Bölüm başkanlığını da yaptığım Gazetecilik bölümünün yeni öğrencilerinden Ayşe Uçar’ın 10 Ekim 2024 tarihinde X (Twitter) hesabından yaptığı, “Vatan Emniyet’e götürülmek üzere ekip gönderilmiş” paylaşımı sonrası olayı anlamaya çalıştım. Ayşe Uçar, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı. Akşam açılan bir Space odasında, Mersin KYK Kız Yurdu’nda gerçekleşen bir protesto eylemine ilişkin paylaşımından dolayı, sansür yasası olarak adlandırdığımız, TCK 217/A’dan ifadesinin alındığını ifade etti.
Mersin Valiliği’nin açıklaması: “Asılsız haber yaptığı ve yaydığı tespit edilen sosyal medya hesapları hakkında gerekli yasal işlemler yapılmaktadır”
Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, 10 Ekim’de bir basın açıklaması yaparak olayla ilgili ayrıntıları aktardı. Valinin açıklamasına göre, 9 Ekim’de akşam saatlerinde Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) ait Müfide İlhan Kız Öğrenci Yurdu’na gidiş güzergâhı üzerinde iki kız öğrencinin, yoldan geçen bir araçta bulunan iki erkek tarafından “taciz” edildiği iddiasıyla 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bir ihbar yapılmış. Valilik açıklamasındaki şu ifade dikkat çekici: “Öğrencilerle bire bir yapılan görüşmelerde, sosyal medya mecralarında iddia edildiği gibi herhangi bir mağduriyet veya şikâyet konusu bildirilmemiştir. Sosyal medya paylaşımlarından etkilenerek yurdun dışında toplanan öğrencilerimiz, iddiaların asılsız olduğunun anlaşılması üzerine kaldıkları yurtlarına dönmüştür.”
Valilik açıklamasında ayrıca, sosyal medya hesaplarından yayılan, Mersin KYK Kız Yurdu’nda “Bir kız öğrencinin zorla araca bindirilip cinsel saldırıya uğradığı” yönündeki iddiaların asılsız olduğu ve Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi kapsamında “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçlamasıyla bu paylaşımları yapan hesaplarla ilgili Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından inceleme başlatıldığı da ifade edildi.
İçişleri Bakanlığı’nın X hesabından da olaya ilişkin bir paylaşım yapıldı. Bu paylaşımda, “EGM Siber Daire Başkanlığımız tarafından Mersin KYK Kız Yurdunda bir kız öğrencinin zorla araca bindirilip cinsel saldırıya uğradığı yönünde sosyal medya paylaşımları yapıldığı tespit edilmiştir” ifadeleri kullanılmıştı. Anlaşıldığı kadarıyla İçişleri Bakanlığı, sosyal medya platformlarını gözetleyen bir ekip oluşturmuş durumda. Suç çeteleriyle mücadele siber alanda da sürmeli tabii, ancak suç çeteleri yerine gazeteciler takip ediliyorsa durum vahim!
Olayı ilk duyuran, Solcu Gazete isimli hesap
Aslında bunca açıklamaya, gözaltına, tartışmaya neden olan olay, Solcu Gazete isimli X hesabından “Son Dakika” uyarısıyla gece saat 00.17’de öğrenci protestolarını gösteren bir video yayımlanmasıyla başlıyor. Tecavüz iddiası da ilk olarak bu paylaşımda ifade ediliyor.
Ardından başka hesaplarla birlikte Ayşe Uçar da aynı videoyu alıp yayımlıyor ve iddiaları tekrarlıyor. Olan budur.
Valilik açıklamasında ima edildiği gibi, kız öğrencilerin sosyal medya paylaşımlarından etkilenerek yurdun dışında toplanması söz konusu değildir. Paylaşımlar, öğrencilerin kız yurdu önünde toplanıp protestoya başlamalarından sonra yapılmıştır. Nitekim Mersin’in 11 Ekim tarihli yerel gazetelerinde olayların nasıl başladığı detaylı aktarılıyor.


Sansür (dezenformasyon) yasası devrede!
Daha önce yazdığım bir yazıda, dezenformasyonu önleme iddiasıyla Türk Ceza Kanunu’na eklenen “217/A Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu”nun dezenformasyonu önlemekten çok gazetecilere yönelik bir sansür girişimi olduğunu örnekleriyle anlatmıştım. Bu maddenin Mersin’deki bir olayda yeniden gündeme gelmesini beklemiyordum açıkçası. Çünkü yayımlanan video gerçek bir olayı gösteriyor. Valilik açıklamasına göre, tacize uğrayan öğrencilerin 112’yi aramaları da gerçek. Haberde sorunlu olan tek husus, bir öğrencinin zorla araca bindirilip tecavüz edildiği iddiası. Benim özellikle yerel Akdeniz gazetesi haberinin spotundan anladığım kadarıyla, bu tecavüz iddiası öğrenciler arasında yayılan bir söylentiye dayanıyor. Ayrıca, Muhammet Halıcıoğlu isimli bir gazetecinin paylaşımında da öğrencilerin bir çağrı mesajına yer veriliyor.
Peki gazetecilerin bu iddiayı paylaşması doğru mudur? Bence etik açıdan, kanıtlanmamış bir iddianın bu şekilde paylaşılması doğru değil. Bu yanlışı düzeltmenin en kolay ve en hızlı yolu, iddiayı yazan hesapları uyarmak ve yanlışı düzelttirmek olmalıydı. Bunun yerine, soruşturma açmak ve gazetecileri tedirgin etmek doğru değil. Üstelik, iddiaları içeren paylaşımlar hâlâ düzeltilmemiş durumda. Maksat nedir o hâlde?
Medya elbette görevini yapacak
Taciz, tecavüz ve cinayet vakalarının giderek arttığı günümüzde medyanın “alarm zili” işlevini görmesini ve yaşanan vakaları duyurmasını elbette bekleyeceğiz. Medya duyurma ve ışık tutma görevini yapacak ki toplum hem haberdar olsun hem de sorunların çözümü için baskı gücü oluştursun.
İşimize geldiğinde “medya neden susuyor” deyip işimize gelmediğinde medyayı susturmaya çalışmak, demokrasinin ruhuna aykırı. Ancak, medya duyurma ve ışık tutma görevini yaparken sorumlu da davranmak zorunda. Halkın doğru bilgilenmesini sağlamak için mümkün olduğunca teyitli haberler paylaşması, teyit edemediği bilgileri yaymak için acele etmemesi de gerekiyor.
Bu olaydan çıkarmamız gereken ders budur bence!
NOT: Bu yazı yayına hazırlandığı sırada protesto videosunu ve tecavüz iddiasını ilk paylaşan Solcu Gazete’nin X hesabının erişime engellendiğini öğrendim. Doğru olmadığı anlaşılan bir iddiayı düzelttirmek veya sadece ilgili içeriğe erişim engeli getirmek varken hesabın kendisine erişim engeli getirmek basın özgürlüğü anlayışıyla bağdaşmaz.










