İçeriğe atla

Keşfet

#keşfet · sesli bülten 18 Eylül 2026
Keşfet — 18 Eylül 2026
0:00 / 3:41

ARŞIV: 14 EYLÜL 2026 · Güncel bültene dön →

Google'ın reklam teknolojisi davası sona ererken antitröst savaşı yapay zekaya kayıyor

Digiday · Kaynağa git →

Google, reklam teknolojisi alanındaki antitröst davalarında şirketin parçalanmasını önlemeyi başardı, ancak düzenleyicilerin dikkati artık yapay zeka reklamları ve bağlı TV (CTV) alanına kayıyor. Uzun süredir devam eden bu hukuki süreç sona yaklaşırken, rekabet otoriteleri yeni hedeflere yöneliyor. Yapay zeka destekli reklamcılık ve internet üzerinden televizyon yayıncılığı, bir sonraki büyük antitröst mücadelesinin merkezine oturuyor. Bu durum, teknoloji devlerinin pazar hakimiyetine yönelik denetimin evrildiğini gösteriyor.

Google uzun yıllardır dünya genelinde çeşitli antitröst soruşturmalarıyla karşı karşıya kaldı. Reklam teknolojisi ekosistemindeki hakimiyeti, düzenleyicilerin en çok üzerinde durduğu konulardan biriydi. Şirketin şu ana kadar bölünmekten kaçınmayı başarması önemli bir sonuç olsa da, bu durum baskının sona erdiği anlamına gelmiyor. Yapay zekanın hızla reklamcılığa entegre olması, yeni rekabet endişeleri doğuruyor.

Düzenleyicilerin bir sonraki adımlarının yapay zeka reklamları ve CTV üzerine yoğunlaşması bekleniyor. Bu alanlar hızla büyüyor ve büyük teknoloji şirketlerinin pazar gücünü daha da pekiştirebilir. Reklamcılar ve yayıncılar açısından, bu düzenleyici mücadelenin sonucu gelecekteki iş modellerini doğrudan etkileyecek. Sektör, hangi uygulamaların mercek altına alınacağını dikkatle izliyor.

Googleantitröstreklam teknolojisiyapay zekaCTVrekabet hukuku

Jack Thorne: Bazı senaristler yapay zekayı 'hile yapmak' için kullanıyor

The Guardian · Kaynağa git →

İngiltere'nin en başarılı senaristlerinden Jack Thorne, meslektaşlarının bir kısmının senaryo üretmek için yapay zekayı "hile yapmak" amacıyla kullandığı uyarısında bulundu. Netflix'in başarılı dizisi Adolescence'ın ortak yazarı ve Harry Potter ve Lanetli Çocuk oyununun yazarı olan Thorne, teknolojinin gizlice kullanılmasını yasaklayacak düzenlemeler çağrısı yaptı. Ünlü senarist, hükümetin bu konudaki hareketsizliğini de sert bir dille eleştirdi. Bu açıklamalar, yaratıcı sektörlerde yapay zeka tartışmalarının giderek kızıştığını gösteriyor.

Yapay zekanın yaratıcı işlerde kullanımı, senaristlerden yazarlara kadar birçok meslek grubunu endişelendiriyor. Özellikle içeriğin kaynağının şeffaf olmaması, meslek etiği açısından ciddi sorular doğuruyor. Thorne'un çağrısı, telif hakları ve yaratıcı emeğin korunması konusundaki daha geniş bir mücadelenin parçası. Sektörde yapay zeka kullanımının şeffaflığa kavuşturulması yönünde artan bir talep var.

Thorne, gizli yapay zeka kullanımını yasaklayacak yasaların gerekliliğini vurgulayarak politika yapıcılara sesleniyor. Böyle bir düzenleme, senaristlerin haklarını korurken içerik üretiminde dürüstlüğü de garanti altına alabilir. Yaratıcı endüstriler, yapay zekanın yıkıcı etkisiyle nasıl başa çıkacağını henüz netleştiremedi. Önümüzdeki dönemde bu tartışmanın yasal düzenlemelere dönüşüp dönüşmeyeceği merak konusu.

Jack Thorneyapay zekasenaristliktelif hakkıyaratıcı endüstriİngiltere

Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan 'Woman Unknown'a gitti, Gazze belgeseli NAZA ödül aldı

The Guardian · Kaynağa git →

May el-Toukhy'nin yönettiği 'Woman Unknown' filmi, Venedik Film Festivali'nde en prestijli ödül olan Altın Aslan'ı kazandı. El-Toukhy, bu ödülü kazanan sekizinci kadın yönetmen olarak tarihe geçti. Törende ayrıca İsrail'in Gazze'deki öldürme olaylarını belgeleyen ve Guardian'ın da yapımında yer aldığı NAZA belgeseli jüri özel ödülünü aldı. Lee Chang-dong'un 'Possible Love' filmi de festivalden ödülle döndü. Bu sonuçlar, festivalin cesur ve tartışmalı tercihlerini yansıtıyor.

Venedik Film Festivali, dünya sinemasının en önemli platformlarından biri olarak sanatsal ve politik açıdan güçlü filmleri öne çıkarmasıyla tanınıyor. Bu yılki ödül töreni, hem kadın yönetmenlerin sinemadaki yükselişini hem de güncel siyasi meselelere sinemanın verdiği yanıtı gözler önüne serdi. Gazze belgeseli NAZA'nın ödül alması, festivalin toplumsal duyarlılığını ortaya koydu. El-Toukhy'nin başarısı, sinemada cinsiyet eşitliği açısından da anlamlı bir dönüm noktası.

Altın Aslan'ı kazanan filmlerin genellikle uluslararası dağıtımda ve ödül sezonunda öne çıkması bekleniyor. NAZA gibi belgesellerin ödüllendirilmesi, gazetecilik ile sinema arasındaki işbirliğinin gücünü de gösteriyor. Guardian'ın yapımda yer alması, medya kuruluşlarının belgesel alanındaki artan rolüne işaret ediyor. Bu ödüller, hem sanatsal hem de politik yankı uyandırmaya devam edecek.

Venedik Film FestivaliAltın AslanMay el-ToukhyGazzebelgeselsinema

Tucker Carlson bir zamanlar nefret ettiği 9/11 komplo teorilerini artık milyonlara yayıyor

Poynter · Kaynağa git →

Bir zamanlar 9/11 komplo teorilerinden nefret ettiğini açıkça söyleyen Tucker Carlson, bugün bu teorileri milyonlarca kişiye yayıyor. 2008 yılında eski ABD Temsilcisi Ron Paul için düzenlenen bir mitingde sunuculuk yapan Carlson, hükümetin saldırılara verdiği yanıtı sorgulayan bir konuşmacıya tepki göstermişti. Aradan geçen yıllarda medya figürünün tutumu tamamen değişti ve artık aynı teorileri güçlü bir platformdan yeniden dolaşıma sokuyor. Bu dönüşüm, dezenformasyonun ana akım medyada nasıl normalleştiğinin çarpıcı bir örneği.

Haber, 11 Eylül saldırılarının 25. yıl dönümü sırasında gündeme geldi ve komplo teorilerinin yeniden yükselişini gözler önüne serdi. Bir zamanlar bu tür iddialara karşı çıkan kamuoyu figürlerinin tutum değiştirmesi, bilgi ekosistemindeki bozulmaya işaret ediyor. Carlson'un geniş takipçi kitlesi, bu teorilerin hızla yayılmasına zemin hazırlıyor. Doğrulama gazeteciliği açısından bu durum ciddi bir sınav niteliğinde.

Komplo teorilerinin nüfuzlu isimler tarafından yayılması, kamuoyu güveni ve tarihsel gerçeklerin korunması açısından tehlike oluşturuyor. Gazetecilik kuruluşları, bu tür iddiaların yalanlanması için giderek daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyor. Dezenformasyonun ana akımlaşması, demokratik tartışma ortamını da zedeliyor. Önümüzdeki dönemde bu eğilimin nasıl ele alınacağı, medya güvenilirliği açısından belirleyici olacak.

Tucker Carlson11 Eylülkomplo teorisidezenformasyonmedyadoğrulama

2026'da gazetecilikteki işten çıkarmalar: McClatchy, Channel 4 ve CNBC'den son gelişmeler

Press Gazette · Kaynağa git →

Press Gazette, 2026 yılı boyunca gazetecilik sektöründe yaşanan işten çıkarmaları düzenli olarak takip ediyor. McClatchy, Channel 4, CNBC ve USA Today Company gibi büyük medya kuruluşları küçülmeye giden isimler arasında yer alıyor. Yayın, bu kesintileri anlık olarak güncelleyerek sektördeki istihdam kaybının boyutunu gözler önüne seriyor. Her yeni işten çıkarma dalgası, gazeteciliğin ekonomik olarak ne kadar kırılgan bir zeminde durduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Medya sektöründeki işten çıkarmalar yeni bir olgu değil, ancak son yıllarda ivmesi giderek artıyor. Dijital reklam gelirlerinin büyük teknoloji şirketlerine kayması, abone sayılarındaki dalgalanmalar ve yapay zekânın içerik üretimindeki yükselişi bu tabloyu derinleştiriyor. Geleneksel haber kuruluşları hem geliri hem de okuyucu ilgisini korumakta zorlanıyor. Press Gazette'in tuttuğu bu liste, kriz döneminin sürdüğünü kanıtlıyor.

Bu kesintilerin sektöre etkisi hem çalışanlar hem de haber kalitesi açısından ciddi. Deneyimli gazetecilerin işten çıkarılması, kurumsal hafızanın ve araştırmacı gazetecilik kapasitesinin zayıflaması anlamına geliyor. Küçülen redaksiyonlar daha az haber üretebilir, bu da kamuoyunun bilgiye erişimini sınırlıyor. Önümüzdeki dönemde medya kuruluşlarının ayakta kalmak için yeni gelir modelleri ve yapay zekâ destekli iş akışlarına yönelmesi bekleniyor.

gazetecilikişten çıkarmalarmedya sektörüMcClatchyCNBCChannel 4

Gürcistan'da gazeteciliği kurtarma mücadelesi

Columbia Journalism Review · Kaynağa git →

Gürcistan'da bağımsız medya kuruluşları, otoriterleşen bir hükümete karşı birlik olarak ayakta kalma mücadelesi veriyor. ZEG Tbilisi, Sinatle, Chai Khana gibi bağımsız yayın organları basın özgürlüğünün baskı altına alındığı bir dönemde birbirlerine destek oluyor. Columbia Journalism Review'ün aktardığına göre, bu dayanışma otoriter yönetimin gazeteciliği susturma girişimlerine karşı önemli bir direnç noktası oluşturuyor. "Işıklar sönmemeli" sloganı bu mücadelenin sembolü haline geldi.

Gürcistan son yıllarda demokratik kurumları zayıflatan yasal düzenlemelerle gündeme geliyor. Özellikle yabancı finansmanlı medya ve sivil toplum kuruluşlarını hedef alan "yabancı ajan" benzeri yasalar, bağımsız gazeteciliğin faaliyet alanını daraltıyor. Bu baskı ortamında gazeteciler hem hukuki hem de ekonomik tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Bağımsız yayınlar bu koşullarda birbirlerinin haberlerini paylaşarak ve kaynaklarını birleştirerek varlıklarını sürdürmeye çalışıyor.

Gürcistan örneği, otoriterleşen rejimlerde medyanın nasıl bir direnç mekanizması geliştirebileceğini gösteriyor. Kuruluşlar arasındaki iş birliği, tek başına ayakta kalması zor olan küçük yayınlara nefes aldırıyor. Bu tür dayanışma modelleri, dünya genelinde basın özgürlüğünün tehdit altında olduğu ülkeler için örnek teşkil edebilir. Uluslararası basın örgütlerinin de bu mücadeleye daha fazla destek vermesi bekleniyor.

Gürcistanbasın özgürlüğübağımsız medyaotoriterlikgazetecilik dayanışması

Redaksiyonunuza yapay zekâyı gerçekten fayda sağlayacak şekilde entegre etmenin dört adımı

Journalism.co.uk · Kaynağa git →

Eski BBC News Labs çalışanı Joe Whitwell, redaksiyonlara yapay zekâyı gazeteciliği gerçekten iyileştirecek şekilde entegre etmenin dört adımını anlatıyor. Whitwell, yıllarca gazetecilerin yapay zekâyı sadece "balon" olarak görüp reddettiğine tanık oldu. Ona göre redaksiyonu ileri taşıyan şey şüphecilik değil, hayal gücü. Bu yaklaşım, teknolojiyi bir tehdit olarak değil, bir fırsat olarak konumlandırıyor.

Yapay zekânın haber üretimine girmesi son yılların en tartışmalı konularından biri haline geldi. Bazı redaksiyonlar üretken yapay zekâyla iddialı yeni projeler hayata geçirirken, bazıları hatalı kullanımlar yüzünden itibar kaybı yaşadı. Gazeteciler genellikle bu teknolojiye mesafeli yaklaşıyor, çünkü doğruluk ve etik konusunda ciddi endişeler taşıyorlar. Whitwell'in önerisi, bu direnci aşarak teknolojiyi kontrollü ve yaratıcı bir şekilde kullanmaya odaklanıyor.

Bu tür rehberlik, redaksiyonların yapay zekâ çağına uyum sağlaması açısından kritik öneme sahip. Doğru entegre edildiğinde yapay zekâ, rutin işleri otomatikleştirerek gazetecilere araştırmacı çalışmalar için daha fazla zaman kazandırabilir. Ancak şeffaflık ve editoryal denetim olmadan yapılan kullanımlar güven kaybına yol açabilir. Önümüzdeki dönemde başarılı redaksiyonların yapay zekâyı gazeteciliğin temel değerlerini koruyarak benimseyenler olacağı öngörülüyor.

yapay zekâredaksiyongazetecilikJoe WhitwellBBC News Labsteknoloji entegrasyonu

Financial Times izleyiciyi stratejisinin merkezine nasıl koyuyor

One Man and His Blog · Kaynağa git →

Financial Times, iş stratejisinin merkezine izleyici odaklı bir yaklaşımı yerleştiriyor. Gazete, okuyucu davranışlarını ve ilgi alanlarını temel alarak içerik ve gelir modellerini şekillendiriyor. Aynı zamanda yapay zekâ şirketleriyle olan karmaşık ilişkiyi de dikkatli bir şekilde yönetmeye çalışıyor. Bu strateji, kaliteli gazeteciliği sürdürülebilir bir iş modeliyle buluşturma çabasının bir parçası.

Medya kuruluşları artık sadece haber üretmekle kalmıyor, okuyucularıyla derin ve kalıcı ilişkiler kurmaya odaklanıyor. Financial Times, abonelik gelirlerine dayalı sağlam bir model geliştirmiş öncü yayınlardan biri olarak biliniyor. Yapay zekâ şirketlerinin haber içeriklerini eğitim verisi olarak kullanması ise sektörde büyük tartışmalara yol açıyor. FT bu konuda hem içeriğini koruma hem de yeni gelir fırsatlarını değerlendirme dengesini kurmaya çalışıyor.

İzleyiciyi merkeze alan bu yaklaşım, diğer medya kuruluşları için de bir yol haritası niteliği taşıyor. Okuyucu verilerinin doğru analiz edilmesi, hangi içeriklerin değer yarattığını ve gelirin nereden geleceğini belirlemeye yardımcı oluyor. Yapay zekâ şirketleriyle kurulan ilişkiler ise gelecekte telif ve lisanslama modellerinin nasıl şekilleneceğini belirleyecek. FT'nin bu stratejisi, kaliteli gazeteciliğin dijital çağda hâlâ kârlı olabileceğini kanıtlamaya çalışıyor.

Financial Timesizleyici stratejisiyapay zekâabonelik modelidijital medya

Redaksiyonunuz için kamuya açık bir yapay zekâ politikası oluşturmak

Source (OpenNews) · Kaynağa git →

Emma Gometz, redaksiyonların kamuya açık bir yapay zekâ politikası oluşturmasının önemini ele alıyor. Üretken yapay zekânın patlaması, bazı redaksiyonlarda iddialı projelere kapı açarken bazılarının itibarına zarar verdi. Araştırmalar, izleyicilerin haber kuruluşlarının yapay zekâ kullandığına zaten inandığını gösteriyor; bu kullanım gerçek olsun ya da olmasın. Bu nedenle şeffaf bir politika oluşturmak güvenin korunması açısından hayati önem taşıyor.

Yapay zekânın gazetecilikteki hızlı yükselişi, kurumların bu teknolojiyi nasıl kullandığını açıklama konusunda baskı yaratıyor. Okuyucular haberin nasıl üretildiğini, hangi aşamalarda yapay zekânın devreye girdiğini bilmek istiyor. Şeffaflık eksikliği, zaten kırılgan olan medya güvenini daha da zayıflatabilir. Gometz'in makalesi, redaksiyonların bu politikaları nasıl hazırlayacağına dair somut yol göstererek The Open Notebook ile birlikte yayımlandı.

Kamuya açık yapay zekâ politikaları, medya kuruluşlarının hesap verebilirliğini artırma potansiyeli taşıyor. Açık kurallar, hem gazetecilere hem de okuyuculara neyin kabul edilebilir olduğunu net biçimde gösteriyor. Bu yaklaşım, yapay zekânın yanlış kullanımından kaynaklanabilecek itibar krizlerini önlemeye yardımcı olabilir. Önümüzdeki dönemde daha fazla redaksiyonun bu tür şeffaflık politikaları benimsemesi bekleniyor.

yapay zekâ politikasışeffaflıkmedya güveniredaksiyonüretken yapay zekâEmma Gometz

İçerikler Claude AI tarafından özetleniyor · 11 kaynak · 48 saatte bir güncelleme