Çevre, ekoloji ve iklim haberciliği bir noktada kesişiyor

Getting your Trinity Audio player ready...

Çevre, ekoloji, doğa ve iklim kavramları özellikle son yıllarda daha önce hiç olmadığı kadar gündemde. Her ne kadar çoğu zaman birbirleri yerine kullanılsalar ve oldukça kesişimsel olsalar da bu kavramlar arasında farklılıklar bulunuyor.

“Sabah uyandığımızda perdeyi henüz açmadan havanın nasıl olacağına dair beklentimize iklim deriz” diye özetliyor Prof. Dr. Levent Kurnaz kelimenin anlamını. Sözlüklere baktığımızda da hava olaylarındaki patern olarak tanımlandığını görüyoruz.

Çevre ise “insanların ve diğer canlıların hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları ortam” olarak tanımlanıyor. Ancak doğanın aksine insanı merkeze alan “insan ve çevresi” bakış açısı nedeniyle kullanımı tercih edilmeyebiliyor.

Öte yandan doğa kendiliğinden var olan ve insan etkinliğinin dışında kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren canlı ve cansız nesnelerden oluşan varlığın tümü olarak tanımlanıyor. Ekoloji kavramını ise çevrebilim ve doğa bilimi olarak özetlemek mümkün.

Medyaya yansımalarına baktığımızda çevre veya ekoloji haberlerinin kökeninin oldukça eskiye gittiği söylenebilir. Çünkü insanlar olarak doğayla ilişkimiz ve ilişkilenme biçimimiz her zaman bir merak konusu.
İklim haberciliği ise son on yıllarda lügatimize giriyor. Her ne kadar ekoloji haberciliği iklim haberciliğini kapsayan daha geniş bir çerçeve sunsa da iklim konusunun kendi başına bir uzmanlık ihtiyacı gerektirmesi böyle bir ayrıma gidilmesinin sebebi olarak görülebilir.

Biz de bu alanlarda habercilik yapan farklı isimlerle çevre, ekoloji ve iklim haberciliğinin temellerini konuşmak, gözlemlerini ve hikâyelerini dinlemek istedik. Evrensel Gazetesi’nden Özer Akdemir, Gezegen24’ten Tansu Pişkin ve İklim Gazetesi’nden Merve Kara Kaşka ile konuştuk.

Özer Akdemir (Kaynak: Kişisel Arşiv)

Gazeteciliğe 1998 yılında başlayan Özer Akdemir ile başlayalım. Akdemir Evrensel Gazetesi’nin İzmir Temsilciliği’ni yapıyor. Uzun yıllardır da çevre ve ekoloji haberciliğine ağırlık veriyor. Bu alana ilgisi “Bergama Köylü Hareketi”nin altın madeni mücadelesinde en dirençli olduğu tarihlere denk geliyormuş. Sonrasında ise hem siyasi iklimin değişmesi hem de çevre talanına karşı verilen mücadeleler çevre haberciliğini ana uğraşı hâline getirmiş. Neredeyse 22 yıldır bu alanda olduğundan “kıdemli çevre habercisiyim” diyor kendisine.

“Ekolojik sorunlar yeterince haberleştirilmiyor”

Gazetecilik mesleğine başlayacak gençlere uzmanlık alanı olarak çevre haberciliğini öneren Akdemir, çevre habercilerinin “habersiz” kalma gibi bir sorunları olmadığını söylüyor. Hatta tam tersine haberleri yetiştirememek, yeterince zaman ayıramamak gibi dertleri olduğunu ekliyor. Bu anlamda geleceğin en çok çalışan muhabirlerinin çevre gazetecileri olacağını düşünen Akdemir bu durumun bir gazeteci olarak şanslı hissetmenize yol açarken bir yurttaş, okur ve aydın olarak da üzgün hissetmenize neden olduğunu belirtiyor.

Alana yönelik ciddi risklerin bulunduğunu da belirten Akdemir, gerçek anlamda gazetecilik yapabilmek için siyasi iktidarın basın üzerindeki baskısı ve siyaset dayatmasından kurtulmak gerektiğini söylüyor.

Haberlerle kurulan duygusal bağ

Bir çevre gazetecisinin en zorlandığı konulardan birisi de haberlerle kurduğu duygusal yakınlık diyor Akdemir: “Gazeteci de zamanla kan ve ölü görmeye alışmış bir doktor serinkanlılığı ile yapmaya başlar mesleğini. En sıcak olayların, çatışmaların, hareketin ‘o an’ını, gerçekliğini yakalamanın başka yolu yoktur çünkü. Onlarca metre yükseklikte bir kalasın üzerinde çalışan inşaat işçisi ya da yerin derinliklerinde bilinmezliğe kazma sallayan madenci gibi işine yoğunlaşmalıdır. Aksi tutum, bazen işin, haberin atlanmasını bazen de yaşamla bağın kopmasını bile getirebilir.”

“İklim/ekoloji gazeteciliğinde de iki taraf var: yaygın medya ve alternatif medya”

Gezegen24 platformunun yazarlarından Tansu Pişkin, Türkiye’de iklim/ekoloji gazeteciliğinin sorunları olarak sayabileceğimiz birçok şeyin haber merkezi kaynaklı olduğunu belirtiyor.

“Yani çalıştığımız kurumun olayı nasıl ele almak istediğini bildiğimizde bize o haberi nereden göreceğimizle ilgili çok da bir seçenek kalmıyor. Bir kere bütün alanlarda olduğu gibi iklim/ekoloji gazeteciliğinde de iki taraf var: yaygın medya ve alternatif medya. Yaygın medyanın iklim/ekoloji haberciliğinden anladığı iktidarı sorgulatacak bir afet durumunda iklim krizini devreye sokmak. Alternatif medyanın anladığı ise tam tersi; iklim kriziyle bağı olan bir olayı dahi iktidarın hatalarını devreye sokarak iklim/ekoloji haberciliği yapmak. Kastamonu’da 2021’de meydana gelen seller bu özetin en net örneği. Alternatif medya dediğimiz kurumların birçoğu bu seli ‘HES kapağının patlaması sonucu oluştuğu’ bilgisiyle görürken, yaygın medya iklim krizini selin bahanesi yaptı. Konya’da tarımı neredeyse imkânsız hâle getiren obrukların oluşması da sadece iklim kriziyle açıkladıkları bir meseleydi. Oysa her iki olayda da iklim krizi ve iktidarın payı vardı.”

“En büyük engel içerik yetiştirme kaygısı”

Pişkin, haber merkezlerindeki içerik yetiştirme kaygısının ve birden çok işi üstlenmenin uzmanlaşmanın en büyük engellerinden biri olduğunu söylüyor.

“İklim krizi çok derin bir konu. Nitekim ekoloji de. Her ikisi için de ciddi araştırmalara ve dolayısıyla zamana ihtiyacı var gazetecinin. Bu nedenle haber merkezlerindeki ‘içerik yetiştirme’ kaygısı ve çoğu zaman birden çok işi üstlenmek zorunda kalmak muhabir ve editörler olarak konuda uzmanlaşmamızın ve nitelikli haber hazırlamamızın önündeki diğer büyük engellerden biri diyebilirim. Bütün bu nedenler bir araya geldiğinde Türkiye özelinde sağlıklı, verimli, çözüm odaklı ve öğretici bir iklim/ekoloji haberciliği yapıldığını söylemek çok mümkün değil.”

Düzenlenen atölyelerin alana katkısı

Gezegen24 platformu bünyesinde iklim/ekoloji haberciliği alanında atölyeler düzenlediklerini belirten Tansu Pişkin, bütün bu sorunlara işaret eden, alandaki eksikleri, hataları vurgulayan, habere nasıl ulaşılacağını, terminolojinin önemini ve nasıl kullanılması gerektiğini, soru sorma tekniklerini, görsel kullanımını anlatan bir iklim ve ekoloji haberciliği atölyesi düzenlediklerini aktarıyor.

“Atölyeyi veren kişiler olarak bizler bilim insanı ya da analist değiliz, dolayısıyla önceliğimiz iklim/ekoloji haberi nasıl yazılır, nelere dikkat edilir kısımlarını katılımcılara göstermek. Bu nedenle konuşmaları mümkün mertebe kısa tutup pratiğin kalıcılığına güvenerek uygulamalar üzerinden gitmeyi tercih ettik. Katılanların da bu durumdan keyif aldığını ve bir haftalık süreçte dahi metinlerini daha olumlu bir yönde değiştirdiklerini gözlemledik. Ortaya çıkan fikirler bizim için de ufuk açıcı olduğundan karşılıklı bir eğitim süreciydi demek daha doğru. Türkiye medyasının ağır koşulları ne kadar güçlü olsa da atölyede gördüğüm iklim/ekoloji haberciliği alanında müthiş istekli, öğrenmeye açık, araştırmacı, kalemi kuvvetli muhabir ve editörlerin hâlâ var olduğu.”

“İklim, ekoloji, çevre; kavramların ortak yönü var”

İklim Gazetesi’nin kurucusu Merve Kara Kaşka da, çevre, ekoloji ve iklim kavramlarının haber bazında farklılıklarına değindi. Kaşka, “Çevre, ekoloji ve iklim birbirlerinin yerine kullanılan kavramlar. Genel kanaatim çevre gazeteciliği Türkiye’de çok daha eskiye dayanıyor, uzun yıllardır çevre odaklı hak savunuculuğu yapılıyor. İklim ise son yıllarda gündemde olan bir konu, bununla beraber pandemiyle birlikte dünya çapında iklim yayınları kuruldu. İklim Gazetesi de bunlardan biri. Şahsi düşüncem iklim gazeteciliğinin çevre ve ekolojiden bir adım önde gittiği yönünde. Ortak yönleri çok var, birbirlerinin yerine kullanılmaları anlaşılabilir bir durum. Kök sebeplerine bakıldığı zaman hepsinin ortak bir yönü var. Sonuç olarak global,” diyor.

“Yaşam ve doğa için doğru bilgiyi kolaylaştırmalıyız”

Konuya değinmişken İklim Gazetesini’nin kuruluşundan da bahseden Kaşka, “Kendi işimi yapmak ve öncelikli bir konuya yer vermek istedim. Günümüz acil sorununa odaklanma, etki alanını genişletmek için harekete geçtik. Böylece İklim Gazetesi Mart 2021’de yayın hayatına başladı. Yaşam ve doğa için doğru bilgiyi kolaylaştırmalıyız. Bu konuda savunuculuk yapan insanların görünürlüğünü artırmak gibi amaçlarımız var. Odak noktamız çok net; iklim krizi, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik,” diye aktarıyor. Londra’da yaşayan Kaşka, İngiltere kamuoyunda en çok takip edilen konuların başında ise iklim ve çevrenin geldiğini özellikle vurguluyor.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir