Haber sitelerinde canlı blog pratikleri

Medya endüstrisi açısından süregelen hikâyelerin nasıl verileceği daima bir tartışma konusu. Günümüzde, yani Google’ın oyunun kurallarını koyduğu yeni düzende, trafik çekebilecek ve reklam gelirlerine katkı sunabilecek şekilde haberi sunmak iyice önemli. Çünkü sektördeki en önemli metriklerin başında sayfada kalma süreleri geliyor. Yani haber sitesi yöneticileri tek bir şeyin peşinde: Okurun dikkati.

Okurun dikkatini çekmek asli mesele hâline gelirken elbette kullanıcı deneyiminin yanı sıra haberin formu ve hangi formda daha etkili aktarılabileceği gibi sorular da öne çıkıyor. Peki Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimiyle başlayan süreçte gazeteler okurların dikkatini üstlerinde tutmak için neler yapıyor? Hatta bu geniş cevaplı soruyu biraz daha spesifik bir odağa indirgeyecek olursak, anbean devam eden gelişmeler haber sitelerine ve uygulamalara nasıl yansıyor?

Bu sorunun yanıtını farklı tür ve formatlar üzerinden vermek mümkün olsa da bu yazı özelinde canlı blog formatına odaklanacağım. Amacım uluslararası ve ulusal örneklerde canlı blog formatının nasıl kullanıldığını anlamaya çalışmak ve karşılaştırmalar yapmak.

The Guardian

The Guardian’ın canlı blog kullanımı farklı katmanlara bölünmüş bir yapı sergiliyor. Ukrayna krizine ilişkin ana başlıkları kırmızı bir bant içerisinde farklı bağlantılar sunarak aktarıyorlar.

The Guardian Live Blog’daki kırmızı bant şeklinde tasarlanmış üst kısım
Ekran Görüntüsü: Guardian.co.uk

Bu elbette görülmemiş, duyulmamış bir teknoloji değil; fakat bu kısımda ilgili başlık ve bilginin en son ne zaman güncellendiğinin yanı sıra, canlı blog dışındaki açıklayıcı içeriklere ve günün ilgi çeken ilgili içeriklerine giden bağlantılar bulunuyor.

The Guardian Live Blog’da üç sütunlu bir yapı tercih ediliyor.
Ekran Görüntüsü: Guardian.co.uk

The Guardian örneğinde sol yan sütunda canlı blog’un açıldığı andan itibaren (her gün canlı blog linki yenilendiğinden sadece o gününkü görünüyor) içeriğe katkı sunan editörlerin isimleri ve son saatlerdeki bazı anahtar gelişmeler içerik listesi şeklinde yer alıyor.

Gövde kısmı olarak adlandırabileceğimiz kısımın tepesinde ilgi çekici olması bağlamında video tercih edilirken (bu çoğu canlı blog pratiğinde görülen bir uygulama) önemli bir seçenek dikkat çekiyor. Show key events only (yalnızca önemli olayları göster) seçeneği canlı blog takibi sırasında editörlerin belirlediği önem hiyerarşisine göre bazı içerikleri filtreleyebileceğiniz bir kullanıcı deneyimi yaratıyor.

The Guardian meşhur destek çağrısını canlı blog sisteminde de es geçmemiş. Ekran Görüntüsü: Guardian.co.uk

Canlı blog’un her bir içeriğinde Facebook ve Twitter’da paylaşma özellikleri aktive olmuş durumda. The Guardian’daki canlı blog sisteminin çok fazla kusuru olmasa da buradaki saat dakika sisteminin Birleşik Krallık saatine göre yapılandırılmış olması bazı kullanıcılar için kafa karıştırıcı olabilir.

Gazete bildiğimiz gibi İngiltere’nin en çok satan gazetesi olmasa da evrensel olarak büyük prestije ve geniş bir abone havuzuna sahip. Sürdürülebilirlik vizyonlarının bir parçası olan destek çağrılarını canlı blog uygulamalarının da içine yedirmişler.

Ekran Görüntüsü: Guardian.co.uk

İsimleri verilen editörlerin katkılarının yanı sıra, alan muhabirlerinin özel işleri de devamını oku seçeneğiyle birlikte zaman zaman özetlenerek canlı blog akışının içine konuluyor. Bu hem site içi trafik sağlamak hem de canlı blog’un site içi diğer içeriklerin ve özel üretimin önüne geçmesini engellemek için güzel bir yöntem.

BBC

Söz konusu canlı blog formatı olduğunda akla gelen haber markalarından biri de elbette BBC. Kurumun canlı blog uygulaması ziyadesiyle güzel bir tasarım sunmasının yanı sıra, multimedya içerik konusundaki zengin kaynakları kullanmada da oldukça başarılı.

Ekran Görüntüsü: BBC.com

BBC’nin tepe yapısı The Guardian’ın kırmızı bandından çok daha farklı. Görseller, anlık trafik ve benzeri bileşenlerle bezenmiş tepe imajı sayfanın görsel yükünü çekerken aşağıda The Guardian’ınkine benzer bir yapıdan bahsetmek mümkün.

Sol sütunda özet şeklinde, bu kez saat mantığı olmaksızın, önemli gelişmeler aktarılırken, orta sütunda da hem editörler tarafından girilen anonim haberler hem de BBC’nin alandaki muhabirleri tarafından imzalı olarak yollanan haber ve yorumlar mevcut. BBC, geniş muhabir ağı sayesinde özgün ve farklı kişilerden alınan içerikler konusunda daha fazla imkâna sahip. Tıpkı The Guardian gibi onlar da Facebook ve Twitter paylaşma özelliklerini aktive etmiş durumdalar. The Guardian’daki sayfa numaraları üzerinden gezinti mantığı ile benzer olarak BBC’de aşağı kaydırarak günlük akışın dibine doğru gezintinizi sürdürebiliyorsunuz. Belirli bir süre sonra burada da sayfa numaraları karşınıza geliyor; ama BBC’nin canlı blog sayfa boyu The Guardian’a göre epey uzun.

BBC’nin The Guardian gibi bir “sürdürülebilirlik” meselesi olmasa da onlar da kendi iç programlarının reklamını yapmaktan geri durmuyorlar. Belirli bir süre aşağı kaydırdığınızda BBC Future gibi alt programların reklamlarına rastlayabiliyorsunuz içerik akışının içinde.

Evrensel

Elbette canlı blog teknolojileri yalnızca uluslararası platformlar tarafından kullanılmıyor. Türkiye’de birçok teknolojik konuda yeni deneyimlerden çekinmeyen gazetelerden biri olan Evrensel de bu teknolojiyi istikrarlı bir biçimde kullanıyor.

Ekran Görüntüsü: Evrensel.net

Evrensel’in formatında yoğun bir multimedya kullanımından bahsetmek güç olsa da içerik yenileme sıklığı yüksek. Üçlü değil ikili bir sütun yapısı tercih edilmiş. Guardian’ın kırmızı tepe bandına benzer bir siyah tepe bandı kullanılıyor, burada da ana başlık ve alt başlık yer alıyor.

Evrensel’in canlı blog’daki her bir gönderisi ayrı ayrı Facebook , WhatsApp ve Twitter üzerinden paylaşılabiliyor. Bazı gönderilerde uluslararası örneklerdeki gibi site içi başka içeriklere de bağlantı verilmiş.

Ortak yanları ne?

Aslında incelediğim bu üç canlı blog uygulamasının ortak yanlarının başında mantıkları geliyor. Örneğin ben, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimini başından bu yana The Guardian’ın canlı blog uygulaması üzerinden izliyorum. Hem telefonda hem masaüstü ya da dizüstü deneyiminde oldukça rahat tüketilebilir, anlaşılır ve geriye doğru hızla gidilebilecek kronolojik bir yapıya sahip. Zaten canlı blog uygulamalarından en büyük beklentimiz de bu.

Türkiye’de canlı blog uygulamasının en sık gördüğümüz örneği aslında canlı maç takip uygulamaları. NTV Spor ve benzeri birçok sitede hâlâ bu tarz canlı blog uygulamalarını izliyoruz. Seçim günleri gibi günler de bu gibi konularda karşımıza güzel örnekler çıkarıyor.

Bu tarz yayınların ortak yanlarının başında kullanıcının kaybolmasını engellemesi, anlık bildirimler, şok haberlerle sarılan okurun kronoloji içerisinde daha sağlam bir şekilde içerik tüketebilmesini ve kanaat edinebilmesini sağlıyor olması geliyor.


WordPress için bazı canlı blog eklentileri

Bilindiği gibi Türkiye’de medya profesyonelleri tarafından en çok kullanılan içerik yönetim sistemlerinden biri de WordPress. Bu CMS dahilinde canlı blog kullanmak isteyenler için üretilmiş bazı eklentiler mevcut. Her ne kadar Elementor gibi uygulamalarla çok daha farklı sayfalar üretmek artık mümkün olsa da bu eklentilerden ikisini anmakta fayda var.

24liveblog: Çok sayıda kurumsal firma ve yayıncıya da hizmet veren bir yazılım tarafından oluşturulan bir eklenti.

Arena.IM: Ücretsiz bir eklenti olmakla birlikte çok sık güncelleme almadığı görülüyor. En son bir yıl önce güncellenmiş.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir