir an oldu mu?

Yusuf Eren: Aslında hiç olmadı. Çünkü çocukluğumdan beri istediğim ve yaptığım bir işti. Çekirdekten hep gazetecilik üzerine çalışmıştım. Bazen düşündüğüm oldu mu? Belki; ama başka herhangi bir iş yapabileceğimi düşünmüyorum. Kendime başka bir meslek konduramadım diyelim, öyle oldu. Hiç düşünmedim.

Perihan Kaya: Bölgenizin özellikle Siirt’te, çok dilli, çok kültürlü yapısının yapılan yerel haberlerde yansıtılabildiğini düşünüyor musunuz?

Yusuf Eren: Bizim bulunduğumuz şehir kozmopolitik bir yapıya sahip. Kürtlerin, Arapların, Türklerin, hatta farklı etnik kökenlere sahip insanların bulunduğu bir şehir. Böyle bir merkez. Bu nedenle buradaki kitlenin bir şekilde haber alma ihtiyacını karşılamak gerektiği için, mesleğimiz gereği benzer, farklı kültürleri yansıtacak haberlere sıkça yer vermeye çalışıyoruz. Bunu da ağırlıklı olarak yapıyoruz diyebilirim.

Perihan Kaya: Teknolojik imkânlarınız bakımından ne değişseydi gazetecilik süreçleri daha iyi olurdu?

Yusuf Eren: Buna iki farklı cevap verilebilir. Gazetecilik için genel anlamda teknolojik imkânlar değişseydi ben şöyle bir şey isterdim. Bilmiyorum, belki sorunuza tam karşılık olmayabilir ama. Bir haberin doğruluğunu teyit edebilmek çok önemli bizim için. Çünkü o bahsettiğimiz yeni medyayla beraber çok fazla spekülatif haberler meydana gelebiliyor, kamuoyunda çok farklı etkiler yaratabiliyor. Bu nedenle haberlerin doğruluğunu ölçüp, tartabileceğimiz bir şey olsaydı (belki çok ütopik bir şey ama) gazetecilikte çağ atlatırdı. Ama bizim açımızdan konuşacak olursam, dijitalleşmeyle ses ve görüntü çok önemli hale geldi. Sesin ve görüntünün kolaylıkla alınabildiği ve kitlelere ulaştırılabildiği imkânların gelişmesi bizi çok rahatlatırdı.

Perihan Kaya: Bu imkânlara sahip değil misiniz?

Yusuf Eren: Yani daha geniş imkânlar gerekebiliyor. Çünkü şu anda şöyle bir durum var. Sesi ayrı, ışığı ayrı, görüntüyü ayrı almamız gerekiyor. Gelişen teknolojik imkânlara ayak uydurmakta da zorlanıyoruz. Çünkü buna bir de sermaye gerekiyor. Her gün daha iyi kamera alabilmek söz konusu değil. Görüntünün de önemini bildiğimiz için sesi ve görüntüyü aynı anda iyi kalitede alabilecek bir teknolojik imkâna sahip olmak isterdik. Şu anda bu anlamda biraz zorlanıyoruz. Özellikle yerel medyada çalışanlar çağa ayak uyduramamış, eski tip kameralar, makineler kullanmak zorunda kalıyor. Çünkü maddi imkânlar elveremeyebiliyor.

Perihan Kaya: Yerel ya da bölgesel bir yayında çalışan bir gazetecinin insan hakları, demokrasi gibi açılardan ulusal basında çalışan biri kadar etki yaratabileceğini düşünüyor musun?

Yusuf Eren: Doğrusu pek düşünmüyorum. Çünkü yerel ve bölgesel çapta çalışan gazeteciler bulundukları merkezlerde haber yapma durumundalar. Hitap ettikleri kitle bir ulusal basında çalışanın kitlesi kadar değil ne yazık ki. O yüzden burada çok fazla ulusal basında çalışan biri kadar ses duyurabilmek mümkün olamayabiliyor.

Perihan Kaya: Yerel ya da bölgesel yayınlarda neyi değiştirmek isterdiniz?

Yusuf Eren: Bu biraz farklı bir soru ama, öncelikle ben Siirt’te çalışıyorum ve burada gördüğüm, bazı haber kuruluşlarının maalesef maddi kaygılar nedeniyle temkinli davranıyorlar. Gazetecilik mesleğini tam anlamıyla yerine getirdiklerini düşünmüyorum; belli baskılar altında kalabiliyorlar. Veya ekonomik kaygılar onlara bazı haberleri yapılmaması gerektiğini düşündürtebiliyor ki, bu çok tehlikeli bir şey. Gazeteciliği her geçen gün daha da geriye götürüyor. Hele ki günümüzde bu işin daha da farklı boyutlara taşındığını göz önünde bulundurursak yerel ve bölgesel gazetecilerin ekonomik özgürlüğe kavuşması lazım ki bu iş ileriye gidebilsin. Çünkü burada şartlar daha ağır ve zor. Bu nedenle yerel ve bölgesel basında önemli olan bana göre ekonomik özgürlüğe sahip olabilmek.

Perihan Kaya: Bir yerel gazetecinin bir günü nasıl geçer? Sabah hangi gazeteleri, hangi haberleri takip eder? Sen gününü nasıl planlıyorsun?

Yusuf Eren: Aslında yerelde olmamız nedeniyle yoğun geçebiliyor; bazen de durgun olabiliyor ama çoğunlukla biraz erken başlamak zorundayız. Çünkü zaman durmuyor, bu meslek dinamik bir meslek, zaman kavramı yok. Bu nedenle günlük rutin bir planlama bazen olmayabiliyor. Her sabah biz ofisimize geldiğimizde ekibimizle beraber bir program oluşturuyoruz, o gün neler yapacağımızı belirliyoruz. Gündem toplantımızı yaptıktan sonra etrafı taramak zorunda kalıyoruz. Meslektaşlarımız o gün neler yapmışlar, neleri ön plana çıkarmışlar gibi bazı konuları gözden geçiriyoruz. Ardından güne başlıyoruz. Ama yoğun tempolu olabiliyor ve yetişmek de bazen yerelde zor olabiliyor. Çünkü kısıtlı imkânlar. Bulunduğumuz bölge özellikle Güney Doğu Bölgesi ve Siirt, haber noktasında değil ama ulaşım noktasında kısıtlı. Engebeli yollar haberde uzun zamanımızı kaybettirebiliyor. Bir köye habere gittiğimiz zaman bütün günümüzü ayırmamız gerekebiliyor. Bu bizim için yıpratıcı oluyor haliyle. Bir gün nasıl geçiyor diyorsanız: Hiç durmadan geçiyor.

Perihan Kaya: Sürekli çalışıyorsunuz:)

Yusuf Eren: Maalesef:) Biz durduğumuzda hayat durmuyor. O yüzden bizim o akışı takip etmemiz gerekiyor.

Yusuf Eren: Ben öncelikle çok teşekkür ederim. Bu nazik davetiniz için çok mutlu oldum. Yerel basında ses duyurabilmeniz, bizler gibi gazetecileri konuk alıp sorular soruyor olmanız, durumumuzu topluma gösterebilmeniz açısından teşekkürü bir borç biliyorum sizlere. Çok mutlu oldum yayınınıza katıldığım için, çok teşekkür ediyorum.

Perihan Kaya: Ben teşekkür ederim bizlerle birlikte olduğunuz, fikirlerinizi paylaştığınız için.

Perihan Kaya: Evet sevgili dinleyiciler bugün de gazeteci arkadaşımız Yusuf Eren Siirt’ten bizlerle birlikteydi. Farklı şehirlerden yerel gazetecilerle konuştuğumuz 7 Soru 7 Cevap’ın bu bölümünün sonuna geldik. Farklı şehir ve ekollerden gazetecileri dinlemeye devam edeceğiz. Soru ve yorumlarınızı NewsLabTurkey sosyal ağ hesapları üzerinden bizlere iletebilirsiniz. Dinlediğiniz için teşekkür ederiz.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir