İş Modelleri

Yerel basın ekonomik çıkmazda: Tek finansal kaynak Basın İlan Kurumu

0

Son dönemde kâğıt fiyatlarında yaşanan artışla birlikte gazeteler bir bir kapanıp yayınlarını dijital platformlara devrederken birçok gazeteci de işsiz kalıyor. Türkiye’de basılan yüksek tirajlı gazetelerin yöneticileri ve gazetecilik sendikaları bir araya gelerek kâğıt pahalılığıyla mücadele etmenin yollarını ararken yerel basında durumun nasıl olduğunu düşünmemek mümkün değil.

Kasımın ilk haftasında Gaziantep Üniversitesi’nde yapılan “GAP Yerel Medya Çalıştayı”na katılan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiler Dursun, yerel medyanın sorunlarının öteden beri çok daha ağır olduğunu söylüyor. Yerel medyada ayakta kalmanın koşullarının çok ağır olduğunu belirterek en büyük sorunun gazetecilik finansmanının sağlanması olduğunu ekliyor.

Yerelde gazetecilik finansmanı güçlükle yapılan bir faaliyet ve bu faaliyet bölgenin belirli bir gelir düzeyine sahip insanları tarafından yapılıyor. Yereldeki reklam ve ilan pastasının kendisi de büyük bir pasta değil. Dolayısıyla yerel basın, Basın İlan Kurumu’nun dağıttığı ilan gelirleriyle ayakta kalmaya çalışıyor. Okur kitlesi de yoğun olmadığı için tiraja dayalı bir sürdürülebilirlik imkânı da yok.

“Yerel medya güç ilişkilerini de gözetmek durumunda kalıyor”

Dursun, yerel medyanın habercilik anlayışının ulusal ve ana akım medyadaki kadar güçlü bir biçimde gelişmediğini, bulunduğu bölgenin sosyal hayat haberlerini, gündem havadislerini veren bir gazetecilik türüne dönüştüğünü ifade ediyor. Gelirin bilinen kişiler tarafından sağlanması neticesinde çevre, ekoloji, şehirleşme ya da yaşam alanlarına ilişkin sorunları güçlü bir biçimde dile getirme özgürlüğünün de büyük ölçüde kalmadığını ekliyor. Hâl böyle olunca yerel gazeteciliğin yansıttığı içerikte de ciddi bir kısıtlılık ortaya çıkıyor. Yerel medya güç ilişkilerini de gözetmek durumunda kalıyor. Alanı daralan yerel gazeteler ekonomik kaynağı yerel eşrafın destekleri ve reklamlarından elde ettiği için bu kişilerin ya da yakınlarının içinde oldukları haberler görmezden geliniyor. Yerel medya daha çok cemiyet hayatı haberlerine yöneliyor. Bir de ajanslardan ve ana akım medyadan derlenen içerikleri yayınlamayı tercih ediyor.

“Yerel medyanın gözü dijitalde, ne var ki dijitalden gelir sağlayamıyor”

Kâğıt fiyatlarındaki artış her ne kadar yerel medyayı dijitale yönlendirse ve büyük bir kesim buna istekli olsa da Basın İlan Kurumu’nun yasal düzenlemelerinde dijital gazetecilik yapanlara ilan geliri dağıtma politikasının olmamasından dolayı tam olarak dijitale geçiş yapılamadığını söylüyor Dursun.

Yerel basının büyük bir kısmı hem basılı hem de dijital alanda yayıncılık yapıyor. Basılı yayın yapan kuruluş sayısı ise gittikçe azalıyor. Prof. Dr. Çiler Dursun’a göre dijital yayıncılığın maliyetlerinin daha düşük olması ve gazete bünyesinde çalıştırılacak olan kadroların çok geniş olmayı gerektirmemesi yerel medyayı bu arayışa itiyor.

Çiler Dursun: Yerel gazeteler kâğıt baskısı yapıp, bulundukları il, ilçe, bölgede bu dağıtımı yaparak ayakta kalması gerekiyor ki Basın İlan Kurumu'nun ilanlarından faydalanabilsin. Click To Tweet

Basın İlan Kurumu sadece baskı sayısına göre ilan geliri dağıtımı yapıyor. Bu pastadan pay almak isteyen yerel medya yöneticileri kendilerine göre bir takım çözümler de geliştirmişler. Prof. Dr. Çiler Dursun, “Kâğıt baskısını yapıp, bulundukları il, ilçe, bölgede bu dağıtımı yaparak ayakta kalmaları gerekiyor ki Basın İlan Kurumu’na basılı bir gazetecilik yaparak başvurup yararlanabilsinler. Ama bu ilan payından yararlanabilmek için 500 tirajlık bir baskı gerekiyorsa bu baskıyı yapıp, satamayınca kendi parasıyla alan gazete sahipleri de bulunuyor. Aslında bu sorunu daha da derinleştiriyor. Bu kurumların belli sayıda gazeteci istihdam etmeleri de gerekiyor. Bu rakam son düzenlemeyle 6’ya indirildi. Ama bu gazetecileri fiilen istihdam etmek yerine çok yakınlarından, tanıdıkları kişileri istihdamlı olarak gösterip, daha dar kadrolarla gazeteciliği sürdürmeye çalışıyorlar. Sektörün ekonomik yapısı çok dar olduğu için zaten 6 kişiyi istihdam edecek güçleri de yok. Kendi buldukları çözümleri kendileri dile getiriyorlar. Tabii bunların çözüm olmadığını ve yerel medyanın gücünü gittikçe kaybettiğini de söylemek durumundayız. Hem sayıca azalıyor hem de etki alanlarını yitiriyorlar,” diye belirtiyor.

Çiler Dursun: Annelik, eş olmak gibi toplumsal cinsiyet rolleri kadın gazetecilerin, profesyonel yaşantıları içerisinde büyük bir handikap yaratıyor. Click To Tweet

Yerelde çalışan kadın gazetecilerin durumu da oldukça dikkat çekici. Yerel-ulusal medyada çalışan kadın gazetecilerin çalışma koşulları ve mesleki kimliklenmelerini araştıran Prof. Dr. Çiler Dursun, kadın gazeteciler açısından yerel medyada çalışma koşullarının ulusal medyaya göre çok daha zor olduğunu şöyle ifade ediyor: “Temelde toplumsal cinsiyet rolleri dediğimiz annelik, eş olma rolleriyle karşımıza çıkan pratiklerin gazetecilik yaşantıları içerisinde büyük bir handikap yarattığını gördük. Kadın gazeteciler bunun tam tersini düşünseler de özel yaşam iş yaşantısını etkiliyor. Kadın gazeteciler bu durumu tam tersi olarak ifade ediyorlar. İş yaşamının aile yaşantısını olumsuz etkilediğini düşünüyorlar. Yerelde çalışan kadın gazeteciler, mesai saatlerinin çok farklı olması, iş güvencesi koşullarının çok zayıf olması, çeşitli açılardan haber kaynaklarıyla kurdukları bağlantılarda toplumsal cinsiyet rollerine dayalı daha ikincilleştirilmiş statülerin yarattığı sıkıntıların faaliyet alanlarını daraltmış olması konularıyla mücadele ediyorlar.”

İlginizi çekebilir:  Dijital haber odalarının reklamla fırtınalı ilişkileri

“Yerelde kadın gazeteciler asgari ücretle çalıştırılıyorlar”

Araştırmaya göre yerelde çalışan kadın gazetecilerin örgütlü dayanışmak gibi bir refleksleri de yok. Sorunlarını çözmek için gazetecilik örgütlenmelerini değil, patronlarını çözüm mercii olarak görüyorlar. Çok zor koşullarda ayakta kalıyorlar. Asgari ücretin altında ücretlere çalışıyorlar. Yarısına yakını evlenmemiş ya da evlenip ayrılmış. Bu mesleğin bir ilişkiyi devam ettirmek için oldukça zor olduğunu düşünenler ya da deneyimlemiş olanlar çoğunlukta.

Yerelde çalışan kadın gazeteciler sektörde ayakta kalabilmek için bazı stratejiler geliştiriyorlar. Bunun hemen hemen Türkiye’nin her yerinde aynı olduğunu belirten Prof. Dr. Çiler Dursun, kadın gazetecilerin sağlık, eğitim, kültür gibi rutin haber alanlarında çalışmayı tercih ettiklerini ifade ediyor. Çünkü, aile yaşantısını sürdürmek için siyaset, ekonomi gibi yoğun mesai gerektiren branşları üstlenmek istemiyorlar. Bu alanlara girmeyerek haber yöneticiliği pozisyonlarından da uzaklaşıyorlar.

Ankete katılan kadın gazetecilerin büyük bir çoğunluğu muhabir olarak görev yapmakta. Haber müdürü veya yardımcısı olarak çalışanların oranı çok düşük. Ama daha ilginci kadın gazetecilerin haber yöneticisi olmak istememeleri. Araştırma sonuçlarına göre bunun iki temel nedeni var. Birincisi kadın gazetecilerin kurum içi iş yaşantısında üstten ya da alttan gelen baskıları yönetmek istemiyor olmaları. İkincisiyse toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle işe daha fazla mesai ayırmak istememeleri.

Kadın gazetecilerin kariyerleri ve özel yaşantıları arasında bir tercih yapmak durumunda kaldıklarını ifade eden Prof. Dr. Çiler Dursun, genellikle bu tercihin de özel yaşantıdan yana yapıldığını söylüyor: “Kadın gazetecilerin yarısından çoğu iş başvurusu yaparken ya da iş bulmada toplumsal cinsiyetin etkisiz olduğunu düşünüyor olsa da, işe yerleştikten sonra bu toplumsal cinsiyetin haber müdürü olup olmama konusunda ya da seçtikleri içeriklerde oldukça etkili olduğunu görüyoruz. Fakat bunları kendi seçimleri gibi yaşıyorlar. Bu farkındalığın olmayışı bizi çok ilgilendiriyordu. Kadın gazeteciler çoğu zaman bunların toplumsal cinsiyet rolleriyle bağlantısını görmüyorlar. Toplumsal cinsiyet rolleri sorgulanmadan kabullenildiği için, yaşanan sorunların daha çok gazetecilik sektörünün kendine has özelliklerinden kaynaklandığı yanılgısına kapılabiliyorlar. İkisi arasındaki geçişliliği ve birbirini nasıl belirlediğiyle ilgili çok az sayıda kadın gazetecinin farkındalığı var. Belki bu farkındalığın artırılması gerekiyor. Çünkü ‘gazetecilik alanında erkekler de sorun yaşıyor, biz de yaşıyoruz’ türünden bir bakış açısı aslında kadın gazetecilerin yaşadığı gerçeği büyük bir ölçüde perdeliyor,” diyor.

Zeynepgül Alp
Lise ve üniversite eğitimini radyo ve televizyon yayıncılığı alanında tamamladı. Habercilikle 2001 yılında Tv8 haber merkezinde staj yaparken tanıştı. Ata Tv'de dış haberler prodüktörlüğü, Radyo Başkent'te yayın yönetmenliği, Kanal B'de muhabirlik yaptı. Bu dönemde çeşitli haber programları hazırlayıp, sundu. Madencilerin çalışma koşullarını anlattığı haber serisiyle Çağdaş Gazeteciler Derneği 2011 Yılı Başarı Ödülleri'nde Televizyon Programı dalında ödül aldı. Çeşitli internet sitelerine haber ve makaleler hazırladı. Medyapod'da Pod 360'ı hazırlayıp sunuyor.